Kardeşlik (Oyun)
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
Kanlı elleriyle, elfin üzerini aramaya çöktü. Onun annesi de, küçükken ölmüştü. Sevinçle bebeğe döndü, ve öptü.
" Hoşgeldin. "
" Tamam bence de, gidelim şu şehirden. "
Olafın, üzerindeki tanrının sembolü aklına böylece kazınmış oldu.
" . Zırhın ağırsa, bebeği bana verebilirsin. "
" Hoşgeldin. "
" Tamam bence de, gidelim şu şehirden. "
Olafın, üzerindeki tanrının sembolü aklına böylece kazınmış oldu.
" . Zırhın ağırsa, bebeği bana verebilirsin. "
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Huor Yenendithas'ın kanlı ellerine baktı, sonra diğerlerine döndü, *Sanırım diğerleri, bunlardan haber bekliyorlardır, haber gelmeyince buraya geleceklerdir, kaçalım!* dedi hemen.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
.
Olaf bebeği Yenendithas'a verdi.
"Bu arada ben büyüyle bir sis oluşturmaya çalışacağım, bu bizi ve cesetleri birkaç dakika gözlerden gizler," diyen Olaf büyüsünü [Obscuring Mist] yerde yatan cesetleri mümkün olduğu kadar örtecek bir konumda durarak yaptı.
"Ne tarafa kaçacağız? Durmayalım artık burada."
.
Olaf bebeği Yenendithas'a verdi.
"Bu arada ben büyüyle bir sis oluşturmaya çalışacağım, bu bizi ve cesetleri birkaç dakika gözlerden gizler," diyen Olaf büyüsünü [Obscuring Mist] yerde yatan cesetleri mümkün olduğu kadar örtecek bir konumda durarak yaptı.
"Ne tarafa kaçacağız? Durmayalım artık burada."
.
Yenethidas çocuğu kucağına aldı, bebek son derece usluydu ağlamayı kesmişti.
Darthu kadının boynunda bir muska buldu kimliğini öğrenebilirler umuduyla yanına aldı, başka hiçbir şey bulamadı. Sadece elbisesinin kalitesinden zengin olabileceği sonucuna vardı.
Buçukluk Wulfgar'a baktı bir an kafasında birşeyler tarttığını anladılar.
"Size güvenebilir miyim bilmiyorum... Neyse canım şu yufka yürekliliğim hep de başıma bela açar be. Gelin bu taraftan."
Bir binanın yanından bodruma inermiş gibi görünen bir kapak açtı;
"Beni izleyin."
Mahzene girdikten sonra aşağıda şarapların olduğu yerden bir şarabı manivelaymış gibi iki kere indirdi. Karşılarındaki duvardan gizli bir geçit açıldı.
Geniş lağım kanallarında yürümeye başladılar. Buçukluk önden ilerlerken durmadan konuşuyordu:
"Askerler buralara pek girmez, yeraltına karışmazlar. Siz niye öldürdünüz adamları? Neyse beni ilgilendirmez. şehirden direk kaçmanız lazım, ufak bir ücret karşılığı sizi dışarı çıkartabilirim, buraları labirent gibidir bulamazsınız yolu."
Gür bir ses buçukluğun sözünü kesti:
"DUR! Kim var orda?"
"Benim be, Wilibald, ödümü patlattın kahrolası."
Karanlıktan koridora gizlenmiş bir adam çıktı, keçi sakallı sivri kıvrık bıyıklı esmer biriydi. Başında türban bağlıydı, ellerinde değerli olduğu belli olan yüzükler vardı.
"Biliyorsun buradan yabancılar geçemez."
"Acil bir durum söz konusuydu, hem ödememiz gereken neyse ödeyebiliriz. Değil mi arkadaşlar?" Korku ve onaylama bekler gibi bir yüz ifadesiyle arkasını dönüp Olaf'a baktı.
"Ã?deme yapacaksanız iş değişir. Gidip Cortez'i görmemiz lazım."
Türbanlı adam abartılı bir hareketle diğerlerine yolu gösterdi.
"Ã?nden buyurun lütfen."
Koridorlarda ilerlemeye devam ettiler, bir süre sonra daha aydınlık ve temiz koridorlara geldiler. Kapısında iki nöbetçi olan kemerden geçtiler. Beklemedikleri büyüklükte bir salonla karşılaştılar. Yemekler yeniliyor, şaraplar içiliyordu, müzik eşliğinde insanlar dans ediyorlardı. Salonun dibinde neredeyse saray tahtı kadar süslü koltukta oturan, olağan üstü şık giyinmiş adama yaklaştılar. Yolu gösteren adam tahttakine gidip kulağına birşeyler fısıldadı.
Cortez gelenleri önce bir süzdü:
"Demek şehirden çıkmak istiyorsunuz. Maalesef bu gün için imkansız. Gerizekalı birileri Bir tabur Mor Ejderle birlikte, bir kadının karnını yarıp öldürmüşler. Suzail'de bu tür şeylere müsamaha edilmez, üst şehir karmakarışık bir durumda, bütün askerler ayakta. Yarın ortam biraz durulursa sizi çıkarmayı deneriz. Burası da en az üst şehir kadar konforludur ama biraz pahalıdır tabii. Onları yerleştir Sebba."
Sebba kibarca yol göstererek hepsini birbirine bitişik ikişer kişilik odalara yerleştirdi.
Wilibald durumdan hiç memnun olmamıştı:
"Kahretsin, yukarıda yaptıklarınızı öğrenince bizden bir sürü para isteyecek. Buraya da hapsolduk gibi birşey. Hırsız hırsıza bunu yapar mı canım?"
Sinirli sinirli dolandıktan sonra;
"Ben biraz etrafta dolaşayım bilgi toplayayım, siz de dinlenin isterseniz, bizim gibi gece insanı değilsiniz ne de olsa."
Darthu kadının boynunda bir muska buldu kimliğini öğrenebilirler umuduyla yanına aldı, başka hiçbir şey bulamadı. Sadece elbisesinin kalitesinden zengin olabileceği sonucuna vardı.
Buçukluk Wulfgar'a baktı bir an kafasında birşeyler tarttığını anladılar.
"Size güvenebilir miyim bilmiyorum... Neyse canım şu yufka yürekliliğim hep de başıma bela açar be. Gelin bu taraftan."
Bir binanın yanından bodruma inermiş gibi görünen bir kapak açtı;
"Beni izleyin."
Mahzene girdikten sonra aşağıda şarapların olduğu yerden bir şarabı manivelaymış gibi iki kere indirdi. Karşılarındaki duvardan gizli bir geçit açıldı.
Geniş lağım kanallarında yürümeye başladılar. Buçukluk önden ilerlerken durmadan konuşuyordu:
"Askerler buralara pek girmez, yeraltına karışmazlar. Siz niye öldürdünüz adamları? Neyse beni ilgilendirmez. şehirden direk kaçmanız lazım, ufak bir ücret karşılığı sizi dışarı çıkartabilirim, buraları labirent gibidir bulamazsınız yolu."
Gür bir ses buçukluğun sözünü kesti:
"DUR! Kim var orda?"
"Benim be, Wilibald, ödümü patlattın kahrolası."
Karanlıktan koridora gizlenmiş bir adam çıktı, keçi sakallı sivri kıvrık bıyıklı esmer biriydi. Başında türban bağlıydı, ellerinde değerli olduğu belli olan yüzükler vardı.
"Biliyorsun buradan yabancılar geçemez."
"Acil bir durum söz konusuydu, hem ödememiz gereken neyse ödeyebiliriz. Değil mi arkadaşlar?" Korku ve onaylama bekler gibi bir yüz ifadesiyle arkasını dönüp Olaf'a baktı.
"Ã?deme yapacaksanız iş değişir. Gidip Cortez'i görmemiz lazım."
Türbanlı adam abartılı bir hareketle diğerlerine yolu gösterdi.
"Ã?nden buyurun lütfen."
Koridorlarda ilerlemeye devam ettiler, bir süre sonra daha aydınlık ve temiz koridorlara geldiler. Kapısında iki nöbetçi olan kemerden geçtiler. Beklemedikleri büyüklükte bir salonla karşılaştılar. Yemekler yeniliyor, şaraplar içiliyordu, müzik eşliğinde insanlar dans ediyorlardı. Salonun dibinde neredeyse saray tahtı kadar süslü koltukta oturan, olağan üstü şık giyinmiş adama yaklaştılar. Yolu gösteren adam tahttakine gidip kulağına birşeyler fısıldadı.
Cortez gelenleri önce bir süzdü:
"Demek şehirden çıkmak istiyorsunuz. Maalesef bu gün için imkansız. Gerizekalı birileri Bir tabur Mor Ejderle birlikte, bir kadının karnını yarıp öldürmüşler. Suzail'de bu tür şeylere müsamaha edilmez, üst şehir karmakarışık bir durumda, bütün askerler ayakta. Yarın ortam biraz durulursa sizi çıkarmayı deneriz. Burası da en az üst şehir kadar konforludur ama biraz pahalıdır tabii. Onları yerleştir Sebba."
Sebba kibarca yol göstererek hepsini birbirine bitişik ikişer kişilik odalara yerleştirdi.
Wilibald durumdan hiç memnun olmamıştı:
"Kahretsin, yukarıda yaptıklarınızı öğrenince bizden bir sürü para isteyecek. Buraya da hapsolduk gibi birşey. Hırsız hırsıza bunu yapar mı canım?"
Sinirli sinirli dolandıktan sonra;
"Ben biraz etrafta dolaşayım bilgi toplayayım, siz de dinlenin isterseniz, bizim gibi gece insanı değilsiniz ne de olsa."
Wulfgar olan bitenden hiç hoşlanmamıştı. Yerin altında bu havasız ve boğucu yerde durmak sinirlerini geriyordu. Boğulacakmış gibi hissediyor bir an önce açık havaya çıkmak istiyordu. Dışarı çıkarsa olabilecekleri düşünmek bile istemiyordu. Buradan daha beter bir zindana atacaklardı onu. En iyisi olanları unutmaya çalışıp uyumaya çalışmaktı.
"Ben biraz uzanacağım, sabah ne yapacağımızı düşünürüz."
"Ben biraz uzanacağım, sabah ne yapacağımızı düşünürüz."
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Huor da oraya bir yere uzanarak, *Ben de yatıyorum, ayrıca şimdi daha kötü bir sorunumuz var, kadını bizim öldürdüğümüzü zannediyorlar.*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
.
“Wulfgar, daha üzerindeki kan kurumadan uyuyabilecek misin, katliam arsızı seni!” dedi Olaf arkadaşının peşinden. Sıkıntılı bir yüz ifadesi vardı. Düşünceli bir şekilde sağa sola bir iki adım atıp kendi kendine konuşur gibi devam etti: “Aslında boşuna telaşlandık bence, olaya bizim karıştığımızı şu Wilibald’dan başka bilen yok zannedersem. Eğer yarın bu şehirden çıkacaksak, belki de bu gece şehir kütüphanesine gizlice girip, bize gerekli olan haritayı almalıyız. Eminim bu labirentlerin kütüphanenin altına giden bir bölümü de vardır. Wilibald’a rica edersek belki bizi götürmenin yolunu bulabilir. Bu yeraltı yaşayanları, hepimizin ayrılmasına izin vermeyebilirler ama belki bir kısmımız gizlice gidebilir kütüphaneye... Bilemiyorum, ne dersiniz?..”
“Hah, bir de şu bebek var. Ona bakabilir miyiz? Beslenmesi filan da lazım, henüz çok güçsüz. Onu bir Tapınağa emanet edebiliriz belki, rahipler baksın diye. Darthu, ölen kadının üzerinden aldığın eşyayı göstersene, bir inceleyelim; belki de ailesi hakkında bir ip ucu buluruz...”
.
“Wulfgar, daha üzerindeki kan kurumadan uyuyabilecek misin, katliam arsızı seni!” dedi Olaf arkadaşının peşinden. Sıkıntılı bir yüz ifadesi vardı. Düşünceli bir şekilde sağa sola bir iki adım atıp kendi kendine konuşur gibi devam etti: “Aslında boşuna telaşlandık bence, olaya bizim karıştığımızı şu Wilibald’dan başka bilen yok zannedersem. Eğer yarın bu şehirden çıkacaksak, belki de bu gece şehir kütüphanesine gizlice girip, bize gerekli olan haritayı almalıyız. Eminim bu labirentlerin kütüphanenin altına giden bir bölümü de vardır. Wilibald’a rica edersek belki bizi götürmenin yolunu bulabilir. Bu yeraltı yaşayanları, hepimizin ayrılmasına izin vermeyebilirler ama belki bir kısmımız gizlice gidebilir kütüphaneye... Bilemiyorum, ne dersiniz?..”
“Hah, bir de şu bebek var. Ona bakabilir miyiz? Beslenmesi filan da lazım, henüz çok güçsüz. Onu bir Tapınağa emanet edebiliriz belki, rahipler baksın diye. Darthu, ölen kadının üzerinden aldığın eşyayı göstersene, bir inceleyelim; belki de ailesi hakkında bir ip ucu buluruz...”
.
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
Kara kara düşünüyordu. Yukarıdaki adamlar, yanılsamasını oluşturduğunda duraksamadan, elfe saldırmışlardı. Bebeği, nazikçe olafa verdi.
" Askerlerin aldığı emir gayet açıktı. Bu şehirde, garip şeyler oluyor. Suçluları sokak ortasında, infaz ettiklerini gördük. Büyük bir entrikaya bulaştığımızdan şüpheleniyorum. "
Saçlarını geriye çekti, ileri geri yürümeye başladı.
Siyah kedisi miyavladı ve duvarları kokladı. Akıllı, Monty!
" Dinleniyor olabiliriz! Darthu, duvarları kontrol eder misin? " Kedisini okşadı.
...
" Napcaz, napmalıyız? Pazarlık için elimizi güçlendirmeliyiz. Tüm paralarınızı çıkarın. "
Yatağın üzerine koydu, kendisininkini. Yatağa bağdaş kurdu. Parşomenlerinin olduğu, muhafazayı açtı.
" Ã?f, bunları daha ezberleyemedim. Ama kullanmam gerekirse, yenisini alırım birgün. Darthu, görünmez yapıp, adamların ne öğrendiğine gönderebiliriz. Ama, Bu büyüden yalnızca 3 kopya kaldı. Ezberlemem gerekicek. Bu benim acil olduğunda, kullanmak için depoladıklarım." Acil bir durum söz konusuydu, suratı asıldı, yenendithas'ın.
" E, ne diyorsunuz? "
" Askerlerin aldığı emir gayet açıktı. Bu şehirde, garip şeyler oluyor. Suçluları sokak ortasında, infaz ettiklerini gördük. Büyük bir entrikaya bulaştığımızdan şüpheleniyorum. "
Saçlarını geriye çekti, ileri geri yürümeye başladı.
Siyah kedisi miyavladı ve duvarları kokladı. Akıllı, Monty!
" Dinleniyor olabiliriz! Darthu, duvarları kontrol eder misin? " Kedisini okşadı.
...
" Napcaz, napmalıyız? Pazarlık için elimizi güçlendirmeliyiz. Tüm paralarınızı çıkarın. "
Yatağın üzerine koydu, kendisininkini. Yatağa bağdaş kurdu. Parşomenlerinin olduğu, muhafazayı açtı.
" Ã?f, bunları daha ezberleyemedim. Ama kullanmam gerekirse, yenisini alırım birgün. Darthu, görünmez yapıp, adamların ne öğrendiğine gönderebiliriz. Ama, Bu büyüden yalnızca 3 kopya kaldı. Ezberlemem gerekicek. Bu benim acil olduğunda, kullanmak için depoladıklarım." Acil bir durum söz konusuydu, suratı asıldı, yenendithas'ın.
" E, ne diyorsunuz? "
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Olaf dikkatle muskayı inceledi alelacele sarılmış bir deri parçasıydı. Eliyle bastırarak yokladı, içinde sert yuvarlak bir şey olduğunu farketti. Merakını yenemeyip deri parçasını çözdü, içinden çok şık elmas taşlı bir yüzük çıktı. İç kısmında yerel dilde şöyle yazıyordu:
"Küçük sevgilime. A.O."
Yenenthidas Darthu'ya görünmezlik büyüsü yaptı, genç kız sessizce odadan çıktı. Aşağı yukarı iki saat sonra geri döndü. Olabildiğince kısık sesle konuşmaya başladı.
"Haberler kötü. O Cortez denilen adam hiç aptal değilmiş. Yukarıdaki olayla bizim bağlantımızı hemen çözmüş. Üstelik başımıza 10.000 gp. ödül konmuş. İşimizi bitirmek için uyumamızı bekliyorlar. Ha bu arada bebeğe biraz süt getirdim."
"Küçük sevgilime. A.O."
Yenenthidas Darthu'ya görünmezlik büyüsü yaptı, genç kız sessizce odadan çıktı. Aşağı yukarı iki saat sonra geri döndü. Olabildiğince kısık sesle konuşmaya başladı.
"Haberler kötü. O Cortez denilen adam hiç aptal değilmiş. Yukarıdaki olayla bizim bağlantımızı hemen çözmüş. Üstelik başımıza 10.000 gp. ödül konmuş. İşimizi bitirmek için uyumamızı bekliyorlar. Ha bu arada bebeğe biraz süt getirdim."
"Bu fare yuvasında kellemizi almaya hevesli kaç kişi var? Bence gece baskına gelenleri bekleyip onları faka bastıralım. Sonra da buradan çıkmaya çalışırız. Tabii o yer cücesini bulup yolu göstermesini rica etmemizde gerekiyor."
Rica derken eliyle avcuna yumruk atıp pis pis sırıttı.
Rica derken eliyle avcuna yumruk atıp pis pis sırıttı.
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Huor Yenendithas'a bakarak, *Yenendithas, kadına yaptığının aynısını yapmalısın, bizi uyuyor gibi göstermelisin, ancak biz kenarda görünmez bir şekilde durmalıyız, tam en dikkatsiz anlarında onları öldürmeliyiz.*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
.
Olaf aklına bir şey gelmiş gibi bir yüz ifadesi yaparak söze girdi: “Bir dakka arkadaşlar, belki de adamları küçük bir numarayla kandırabiliriz. Huor, sen çok güzel blöf atarsın, hırsızların patronunu dışarıda bir define olduğuna ve bizim de amacımızın eğer şehirden çıkabilirsek bu çok büyük hazineyi bulmak olduğuna inandırabilirsen, kellemize konulan ödül yerine bu hazineye göz koyacaktır. Üstelik ondan peşinde olduğumuz haritayı şehir kütüphanesinden almasını söylersek niyetimizin ciddi olduğuna hepten inanır. Adama yüksek bir para teklif edersin ama definenin değerinin senin söylediğinden kat kat yüksek olduğunu da ağzından kaçırmış gibi belli edersin. Eğer plan yürürse, yarına gücümüzü toplar, dışarıda bir fırsatını bulup adamları daha kolay alt ederiz. Bu arada Huor, adamla konuşmadan önce sana bir büyü yapar, karizmanı arttırabilirim.”
“Ne dersiniz?..”
.
Olaf aklına bir şey gelmiş gibi bir yüz ifadesi yaparak söze girdi: “Bir dakka arkadaşlar, belki de adamları küçük bir numarayla kandırabiliriz. Huor, sen çok güzel blöf atarsın, hırsızların patronunu dışarıda bir define olduğuna ve bizim de amacımızın eğer şehirden çıkabilirsek bu çok büyük hazineyi bulmak olduğuna inandırabilirsen, kellemize konulan ödül yerine bu hazineye göz koyacaktır. Üstelik ondan peşinde olduğumuz haritayı şehir kütüphanesinden almasını söylersek niyetimizin ciddi olduğuna hepten inanır. Adama yüksek bir para teklif edersin ama definenin değerinin senin söylediğinden kat kat yüksek olduğunu da ağzından kaçırmış gibi belli edersin. Eğer plan yürürse, yarına gücümüzü toplar, dışarıda bir fırsatını bulup adamları daha kolay alt ederiz. Bu arada Huor, adamla konuşmadan önce sana bir büyü yapar, karizmanı arttırabilirim.”
“Ne dersiniz?..”
.
Huor gülümsedi, *İyi fikir!*
Sonra ekledi
*Ã?yleyse adam gelince, ben adama, ne olur bizi bırakın, daha almamız gereken hazinemiz var, biz yalnızca kütüphaneye haritayı almaya gidecektik, en az 1.000.000 altın, ancak ne yazıkki, haritayı bilen tek insanlar ölecek!*
Gülümsemeye devam etti.
Sonra ekledi
*Ã?yleyse adam gelince, ben adama, ne olur bizi bırakın, daha almamız gereken hazinemiz var, biz yalnızca kütüphaneye haritayı almaya gidecektik, en az 1.000.000 altın, ancak ne yazıkki, haritayı bilen tek insanlar ölecek!*
Gülümsemeye devam etti.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Wulfgar homurdandı.
"Ayağımızla tuzağa gidiyoruz gibime geliyor. Yenenthidas sen beni ve Darthu'yu görünmez yapsan da herhangi bir terslikte ortaya çıksak."
Sonra tekrar yatağına uzandı.
"Askeride hırsızıda peşimizde ne pis iş."
"Ayağımızla tuzağa gidiyoruz gibime geliyor. Yenenthidas sen beni ve Darthu'yu görünmez yapsan da herhangi bir terslikte ortaya çıksak."
Sonra tekrar yatağına uzandı.
"Askeride hırsızıda peşimizde ne pis iş."
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests