Kalanlar *Hikaye*

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Huor tekrar yataktan kalktı.Alcarondas yanına kadar gelmişti.Güven veren bir gülümsemesi vardı.30-40 yaşlarında görünüyordu.Ancak Huor öyle olmadığına emindi, çünkü Elamon kesinlikle yaşı gibi görünmüyordu.Ã?yleyse bu Sonël 100 yaşında diye düşündü Huor.

*Evlat, duyduğum kadarıyla tek başına onlarca Asiyi haklamışsın?*
*Evet efendim.*
*Kaldır bakayım kollarını, kaslı görünüyorsun, savaşçı mısın?*
*Hayır efendim, bir keşişim.*
*Dindar birisisin yani?*
*Evet efendim.*
*Ã?yleyse senin kimseyi öldürmemen lazımdı.Hangi tanrıya inanırsan inan, hiçbir keşiş böyle bir şey yapamaz?*
*Efendim, ben de istemezdim, ama maalesef öldürmek zorunda kaldım.*
*Anlaşıldı, zaten gücün tamamının kendine ait olduğu kesin.*
*Nasıl yani?*
*Yani bir Sonël'i öldürdükten sonra sana hiçbir iyi büyü işlemez.Bunu bildiğini zannediyordum!*

Huor sessizce baktı.Demek Tamon bu yüzden yardım etmemişti.Oysa Huor Tamon'un yardım ettiğini düşündüğü için cesaretle savaşıp, bu gücün Tamon'a ait olduğunu düşünmüştü.Demek kendisi gerçekten güçlüydü!
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Huor sakince önüne eğildi.İkisi de susmuştu.Ancak sessizliği Amiral bozdu.



*Daha önce kimseyi öldürmüş müydün?*

*Evet.*

*Kimi, ya da bir Sonël miydi?*

*Ben Sonël'lerle ilk kez bu savaşta tanıştım.Gerçi daha önceden Elamon'u tanıyordum ama o henüz küçük bir kız.İlk kez bir yetişkinle tanıştım.*

*Peki öldürdüğün kişi kimdi?Niye öldürdün?*

*Kasabamızın Lord'uydu.Aslında yasak işlere bulaşıyordu.Ben de bunu ortaya çıkardım.Sonra tanıdığım bir tüccara git bunu güvendiğin ve yetkili birisine ver dedim.Sonra Lord'la kavga ettik.Beni öldürmek istedi ki Bruan'la burada tanıştık.* Bu esnada gözleri dolmuştu.

*Evlat, kiminle nerede tanıştığın beni alakadar etmez, sen savaşı anlat.Senin gibi bir savaşçı böyle şeylere nasıl olur da takılır ha?*

*O sırada ben de ona düello teklif ettim, kasaba kurallarına göre, ben kazansam da idam edilirdim, fakat kazanmam imkansızdı çünkü elime belki de ilk kez kılıç alıyordum.* bu sırada Alcarondas tecrübesinden beklemeyecek bir hayrete düşmüştü.Huor devam etti:

*Fakat 1 metre 90 santim boyundaydı ve fazlasıyla iriydi Lord.Ayrıca bütün Lord'lar kılıç eğitimlerinden geçerler.Ve bu Lord daha öncesinde çok kez kılıç düellosu yapmıştı.Eğer ki solak olmasaydım belki de asla yenemezdim.*

*Nasıl yani, sen hayatında ilk kez eline kılıç alıp bir Lord'u mu yendin?*

*Sanırım.Fakat daha sonra olduğum yere bayıldım ve uyandığımda başımda cellat olarak manastırımdaki başkeşişi gördüm.Sanırım onun da işine çomak sokmuştum.Ve beni öldürmek için can atıyordu.*

*Bu ne biçim manastır?Sen ne biçim yerden gelmişsin!*

*Tam beni idam etmek üzereyken bana Tanrıya selam söyle dedi.Sinirlenmiştim.Fakat tam o sırada

bir vızıltıyla kralın adamları yardıma yetişti.Bir ok cellata saplanmıştı ama ölmemişti.Elindeki baltayı aldım, havaya kaldırdım.Ardından Tanrının sana selamı var diye bağırarak kafasını gövdesinden ayırdım.*

*Vay be, karşımda bir çocuk değil kahraman duruyor.Ben askerlikte geçirdiğim 400 yılıma rağmen böyle bir kahraman görmedim.Ne dersin, seni filomun en yetkili askeri yapayım mı?*



Huor bir anda bocaladı.Ne diyordu bu adam, askeriyede 400 yıl geçirmek demek ne demekti?



*Siz kaç yaşındasınız?*

*480 civarında.*

*Aslında olabilir, zaten keşişliğim kalmadı sanırım.Onlarca kişiyi öldürdüm ve yüzlerce kişinin ölümüne tanık oldum.Peki kervan arkadaşlarım ne olacak?*

*Sen merak etme, onlara görebildiğin en rahat yaşamı veririm.*

*Ah, kusura bakmayın, sormayı unuttum, burası neresi?*

*Benim mağaramdaki benim sarayım evlat!*

*Peki diğer arkadaşlarım neredeler?*

*Elamon bir gemiyle birlikte keşif seferine çıktı.Tamon ise çalışıyor, diğerleri ise, (bu esnada biraz sinirlenmişti) her zamanki gibi tıkınıyor!*

*Sanırım onların yanına gitme vaktim geldi.Biraz acıktım.*

*Off, siz insanlar.Kalk hadi, miskin herif!Tüm bildiğiniz yemek ve uyumak!*



Gülümseyerek yataktan kalkan Huor, hala yorgun olduğunu farketti.Yemek salonuna gidene kadar gücünü düşünmüştü, ki saray o kadar büyüktü ki düşünmek için bolca zamanı olmuştu.



Yemek salonuna vardığında Loren koşarak üzerine atladı Huor'un ve boynuna sarıldı.Sonra ayrıldı ve elini uzattı.



*Tebrikler kardeşim, gerçekten süperdin orada.Tek başına onlarca kişiyi hakladın.*

*Sağol kardeşim* dedi Huor elini sıkarak Loren'in.



Huor daha sonra diğerlerine baktı, hepsi tebrik ediyordu.Sonra oturdu ve sofradaki her şeyi süpürmeye başladı.Ancak sofra bile fazlasıyla uzundu.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Huor yemeği gördükten sonra bir an kendinden geçti.Ne kadar aç olduğunu bile bilmiyordu.Hemen sofraya atıldı.Alcarondas şaşkın şaşkın, az önceki savaşçıya bakakaldı.Ne kadar acizdi oysa!

Ardından gülümseyerek Huor'un yanına oturdu Alcarondas.Huor kadar hızlı yemek yiyemese de kendisi de baya açtı.Ardından Alcarondas, ilk kez duygusal bir şey hakkında, Bruan hakkında konuşmaya başladı.Uzun boylu yapısı ve savaşçı ruhuyla Alcarondas belki de hayatında ilk kez bu şekilde duygusal bir şeyden bahsedecekti.

*Söylesene Huor, Bruan nasıl bir kızdı.Uğurunda ölmeyi hak ediyor muydu?*
*Uğrunda ölmeyi değil, cehennemde sürünmeyi dahi hak ediyordu.*
*Peki üzülüyor musun?* dedi Alcarondas hafif sesini kısarak.Huor'u incitmek istemiyordu.
*Bu gece bir rüya gördüm, bana üzülme diyordu.Seni seviyorum diyordu bana.Onu çok özlüyorum.* ardından gözlerindeki yaşları sildi hafifçe.
*Özülme, tanrı onu cehennemden koruyacaktır.Seni ölümden koruduğu gibi.Sen güçlüsün Huor, dayanabilirsin.*

Muhabbetleri bittikten sonra herkes doymuştu.Sonra sarayı gezmeye karar verdiler.Saray denizin içine oyulmuş bir mağaranın içine kurulmuştu.Tabanda her zaman nem vardı, bu sayede ne kışın üşüyorlardı, ne yazın yanıyorlardı.

Sonra bir bağırış başladı.Ardından sarayın kapısına vardılar.Ã?mründe böyle bir manzara görmemişti Huor.Birkaç metre sonra deniz başlıyordu ve oyuk o kadar kıvrımlıydı ki en sert rüzgarlar bile o kadar içeri giremezdi.

*Biz şu an nerenin altındayız?*
*İsmini söyleyeceğim fakat anlaman imkansız.şu an da insan kıtasında değiliz.Alon'dayız.*

Huor şaşkın şaşkın bakıyordu.Başka bir kıta mı?
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Amiral sarayın dışından ucu görünmeyen tüneli gösteriyordu.Huor bakındığında bir limanda olduğunu farketti.Limandan hemen sonra geliyordu demekki saray.Tünelin doğal bir yapıt olmadığı muhteşem düzlüğünden belliydi.Ve tam manasıyla silindirik bir yapıya sahipti.Kıvrımlı ve boyutu muazzam tüneldi.Kesinlikle yıkılabilir gibi görünmüyordu.Mükemmel bir yapıdaydı.En ufak bir çıkıntı yoktu.Genişliği 100 metreden aşağı görünmüyordu.Hiçbir şekilde rüzgarı geçirmeyeceği belliydi.

Ardından hafif hasarlı bir gemi göründü, tek hasar yelkeninde gibi görünüyordu geminin.Gemi pek uzakta değildi, zaten gemi göründüğünde limanla arasında pek bir mesafe yoktu.Tünel kıvrımlı olduğu için gemi ansızın ortaya çıkıvermişti.Alcarondas geminin ansızın çıkmasına değil, geminin o halde çıkmasına şaşırmış gibi görünüyordu.

Gemiden aşağıya atlayan tekneci kekeleyerek konuşmaya başladı.Anlattığına göre 16 gemilik filodan bir tek o gemi kurtulmuştu.Huor korkarak Alcarondas'a baktı.*Elamon bu gemideydi değil mi!Elamon şu geminin içinde değil mi!* diye bağırmaya başladı.Alcarondas ise sadece başını öne eğdi.Baskını kimin yaptığını gayet iyi biliyordu.Lanet olası Beren!

Huor kendisini bir olayın içinde buldu bir anda.Herkes hareketlenmişti.Ardından Alcarondas'ın muazzam gemisine bindiğini hatırlıyordu en son.Zaten arkasından gelen yüzlerce gemiyi gördükten sonra bayılmamak elde değildi ki!
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Gemiler açıklığa ulaştığında Huor eliyle gözlerini kapattı, bir anda ışığa çıkınca gözleri kamaşmıştı.Ne kadar zamandır orada olduğunu bile bilmiyordu ya!

Alcarondas gemideyken tayfalar tir tir titriyorlardı.Sanki öldürecekti onları Amiral.Gerçi korkulmayacak bir adam da değildi.

Huor ışığa alıştığında neredeyse bir kilometre ilerlemişlerdi.Huor arkasından belkide yüzlerce gemi geldiğini farketti.Yelkenliler, kürekliler, topçu gemiler, birincil gemiler - ki birincil gemiler en önden giden gemilere çarpışarak saldıran gemilerdi.Huor daha sonra çarpışmadan önce bu gemidekilerin atlayarak kurtulduklarını öğrendi.Sağlam ve etkili gemilerdi.

Göz göre göre savaşa gidiyorlardı, hangi ara savaşçı olmuştu, o bir keşişti, kimsenin canına kıyamazdı.Ama artık çok geçti.

Gemiler ilerlerken ileriden bir boru sesi duyuldu.Ã?ncüler bunların düşman olduğunu söyledikten sonra, birincil gemiler öne çıktılar ve topçu gemiler sağa ve sola ayrıldılar.En önde birincil gemiler vardı ki bu gemilerden kurtulması çok zordu.İçleri tamamen patlayıcı doluydu, önleri ise sivri ve enleri neredeyse yoktu bu gemilerin.

Topçu gemiler sağa ve sola ayrılmış ve düşmanlarına yanlarını dönüktüler.Birincil gemilerin biraz arkasından ise -500 metre kadar- Alcarondas ve diğer savaşçı gemiler geliyorlardı.Bu gemilerde, ip, zincir ve özellikle ok ve yay etkiliydi.Sonël olmalarına rağmen savaşlarda ateşli ok kullanıyorlardı, normal savaşlarda neredeyse hiç kullanmazlardı -ki asiler her durumda her şekilde savaşırdılar-.

Birincil gemiler farkı iyice açmışlardı, düşmanların ateşlerine hedef olmaya başlamıştı bile, genel de düşmanların öncül ve güçsüz gemileri en önde olurdu, bu yüzden birincil gemiler fazla işe yaramıyorlardı, tabi düşmanların amiral gemisini en öne çıkarıyordu, ancak kolay kolay düşman amiral gemisini vuramıyorlardı.Birincil gemilerden askerler inmiş teknelerle geri dönerlerken, bir top sandallardan birisini vurmuş içindeki askerleri öldürmüştü ancak topun sahibi olan gemi ilk patlamaya tanık olarak savaşı biraz daha büyük boyutlara taşıdı.

Birincil gemilerden birisi ise çok ince bir hesaba dahil olup inceliğine rağmen topa hedef olup havaya uçarak iki yanındaki birincil gemileri de havaya uçurmuştu.Neyseki ilk patlamadan hemen sonra birincil gemiler biraz daha ayrılmışlardı ancak 8'e yakın gemi helak olmuştu.Fakat ilginç bir şekilde bu gemilerin patlamaları düşmanlara da geçmişti ve yaklaşık 4 kadar düşman gemisini helak etmişti.

Ardından gerçek savaş başladı.Huor eline ok almak istememişti ve biraz olsun Alcarondas'ı sinirlenmişti.Eski keşiş başka şeyler düşünüyordu.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Huor sinirle Alcarondas'a çıkıştı:

*Anlamıyor musun!Ben bir keşişim, savaşmamam gerekiyor!Öldürmemem gerekiyor!*
*Asıl sen anlamıyorsun!Artık keşiş değilsin sen!Kaç kişiyi öldürdün!Al eline oku ve....*

Tam söyleyecekken geminin güvertesine düşen büyük top, gemiyi parçaladı ve Huor ile Alcarondas'ın batmasına sebep oldu, Alcarondas'ın elindeki yay ve ok Huor'un düşerken tutunduğu tahta parçasına denk gelmişti.Alcarondas ise ortalarda görünmüyordu.Huor sinirle eline yay ve oku aldı ancak sadece basit bir tahta parçasının üzerinde duruyordu.Ardından dost gemilerden birisi Huor'un yanına yaklaştı ve onu yukarı çektiler.Huor inanılmaz bir şekilde sinirliydi, sonra yayını çekti ve ilk atışını yaptı düşmanlara, ancak ok inanılmaz bir şekilde uzağa düşmüştü.Huor sinirlendi ve daha dikkatli nişan aldı, ancak yayı fazla gerdiği için ok geminin üzerinden uçup gitmişti.Sonra yayı biraz daha alçalttı ve atışını yaptı, ok muazzam bir hızla ilerideki bir geminin yelkenini delip geçmişti.

Huor artık her seferinde, daha aşağıya, daha sola derken, 3-4 atışta düşmanı tutturuyordu.Savaşın 3. ya da 4. saatine doğru Alcarondas'ın ordusu yenik duruma düşmeye başladı, top atışları yerini tümüyle ok atışlarına bırakmıştı artık.Huor ise inanılmaz bir şekilde ilerlemişti ok kullanımında.

Bir müddet sonra gemiler tarak şeklinde yan yana geçmeye başlamıştı.Huor sebebini anlayamamıştı.Düşman gemisinin yanından geçmek çok aptalcaydı, ancak iki taraf da artık tümüyle tarak geçişi yapıyordu.Huor bunun sebebini sorduğunda, ok atışlarının tümüyle başarılı olabilmesi için, düşmanın yanından geçmek gerektiğini ve nokta atışlarının sağlanması için yapıldığını öğrendi.

Hemen yandan geçmek için yaklaşan bir gemiyi farketti Huor.Kendi tarafındaki kimse ateşli ok atmıyordu ve Huor bunu farketti.Ancak bunun sebebini soracak vakti yoktu.En etkilisi ateşli oktu ve Huor bir ok yakıp düşmana fırlattı...

Ok düşman gemisinin yelkenine isabet aldı ve oradaki tahtalardan birisine saplandı, çok geçmeden gemi alev aldı ve gemi rotasını değiştirerek Huor'un gemisinin üzerine gelmeye başladı.

Gemi çarptığında iki gemi de alev almıştı ve bu sefer Huor'u koruyacak hiçbir gemi yoktu.Huor şansına bir tahta daha bulmuştu fakat bu bir öncekine oranla çok daha küçüktü.Huor üzerine çıkıp eline bir ok daha aldı ve bulunduğu tahtadan ok atarken arkasından bir şeyin saplandığını farketti ve öne doğru düştü.Tam suya dalacakken bir kement onu tutmuştu.Hemen sonra bir gemiye doğru çekiliyordu fakat Huor bilincini yitirmişti......
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Huor gemiye doğru çekilirken yalnızca Bruan'ı düşünebiliyordu, ardından geminin üzerinde bir karaltı görebildi.Omzundan önüne dökülen sarı saçlarıyla Bruan'dı bu.Ã?ekildiği gemi, tümüyle simsiyahtı ve üzerindeki parlayan karaltı, Bruan'dı.Huor çekilmeye yardımcı olmak için, elleriyle ipi tutarak kendisini daha da sert çekti, çok geçmeden siyah gemiye çıkmış ve Alcarondas'ın ona baktığını farketmişti.O önce Bruan'a sarılmak istese de, Bruan ona dur manasında elini kaldırmıştı, Huor yalnızca bakıyordu, Alcarondas ise *Bana bak evlat, söylesene, nereye bakıyorsun.Uyan artık!* Huor bilincini yitirip oraya bayılmıştı.

Huor ayıldığında önünde Bruan'ı gördü, hemen sarıldı, saçlarını ellerinin arasına aldı, akan gözyaşlarını bile silmedi, yalnızca sarıldı.Belki beş dakika, belki elli dakika sonra ayrıldılar.Sonra içeriye Alcarondas girdi, *Aslanım benim, yine yaşıyorsun, yeminler olsun ki tanrılar seni koruyor, beni gemilerim kurtardı, ancak seni tanrılar!*

Huor sonra Alcarondas'ı hiç kafasına bile takmadan yine Bruan'a döndü.Söyleyecek o kadar şeyi vardı ki.Tam ağzını açacakken Bruan'ın dur ikazını gördü.Anlayamıyordu.Sonra Alcarondas'ın üzerine üzerine geldiğini ve Bruan'ı ezmek üzere olduğunu farketti.Fakat Bruan kenara çekilmişti.Alcarondas onu görmemişti!

Huor ne olduğunu anlamıştı, aşkı yüzünden delirmişti, akan gözyaşlarına bir anlam veremedi Alcarondas, anlayamazdı o bunu!

Bruan, Alcarondas çıktıktan sonra, Huor'a dönüp:

*Tanrılar senin istediğini yaptılar, beni yeniden sana gönderdiler, ben şu anda senin gibi etten kemiktenim, ancak beni yalnızca sen görebilirsin!*

Huor bir şey demek istemiyordu, yeniden Bruan'a kavuşmuştu, ve bunu delirerek değil, tanrıların isteğiyle yapmıştı.Ancak tanrılar neden böyle bir şey istemişlerdi?
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Huor akşam vakti geldiğinde yatağına uzanırken hemen yanında Bruan'ın belirdiğini gördü, o aslında zaten oradaydı ancak yeni dikkat ediyordu.Bir anda belirmemişti.Huor hafifçe doğrularak gülümsedi.Sonra Bruan yavaşça gülümseyerek:

*Bak Huor, beni tanrılar gönderdi demiştim sana, ancak elbette ki bir şartları var.*

Huor meraklanmıştı, tanrılar Huor için bir şeyler yapıyorlardı!

*Huor, bundan sonra kan dökmeyeceksin.*

*Dökmeyeceğim!* diye atıldı Huor, yeter ki Bruan'ı daha fazla görsün.Onun için kendi kanını bile dökerdi.

*Eğer bir daha kan dökmezsen, bundan sonra hep seninle olacağım.*

Huor bir sevinç çığlığı attı.Ã?ylesine mutluydu ki, ölen eşi artık sadece onundu, kimsenin değil, yalnızca onundu.

Ardından birisi göründü kapıda.Alcarondas idi bu.

*Evlat, üzgünüm ancak kendi kendine konuşmana tanık oldum.*

Huor ne diyeceğini bilemiyordu, belki de karşısındaki onu deli zannediyordu!

*Evlat, sanırım ölen sevgilini tanrıların yeniden sana gönderdiğini zannediyorsun?*

*Evet efendim, tanrılar onu bana bağışladılar, o art....*

*Kes sesini ve beni dinle!* diye çıkıştı bir anda Alcarondas, sesi çok çıkmamıştı ama yine de susturmuştu Huor'u.

*Evlat, üzgünüm ancak daha önce de senin gibileriyle karşılaştım.Hatırlıyor musun, ben adam öldüremem dediğini?Hah, işte o sanırım bütün ruhuna girmiş, adam öldürmüş olmanın senin üzerindeki kötü etkilerini atamıyorsun.Maalesef beynin sana böyle bir oyun oynuyor, aslında şu an orada Bruan yok Huor, ve sen adam öldürürsen onu kaybetmezsin, aksine o daha çok güçlenmeye BAşLAR Ã?Ã?NKÃ? DAHA DA DELİRİRSİN!*

Gittikçe güçlenen sesi amiralin, Huor'u korkutmaya yetmişti.Sonra Bruan'ın olması gerektiği yere baktığında yoktu.İçindeki ses Huor'u susturmaya çalışıyordu.Bir yerden tanıyordu Huor bu sesi.Ancak o sese kanmayacaktı.

*Lanet olsun sana amiral, Bruan'ı kaçırdın, senin yüzünden gitti!*

*Söylesene Huor, madem tanrılar yalnızca sana bağışladılar onu, neden ben bağırdığımda gitti?*

Huor düşünemez haldeydi, omzuna dökülen siyah saçlarında bir el olduğunu farketti..Finnälarm diye mırıldandı, eskiden seviyor olduğu kızdı bu.Onun eliydi o el.Kulağına gelen fısıltıları o söylüyordu.*Bruan'ı unut Huor, unut onu!*

Ardından karşısında yeniden Bruan'ı gördü, sarı saçları omzuna dökülüyor ve öylece duruyordu, ancak aslında orada öyle birisi yoktu!Tanrılar Huor'u düşünmemişlerdi.Yalnızca delirmişti Huor, ve en acısı bunu farketmekti!
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Alcarondas sessizce düşünüyordu.Bu kadar güçlü bir genci delirmeye bırakmak aptallıktı.Onu iyileştirmeliydi.Peki ya nasıl?Bruan ne demişti Huor'a

*Eğer kan dökersen ben giderim!*

Ã?yleyse Huor'a birilerini öldürtmeliydi, ama nasıl!, derken Tamon odaya daldı, elinde Elamon'un gemiye binmeden önce bıraktığı, ona annesinden kalan gül şeklindeki maketi vardı.Tamon'un gözleri doluydu.Alcarondas ise ağlamaya başlamıştı.*Elamon, intikamını Huor alacak!*

Hemen gemilere hazırlık emri verdi, Asilere gidiyordu, Amon'dan Terela'ya, Elf kıtasından, İnsan kıtasına, bütün Asileri yok etmeye, Elamon'un intikamını almaya, Huor'u iyileştirmeye gidecekti.İnsanları kurtarmaya, barışa gidecekti, gidecekti ve öldürecekti, belki son kez olacaktı, belki de son olacaktı, Alcarondas'ın sonu, belki bütün Sonël'lerin sonu olacaktı, belki de yalnızca Asilerin.Ama çok kötü şeyler olacaktı.

Alcarondas emir vermişti, gemiler yapılacaktı, onlarca değil, yüzlerce, belki de binlerce gemi yapılacaktı.

Gemiler muazzam bir hızla yapılıyordu, o aralarda Bruan sürekli olarak Huor'un yanındaydı, fakat mutsuzdu, nasıl oluyordu da bir hayal bile mutsuz olabiliyordu, ayrılığı hissetmişti.Gidecekti Huor, ve öldürecekti.

Aradan yaklaşık bir ay geçti ve Huor ciddi anlamda delirmenin eşiğine geldi.Artık Alcarondas'ı görmüyordu da neredeyse.

Huor kapıdan içeriye sertçe dalan Alcarondas yüzünden uyandı.Etrafa bakındığında önce Alcarondas'ı farkedemese de Alcarondas'ın yere basmasının şiddeti bile onu biraz olsun ayıltmıştı, artık duyabiliyor, anlayabiliyordu.

*Kalk ve bizimle gel, sizin kıtanıza, bütün Asileri öldürmeye gidiyoruz!Böylece Elamon'un intikamını alacağız!*

*Hayır, ben adam öldürmeyeceğim!* dedi ayağa kalkmaya hazırlanarak, güçsüzdü, neredeyse deliydi.Tam ayağa kalkacakken Amiral elini Huor'um omzuna attı, Huor debelendi fakat Alcarondas çok güçlüydü.Huor ise aksine fazlasıyla güçsüzdü.Huor'u tek eliyle durduruyordu.*Geleceksin!* dedi Huor'u küçük bir çocukmuş gibi ensesinden kaldırıp gemilere götürürken, bu kez sadece tek bir amiral gemisi vardı mağarada.Ona binmişlerdi ve mağaranın çıkışına gelmişlerdi.Huor mağaranın çıkışını beyaz değilde sarı olarak gördüğünü farketti.Yaklaştıkça sarılık artıyordu, ve mağaradan çıkış......

Huor mağaradan çıktığında etraftaki ışık gözlerini neredeyse kör etmişti.Ardından gözlerini açtığında neye uğradığını şaşırdı.Ã?ünkü ufukta, en uzakta dahi gemi vardı, sapsarı ve binlerce gemi.Gökyüzü maviliğinden korkmuştu gemiler yüzünden.Ve amiral gemisi ortadaki yerini aldı, aylarca süren o yolculuk başladı, Huor bir önceki yolculuğu hiç hatırlamıyordu, acının şiddeti, Bruan'ın ölmesinin ve Huor'u deliliğe sürüklemesinin şiddeti, onu aylarca uyutmaya kadar itmişti.Ve bu kez Bruan ölüydü, ama yanındaydı, Huor ciddi manada deliriyordu.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Aylar ardarda geçiyor, ve geçen her an, Huor daha da deliriyordu, neredeyse yalnızca Bruan'ı görür, onunla yaşar olmuştu.Ne Alcarondas onu ayıltabiliyordu, ne Tamon, ne de arkasından gelen binlerce gemi.Ve sonunda, insan kıtası göründüğünde, Huor, içinde bir şeylerin değiştiğini hissetti.Bulunduğu odadan dışarı çıktı, Bruan'a hiç dikkat etmemişti, hiçbir şey düşünmüyordu, yeniden toprak görmüştü, kendi toprağıydı o!O topraklarda sevgilisi ölmüştü.O topraklarda birilerini öldürmüştü, o topraklarda idam ediliyordu.O topraklarda.....

Huor geminin en önüne geldi, insan kıtası yaklaşıyordu, Asilerin ve insanlar tarafından henüz öldürülmemiş Sonël'lerin yaşadığı insan kıtası, içinde yalnızca kan bulunan insan kıtası, içinde Bruan'ın da kanının bulunduğu insan kıtası geliyordu.Ve Huor geçen her saniye daha da ayılıyordu.Alcarondas, en önde insan kıtasına bakan eski keşişin hafiften iyileştiğini farketti.Aslında hafiften değil, neredeyse tümüyle iyileşmiş görünüyordu, Alcarondas Huor'un ensesinin dibine kadar gelmişti ama Huor onu farketmemişti.Ardından Alcarondas, Huor'un çenesinin sol yanından akan yaşı farketti, Huor delirmeye başlamasından bu yana ilk kez ağlıyordu, ve ağlamak akıllılara mahsustu.

Karaya yaklaşmışlarken, en arkadaki gemiden bir alarm sesi yükseldi, öyle ki en öndeki gemiler duyamazken, bu alarmı duyan gemi kendisi de alarm çalmıştı, böylece en fazla 20 saniye içinde bütün gemiler duymuşlardu Alarm'ı.Sonra arkaya doğru dönmeye çalıştılarsa da fazla başarılı olamadılar, en önde olması gereken gemiler en arkadaydılar ve okçu gemiler doğrudan düşmanların hedefi altındaydı, ve binlerce geminin arkadan öne, ya da önden arkaya geçmesi, o kadar kısa sürede imkansızdı.

Huor neye uğradıklarını anlayamadan, eline yine ok almıştı.Fakat bu kez çok daha iyiydi okta.En öndeki okçu gemiler dökülmüşlerdi, neredeyse hepsi telef olmuştu.Bomba atan gemiler ne kadar atsalar da, yine çaresizce onlarda dökülmüşlerdi.Amiral gemisi en önlerdeyken, arkadan birincil gemiler önlere geçmiş, düşmana büyük kayıplar verdirmişti, okçu gemilerin arkaya geçebilenleri, hala saldırıyordu, aynısı bombacılar içinde geçerliydi.Fakat 800'e yakın gemi heba olmuştu, onlardan ise 200 tanesi haklanmıştı.Fakat durumu toparlayacak gibi görünüyordu Alcarondas, düzenli olarak komutlar veriyordu her gemiye, zincir yöntemiyle, sağlam haberleşebiliyorlardı.Birincil gemilerin beklenmeyen saldırısı, düşmanlar için kötü olmuştu.Ve birincil gemiler bitmişti.Sonra bombacılara gelmişti sıra, onların da bombaları bittiğinde düşman yenilecek kadar kötü durumdaydı.

Huor eline aldı, nişanı aldı, oku ipe yerleştirip gerdi, ve yanındaki Bruan'ı görmeden ateş etti, ok havalandı, uzunca bir müddet yükseldi, fakat sonra inişe geçti, düşman gemisinde güverteye doğru yaklaştı ve bir Asi, havaya bakmasıyla, gözüne oku yemişti.Ardından Huor ne oldu diyemeden hemen yanındaki Bruan, yanarak uzaklaştı, ve işin ilginç tarafı, ateş gerçekten yanmıştı ve o ateşi Alcarondas da görmüştü.O gerçekten tanrıların hediyesiydi Huor'a, ve Huor onu kaybetmişti.Onu anlamıştı ateş söndüğünde, Huor olduğu yere bayıldı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests