6. FRPWORLD HİKAYE YARIşMASI (Eserler)

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

YENİLENME DÃ?NGÃ?SÃ?

Finve'in Hikayesi

“İnsanoğlu düşünebilecek seviyeye geldiğinden beri evrenin başlangıcını araştırıp durmuştur. Bilimin bu konuda öne sürdüğü tüm tezlere rağmen başlangıç sırrına açıklık getirememiş bu yüzden insanlar metafiziğe yönelmişlerdir. Böylece yaratıcı güçler ortaya çıkmış ve evrenin başlangıcı bu yaratıcılara mal edilmiştir. Zamanla bu yaratıcılar da birbirinin devamı olarak kabul edilen üç dinle teke indirgenmiş, evreni sadece tek bir yaratıcının yarattığı kabul edilmiştir. Bu dinlere göre başlangıç beraberinde sonu da getirir. Böylece hep olana ulaşılır.”
Latif İncesöz uzun zamandır yaptığı gibi yine bir kitaba gömülmüş kendi kendine konuşuyordu. Yirmi yıl kadar önce bu kütüphanede işe başlamış, beş yıl önce ise kütüphanenin genel müdürü olmuştu. Kültürlü, çevresindeki herkese karşı saygılı aynı zamanda sevecen kişiliğiyle kütüphane çalışanları ve ziyaretçileri tarafından sevilen biriydi. Ancak bundan üç yıl kadar önce okuduğu bir kitaptan mı etkilendi bilinmez kendisinde beklenmeyen davranışlar sergilemeye başladı. Zamanla durumu daha da kötüleşti. Kendi kendine konuşuyor, kitapların başından kalkmıyor ve kütüphanedeki işlerini aksatıyordu. En sonunda koltuğundan da oldu. Ama kütüphaneye katkılarından dolayı orada kalmasına izin verdiler. Bu bile ona yeterdi zaten. Sürekli belli bir konu üzerinde araştırma yapıyor ama araştırmasıyla ilgili kimseyle konuşmuyordu. Okuduğu kitaplardan yola çıkarak ne hakkında araştırma yaptığını öğrendiler. Evrenin sonu: Kıyamet.
Güneşli bir Perşembe sabahı Latif Bey erkenden kalkıp her zaman ki araştırmasının başına döndü. Az kaldı, diyordu. Bu yüce bilgiye ulaşmama az kaldı.
Çalışma masasının başına oturup eline mayalarla ilgili bir kitap aldı. Biraz okuduktan sonra kitabı bırakıp, her zaman ki gibi farkında olmadan, yüksek sesle düşünmeye başladı.
“şu Mayaları anlamak çok zor. Sırları çözülememiş tapınaklar yaptılar ama bundan daha da önemlisi konuyla ilgilenen herkesi ilgilendiren Maya Takvimi’ni. Yapacak onca şey dururken neden binlerce yıl sonrasının takvimini yapmışlar anlamıyorum. Niye böyle bir şeye gerek duymuşlar ki? Zaten bundan beş yüz yıl önce medeniyetleri yok edilmedi mi? Neden? Neden? Neden? Hiçbir kavim bu kadar ileri bir zamanın takvimini çıkarmaya gerek duymamış.
“Bazı bilim adamlarına göre Mayalara her şey uzaylılar tarafından öğretildi. Bunu unutmamak lazım. Uzaylılar bu takvimi yaptırmış olabilir. Önemli bir nokta daha ki beni de burası ilgilendiriyor. Neden bu takvim 2012 yılında sona eriyor. Yarım kalmış olabilir mi? Niçin yarım bıraksınlar ki? Aklıma bir neden gelmiyor. Sıkılmış olabilirler mi? Bu kadar ayrıntıdan sonra mı? Asla böyle bir şey mümkün olamaz. Acaba bu işin içinde de mi uzaylılar var?
“Tahminlerim ve araştırmalarım bu uzaylıların az sayıda ve kendileri ilgilendirmeyen konulara doğrudan müdahale etmeyen cinsten olduklarını gösteriyor. Belki de yok olmak üzereydiler.
“Uzayda yolculuk yapabildiklerine göre oldukça ileri bir teknolojiye sahip olmalıydılar. Böyle ileri bir medeniyetin neden zaman makinesi de olmasın ki? Bu makinelerle geleceğe giderek ilk önce beyazların geleceğini gördüler. Bu olay onların sırlarını tehlikeye atıyordu. Beyaz insanların acımasızlıklarını görünce akıllarına bir fikir geldi. Geri dönüp ileride onlara beyaz tenli elçiler yollayacaklarını söylediler. Böylece ileriki zamanda beyazlar direnişle karşılaşmadılar ve Maya şehirlerini yakıp yıktılar. Sırları güvencede kaldı. Ellerinde zaman makinesi varken daha ileri de gitmiş olabilirler. Ã?rneğin; 2000’li yıllara. Her şeyi gördüler ve geri dönüp insanlara bir armağan olan Maya Takvimini bıraktılar. Onlarsa ya yok oldular ya da burayı terk ettiler.”
Kendi ürettiği fikirlere kendi bile şaşıran Latif Bey Maya Takvimi teziyle ilgili gerçeği görünce donup kaldı. Bir an düşünemedi, yüzü soldu. Kendine geldiğindeyse aklını yeni bir soru kurcalıyordu.
“Buna göre dünya ya da evren 2012 de yok olacak. Bu kadar kısa sürede böyle önemli bir olayı ne tetikleyebilir ki?
Vücudunu bir bilim adamı bir şey bulduğunda saran o heyecan sardı. Aynı zamanda korkuyordu da. Yeniden düşünmeye başladı. Acaba bu olay ne olabilirdi. Tekrardan yüksek sesle düşünmeye başladı.
“Dini kaynaklar bir melekten söz ediyor. İsrafil denilen bu melek sur denilen düdüğü öttürecek ve yaşayanlar ölecek. Ölü olan ise dirilecek. Belki de olay bundan ibarettir. Peki ya değilse?”
Düşünmeye devam ederken yan odadaki televizyonun açıldığını duydu. Demek kütüphane ziyaretçilere kapanmıştı. Kim bilir kaç saattir düşünüyordu. Ama buna alışıktı. Bu sırada kulağı televizyonda konuşan kadın spikere kaydı. Bilimsel bir olaydan söz ediyordu. Televizyonun başındaki kişi hissetimi bilinmez ama daha iyi duysun diye sesini açtı.
“…yakın zamanda CERN tarafından gerçekleştirilecek olan evrenin başlangıcıyla ilgili bilgi edinmek amacıyla yapılacak deneyden bazı bilim adamları endişe duyduklarını belirtiyorlar. Bu bilim adamlarına göre deney sırasında ortaya çıkacak enerji dünyanın dengesini bozabilir bu yüzden kutuplar yer değiştirebilirler hatta daha kötüsü dünya yok olabilir. Projede çalışan bilim adamları ise buna kesin bir dil….”
İzleyen adamın canı sıkılmış olacak ki ses kesiliyor. Ama geride her şeyi çözen bir beyin bıraktı.
“Tabi ya her şey birbiriyle bağlantılı. Ölü olan dirilecek. Yaşayan ise ölecek. Kutuplar oluşmadan önce o bölgede hayat vardı. Hava soğuyunca doğa öldü. şimdi yeniden dirilecek. Tabi ki yeni kutupların oluştuğu yerler de ise doğ ölecek.
“Uzaylıların zekâsına hayran kaldım doğrusu. Geleceği bize her şekilde anlatıyorlar ancak biz anlamıyoruz. Artık anlamama rağmen son çok yakın ve benim bunu önlemeye gücüm yok. Sona yani 2012 ye geri sayım böylece başladı.”

Büyük Gün
“Evet, sayın seyirciler, şu anda İsviçre deki CERN Merkezinden yayın yapmaktayız. Tüm muhalefetlere rağmen büyük gün geldi. Bu gün Büyük Hadron Ã?arpıştırıcısı çalışacak.”
Haber spikeri rüzgâr nedeniyle yüzüne gelen saçlarını arkadan toplarken yanına gelen bir adam kulağına bir şeyler fısıldayınca heyecanlanan spiker hemen mikrofonu alıp yanına devam etti.
“Evet, sayın seyirciler aldığımız son habere göre deney başladı ve her şey nor…”
O anda meydana gelen ve de ıslığı andıran bir ses dalgası kadının sesinin duyulmasını engelledi.
O sırada arkadaşlarıyla olayı izleyen Latif Bey yerinden fırlayarak ‘İsrafil’in Suru’ diye bağırınca arkadaşları ona yine geldiğini zannettiler. Bu sırada ses kesildi. Her nasılsa kamera sesten etkilenmemişti. Her şeyi görebiliyordular. Kısa bir sessizlikten sonra büyük bir patlamayla ekran sallandı ve kadın spiker yere düştü. Patlamanın ardından görüntü düzeldiğinde deneyin yapıldığı yerden içinde milyarlarca madde varmış gibi gözüken renksiz bir oluşum çıktı ve genişlemeye başladı. Bir süre sonra spiker kadının yanına kadar geldi ve ayağını içine aldı. Kadın korkuyla ayağını geriye çektiğinde yerinde olmadığını gördü. Sanki hiç olmamış gibiydi sanki. Kimsenin duyamadığı bir çığlık atıp bayıldı ve ekrandakiler donmuş bir şekilde izlerken o oluşum ilk önce onu sonra da kamerayı içine aldı ve görüntü kayboldu.
Bu olayın ertesinde tüm dünyaya kaos hakim olmuştu. Kimse bu oluşumu durduramıyor, oluşum yavaş ama düzenli bir şekilde yayılıyordu. Bir ay kadar sonra İsviçre ve Doğu Fransa yoktu. Hollanda ise bu sonla karşılaşmadan buzulların yer değiştirmesiyle eriyen sular tarafından yutulmuştu. Herkes mümkün olduğunca uzağa gitmeye çalışıyordu. Dünyanın önde gelen din adamları bunun kıyamet olduğunu bundan kaçış olmadığını söylediğinde ise herkes kaçmayı bırakıp mabetlere sığındılar. Ã?oğu da oralarda yok oldular. Hiç var olmamışçasına.
Bu sırada herkes camilere sığındığı için boşalan kütüphanede bir tek Latif İncesöz kalmıştı. Olayları tümüyle çözmüş ve bulgularını bir günlüğe yazıyordu. Kendisi dışında kimsenin anlam veremediği bu oluşum kütüphanenin kapısına dayandığında son sayfadaydı.
“Evet. Her şeyin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Zekamızla övünen biz insanlar uzaylıların bize bıraktığı çok basit bir yap bozu çözemeyerek kendi sonumuzu hazırladık. Ama onlarda yanıldılar. Bu sandıkları her şeyin sonu olan kıyamet değildi. Sadece basit bir yenilenme döngüsünden başka bir şey değil. Nasıl ki doğa kendini yeniliyorsa evrende kendini yeniler ve bu çok uzun zaman alır. Ancak biz insanlar sadece bu yenilenmeyi hızlandırdık o kadar.”
Defteri kapattı ve eline okumak için çok sevdiği birkaç kitap alarak kendini bu yeni evrenin içine attı.
2012
Dünyada Bir Yer yahut Dünyadaki Son Yer
Antartika’nın yemyeşil çimenlikleri kendisine yaklaşan ve artık devasa boyutlara ulaşan bu yeni evren tarafından birkaç hafta içinde yutuldu. Büyüdükçe hızlanan evren birkaç bin yıl içinde tüm uzayı yeniledi ve milyarlarca yıl önceki her şey yeniden başladı. Tabi ki sonunu bekleyerek.
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests