Yeşeren Umutlar
Minnä görülmemesinin sevincini yaşıyordu, Huor ise Lydronk'un döndüğünü farkettiğinde Safir'e lanetler okumuştu içinden.Minnä olanları anlatmıştı.
Huor Safir'in kötü bir şeyler yapacağına artık emin gözüyle bakıyor, Algénia ve Elessar'ı gönderdiği için kendisinden utanıyordu.
Huor Safir'in kötü bir şeyler yapacağına artık emin gözüyle bakıyor, Algénia ve Elessar'ı gönderdiği için kendisinden utanıyordu.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Lydronk gerindi ve esnedi. Kendini tapınağın mermer zemininde bulduğuna şaşırmıştı. Fakat Huor'un başında durması onu daha çok şaşırtmıştı: "Ah, uyuya kalmışım galiba? Neden mermerde uyudum ki? Garip... Safiel'e ne oldu? En son onun peşinden gidiyordum! Yoksa geç mi kaldım.! Çok pardon Huor, pardon!"
Etrafına baktı. Tapınak aynı tapınaktı. Halbuki Minnayla Safiel'i takip ettiklerini çok net hatırlıyordu. Bir iki tur atınca pencereden Thereon'u gördü. Ne yapıyordu o kadar uzakta? Geçen gün zaten garip, somurtkan bir hali vardı...
Etrafına baktı. Tapınak aynı tapınaktı. Halbuki Minnayla Safiel'i takip ettiklerini çok net hatırlıyordu. Bir iki tur atınca pencereden Thereon'u gördü. Ne yapıyordu o kadar uzakta? Geçen gün zaten garip, somurtkan bir hali vardı...
Last edited by Lydronk on Mon Apr 21, 2008 4:36 am, edited 1 time in total.
Huor Lydronk'un ayıldığını farkettiğinde ona karşı olan bütün siniri geçmişti.
*Safiel'e yakalandın, senden hiç beklemezdim bunu.*
*Safiel'e yakalandın, senden hiç beklemezdim bunu.*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
"Hı, ne?" Lydronk Thereon'a bakarken dalmıştı. "Ha, yakalanmamı mı?" dedi ama konuyu anlayamamıştı hala. "Ha, evet. Ben bile farkına varmadım yakalandığımın. Ã?hhöö!" boğazı pek iyi değildi Lydronk'un. Ne kadardır sert ve soğuk mermerde yatıyordu acaba? "Sahi, ne kadardır uyuyorum ben? Fujiwara -öhö- bana da bir iki tedavi uygulasa iyi olacak. Boğazım biraz ağrıyor..."
Olren de vali adaylarından biriydi. Safir: "Bir bu eksikti. Adam politikaya adamış kendini. şimdi onu Tarikata geri dönmeye nasıl ikna edeceğiz?" diye söylendi.
Olren ayağa kalkmıştı. Safir'i görünce tanıdı: "Hey, evlat. Sen Safiel olmalısın. Son duyduklarıma göre Polantes'e yollandığını öğrenmişti. Tarikat seni cezalandırmış diyorlardı."
Olren oldukça kibar bir adamdı. 50 yaşlarındaydı.
"Yoksa yüce başkan mı yolladı seni. Ona belirtmiştim. Tapınak çürüdü. Kimse eski düzeni getiremez. Artık büyücülüğü de bıraktım. Barış büyü de değil ancak politaikayla gelebilir. Dünya dedğişiyor, evlat. Büyüler filan bunda eski de kaldı. Dünya da artık yeni kurallar geçerli."
Sonra diğerlerine döndü: "Sen şu kaçak değil misin? Diluvan'ın ölümünde en büyük şüpheliler biriydin. Başkan senin suçsuz olduğun yönünde bir mektup yollamıştı buraya." dedi.
Olren ayağa kalkmıştı. Safir'i görünce tanıdı: "Hey, evlat. Sen Safiel olmalısın. Son duyduklarıma göre Polantes'e yollandığını öğrenmişti. Tarikat seni cezalandırmış diyorlardı."
Olren oldukça kibar bir adamdı. 50 yaşlarındaydı.
"Yoksa yüce başkan mı yolladı seni. Ona belirtmiştim. Tapınak çürüdü. Kimse eski düzeni getiremez. Artık büyücülüğü de bıraktım. Barış büyü de değil ancak politaikayla gelebilir. Dünya dedğişiyor, evlat. Büyüler filan bunda eski de kaldı. Dünya da artık yeni kurallar geçerli."
Sonra diğerlerine döndü: "Sen şu kaçak değil misin? Diluvan'ın ölümünde en büyük şüpheliler biriydin. Başkan senin suçsuz olduğun yönünde bir mektup yollamıştı buraya." dedi.
Minnä Safiel'in kötülük içermediğini farketmişti.Onun düşüncelerine bir dalga gönderebilirse eğer, evet, bu iyi fikirdi.Minnä'nın konuşması etkili olurdu, fakat oraya gidemezdi, o yüzden Safir'in ağzından konuşmalıydı.
*Bakın, dünya değişiyor, fakat kötülüğe doğru değişiyor, biz bu değişimi eğer seyredersek, bizi bu dünyada yaşatmazlar.Dünya değişmeli, fakat iyiliğe doğru.Barış politikayla gelebilir, doğru, fakat politika bile kötülüğe doğru ilerliyor.Siz tapınağın başına geçenin, sadece kendi tapınağına zarar vereceğine inanıyor musunuz, inanın bana, o kişi Dünya için bile çok önemli v eğer o kişi Kerrfer olursa, bu herkes için kötü olabilir.Ve gidin, politikanızı tapınakta yapın.*
Safir'in aklına bir anda bunlar gelmişti, nereden gelmişti, nasıl gelmişti bilinmez.
*Bakın, dünya değişiyor, fakat kötülüğe doğru değişiyor, biz bu değişimi eğer seyredersek, bizi bu dünyada yaşatmazlar.Dünya değişmeli, fakat iyiliğe doğru.Barış politikayla gelebilir, doğru, fakat politika bile kötülüğe doğru ilerliyor.Siz tapınağın başına geçenin, sadece kendi tapınağına zarar vereceğine inanıyor musunuz, inanın bana, o kişi Dünya için bile çok önemli v eğer o kişi Kerrfer olursa, bu herkes için kötü olabilir.Ve gidin, politikanızı tapınakta yapın.*
Safir'in aklına bir anda bunlar gelmişti, nereden gelmişti, nasıl gelmişti bilinmez.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Deru uzun süredir yürüyordu.Ormanın bitimine az kalmıstı.Grubu nasıl bulacagı konusunda pek fikir yoktu aklında fakat o sırada bir sekilde iletisim kurabilirse eger birisiyle nerede olduklarını ögrenebilecegi gelince hafifce güldü.İletişim kurmak...Elini topraga koyarak kendi dilinde bir seyler fısıldadı.Toprak biraz sallanır gibi oldu.Bir süre sonra cok ilerideki titresimleri de duyar oldu.Tanıdık sesler,titresimler arıyordu.Birden gülümsedi.Tabi ya Misat...Giantlight'ın da digerlerinin Olren'i bulmaya gittigini söylemişti.Misat'a gitmeliydi.Orada belki bir sekilde haber alabilirdi.Bu görüntüsüyle insan icine cıkmak istemediginden kendisini bir karga sekline soktu.Giderek yükselmeye basladı.Misat'a dogru yol alıyordu.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Safir kendine gelerek: "Yüce başkan kendisinden sonra sizin Tarikat'ın başkanı olmanız gerektiğine inanıyor. Yoksa benim babama başkan olacak ve işler iyice karışacak."
"Karıştığı kadar kartıştı zaten. Tarikat öldü. Onu yaşatamayız."
"Sadece hastalandı. Doğru bir tedaviyle eski hayatına rahatlıkla geri dönebilir. Küçüklüğümdeki zamanalrdan bahsediyorum. Her şeyin sevgi ve saygıyla yaşandığı zamanlar. Tarikat o zamanlar Hikker'e ibadet ederler ve ona şükranlarını sunarlardı. Ama ne oldu da kara büyüye bulaştılar ve çoğu kişi Esten'e döndü?"
"Bu bir sır, Safiel. Bunu söyleyemem. Yoksa Serferal'a ihanet etmiş olurum."
"Serferal mı? Bu ismi enrden hatırlıyorum. Sanki annem küçükken bana ondan bahsederdi."
"Büyük bir büyücüydü. Bir gezgindi. Tarikata sıkı sıkıya bağlıydı. Ama bir kurala bağlı değildi. Tarikat sadece insanların Tanrılar taarfından kutsandığına diğer ırkların elfler, gnomlar, cüceler bunların sadece insanlar yaratılmadan önce bir deneme ürünü olduklarına inanırlardı. İşte Serferal buna inanmazdı. Ã?oğu zamanını yüksek elflerle geçirirdi. Ve Algenia, yüksek elf prensesi sizi şimdi tanıdım yüzünüzü. Hakkınızda duyduğum haberlere göre siz de Polantese yollanmıştınız. Babanız hapisten çıkığınıza çok sevinecek. O halde Serferalla karşılaşma olasılığınız var. Siz o zamanlar gençtiniz. Tabi güzelliğinizden bir şey kaybetmemişsiniz. Hapis size yaramış demek isterdim bir bakıma. Daha eğitiminize yeni başlamıştınız. Neyse bu kadar Serferalla ilgilenmenin sebebi ne, Safiel?"
"sadece merak." dedi Safir fısıltıyla.
"Karıştığı kadar kartıştı zaten. Tarikat öldü. Onu yaşatamayız."
"Sadece hastalandı. Doğru bir tedaviyle eski hayatına rahatlıkla geri dönebilir. Küçüklüğümdeki zamanalrdan bahsediyorum. Her şeyin sevgi ve saygıyla yaşandığı zamanlar. Tarikat o zamanlar Hikker'e ibadet ederler ve ona şükranlarını sunarlardı. Ama ne oldu da kara büyüye bulaştılar ve çoğu kişi Esten'e döndü?"
"Bu bir sır, Safiel. Bunu söyleyemem. Yoksa Serferal'a ihanet etmiş olurum."
"Serferal mı? Bu ismi enrden hatırlıyorum. Sanki annem küçükken bana ondan bahsederdi."
"Büyük bir büyücüydü. Bir gezgindi. Tarikata sıkı sıkıya bağlıydı. Ama bir kurala bağlı değildi. Tarikat sadece insanların Tanrılar taarfından kutsandığına diğer ırkların elfler, gnomlar, cüceler bunların sadece insanlar yaratılmadan önce bir deneme ürünü olduklarına inanırlardı. İşte Serferal buna inanmazdı. Ã?oğu zamanını yüksek elflerle geçirirdi. Ve Algenia, yüksek elf prensesi sizi şimdi tanıdım yüzünüzü. Hakkınızda duyduğum haberlere göre siz de Polantese yollanmıştınız. Babanız hapisten çıkığınıza çok sevinecek. O halde Serferalla karşılaşma olasılığınız var. Siz o zamanlar gençtiniz. Tabi güzelliğinizden bir şey kaybetmemişsiniz. Hapis size yaramış demek isterdim bir bakıma. Daha eğitiminize yeni başlamıştınız. Neyse bu kadar Serferalla ilgilenmenin sebebi ne, Safiel?"
"sadece merak." dedi Safir fısıltıyla.
Minnä konuşulanları zor bela duyuyor, yarım yamalak anlıyordu.
Serferal'la görüşülecekti.Serferal Elf düşkünü birisiydi.Hele hele yüksek elf.Ã?yleyse Algénia'nın ülkesine gitmek şart.
Huor Minnä'nın düşüncelerinden geçeni duyduğunda, fazla söze gerek duymadı.Gruba döndü:
*Yaklaşık bir haftaya kadar çıkıyoruz!*
Serferal'la görüşülecekti.Serferal Elf düşkünü birisiydi.Hele hele yüksek elf.Ã?yleyse Algénia'nın ülkesine gitmek şart.
Huor Minnä'nın düşüncelerinden geçeni duyduğunda, fazla söze gerek duymadı.Gruba döndü:
*Yaklaşık bir haftaya kadar çıkıyoruz!*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
"Peki diyelim ki geri dönmeyi kabul ettim. Bunu er ya da geç Kerrher öğrencektir. Ve beni öldürmek için bir sürü adam yollayacaktır. Beni korumayı göze alırsanız geri dönmeyi düşünürüm. Ne diyorsunuz? Bu arada umarım bu kadar kişi değilsinizdir. Grubun geri kalanı nerde?" diye sordu Olren.
Olren'in fikrini değiştiren neden neydi o anda bilemiyorlardı. Ama önemli olan Olren'i geri götürmeye ikna etmişlerdi.
Olren'in fikrini değiştiren neden neydi o anda bilemiyorlardı. Ama önemli olan Olren'i geri götürmeye ikna etmişlerdi.
Minnä Safiel'e bakarak:
*Grubun kalanı şu anda tarikatın ölmek üzere olan başkanının siz oraya gitmeden ölmesini engelliyor.Kerrher'i uzak tutmaya çalışıyorlar.Hayır, grubumuz bunun yaklaşık üç katı ayrıca.*
Safiel'in aklına bu kez de bunlar gelmişti.
*Grubun kalanı şu anda tarikatın ölmek üzere olan başkanının siz oraya gitmeden ölmesini engelliyor.Kerrher'i uzak tutmaya çalışıyorlar.Hayır, grubumuz bunun yaklaşık üç katı ayrıca.*
Safiel'in aklına bu kez de bunlar gelmişti.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Olrenin seçimlerden bir anda vaz geçmesi halkın tepkisini çekmişit. Ama sonra unutulmuştu.
Olren bir kaç çanta yanına almak için evine gitmişti. Yarım ssat sonra şehrin giriş kapısında buluştular.
"Misat'ı özlemiştim aslına bakarsanız." dedi.
Bir saat yürüdülüler. Minna onları takipe tmeye devam ediyordu. Lydronka olanlardan sonra ortaya çıkmanın iyi bir fikir olmayacağını düşünüyordu.
Olren bir kaç çanta yanına almak için evine gitmişti. Yarım ssat sonra şehrin giriş kapısında buluştular.
"Misat'ı özlemiştim aslına bakarsanız." dedi.
Bir saat yürüdülüler. Minna onları takipe tmeye devam ediyordu. Lydronka olanlardan sonra ortaya çıkmanın iyi bir fikir olmayacağını düşünüyordu.
Olren de yol boyunca pek görünmemişti.Minnä sürekli Huor'a raporlar veriyordu.Ara sıra gülüşüyordu, fakat ormanların arasında Minnä'yı farketmek pek kolay değildi.
Kapıya gelmişti.Bütün gözler Olren'deydi şimdi.
Kapıya gelmişti.Bütün gözler Olren'deydi şimdi.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Olren'i kapıdaki askerler tanımıştı. Saygıyla ona eğildiler: "Misat'a hoşgeldiniz, Bay Olren." dediler.
İçeri girdikten bir süre sonra Tapınak Binasının çevresinde halkın toplandığını gördüler. Bir yaralı vardı. Bu yüce başknadı. Olren ona doğru koştu. Başkanın kalbine ok saplanmıştı. Bir elf oku.
"Huor nerde?" diye bağırdı safir.
O sırada Minna ortaya çıktı: "Bunu Huor yapmadı. kim yaptı bişliyorum Huor bana zihin yoluyla bildirdi."
Ama askerler etrafını çoktan sarmıştı. olren:" Durun." diye bağırdı.
"Anlat, dişi elf. Bunu kim yaptı?"
Ama birden Minna'nın arkasınan biri belirdi. Siyah cübbeli biriydi. Başlığı çıkarınca herkes korkuyla eğildi. Bu Esten'in yüce hizmetkarı Esod'du.
"Kimse bir Tanrı ile oyun oynuyamaz." dedi ve Minna'nın boynunu sıkıca tuttu:
"Bir yanlış hareket dişi elfin sonu olur."
"Diğerlerine ne yaptın?" diye bağırdı Safir.
"Onu babana sor." dedi pis bir sırıtışla Esod.
Esod bir yarı-tanrı'ydı. Hiö bir silah ona işlemezdi. Herkes bunun bilincindeydi. o ne derse onu yapacakalrdı.
"Peki ne istiyorsun?" diye bapırdı Algenia.
"Reven'de bana ait olan bir şey var. Bir çocuk. O benim simgem. Onu bana getireceksiniz."
İçeri girdikten bir süre sonra Tapınak Binasının çevresinde halkın toplandığını gördüler. Bir yaralı vardı. Bu yüce başknadı. Olren ona doğru koştu. Başkanın kalbine ok saplanmıştı. Bir elf oku.
"Huor nerde?" diye bağırdı safir.
O sırada Minna ortaya çıktı: "Bunu Huor yapmadı. kim yaptı bişliyorum Huor bana zihin yoluyla bildirdi."
Ama askerler etrafını çoktan sarmıştı. olren:" Durun." diye bağırdı.
"Anlat, dişi elf. Bunu kim yaptı?"
Ama birden Minna'nın arkasınan biri belirdi. Siyah cübbeli biriydi. Başlığı çıkarınca herkes korkuyla eğildi. Bu Esten'in yüce hizmetkarı Esod'du.
"Kimse bir Tanrı ile oyun oynuyamaz." dedi ve Minna'nın boynunu sıkıca tuttu:
"Bir yanlış hareket dişi elfin sonu olur."
"Diğerlerine ne yaptın?" diye bağırdı Safir.
"Onu babana sor." dedi pis bir sırıtışla Esod.
Esod bir yarı-tanrı'ydı. Hiö bir silah ona işlemezdi. Herkes bunun bilincindeydi. o ne derse onu yapacakalrdı.
"Peki ne istiyorsun?" diye bapırdı Algenia.
"Reven'de bana ait olan bir şey var. Bir çocuk. O benim simgem. Onu bana getireceksiniz."
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests

