İskelet kollarını oynatmaktan vazgeçeli, asırlar oluyordu. Prangalar kol ve ayak bileklerini sıkıca tutuyordu. Zincirler sırtını dayadığı kayayı dolaşıp, duvara saplanmış bir çift metal sürgüden geçiyordu.
İlk geldiğinde, cildi yanmaya başlamıştı. Artık ona da sahip değildi, cehennemde.
Gücünden mahrum kalmıştı. İkiyüz yıl önce, sadece anılarıydı elinde kalan. Ateşlerin yandığı bu derin ıssız çukurda, düşünmekten başka birşey yoktu. Artık etleri de yoktu. Acıyı önemsemiyordu. Nefret tüm ruhunu sarmıştı.
Lavların yaktığı elbiseleri parçalanmış. Onca asırın üzerinde bıraktığı büyü iskeletini korumuştu.
Başını kaldırıp, ateşle dolu bu çukurda izleyebileceği birkaç şeyden birine baktı. Alevküresi sağından fırlayıp, lavlarla erimiş duvarları yaladı.
Dakikada iki kere...
Boş göz çukurları, nefretle doluydu. Sanki nefret burada biçim almıştı.
Kassız vücudunu ayakta tutan tek şey prangalardı. Diz çökmüş halde ayağa kalkmaktan men edilmişti, Teemieri.
Buraya, bu çukura Esten tarafından sonsuza kadar sürgün edilmişti.
Yenilgi
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
Dillerini çıkarmış ona bakıyorlardı.
Ã?nünde geçmesi gereken engellerden biriydiler. Elini salladı, yaratıklar çığlık atmaya çalıştılar. Düşen biçimsiz bedenlerinin üzerine basıp, geçti. Boyutun minik yerleşikleri hemen saldırıya geçtiler. Yırtıyorlardı, uzuvlarını kopardılar sonra kanatlı diğer küçük yaratıklar da yemeğe katıldı.
Pelerinli figür ilerlemeye devam ediyordu. Kaotik renklerle kaplı köprünün kenarında durdu. Bir tarafta cehennemin sonsuz boşlukları diğer taraftaysa, kocaman bir kemer. İlerledi, durmaya hiç niyeti yoktu. Yaratık köprüden aşağı düşerken, koruduğu kapıdan geçti.
Zehirli havayla dolu, çukura uzun zaman sonra ulaşabildi. Yükseltilmiş platformdaki, cansız iskelet prangalardan sarkıyordu. Alevler heryerdeydi. Lav denizi bir platformun bir kenarını ele geçirmişti.
İskelet kafasını kaldırıp konuştu: " Beni öldürmeye mi, geldin? "
Ã?nünde geçmesi gereken engellerden biriydiler. Elini salladı, yaratıklar çığlık atmaya çalıştılar. Düşen biçimsiz bedenlerinin üzerine basıp, geçti. Boyutun minik yerleşikleri hemen saldırıya geçtiler. Yırtıyorlardı, uzuvlarını kopardılar sonra kanatlı diğer küçük yaratıklar da yemeğe katıldı.
Pelerinli figür ilerlemeye devam ediyordu. Kaotik renklerle kaplı köprünün kenarında durdu. Bir tarafta cehennemin sonsuz boşlukları diğer taraftaysa, kocaman bir kemer. İlerledi, durmaya hiç niyeti yoktu. Yaratık köprüden aşağı düşerken, koruduğu kapıdan geçti.
Zehirli havayla dolu, çukura uzun zaman sonra ulaşabildi. Yükseltilmiş platformdaki, cansız iskelet prangalardan sarkıyordu. Alevler heryerdeydi. Lav denizi bir platformun bir kenarını ele geçirmişti.
İskelet kafasını kaldırıp konuştu: " Beni öldürmeye mi, geldin? "
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
Büyü gücü hala yerinde duruyordu, ama kullanamıyordu. Prangalar büyüyü engelleyen bir maddeden yapılmıştı. Geçen asırlarda öğrendiği her tür büyüyü denemişti. Ama hiçbiri başarılı olamıyordu. Küçük bir kasabada kısa zaman ustası olan Eddy'nin, şamatik büyüsünü bile kullanmıştı. şimdi karşısında duruyordu, tek umudu.
" Ölümden de beter, bir durumdasın. "
Kara pelerinli, maskeli adam platformun önünde durdu.
İskelet yaşam sinyali vererek, başını kaldırıp konuştu:
" Neden geldin? "
Maskeli figür çantasından birşey çıkarıp, ağzına attı.
" Esten'in hizmetkarı yardımına ihtiyaç var. "
" Esten beni bu hale getirdi. Onun için yaptıklarımdan sonra, beni terketti. " Dili yoktu, kelimeler ahşaptan çıkıyor gibiydi.
" Uzun zaman geçti, Teemieri. Estenden nefret etmekte haklısın. Juhandirdir' de durum vahim. Senin yardımın için yalvarıyorlar. Kendini ülkenin kralı olduğunu iddia etmeye başladı. Kimse ona karşı çıkamıyor. Kara Konsey arasında fikir
ayrılıkları var. Senin veliathın olduğunu iddia ediyor. Rhuanindeki, kurukafa büyücüsü, kızılelflerin ülkesine saldırdı. Senin zamanındaki kadar güçlü değiller. O günden sonra, birçok kara güç unutuldu. şimdi, eski güçlerinin zayıf kopyaları sadece. "
İskeletin gözleri ateşler saçarak yanmaya başladı.
" Demek hepsi yokedilmemiş. Benden çok önce sürüldün. Seni buraya gönderen Kara Konsey mi? "
Maskeli insan silüetindeki canavar, kılıcını kınıncan yavaşça çekti.
" Evet, onların gücü olmadan sürgünden kurtulamazdım. "
Kılıcını kaldırıp iskeletin önüne kadar yürüdü.
Teemieri: " Pekala, bu budala benim adımı kullandığı güne lanet edicek. Kurtar beni. "
Kılıç prangalara çarptı.
İskeletin bilekleri kurtuldu. Yavaşça ayağa kalktı. Yüzünde gülümseme vardı, sanki. Kullanmadığı tüm gücü oradaydı, asırların biriktirdiği güç.
" Ölümden de beter, bir durumdasın. "
Kara pelerinli, maskeli adam platformun önünde durdu.
İskelet yaşam sinyali vererek, başını kaldırıp konuştu:
" Neden geldin? "
Maskeli figür çantasından birşey çıkarıp, ağzına attı.
" Esten'in hizmetkarı yardımına ihtiyaç var. "
" Esten beni bu hale getirdi. Onun için yaptıklarımdan sonra, beni terketti. " Dili yoktu, kelimeler ahşaptan çıkıyor gibiydi.
" Uzun zaman geçti, Teemieri. Estenden nefret etmekte haklısın. Juhandirdir' de durum vahim. Senin yardımın için yalvarıyorlar. Kendini ülkenin kralı olduğunu iddia etmeye başladı. Kimse ona karşı çıkamıyor. Kara Konsey arasında fikir
ayrılıkları var. Senin veliathın olduğunu iddia ediyor. Rhuanindeki, kurukafa büyücüsü, kızılelflerin ülkesine saldırdı. Senin zamanındaki kadar güçlü değiller. O günden sonra, birçok kara güç unutuldu. şimdi, eski güçlerinin zayıf kopyaları sadece. "
İskeletin gözleri ateşler saçarak yanmaya başladı.
" Demek hepsi yokedilmemiş. Benden çok önce sürüldün. Seni buraya gönderen Kara Konsey mi? "
Maskeli insan silüetindeki canavar, kılıcını kınıncan yavaşça çekti.
" Evet, onların gücü olmadan sürgünden kurtulamazdım. "
Kılıcını kaldırıp iskeletin önüne kadar yürüdü.
Teemieri: " Pekala, bu budala benim adımı kullandığı güne lanet edicek. Kurtar beni. "
Kılıç prangalara çarptı.
İskeletin bilekleri kurtuldu. Yavaşça ayağa kalktı. Yüzünde gülümseme vardı, sanki. Kullanmadığı tüm gücü oradaydı, asırların biriktirdiği güç.
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests