Yabancı Kökenli Sözcüklerin Türkçeleri
Ha, terim olarak tamam, sonuçta bir terim normal bir kelimeden daha farklı anlamlar içerebilir. Ama normal bir konuşmada aynı kelimeyi kullanmak, mantıklı gelimiyor.occultsearcher wrote:Bana geliyor. Zira bizim meslekte sequence'ın karşılığı sekanstır. Birbirini takip eden bir grup sahneden mürekkep film-içi birimdir hatta.
Tabii bu terimsel ve ne yazık ki kullanılıyor. Ama var mı, var. Yani her tür kelimeyi her şekil kullanan insan bulunur bence, olay biraz aranmasında.
Gelelim sana Huor, mersi, neden bilmiyorum, itici geliyor her türlü. Dilliyle ilgili değil tam olarak. Heni ne bileyim, aranıza 'mersi' diyen varsa alınmasın da
Ne haber konusuna gelince, eh katılıyorum. "Ne haber?" cümlesini bir düşün. "Ne haber var?" olsaydı: "İyi" gibi şeyler diyebilirdik. Ama tek başına aynı anlamı yansıtmıyor. Kullanım alanı olarak değil belki ama mantık olarak. Bir de kusuruma bakma, verdiğin örnekte bağlantıyı kuramadım. Emin olduğum tek şey, biri naber diyorsa,' haberler ne' demek değildir bu. Diye düşünüyorum.
Ve Arapça,Farsça veya benzeri dillerden gelen kelimeler bence de dilimizi yozlaştırmıyor, zararsızlar. Tabii benim gözümden kaçmış bir mantık olabilir orada gizli, (örnek: üst paragrafın üçüncü satırı) o yüzden ben de memnun olurum o zararlardan haberdar olmaktan.
..
Last edited by Lugtarias on Wed Jul 02, 2008 5:03 am, edited 1 time in total.
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
..
Last edited by Lugtarias on Wed Jul 02, 2008 5:04 am, edited 1 time in total.
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
-
occultsearcher
- Kullanıcı

- Posts: 368
- Joined: Thu Jun 26, 2003 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
O ne? O ne?AlenthasLeasess wrote:enlarge person
Tutamadım kendimi yaa XD
Hay Allah...
Ama o şekil yazanlara, bir de 1337 sp34k(leet speak) kullananlara ben de uyuz oluyorum. Manasız. Anlaşılmaz görünmeye çalıştıkları ya da anlaşılmaz olmak istedikleriyle alakalı bir teorim var. Ya da komple mallar. Bu sonuncusu daha mümkün olabilir.
Bana çok öyle gelmedi. Zira teee, zamanında, bilhassa Atatürk batılılaşma gibi bir hedef koymuştur milletin önüne... şu an bazı gafiller ve hayinlerin başka şeyler yapmasının onunla bir alakası yok tabii.AlenthasLeasess wrote: Batılılaşma çabası hep avrupaya yaranmanın etkileri diye düşünüyorum ben. Bilmem doğru mu düşünüyorum?
Bana çok öyle gelmiyor. Zira ekonomik ve kültürel olarak daha kuvvetli olmayan bir milletin dilinin, diğer ülke üzerinde kültürel emperyalizm uygulayabileceğinden çok emin değilim. şahsi görüşümdür. Ã?yle olmayabilir. Fakat ben öyle düşünüyorum.SacoKhan wrote: Edmond, eğer uygun olursan sana Arapçanın ve Farsçanın zararlarından bahsedeceğim olur mu? En az Avrupa kadar zararlılar merak etme
O büyüklü küçüklü yazan tiplemelerden ben (onların deyimiyle) T1Sk1N1Y0rUm.
Bence bunun asıl sebebi Millî (ulusal mı demeliyim?) şahsiyetini (yoksa benliğini mi?) unutan gençlik.Yabancı şarkı dinlemeyi, kendi türkülerini unutmak zanneden gençlik.Güzel olan dilin Avrupa dilleri olduğunu zannedden benlik.
Bence bunun asıl sebebi Millî (ulusal mı demeliyim?) şahsiyetini (yoksa benliğini mi?) unutan gençlik.Yabancı şarkı dinlemeyi, kendi türkülerini unutmak zanneden gençlik.Güzel olan dilin Avrupa dilleri olduğunu zannedden benlik.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Ya bu kadar da politikaya girmenin anlamı varmı bilmiyorum. Ben mi milli duygulardan çok uzağım yoksa buradan uzak kaldığım sürede atılan mesjlar üst üste gaz verme ve sonuçta nitro etkisi mi yarttı.
Elbette düktil yerine sünek değilde şekillendirilebilir kullanılmasını tercih ederim. Ancak aslında süneğin sündürmekten geldiğini düşündüğüm için öyle kullanabilirim de. Ancak bir kendini bilmez düktil derse sinirlenirim de.
Benim savunduğum şey bir şeyi türkçe açıklayabiliyorsan Türkçe açıklamalısın. Onun tam karşılığını bulmak değil asıl olan onun anlatmak istediğini olabildiğince geniş bir kesme anlatabilmek. Bunu bu sitede ne kadar uyguluyorum o da tartışılı elbette. Mesela pek çok başlıkta "attack", "Aoo", "Damage", "HD"... gibi aslında yabancı olan kelimeleri kullandım. Ancak bunun sebebi benim tek başıma o kadar etkileyecek bir iradeye sahip olmayışımdı. Gönül isterdiki bu iradeye sahip kişiler sadece bu site değil tüm bu tip sitelerde kullanımın türkçeleşmesi için çalışabilsin. Zaten o sitelerde bilgisii ispat etmiş, "abi" niteliğinde kişilerin kullanması ardından gelenlerinde onlarla aynı dili konuşmak için bu şekilde kullanmalarını sağlardı. Felan falan
Ha bide
Geçende biri düktil demir dedi VATAN ELDEN GİDİYOR!
Not: Bir millietin karaterinin en büyük simgesi dildir. Dilini kaybeden millet simgesini simgesini kaybeden millet karakterini kaybeder. Karakterini kaybeden milletse yeni bir karakter arayışı içerisinde asimile edilir. Ancak daha da ilerisi bir milletin ana iletilşim organıdır dil. Milletin farklı kesimlerinin farklı dil konuşması kopukluğa ve sonunda aslında ilme ve bilme katkısı olabilecek beyinlerin ondan habersiz gözüp gitmelerine sebep olur. Benim asıl korkum 2. olasılıktır.
Elbette düktil yerine sünek değilde şekillendirilebilir kullanılmasını tercih ederim. Ancak aslında süneğin sündürmekten geldiğini düşündüğüm için öyle kullanabilirim de. Ancak bir kendini bilmez düktil derse sinirlenirim de.
Benim savunduğum şey bir şeyi türkçe açıklayabiliyorsan Türkçe açıklamalısın. Onun tam karşılığını bulmak değil asıl olan onun anlatmak istediğini olabildiğince geniş bir kesme anlatabilmek. Bunu bu sitede ne kadar uyguluyorum o da tartışılı elbette. Mesela pek çok başlıkta "attack", "Aoo", "Damage", "HD"... gibi aslında yabancı olan kelimeleri kullandım. Ancak bunun sebebi benim tek başıma o kadar etkileyecek bir iradeye sahip olmayışımdı. Gönül isterdiki bu iradeye sahip kişiler sadece bu site değil tüm bu tip sitelerde kullanımın türkçeleşmesi için çalışabilsin. Zaten o sitelerde bilgisii ispat etmiş, "abi" niteliğinde kişilerin kullanması ardından gelenlerinde onlarla aynı dili konuşmak için bu şekilde kullanmalarını sağlardı. Felan falan
Ha bide
Geçende biri düktil demir dedi VATAN ELDEN GİDİYOR!
Not: Bir millietin karaterinin en büyük simgesi dildir. Dilini kaybeden millet simgesini simgesini kaybeden millet karakterini kaybeder. Karakterini kaybeden milletse yeni bir karakter arayışı içerisinde asimile edilir. Ancak daha da ilerisi bir milletin ana iletilşim organıdır dil. Milletin farklı kesimlerinin farklı dil konuşması kopukluğa ve sonunda aslında ilme ve bilme katkısı olabilecek beyinlerin ondan habersiz gözüp gitmelerine sebep olur. Benim asıl korkum 2. olasılıktır.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
-
Alenthas
- Forum Yöneticisi
- Posts: 2670
- Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
- Location: Innsmouth
- Contact:
Hayır, nedenini söyleyeyim tüm dünya ülkelerinde ne yazıkki durum böyle. Yani durum sadece bizim ülkemizde değil. Buna bakarak insanların böyle yazma çabasının özenmekten değil kafalarının içerisindeki beyinin bir kısmının olmayışıdır (SüngerBob çizgidizisindeki Patrick'i hatırlayalım lütfen).Edmond wrote:Bence bunun asıl sebebi Millî (ulusal mı demeliyim?) şahsiyetini (yoksa benliğini mi?) unutan gençlik.Yabancı şarkı dinlemeyi, kendi türkülerini unutmak zanneden gençlik.Güzel olan dilin Avrupa dilleri olduğunu zannedden benlik.
Hayır, hayır, hayır.Beyin yıkayan kimse var ya da yok!Madem öyle benim beynim diye duruyor.Asıl sorun, ulusal benliğini düşünmeyen kişilerde başlıyor.Eğer onlar düşünselerdi, yalnızca düşünselerdi, günümüzde en çok dinlenen müzik türü (Türkiye'de) Türkü olabilirdi.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
-
occultsearcher
- Kullanıcı

- Posts: 368
- Joined: Thu Jun 26, 2003 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
"Beyin yıkama"ya (özellikle kullanıyorum), herkes aynı tepkiyi vermez. Yani birini etkilemeye çalıştığın zaman, hedef kitlen ne kadar geniş olursa, bir grup kolaylıkla etkilenirken, başka bir grup daha zor etkilenir. Ayrıca kişisel direnç gibi bir olgu da önemlidir. Bir başka unsur da beyin yıkama mesajlarına ne kadar maruz kaldığındır. Vesayire vesayire...Edmond wrote:Hayır, hayır, hayır.Beyin yıkayan kimse var ya da yok!Madem öyle benim beynim diye duruyor.Asıl sorun, ulusal benliğini düşünmeyen kişilerde başlıyor.Eğer onlar düşünselerdi, yalnızca düşünselerdi, günümüzde en çok dinlenen müzik türü (Türkiye'de) Türkü olabilirdi.
Her neyse, belli bir tür müzik sevmek, bir çizim üslubunu diğerinin üstünde tutmak, heykelde belli bir tarzı daha çok sevmek kişisel zevk ve tercihlerle alakalıdır. Ulusal benliğini düşünebilir bir insan, ama Türkü hoşuna gitmeyebilir.
Yani ben gürültülü müzik seviyorum, türkü dinlemek çok tercih ettiğim bir şey değil, Türk Sanat Musikisini ise kaldıramıyorum. Ben bu sebeple vatan hayini miyim örneğin?..
Bu tarz düşünceler içine girmek tehlikelidir. Sonuçta "kendinden" olarak tanımlaman gereken kişileri "yabancılaştırma"ya gider.
Arkadaşlar, dikkatinizi çekiyorum, bu başlık hızla konusundan uzaklaşarak histerik bir hate speech'e (Türkçesini bilen varsa, öğrenmek isterim) doğru kayıyor. Ã?slubumuza dikkat edelim lütfen.
ALENTHASLEASESS diyor ki!
Beterinde beteri var:
Alın birde buradan yakın, geçenlerde okuduğum bir Türk yazarın fantastik kitabında (Göktuğ Canbaba - Ozanın şarkısı) adam saldırı yerine "atak" - hâlâ yerine ise "hala" yazarak beni deliye çevirmiş, kitabı fırlatıp atasım gelmiştir... Zaten sürekli partiye birileri katılıp/çıkıp durmuş ve de sanki frp edasıyla büyü çok basit bir şeymiş gibi gösterilmişti. Nasıl açıklayayım, hop büyü yaptım, hop kendimi koruyucu bir büyü yaptım... Halbuki ne heveslerle almıştım Türk yazar diye .
Sevgili arkadaşım;
İlk önce nereden başlayacağımı bilemiyorum aslında. Yaşının küçük olduğunu düşünüyorum o yüzden çok fazla uzatmayacağım. Aslında forumlara da girmiyorum uzun zamandır, bu yorumunla da tesadüfen nette karşılaştım.
İlk önce şu "atak" sorununla başlayalım.. Atak kelimesi için hangi yazım klavuzuna bakarsan bak orada gerekli anlamı göreceğine inanıyorum. Saldırı yerine atak yazıp duruyorsun ama aslında ikisinin de aynı anlama geldiğinden bile haberdar değilsin. Bu bir tercihtir. Ben atak derim sen saldırıyı kullanırsın. Kişiye göre değişen basit bir kelime seçiminden ibarettir bu sadece.
ve sevgili arkadaşım! Hiç mi editör diye bir şey dumadın acaba?!? Sence ben yazdığım romanı word çıktısı olarak hemen gidip bir yerde bastırıyor muyum? HALA diyorsun sürekli
Unutma ki roman yazıldıktan sonra uzun süre bir değerlendirici kurul tarafından incelemeye tabi tutulur. Basım aşamasında olan hatalardan da beni suçlayacaksan ben bunun altında oldukça garip bir tutum olduğunu düşünmekten başka bir şey yapamıyorum. Düşünüyorum acaba sen çocukken elinden şekerini mi kaptım diye!
İkinci olarak romanı zaten yarıda bıraktığın aşikar. Eğer öyle olmasaydı romanın geçtiği dünyada büyünün ne kadar özel olduğunu ve sadece seçilmiş kişilerin zihinsel güçleriyle yaptıkları bir yetenek olduğunu öğrenebilirdin. Ki çoğu zaman Eryns'in yani büyücü karakterin birçok büyüyü yaparken kendisine zarar verdiğini, büyüyü anlamak için yoğun çabalar verdiğini görebilirdin. Birçok kere ölümden dönen bir karakter olduğunu da söylemek lazım. Büyü, diyarımda yoğun çaba gerektiren ve gerektiğinde ölümle sonuçlanan bir uğraştır. Kitabı nasıl okuduğunu oldukça merak ediyorum doğrusu...
üçüncü olarak, partiye giren birilerinden bahsetmişsin. Hikaye örgüsünde yan karakterler olayın akışını zenginleştirmek, farklı kurgulara ortam hazırlamak ve gerekli konuşmaların asıl olay örgüsüyle bir olması amacıyla konulmaktadır. Eğer biraz daha bilgin olsaydı romanlar ve yazım teknikleri hakkında emin ol yazdığım romandan bu denli rahatsız olmazdın.
Kurguyu "bilgisayar oyunu " diye özetlemişsin. şunu da söylemem gerekir ki 365 sayfa olan roman geçmiş ve gelecek arasında dönüp durmaktadır. Yani kurgu geçmişte olan olaylarla gelecekte olan karmaşık olayların bir bütünü gibidir. Ve şunu da söylemem gerekir ki roman birçok eleştirmen, okur ve yazar tarafından Türkiye'de yazılan çok iyi bir fantezi romanı olarak gösterilmekte ve net üzerinde yapılan yorumlar ve değerlendirmelerde de yüksek bir puan almaktadır. Bunu bana burada söylettirdiğin için de ayrıca sana kızıyorum..
Daha çok söyleyeceğim şey olmasına rağmen burada susmanın en iyi şey olacağını düşünüyorum. Aldığın cevaplar umarım seni tatmin eder çünkü daha fazla burada yazmak istemediğim gibi, sitenin bir parçası olmak niyetinde de değilim..
Arkadaşlar, sevgili okurlar;
İçimizden birinin birçok şeyi feda ederek, neredeyse imkansız gibi görünen Türk Fantezi Edebiyatı'na girmesini, orada bizden bir dünya yaratmasını, hayalindeki karakterleri ülkemiz sınırları içerisinde yaşatmaya çalışmasını öveceğimiz yere neden taşladığımızı anlamış değilim. Romanı sevmemiş olabilirsiniz ama bu asla ama asla ona hakaret etme lüksünü size vermez.
Daha önce romanı okumamış kişileri de göz önünde bulundurarak ne kadar çirkin ve düzeysiz bir yorum yaptığının da umarım farkına varmışsındır.
Sevgilerimle
GÃ?KTUğ CANBABA
Beterinde beteri var:
Alın birde buradan yakın, geçenlerde okuduğum bir Türk yazarın fantastik kitabında (Göktuğ Canbaba - Ozanın şarkısı) adam saldırı yerine "atak" - hâlâ yerine ise "hala" yazarak beni deliye çevirmiş, kitabı fırlatıp atasım gelmiştir... Zaten sürekli partiye birileri katılıp/çıkıp durmuş ve de sanki frp edasıyla büyü çok basit bir şeymiş gibi gösterilmişti. Nasıl açıklayayım, hop büyü yaptım, hop kendimi koruyucu bir büyü yaptım... Halbuki ne heveslerle almıştım Türk yazar diye .
Sevgili arkadaşım;
İlk önce nereden başlayacağımı bilemiyorum aslında. Yaşının küçük olduğunu düşünüyorum o yüzden çok fazla uzatmayacağım. Aslında forumlara da girmiyorum uzun zamandır, bu yorumunla da tesadüfen nette karşılaştım.
İlk önce şu "atak" sorununla başlayalım.. Atak kelimesi için hangi yazım klavuzuna bakarsan bak orada gerekli anlamı göreceğine inanıyorum. Saldırı yerine atak yazıp duruyorsun ama aslında ikisinin de aynı anlama geldiğinden bile haberdar değilsin. Bu bir tercihtir. Ben atak derim sen saldırıyı kullanırsın. Kişiye göre değişen basit bir kelime seçiminden ibarettir bu sadece.
ve sevgili arkadaşım! Hiç mi editör diye bir şey dumadın acaba?!? Sence ben yazdığım romanı word çıktısı olarak hemen gidip bir yerde bastırıyor muyum? HALA diyorsun sürekli
İkinci olarak romanı zaten yarıda bıraktığın aşikar. Eğer öyle olmasaydı romanın geçtiği dünyada büyünün ne kadar özel olduğunu ve sadece seçilmiş kişilerin zihinsel güçleriyle yaptıkları bir yetenek olduğunu öğrenebilirdin. Ki çoğu zaman Eryns'in yani büyücü karakterin birçok büyüyü yaparken kendisine zarar verdiğini, büyüyü anlamak için yoğun çabalar verdiğini görebilirdin. Birçok kere ölümden dönen bir karakter olduğunu da söylemek lazım. Büyü, diyarımda yoğun çaba gerektiren ve gerektiğinde ölümle sonuçlanan bir uğraştır. Kitabı nasıl okuduğunu oldukça merak ediyorum doğrusu...
üçüncü olarak, partiye giren birilerinden bahsetmişsin. Hikaye örgüsünde yan karakterler olayın akışını zenginleştirmek, farklı kurgulara ortam hazırlamak ve gerekli konuşmaların asıl olay örgüsüyle bir olması amacıyla konulmaktadır. Eğer biraz daha bilgin olsaydı romanlar ve yazım teknikleri hakkında emin ol yazdığım romandan bu denli rahatsız olmazdın.
Kurguyu "bilgisayar oyunu " diye özetlemişsin. şunu da söylemem gerekir ki 365 sayfa olan roman geçmiş ve gelecek arasında dönüp durmaktadır. Yani kurgu geçmişte olan olaylarla gelecekte olan karmaşık olayların bir bütünü gibidir. Ve şunu da söylemem gerekir ki roman birçok eleştirmen, okur ve yazar tarafından Türkiye'de yazılan çok iyi bir fantezi romanı olarak gösterilmekte ve net üzerinde yapılan yorumlar ve değerlendirmelerde de yüksek bir puan almaktadır. Bunu bana burada söylettirdiğin için de ayrıca sana kızıyorum..
Daha çok söyleyeceğim şey olmasına rağmen burada susmanın en iyi şey olacağını düşünüyorum. Aldığın cevaplar umarım seni tatmin eder çünkü daha fazla burada yazmak istemediğim gibi, sitenin bir parçası olmak niyetinde de değilim..
Arkadaşlar, sevgili okurlar;
İçimizden birinin birçok şeyi feda ederek, neredeyse imkansız gibi görünen Türk Fantezi Edebiyatı'na girmesini, orada bizden bir dünya yaratmasını, hayalindeki karakterleri ülkemiz sınırları içerisinde yaşatmaya çalışmasını öveceğimiz yere neden taşladığımızı anlamış değilim. Romanı sevmemiş olabilirsiniz ama bu asla ama asla ona hakaret etme lüksünü size vermez.
Daha önce romanı okumamış kişileri de göz önünde bulundurarak ne kadar çirkin ve düzeysiz bir yorum yaptığının da umarım farkına varmışsındır.
Sevgilerimle
GÃ?KTUğ CANBABA
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
