Ölüme Öıkan Hayat (Hikaye)

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth
Contact:

Post by Alenthas »

"Seni lanet olasıca ruhban bozuntusu!" diyerek Truan'ın peşinden koşturuyordu Kerdox onca lafın arkasından. "Seni yakaladığımda lime lime edeceğim hah!"

Fakat Truan'ın bacakları daha uzun olduğundan arayı açmıştı, yorulan Kerdox bir kenarda solukmak için durduğunda Truan'ında yorularak durduğunu farketti. Bunun üzerine cesaret alarak daha fazla koştu. Fakat ne zaman yaklaşsa Truan daha fazla koşarak arayı tekrar açıyor, ve durup dinleniyordu. Sonunda Kerdox 'bu böyle olmayacak' diyerek kalın bir ağacın arkasına geçip saklanmaya başladı.

Bir süre saklandı sonunda sıkılarak ağacın arkasından çıkmadan etrafına baktı ama kimseyi göremedi. Sonra 'muhakkak sıkılarak geri dönecek' diye düşünen Kerdox beklemeye koyuldu. Tam o sıralarda Truan'ın "Kerdox yardım et!" diye bağırdığını duyunca saklandığı yerden çıkarak çığlığın olduğu yere koşturmaya başladı.

Truan'ın yanına vardığında, onun önünde ayağa kalkmış bir ayının pençesini kaldırmış bir şekilde durduğunu gördü.

Kerdox alaycı bir tavırla "Hah, işte istediğin iblis sonunda geldi. Nasıl bir duygu bay çok bilmiş ukala!" dedi.
Truan ise korkuyla "Dalga geçecek bir zaman değil yardım etsene!" dedi. Bunun üzerine Kerdox "Pekâlâ, pekâlâ," diyerek uyuşuk bir şekilde gerindikten sonra "sırf arkadaşım olduğun için yapıyorum, bu iyiliğimi unutma," dedikten sonra ayıya doğru koşmaya başladı. Bu arada Truan ayının pençe darbelerinden koşarak kurtulmaktaydı.

Kerdox ayıya yaklaştı ve Truan'a "Sen arkada dur sıska!" diyerek aşağıladı. Ayı arada sırada dört ayak üzerine inip geri çekilen Truan'a yaklaşıp ardından ayağa kalkarak pençe geçmeye çalışıyordu. şimdi ise Kerdox önüne geçmişti ve ilerlemesi gerekmiyordu, fakat ayı arada sırada dengesini kaybederek bazen ön ayaklarını yere koyması ve tekrar ayağa kalkması gerekiyordu.

Kerdox bunu farkederek hayatındaki ilk savaş taktiğini kafasında planlamıştı bile.

Tekrar ayağa kalkan ayı Kerdox'un kafasına sol pençesiyle vurmaya çalıştığında cüce kolunun dikenli kısmını yüzüne siper yaparak ayının dikenlere vurmasını sağladı. Bu darbe normal bir canlının bir kaç adım sola kayması, hatta yere düşmesini sağlamasına rağmen cücenin ayağı sadece bir kaç santim kaymıştı.

Ardından acıyla inleyen ayı tekrar dört ayak üstüne indi, fakat sol pençesi yaralanmıştı ve hızlıca yere vurması pençesinin daha çok acımasına neden olmuş olmalıydı ki sola doğru yalpaladı. Hemen ardından cüce ayının sağ gözüne dikenli yumruğunu geçirerek kör olmasını sağladı. Böylelikle ayı, acıyla inleyerek kaçmaya başladığında Kerdox arkasından "Hah! Bir daha buralara gelmezsin umarım seni tüy yumağı!" diye bağırdı.

Kerdox Truan'a doğru döndükten sonra, "Ormanlardan nefret ediyorum, madenler bile daha güvenli yahu!" dedi.
Image
WeS_DeX
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 736
Joined: Wed Jan 03, 2007 10:00 am
Location: Grand Line
Contact:

Post by WeS_DeX »

Truan ile Kerdox gidince yanlız kalmıstı Donaef.Cantasından bir deste oyun kartı cıkardı ve karıştırdı."Bakalım eski numaraları unutmusmuyum" dedi ve kartları actı.Kendi kendine oynuyor ve kendi kendine hile yapıp her zaman kazanıyordu.Gözleri kumar oynayabilecek bir kac kişi aradı fakat bulamadı.Sabahtan beri Huor'da yoktu ortalarda."Kerdox ile Truan gelince bir kac el kart cevirelim eglenceli olacak" dedi ve sırıttı.Sonra hanceriyle toprakta bir kac resim tarzı oyuklar actı.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Lugtarias
Forum Yöneticisi
Posts: 726
Joined: Wed Jun 13, 2007 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Lugtarias »

Lugtarias kendisine grupta bir şifacının olup olmadığını soran yaşlı büyücüye cevap vermeden önce biraz duraksadı, beklemediği sorulara hedef olduğunda hep böyle olurdu, neden sonra kendini toparlayıp cevap verdi, üzgünüm efendim telaşlı grubumuz bir şifacıya sahip değil ne yazıkki. Lakin sadece silah yarasıysa, ben birkaç şey yapabilirim sanırım. Zehirli, efsunlu, lanetli silahlar tarafından açılmış bir yara değilse tabi. Genç kızı şaşırtarak birden, ona çevirdi kafasını, yaralı ne kadar uzaklıkta? ve nasıl bir yara bu?
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

"Lanet olası bir ayıyla karşılaştım. Onunla bir tek cüce dostumuz anlaşabileceği için yardım istemek zorunda kaldım." dedi ve Donaef'İn karıştırdığı şeylere baktı. "Onlar nedir?" dedi Truan. "Fal kartı mı? Oyun kartı mı? " dedi kafası karışmışcasına. Kerdox ve ayıcık onu epey yormuştu. Bu yorgunluğunun üstüne oyuna bulaşacağını bile bile sorma gereği duydu. Bu arada gerçekten antilop neredeydi diye düşünmeye başladı Truan. Etrafta göremedi. Kerdox'da olmadığına göre... Truan gene içinden gelen kahkaha fırtınasını farketti ve kendini zor tuttu.

İlerden Kerdox'un geldiğini gördü. Ayıcığın cesediyle. Truan dayanamayarak sordu. "Bunu yemek için getirmediğini söyle?" dedi. Kerdox küçük bir sırıtmayla cevap verdi. Truan afallamıştı. "Tanrılar adına nerede bir ayının etinin yendiğini duydun! Ne cins bir cücesin sen böyle? İnanamıyorum sana cüce dostum! Sen gerçekten delisin. Kendi başına yiyebelirsin ayını. Pöh!" diyerek tekrar Donaef'in uğraştığı oyun kartlarına döndü.
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth
Contact:

Post by Alenthas »

Kerdox kahkaha attı "Paylaşacağımı kim söyledi!"

Ardından ayının ayının postünü yüzmeye başladıktan bir süre sonra "Bundan çok güzel bir giysi olacak!" dedi ve işine devam etti.
Image
WeS_DeX
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 736
Joined: Wed Jan 03, 2007 10:00 am
Location: Grand Line
Contact:

Post by WeS_DeX »

Truan'a, Kerdox'a ve ayıya baktı Donaef "Sabah sabah iyi bir eglence olmus sanırım" dedi ve güldü.Truan gruplarında en cok konusmuslugu olan kisiydi.Ona ısınmıstı.Biraz baktı ve güldü "Oyun oynamaya ne dersin?.Su an icin ikimiz icinde iyi olur"dedi Truan'a bakarak."Eger ben kazanırsam senden bir sise icki, bira, sarap ne olursa olsun alırım.Eger sen kazanırsan...Secenegini belirle dostum" dedi.Hile yapmamayı düsünüyordu Donaef.Eskiden gercekten iyi bir kumarbazdı.Sanırım hala öyle oldugunu düsünüyordu.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Tersyuz
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1426
Joined: Thu Dec 20, 2007 10:00 am
Contact:

Post by Tersyuz »

"Benidinlememekbirtürmodayahuthastalıkhalinialdısanırım."
dedi Glimbell tavşanın budunu ısırırken.

"Gayetgüzelpişmişelinizesağlık."
Gülümseyerek Huufet'e başıyla selam verdi.
Tavşanın budunu makasa benzer bir aletle tuttuğu için elleri yağlanmadan yemeğini yiyebiliyor bir yandanda kağıtlarına yazdığı notlarına bakıyordu.

"Sizinyolunuznetarafa? BizCehennemkapısıkalesi'negideceğiz. Zamanındaoradanşeytanlarveiblislerçıkmışbiliyorsunuzdur. Oradaaraştırmayapacağızgeçitlerhalakapalıvegüvenlimidiye."
Huufet'le konuşken notlarından başını kaldırdı.
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

"Tanrıma karşı bunu yapmamam gerekir aslında ama... Bir kereden bir şey olmaz sonra af dileyebilirim." dedi tebessümle. Başladılar oynamaya. Truan'ın şansı pek iyi değildi. şu ana kadar. Ailesini kaybetmişti. Neyse, bir oyun bile oynayamıyordu. Ne yaparsa yapsın kötü anıları hep aklına geliyordu. Donaef gerçekten de güzel oynuyordu. "Nedense burada pek fazla kişi konuşkan değil. Aslında ben de değilim. Ama bu cüce beni alıştırdı. Raegek nerede bu arada?" dedi truan aklında konuları uzaklaştırmak istercesine.
Artemis Entreri
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1521
Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Artemis Entreri »

Huufet, Magnus'un yanına yaklaşarak kulağına fısıldadı. "Böyle bir macerayı kaldıracak gücüm yok benim." dedi gülümseyerek. Sonra bakışlarını kadına yöneltince hüzünlendi. "Bu kadına yardım edelim. Ne yapacağımızı sonra düşünürüz." Tüm bunları küçük bir fısıltı şeklinde söylemişti. Büyücünün duyduğundan bile emin değildi. Düşünceli bakşılarıyla büyücüyü yalnız bırakarak bıçağını almaya gitti. Bu sırada küçük yaratık kendisiyle konuştu.

Glimbell soru sorduktan sonra Huufet derin bir nefes aldı ve bunu takip eden birkaç saniye boyunca bu küçük canlının sorduğu hızlı soruyu sindirdi. "Afiyet olsun, beğendiğinize sevindim. şu an için öncelikli ROTAM (bu kısmı biraz vurgulu söylemişti ve o sırada Magnus'a bir bakış atmıştı.) bu hanımefendiye yardım etmek olacak, sohbet edecek vakit bile yok ne yazık ki." dedi delikanlı. Bir yandan da av bıçağını kılıfına sokmuştu.

"Yolda karşılaştığınız birkaç yabancıdan yardım istiyorsunuz. Ya delirmiş olmalısınız ya da gerçekten yardıma muhtaçsınız. Her iki seçenekte de yardıma ihtiyacınız var demektir. İzin verirseniz sizinle gelmek isterim leydim. İsmim Huufet en Zolo, emrinizdeyim." dedi eğilerek. "şimdi, eğer bize güveniyorsanız -- bir eliyle, başka bir adamla konuşan Magnus'u işaret etti -- yaralının konumunu ve durumunu öğrenmemiz gerekir. Ayrıca Glimol, Glimal, Glomel, -- GLIMBELL diye düzellti gnom. -- hah Glimbell'in de bizimle gelmesi veya şifalı şuruplarından vermesi iyi olur. Tabi söylediği gibi bir yardımı dokunacaksa ve hala geriye dönmek istemiyorsa..." diyerek ekledi.

Bir yandan da şunu düşünüyordu. Belki büyücüden ve yeni tanıştığı bu insanlardan yardım istemek delilikti. Ya kadına yardım etmek? Kendisinin yaptığı şey delilik değil miydi? Fakat Huufet, Kelenbar tarafından yetiştirilmişti ve yardıma muhtaç insanları gözlerinden tanırdı. Peki ya karşısındaki bir insan mıydı?

Her ne olursa olsun, bir yardım çağrısı karşısında geri adım atmak, Huufet en Zolo'ya yakışmazdı. Kadının, gnomun ve büyücünün vereceği cevapları beklemeye koyuldu.
Been there. Seen that. Got the scars.
Tersyuz
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1426
Joined: Thu Dec 20, 2007 10:00 am
Contact:

Post by Tersyuz »

"Ah! şaşkınhanımefendiyemi? Tabiiki, amakafasıokadarkarışıkkiyardımtekliflerinibiledinlemiyor. Birazoturupsoluklansaaklınıbaşınatoplayabilirbelki."

Biraz durdu ve düşündü, sakalını sıvazladı. Huufet'e doğru:
"Ã?elikyay." dedi
Huufet bir anda neden bahsedildiğini anlayamayarak "Ha?" dedi.
"Ã?elikyayvasıtasıylaşumiğferişinihalledebilirim. Biliyorsunşukafaatmameselesi."

Sorunu çözdüğü için memnun memnun başını sallayarak gülümsedi.
"Tabiidahaöncedediğimgibilanetyadabüyüvarsaonuniçinbaşkayöntemlerlazım. Eşyalarımdaodüşüncesizcücedekaldı, kimbilirşuandaneyapıyordur?."
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth
Contact:

Post by Alenthas »

Aradan bir kaç saat geçmişti ve Kerdox ayının tüm derisini yüzmüş bir kenara koymuştu. Üstü başı ayının kanıyla kaplanmış olan Kerdox neşeyle kamp ateşini güçlendirmiş ve üzerine bir düzenek hazırlamıştı. Düzenek ateşin yanına saplanmış iki kalın ve uzun sopanın üst kısımlarının iki tarafa ayrılması ve bu ayrılmış kısma başka bir sopanın daha geçirilmesinden oluşuyordu.

Kerdox üstteki sopayı olduğu yerden alarak bir ucunu baltasıyla sivrileştirdi, ardından ayının etini bu sopadan geçirerek şişledi ve tekrar ateşin başına geçerek arada sırada çevirmeye başladı.

Sopayı çevirmediği zamanlarsa derinin yanına gidip kendisine göre birer giysi hazırlıyordu. Derinin çenesinden başlayarak karnını ve bacaklarını kesti. Sadece sırt kısmı kalmıştı ve bu da Kerdox için bir pelerin görevi görecekti. Kafa kısmının üstünü deldikten sonra miğferinin sivri kısmını oradan çıkartarak, ayının burnu Kerdox'un alnına gelecek şekilde yerleştirdi.

Ardından koşarak Truan'ın yanına gitti. "Bak nasıl, yakışmış mı?" dedi üstü başı kanlar içinde cüce sırıtarak.
Image
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

"Tam da doğana uygun bir hayvan. Seni savaşlarda epeyce korur. Tabi pelerinine takılmazsan." dedi kıkırdayarak. "şimdi ne yapacağız. İşler epeyce karıştı. Bir büyücü çıkageldi. Bir hanımefendi. Ve birde yaralı olduklarını söyledikleri bir adam. Bu arada yaşlı büyücünün yanında biri daha vardı galiba." dedi düşünürcesine. Sonra Kerdox'a dönüp sordu. "Senin bu görevin ne olacak ha? Ya da tam olarak nedir? Kurt adamlarımı mı avlıyacaksın? Yoksa iblislerle bir bidon cüce birası mı içeceksiniz. Yanlız bunları ciddiye al, onlar gerçekten var...".
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Huor grup ilerlerken bir şeyler geldi aklına, bir anda gözleri doldu, gruptan ayrılıp ilerlediğini bile farketmemişti.Grup arkasında kalmıştı, sonra bunu gören Lugtarias hemen arkasından koşmaya başladı.Grup ile arada bir mile yakın bir mesafe açılmıştı neredeyse ki Huor'u yakalayabildi.Sonra konuşmaya başladılar.İlerlerken Huor dertlerini anlatıyordu Lug'a.Lug ise kendi dertlerini anlatıyordu.Ã?ylece ilerliyorlardı.
Last edited by Edmond on Fri Feb 01, 2008 9:45 am, edited 4 times in total.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Kuzgun için konuşulanları takip etmek biraz daha zorlaşmıştı. Yerek insanlarının kullandığı ortak lisan kanatlı halkın kullandığı melodik ve müziksel lisandan çok daha karmaşık ve zordu. Özellikle Kuzgun için bu deneyim çok şey öğretmiş olsada artık güvenli bir şekilde yalnız kalıp ne yapacağına karar vermeliydi. Kafası böyle karışık ve çevreside kalabalık olunca insanların lisanını anlaması doğal olarak zorlaşıyordu. Birileri konuşuyor ona bir şeyler söylüyor ama Kuzgun için bazen hiç bir şey ifade etmiyordu, gereksiz bir gürültü yada anlamsız seslerin çıkardığı bir nota gibiydi bunlar. Böyle kafasının iyice bulanacağını anladı ve derin bir nefes alarak konuşulanlara yoğunlaştı. Bu esnada tekrardan kulaklarına anlamlı gelen sözleri anlayabildi.

"Yolda karşılaştığınız birkaç yabancıdan yardım istiyorsunuz. Ya delirmiş olmalısınız ya da gerçekten yardıma muhtaçsınız. Her iki seçenekte de yardıma ihtiyacınız var demektir. İzin verirseniz sizinle gelmek isterim leydim. İsmim Huufet en Zolo, emrinizdeyim." dedi eğilerek. "şimdi, eğer bize güveniyorsanız -- bir eliyle, başka bir adamla konuşan Magnus'u işaret etti -- yaralının konumunu ve durumunu öğrenmemiz gerekir. Ayrıca Glimol, Glimal, Glomel, -- GLIMBELL diye düzellti gnom. -- hah Glimbell'in de bizimle gelmesi veya şifalı şuruplarından vermesi iyi olur. Tabi söylediği gibi bir yardımı dokunacaksa ve hala geriye dönmek istemiyorsa..." diyerek ekledi.

Kuzgunla konuşan yaşlı büyücünün yanında olan genç yerek insandı. şimdiye kadar hiç konuşmamış olması bir yana Kuzgunun beklediği yardımı vermeye gönüllüydü, üstelik bu karmaşadan bir an önce kurtulmak Kuzgunada iyi gelecekti . Heyecanla ve bu insanların fikirlerini değiştirme olasılığını düşünerekten

- " Size nasıl teşekkür etsem bilemiyorum genç Huufet en Zolo ve cesur Glimbell efendi.Yalnız bir an önce yola çıkarsak yaralı arkadaşımın hayatını kurtarabiliriz" diye sözlerini sürdüren Kuzgun yaşlı büyücüye bakarak
-" Sizin için zor olacak biliyorum ama bunu size şimdiden söylemeliyim. Olurda arkadaşımın hayatını kurtaramazsak yada geç kalmışsak sizden ricam cesur arkadaşımın ruhunun, ölüm diyarına açılan kapıyı bulması için ona rehberlik etmenizdir."
Kuzgun sözlerinin etkisini ve karşısındaki insanların cevaplarını duymak için tüm dikkatini topladı.

Kuzgunun yaşlı büyücüden istediği yardım kanatlı halkın inançlarından biriydi . Yaşamını başka birini kurtarmak için kaybeden kişi, yaşarken yapamadıkları için isyan eder ve uzun bir süre ölüler diyarına gitmeyip iki dünya arasında amaçsızca kaybettiklerini arar ve her saniye ruhundan bir anısını kaybederdi. Bunun olmaması için bir rehber ruhu ölüler diyarına açılan kapıya kadar eşlik eder ve acı çekmesini engellerdi.
WeS_DeX
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 736
Joined: Wed Jan 03, 2007 10:00 am
Location: Grand Line
Contact:

Post by WeS_DeX »

Raegek gruptan ayrılmıs kamp alanına dogru miskin bir bicimde gidiyordu.Donaef'dan uzak kalmak istememisti anlasılan.Kampa dogru yaklastıgında Truan,Donaef ve Kerdox'un oldugunu gördü ve kücük bir havlama sesi cıkardı.Kosarak Donaef'in yanına gitti ve oturdu.
"Geldigine sevindim dostum" dedi gülerek.Donaef son kartını da yerden cektikten sonra kafasını kasıdı ve Truan'a baktı."Bugün gercekten sanslı günündesin Truan.Su karta bakar mısın?" dedi ve elinde kartların arasında ki en düsük kartı cektigini gösterdi ve güldü."Gercekten sanslısın ve bu kadar yeter artık dayanamayacıgım sanırım" dedi ve kafasını kasımaya devam etti."Sen kazandıgına göre benden bir sey istemek zorundasın, oyunun kuralları bunu gerektiriyor. dedi ve Truan'ın isteyecegi seyi beklemeye koyuldu.
Kerdox kendisine yaptgı yeni kıyafeti gösterirken Donaef güldü "Siz cüceler yeri geldiginde gercekten de göz kamastırıcı seyler tasarlıyabiliyorsunuz. "dedi.
Bos bos otururken cok ilerde olmasa da uzak sayılabilcek bir yerden bir kurt uluması duyuldu.Raegek kafasını hemen sesin geldigi yere dogru kaldırdı ve bir uluma cıkararak sese dogru kosmaya basladı.Donaef hemen pesinden giderek neler oldugunu anlamaya calısacaktı.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest