Kardeşliğin Tohumu (Hikaye)

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth
Contact:

Post by Alenthas »

Louis yutkundu "Tabii ki, bence gayet makul bir istek," dedikten sonra Alperen'e bakıp ters bir cevap vermemesini umdu ve derin derin iç çekti.
Image
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Asker Alperen'in cevap vermesini beklemeye gerek duymadı. Tamam o zaman yarın görüşürüz ozanlar dedi ozanlar sözcüğüne hafif vurgu yaparak... Sonra gürültülü adımlarla odadan ve büyük ihtimalle binadan uzaklaştı.

Tahir hafifçe gülümseyerek, e o zaman söleyin bakalım... Hemen yatmak mı istersiniz yoksa biraz sohbet edelim mi dedi. Elleri ayakları bağlı dört yolcuya...

RP DIşI: Arkadaşlar hikayeyi ilerletmekten çekinmeyin Timur'u gördüğünüz yere kadar götürün hatta isterseniz. Beni DM yapmayın gözünüzü seveyim.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Alperen sinirle burnunu tutuyordu.Hırslanmıştı.

İçinden:

Timur'a bunu söyleyeceğim.Görürsün.

diye düşünüyordu.

Tahir, hiç iyi gelmiyordu kulağına.şüphelenmişti ondan.Ekledi:

"Siz konuşakoyun, ben yatayim."
Last edited by Edmond on Tue May 06, 2008 6:10 am, edited 1 time in total.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth
Contact:

Post by Alenthas »

Louis'inde pek konuşacak havası yoktu. Bu haysiyetsizler onları tanımadan etmeden direk hücreye atmışlardı.

"Bende uyuyayım en iyisi," dedi daha çok kendi kendine.

Sabah olmuştu, Tahir denilen adam kapıyı kırarcasına yumruklayarak "Kalkın tembeller!" diye haykırdı.

Herkes kalktığında üç tane pirinç dolu tabağı kapının altından ittirerek önlerine sundu. Fakat pirinçler hiç de iştah açıcı görünmüyordu. Aç olduklarından yemeklerini zorla yedikten sonra Tahir giysileri getirmek için bir süreliğine ortadan kayboldu...
Image
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Alperen hırla yemeği yerken Timur'u hatırlamaya çalışıyordu.

Alperen'in babası diyar diyar dolaşıp ders veren, zeki çocukları saraylara alan bir adamdı.Bir keresinde yine böyle bir gezide Alperen'i de almıştı yanına.

Horasan'a kadar gitmişlerdi.Orada çok fakir bir ailenin oğlunu görmüşlerdi.Timur'du adı.Alperen'in babası onu saraya aldırmıştı.Timur'a din öğretmişti, ilim öğretmişti.Timur o adamı çok sevmişti.

Alperen büyümüş, Timur hükümdar olmuştu.Alperen 2-3 defa elçiliğe gitmiş yanına, muazzam saygı görmüştü Timur'dan.

Fakat Timur'un bilmediği bir şey vardı.

Timur'un yanına doğru ilerliyorlardı.Koridorun ucu görünmüştü.Louis'e baktı.Hafif korkuyordu.Alperen elini omzuna attı Louis'în.

Timur'un karşısına çıktıklarında, Timur'un yüzü bembeyaz olmuştu.Alperen hafif sinirle başını havaya kaldırdığında Timur'da ayağa kalkmıştı.

*Kardeşim, seni böyle mi ağırlayacaktık!Söyleseydin askerlere ben Ã?mer Hoca'nın oğluyum diye.*

Alperen kükrer gibi hafif:

*Hangi askerlere, bana namaz kıldırmayan askerlere mi?*

Parmağıyla o askeri göstererek:

*Bu dinsiz asker, bana namazımı kıldırmadı gardaş!*

Timur öyle bir baktı ki askere neredeyse ağlayacaktı korkudan asker.Ardından Alperen yine Timur'a döndü.

*Evvela buraya möslüm gardaşımla, Krotis gardaşımı getirttir.Yol arkadaşlarımı hapsettiler.*

Timur emir verdi fakat Alperen'in yüzündeki soğukluk hiçbir nedene bağlanamazdı.

Alperen dik durarak:

*Ã?mer Hoca'nı öldürdüler bre kahpe hükümdar.*

Timur ne oluyor diye ayağa kalkmıştı.Muhafızlar mızraklarını Alperen'e doğrultmuşlardı.Alperen gülümsüyordu, oradan sağ çıkabilirdi.

*Kim öldürdü biliğin mi?Osmanlı'yı çökertsin diye gönderdiğin Ermeni'ler, babamı astılar, anamın etlerini köpeklere dağıttılar, yârimi önümde okladılar, biliğin mi?*

Timur titreyerek otururken -hafif de ağlayarak- Krotis ve Hasan gelmişti.Neler olduğunu anlamaya çalışıyorlardı, Alperen sırıtıyordu sebepsiz yere, Louis'in yüzü bembeyazdı, Timur'un da öyle.Alperen devam etti:

*Bıre Timur, sen ne diye böyle kahpelik yaptın, babamı, anamı, canımı aldın benden!Seni buraya getiren adamı astırdın.*

Timur inanılmaz titriyordu.

*Sebebini söyleyem mi!İşte bu askerlerine evvela dine saygıyı öğret.İslam'a saygıyı öğret.*

Yorulmuştu.Kendisine uzanan mızrakları çekmesi için Timur'a baktı.Timur anlayarak mızrakları çektirdi.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

RP DIşI: Arkadaşlar daha iyi olur diye hikayeyi biraz ileri alıyorum... Böylece buluşmuş da oluruz.

RP: Erzurum kalesinin içinde büyüleyici şehre bakan küçücük bir pencerenin olduğu etkileyici bir salonda yemek yiyiyorlardı.

Timur bu defa yanına hiç asker almamıştı. Alperen'in tanıdığı adamın oğlunun kendisine zarar vermeyeceğini biliyordu. Ona zarar verecek birisini içeri almayacağını da...

Hasan önce rahatlıkla fark edilir bir nefretle bakmıştı Timur'a... Kimbilir belki içinden onu öldürmek de geçti ancak zaman geçtikçe belki de Timur'un nasıl biri olduğuna duyduğu merak daha baskın çıktı. Ona daha önce görmediği bir şeye bakan çocuğun bakışı ile izlemeye başladı. Belki de içinde bir yerlerde öfke baskın olsa da...

Timur da belli ki bir süre boyunca yaptığı konuşmayı düşünmüştü. Hocasının ölümü onu etkilemişti kuşkusuz ama o ihtiraslarının peşinden yürümüş bir adamdı hayatı boyunca ve şimdi Osmanlı'yı yok etmeyi bu kadar isterken bundan vazgeçmeyecekti.

Ã?atal ve bıçak seslerinin yarattığı sessizliği mahçup bir sesle bozdu.

Mecburdum dedi... Ben bir hükümdarım Alperen.... Bir din adamı değilim. Ve Osmanlı'yı yenmek için buna şehirleri yağmalamaya mecburdum. Biliyorsun... Amacımı biliyorsun... Aslında tüm Müslüman devletleri tek bir devlet altında birleştirmek istiyordum... Ama hiçbiri beni dinlemedi.

Ve şimdi... Hala önümde bu adam var Beyazıt... Bütün Avrupa ordularını Niğbolu'da yenen adam.

Ve ne ilginçtir bu adam kör... Gücünün ve bu gücü nasıl kullanacağını bile bilmeyen bir adam...

O batının ordularını ben de doğununkileri yendim... Ne ilginç değil mi?
Diğerine göre daha kısa olan bacağına vurup devam etti. Dünya bir kör ile bir topala kaldı...

Yendiiniz devletlerin bir bölümü belki yok oldu ama halklarin hicbiri yok olmadi efendim dedi Krotis. Ve gercek bir savasta sizlere meydan okuyacak pek cok yer de var daha... Ama siz birbirinizle uğrasiyorsunuz....

Bir Ruma göre ilginç konuşuyorsun dedi Timur Krotis'e Osmanlı yerine Trabzon'a mı saldırmamızı tercih ederdin.

Krotis gülümsedi. Belli ki Timur nereli olduğunu öğrenmişti. Elbette tercih etmem efendim. Ancak ben dediim icin bunu yapmayacainizi biliyorum zaten. Sizin icin tek hedef Dünya'nin en güclü ya da sizden sonra en güclü hükümdarini yenmek bu da sizce Beyazit zaten....

Zeki bir adamsın dedi Timur Krotis'e Doğrusu çoook zeki bir adamsın... Yemeğinden bir parça daha yedi...

Sonra Alperen'e döndü. Çok farklı arkadaşlar edinmişsin Alperen... Ama ikimiz de değiştik değil mi? Son karşılaştığımızdan beri... Hala eskisi gibi konuşabilir miyiz? Yoksa artık hiç konuşamayacak kadar uzaklaştık mı birbirimizden...

RP DIşI: Luis kardeş sen de benim gibi yap... Alperen'le konuşuyor olsa da fırsat bulduğunda atla muabbete... : ) ) ) )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

RP DIşI:

Beyler dilediğiniz zaman konuşmayı bölün, ancak bunu uygun şekilde yapın :D Yani Krotis'in yaptığı gibi :)

RP:

Alperen Timur'un sözlerini dinledi.Ardından ekleme gereği duymuş gibi bir şekilde bakarak:

*Hayır, ben hiçbir zaman değişmedim, sen de öyle.Bunun böyle sonuçları olacağını bilseydin yapmazdın.Fakat iş içten geçti be Ede.*

Timur başını öne eğdi hafifçe.

Alperen devam etti:

*Her zaman eskisi gibi olabiliriz, ne zaman sen savaşı kuralınca yaparsan.*

Timur sırıtarak:

*Baban ne derdi unuttun mu?Sav...*

Alperen de sırıtarak sözünü böldü onun:

*Savaşın iyisi kötüsü olmaz.Fakat babam "İslam için öldürmek de mübahtır, ölmek de" dediydi de.

Timur sırıtarak:

*Evet, zaten ben İslam için savaşıyorum.*

Alperen hafif sinirlenmişti.Yüzündeki gülümsemeden eser kalmamıştı.

*Peki ne diye gariban Möslüm halkı öldürdün.*

Timur susmuştu.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Hasan bir süre kendni tutmaya çalışmıştı besbelli... Sonra başaramadı. Ve hızla kelimeleri birbirinin üstüne yığarak sordu...

Peki o zaman o zaman nasıl karar veriyorsunuz öldüreceğiniz hangi insanı İslam için öldürdüğünüze....

Kendi ailesinin kendi şehrindeki nice insanın İslam için öldürüldüğünden bahsedilmesi ona dayanılmaz gelmişti belli ki...

Krotis de İslam için öldürülmekten çok ekmiş bir halkın çocuğu idi... Ancak daha da beteri onun halkı iki yüzyıl önce batılı haçlılar tarafından Hristiyanlık ya da Katoliklik için de öldürülmüştü Luis'in halkı tarafından da öldürülmüştü. Din için öldürmenin doğal sayıldığ bir çağda yaşasa da bu tür sözlerden nefret ediyordu Krotis.

Ve bu soruyu en güzel Hsan dile getirmişti... İçinden o da sordu kendi kendine Ne zaman ne zaman karar veriliyordu bir cinayetin İslam ya da Hiristiyanlık için yapıldığına...

Timur bir süre sustu. Belki o da düşünüyor ve aynı soruyu soruyordu kendine... Sonra fısıldar gibi cevap verdi... Kararı biz vermeyiz... Kararı Allah verir. Ne zaman ne için savaşacağımıza... Beyazıt'la aramızdaki savaş mesela... Allah bizi öyle yaratmış ki ikimiz de kaçamazdık savaştan istesek bile.. Ve savaşın kuralları bunları da biz koymadık... Bunlar....

Hayır siz koydunuz dedi Krotis. Yani savaşan tüm insanlar... Ve her ne kadarsavaşların çoğunda bu... konulan kurallara uyulsa da... Savaşın bile onurluca yapılabileceğini gösteren komutanlar da oldu...

Haklısın dedi Timur Krotis'e acımasız bir hükümdarım ben... Acımasız bir hükümdar olmayı seçmedim ama öyleyim. Ve bunu değiştirmem...

Eğer isterseniz mümkün olabilirdi. Gerçekten...

Belki dedi Timur belki olabilirdi. Ama olabilirdi. Ve şimdi bunu yapacak ne kararlılığım var ne de gücüm.... Yapabileceğim tek şey kendi içimde yarattığım o acımasız savaşçının izinden yürümek...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Alperen hafifçe başını öne eğerek Hasan'a baktı.

*Timur bey, gereken dersi heç bi zaman almadı babamdan.Eğer gereken dersi alaydı, kimin ne için öldürüleceğeni bilirdi..*

Özüntülü bir ses tonuyla.

*Amma ne Beyazıd ele, ne Osmanlı.*

Cümlesine devam edecekti ki Timur'un ağlamaklı halini farketti.Timur bir şeyleri yanlış yaptığının farkındaydı.Fakat artık dönüşü yoktu bu işin.Bu işten dönerse şimdi, bütün cihan karışıklığa sürüklenirdi.Yoluna devam edecekti, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bile bile hemde.

Alperen başını iki yana sallayarak:

*Ah bre Timur, keşke bilsen, Möslüm heç bi zaman Möslüm'e savaş açamaz.Evvela karşı saldırmadıkça onun saldırmaya hakkı yokdır.Ancak evvela karşı saldırınca saldırabilir.Osmanlı'da kendisine sataşmayan Möslüm'lere dalmiğidi, sen başlattın savaşı.*

Timur haklısın anlamında başını yukarı aşağı salladı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth
Contact:

Post by Alenthas »

Louis kara kara düşünüyordu. İnsanın insanı katletmesini engellemeyi yaşama amacı olarak addetmişti. Ve bu anlamsız savaşı durdurmanın hiç bir yolu gözükmüyordu. Alperen'in bile savaş karşıtı duyguları baskın çıkmış Timur'a karşı geliyordu. "Müslüman ya da hristiyan farketmez. Sonuçta herkes aynı yerden geldi, aynı yere gidecek. Bütün bu kanı, vahşeti tanrı emrettiyse ben o tanrıdan şüphelenirim. Bana göre sen ilerlediğin bu yolda, bu karanlık yolda tanrının arkasına gizlenerek yaptıklarının iyi bir şey olduğunu söyleyip kendini kandırıyorsun. Fakat ne dersem diyeyim fikirlerini değiştiremeyeceğim için sanırım fazla lafı uzakmanın bir anlamı yok..."

Hüzünlüydü, insanlar ölecekti. Durdurabilirdi ama gücü yetmiyordu. Ne kadar da çabuk pes etmişti hele... Ama güçsüzdü işte, başarısızlığı binlerce hayata mal olmuştu. Ve bu sorumluluğa dayanamazdı...
Image
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Evet yok dedi Timur... Kader yollarımızı çizdi. Hepimiz... Belki biz bu yolları değiştirebilirdik... Ama bu yolları değiştirme gücünü de bize Allah verdi ya da bizden esirgedi... Benim yolum belli... Ve artık bu dönülemez bir yol. Tıpkı Beyzaıtın ki gibi..

Gülümsedi. Beyazıt. Eğer şimdi saldırsa beni Erzurumda sıkıştırabilirdi. Arkam dağlara dayanmış şekilde fillerle savaşmak çok zor olacaktı. Ancak o kadar güveniyor ki kendine... Savaşı Anadolu'nun içlerinde yapacak. Fillerimle istediğim manevraları yapabileceğim o boş topraklarda... Gülümsemesi daha da genişledi. Ve ülkesinin onca içine girmemin sonuçlarını bile düşünemiyor.

Sözünü bitirdiğinde ne yapması gerektiğinden bir defa daha emindi.

Aynı durum Hasan için de geçerliydi. Timur'un bir savaştan nasıl bir eğlence gibi söz ettiğini kendini zorlayarak bastırmaya çalıştığı bir titreme ile dinlemişti.

Burada karşısında duran yaşlı adamı öldüremezdi. Üstelik de buna defalarca yemin ettiğinde... Ancak zamanı geldiğinde savaş zamanı geldiğince elinden geldiğince yardım edecekti Osmanlı'ya, ülkesine.

Timur dört yolcuya dönerek konuşmaya devam etti. Eğer isterseniz burada kalabilirsiniz. Acelemiz yok buzlar eridiğinde ve yağmurlar sona erdiğinde yola çıkacağız. ( Yani miladi hsapla mayıs ayı ) Büyük bir savaş olacak önemli bir savaş. Sizin gibi ozanların izlemek isteyebileceği... İsterseniz bizlerle kalın ve savaşı izleyin.

Hasan düşünüyordu... Timur'la onun ordusu ile kalmak, bilgi edinmek demekti. Belki onun Osmanlı ordusuna nasıl saldırmak istediğini de öğrenebilirdi kimbilir. Ve bunu anlatabilirdi Osmanlı'nın savaşçılarına.... O zaman....

Bence kalalım dedi Hasan... Bence burada kalalım ve bu savaşı izleyelim...

Timur bilmiyordu Hasan'la Krotis'in nasıl kardeş olduğunu bilmiyordu. Kimbilir belki şüphelendi. Yine de gülümsedi...

Eğer siz de aynı fikirdeyseniz. Hem Erzurum'a hem de ordugahıma hoş geldiniz.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Alperen hafif hüzünlü:

*Hoş bulduk.*

derken ardından Louis'e baktı.

*Yüce Rabbim hiçbir zaman savaş emretmez.O İslam'ı yaymamızı ister.Amma biliğin ki Avrupa bizi istemiği.Bu yüzden Osmanlı savaşarak yayiği İslam'ı.*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

O gece Krotis ilk dizelerini yazdı. Timur'un verdiği bir deftere yine Timur'un verdiği bir kalemle.

Gecenin gizemi çöktüğünde Erzurum üzerinde
Her zamankinden çok düşünüyor insan geleceği
Zaman akıp gidiyor
Değişiyor her şey
Anadolu yeniden şekilleniyor her gün
Benim memleketim
Ve ben anlıyorum
Baktığımda kulelerine Osmanlı medreselerinin
Aslında ne kadar benzediğine
Anadolu'da yaşayan herkesin...

Ne kadar iyi ne kadar kötü bilmiyordu ama bir şiirdi işte. Yanı başında uyuyan Hasan'a baktı. Kendisinden altı yedi yaş küçüktü. Ancak yine de sanki bazı şeyleri yaşamamış ya da hayır daha doğrusu düşünmemişti.

Güzel bir geceydi. Özellikle zamanın ne getireceği bu kadar belirsizken güzel bir geceydi.

--------------------------------------
GÃ?NLÃ?K NOTLARI ( YAZILANLAR RUMCA)


1 Ocak 1402

Yılbaşı Hiristiyanların inancına göre tabii. Kentte yaşayan Müslümanlar için de, Timur'un ordusu için de kutlanacak bir şey yok. Yine de Luis'le birlikte birkaç kadeh bir şey içip yılbaşını kutladık. İçkiyi Tahir getirdi. Birkaç gündür yeniden görüyoruz onu.. Bize karşı saygılı artık. Yine de bir küçümsemeyi hala hissediyorum onda...

25 şubat 1402
Kışın bitmiş olması lazım ama burada karlar hala duruyor. Doğrusu baharı özledim. Gerçi arada bir Hasan'la kalenin avlusunda birbirimize kar topu atmak güzel oluyor.

15 mart 1402
Karlar erimeye başladı. Bugün Timur'un ordusunun askerlerini ilk defa bir çeşit savaş çalışması yaparken gördüm. Meşhur filler henüz yoktu. Tahir'i de ilk defa gördüm. Tüm askerlerden daha hızlı doğrusu ilk gün yaşadıklarımıza rağmen taktir ettim onu.

20 nisan 1402
Artık ordu iyiden iyiye kendine geldi. İlk çalışmalara katılmayan bazı birlikler de artık çalışmalara katılıyor. Çok büyük bir ordu hayal edebileceğimden çok daha büyük.. Osmanlı bu ordu ile baş edebilir mi bilmiyorum.

12 mayıs 1402
Filleri gördüm ilk defa... Muazzam hayvanlar... Boyları insanın üç hayır dört katı sanırım. Bağırdıkları zaman ortalık inliyor. O denli büyük hayvanlar nasıl tepelerinde bir insanın oturmasına izin veriyor bilmiyorum. Hasan da filleri gördüğünde çok şaşırdı. Sanırız ikimiz de hayran olduk bu hayvanlara

17 mayıs 1402
Hasan iki gündür bana bir şeyden bahsediyor. Timur'un yanında bir süredir neredeyse her gün bir araya geldiği adamlar var. Hasan bunlardan birisini bir yerden tanıdığını söylüyor. Aslında bana da tanıdık geliyor içlerinden birisi... Ama Hasan bu adamın kim olduğunun önemli olabileceğinde çok ısrarlı. Bilmiyorum ne önemi olabilir ki. Belki din adamlarıdır. Ya da Luis ve Alperen gibi ozanlar

25 mayıs 1402
Bugün Tahir Hasan'ı file bindirdi. Benim de binebileceğimi söyledi ama doğrusu ben korkuyorum. Kendi şehrini mahfeden orduya ait bir hayvanın üzerinde olduğunu unuttu sanki. O anda çok mutluydu. İşin garip yanı Tahir de sanki Hasan'la filin üzerindeyken bir savaşçı değil daha çok.... İşte anlatmak zor. Ama insanın içindeki bir şeyler hiç yok edilemiyor sanırım.

4 haziran 1402 Ordu harekete hazırlanıyor. Beyazıt'ın ordusu hala Batı Anadolu civarlarında... Savaşı İç Anadolu'da kabul edecek Beyazıt. Timur haklı gerçekten kör Osmanlı'nın hükümdarı. Yine de bu körlüğe rağmen savaşı kazanabilir mi? Cesaret akılsızca hareket etmenin yarattığı zararı giderebilir mi?

14 haziran 1402 Hareket ettik. Batıya gidiyoruz. Ben ve Hasan bir filin üzerinde gittik bugün.... Ben istemedim ama Hasan ısrar etti. Gerçekten güzel bir duygu insan aslında başka insanları öldürmeye gittiğini unutuyor.

23 haziran 1402 Hasan gizlice Timur'un çadırında konuşulanları dinlemiş. O garip asamlar da çadırdaymış. Bu çocuk ne yaptığının farkında değil.. Yakalanırsa kimseye bir faydası olmaz... Ã?adırda savaş sırasında yapılacak bir şeylerden bahsedileceğini söylüyor. Bu çocuk gerçekten deli. Bir savaşın öncesinde neden bahsedecekler? Eğer yapabilsem iyi bir ceza verirdim ama....

1 temmuz 1402
İç Anadolu düzlüklerine ulaştık. Beyazıt böylece dağlık alanda savaş yapma şansını kaybetti. Denildiğine göre bizi Ankara isimli bir şehrin önünde bekliyormuş. Ah Beyazıt ah... Halkımın düşmanı da olsan yine de...

17 Temmuz 1402 İki gün içinde Ankara'dayız. Ordudaki tüm savaşçılar artık savaşmaya hazır. Hasan da bir şey var bilmiyorum. Bana bile söylemediği bir şey... Ancak bugünlerde daha çok sarılıyor bana... Ve gözlerinde...

19 temmuz 1402 Savaşın bugün olmasını bekliyorduk. Ancak Beyazıt Timur'un ordusunun bir gün dinlenmesine bile izin verdi. Gece de bir baskın olmazsa savaş yarın olacak... Evet 20 temmuz 1402 İslami tarihle 19 Zillicce 804 sanıyorum en azından Anadolu Müslümanları bu tarihi uzun süre hatırlayacaklar.

Krotis son kelimeleri de yazdıktan sonra defteri kapadı. Tarihin Ankara savaşı olarak kaydedeceği savaştan bir gün önceydi. Timur'un karargahında her yanda bir kargaşa vardı. Askerler bir yandan ertesi gün sağ kalmak için son defa kendilerini geliştirmeye çalışıyorlardı. Komutanlar her yerde emir veriyor silahları hazırlıyorlardı. Krotis tüm bu gelişmeleri tepeden kuşbakışı izliyordu. Timur da çadırında yine planları tartışıyordu besbelli. Hasan yoktu. Belki de gece kaldıkları çadırdaydı. Luis ve Alperen ise muhtemelen kendi kaldıkları çadırdalardı. Hasan'la Krotis ayrı çadırda Luis'le Alperen ayrı çadırda kalmışlardı yol boyunca...

Savaş öncesi diye düşündü Krotis... Ne ilginç... Bir felaketin hemen öncesi olmasına rağmen garip bir huzur var her yerde...

RP DIşI: Arkadaşlar bir gün sonrasına ilerleyebilirsiniz ancak.... : ) ) )Savaşı başlatmayın lütfen... Savaşın öncesinde düşündüğüm bir şey var... : ) ) )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Alperen'in durumu kötüydü, kendi ordusunun yenileceğinin farkındaydı.Osmanlı kesinlikle kaybedecekti bu savaşı.Korkuyordu.Bu fillerin çıldırasından korkuyordu.Bütün ordunun katledileceğinden korkuyordu.

Louis'e baktı.O hâlâ şoktaydı sanki.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth
Contact:

Post by Alenthas »

Sanki fırtına öncesi sessizlik gibiydi gece. Louis dışarı çıkarak nöbetteki askerlere baktı. Belkide yarın çoğu ölecekti fakat gayet rahat görünüyorlardı. Hatta heyecanlı olduklarını bile söyleyebilirdi. Nasıl olmasınlar ki? Louis bile heyecanlanıyordu biraz. İnkar ediyordu ama savaşın nasıl bir şey olduğunu merak etmişti. Ve bu merak yerini isteğe dönüştürdü, sanki gerçektende savaşın olmasını istiyor gibiydi. Kim bilir belkide bu savaş hakkında çok güzel bir şarkı yazardı?

Acaba savaşa katılıp kılıç tutmak nasıl bir duygu? diye düşündü.
Image
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest