Life of the Dark Elves (oyun 1) The Dark Maiden's Portal

Farklı sistemler ve dünyalar üzerine hazırlanan aktif oyunlarımızın bulunduğu bölümdür.
Post Reply
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Life of the Dark Elves (oyun 1) The Dark Maiden's Portal

Post by Yener »

KAÃ?Iş


Vorn geride bıraktıkları için hiç bir endişe ve üzüntü duymuyordu. Zaten Menzoberranzan ' da şimdiye kadar hiç bir şeye sahip olamamıştı. Tlin' orzza evinin her zaman aşağılanan ve dövülen bir kölesiydi o ve hayatının hiç bir önemi yoktu. Fakat ona yardım eden drowlar hakkında hala şüpheleri olsa da durumlarını merak ediyordu sonuçta yaptıkları çok büyük bir suçtu. "Bir drow erkeğinin kaçmasına yardımcı oluyorlardı". Kim Böyle bir riske karşılığında herhangi bir şey olmadan girerdi ki ?

Vorn aklında ki düşüncelerini uzaklaştırdı, şimdi bir an önce ona söylenen yere ulaşmalıydı. Buraya ulaştığı zaman günlerce tekrarladığı sözleri sarfedecekti.

"Güvenli bir yer, dünyada seni yukarda bekler, büyük ışığın karasında. Barışta gel, ve yeniden ağaçların ve çiçeklerin, büyüdüğü güneşin altında yaşa."


Bunu neden söylemesi gerektiğini bilmiyordu fakat ona söylenen buydu, kurtuluş için bu sözleri sarf etmesi gerekliydi.
Acaba bu drowlara güvenebilir miydi şimdiye kadar hep drowlara asla güvenilemeyeceğini acı bir şekilde tecrübe etmişti. Fakat diğerlerinden daha farklıydılar Vorn bunu Gerdorlinz‘i ilk gördüğü zaman anlamıştı Tlin' orzza evinin büyük salonunda temizlik yaparken bir kenar süsü olan vazoyu yere devirdiği zaman çıkan gürültüden rahatsız olan bir dişi rahibe bir hışımla içeri fırlamıştı ve bunun sorumlusunu sormuştu :


“O tıngırdayan gürültüyü hangi ahmak, sefil çıkardı !?!”

Oda da sadece ben ve arka tarafta mücevherli duvarları parlatmaya çalışan Gerdorlinz vardı. Rahibe soruyu ikinci sefer sormadan bana kırbacını savurdu, kırbaç göğsümden sırtıma kadar uzanmıştı, bu kırbacı defalarca yemiştim ama bu seferki daha da acı vericiydi çünkü kırbacın sivri yılan dişli uçları sırtımdan çekilirken derime takılmıştı ve sağ omzumun hizasından derimi derince yırttı. İki hafta önce başka bir drow rahibesinin hayalarıma attığı tekmeden bile daha çok acı vermişti. Bir anda yere kıvrıldım sırtım kanlar içerisindeydi. Rahibe kırbacını ikinci kez kaldırdı.

“Bana bu soruyu bir kere daha sordurtmaya nasıl cesaret edersin !!?! KİM YAPTI BUNU !!!?!!!”

O an hayatımın son dakikalarını yaşadığımdan emin oldum.

Gerdorlinz öne çıktı ve dizlerinin üzerine çöktü ve “ben yaptım saygıdeğer rahibe.” Yattığım yerden Gerdorlinz’ e baktım nasıl böyle bir şey yaptığına anlam veremiyordum, kulaklarıma inanamıyordum. Rahibe bakışlarını Gerdorlinz’ e çevirdi.

“Buraya gel seni ahmak !!!”

Gerdorlinz o gün benim yerime kırk kırbaç yemişti.

Bunu asla unutmayacağım Gerdorlinz.


-Vorn-



------------------------------------------------------------------------------------------------------

Elies bugün yanına gelecek öğrencileri ve dostları için son hazırlıklarını yapıyordu, iki yıl boyunca hanımının (Eilistraee) öğretilerini onlara aktarmıştı. şimdi kendi yetiştirdiği öğrencileri çok kutlu bir görev için seçileceklerdi. Bu geceki ay dansı için hazır olmalıydı öğrencilerini cesaretlendirmeliydi ve her zaman onların yanında olduğunu göstermeliydi.

Ay parıltısı kadar parlak, gümüşi saçlarını özenle tarıyordu, şelalede yaptığı banyodan sonra her zaman yaptığı en rutin şey saçlarını taramaktı pek çok Eilistraee takipçisinin yaptığı gibi.

Ağaç evdeki odasının kapısı nazikçe üç defa çalındı.

Elies : “Evet ?”

“Leydim, saygı değer baş rahip Melligaldor sizi görmek istiyor.”



Kapıyı çalan ay elfi Corwinth ‘di. Corwinth çok güzel sesi olan bir ozan olmasının yanı sıra aynı zamanda bir haberciydi.

Elies kapıya doğru yöneldi ve kapıyı açtı :

“Hoş geldin Corwinth, yorgunsan sana bir fincan çay ikram edeyim.”

Corwinth ‘in yüzünde sıcak bir tebessüm belirdi.

Corwinth : “Leydim bugün de güneş üzerinizde parlamış.” “Her zamanki gibi bugünde ay ışığındaki esintide dans eden bir sümbül kadar narin ve güzelsiniz.”

Corwinth bu sözlerinden sonra saygıyla başını öne eğerek Elies ‘i selamladı.

Elies aynı tebessüm ve sıcaklıkla karşılık verdi.

Elies : “Güzel sözlerin için çok teşekkür ederim Corwinth”.

Corwinth : “Leydim, saygı değer baş rahip Melligaldor aşağıda sizi bekliyor”.


Elies in birden eli ayağına dolanmıştı resmen, hanımının en saygıdeğer ruhbanlarından biri aşağıda onu bekliyordu, bunun için ne yapmıştı ki. Hemen nezaketen onu odasına davet etmeliydi kim bilir ne kadardır aşağıdaydı.

Elies : “Lütfen, Lütfen Corwinth kendisini buraya davet ettiğimi söyle”.
Last edited by Yener on Wed Jun 20, 2007 12:49 am, edited 1 time in total.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Odlanyer Faerun yüzeyinde 3. yılını da doldurmuştu. Odlanyer yeryüzünde ilk dolaştığı güne göre yüzey hakkında çok fazla şey öğrenmişti. Yüzeydeki ritim gerçektende bir harikaydı. Undardark ta drowların da etkisiyle açığa çıkan aşırı derecedeki kaos ‘a nazaran yer yüzü çok daha sakin bir yerdi ve Odlanyer bundan çok hoşnuttu. Aynı zamanda yer yüzü yaşamı boyunca içerisindeki enerjiyi de kontrol edebilmeyi öğrenmişti, Elies ‘in de katkısıyla.

Odlanyer SilverMarches bölgesinde Silverymoon ‘un güneydoğusundaki güzel ormanlık bölgede avlanmaya çıkmıştı, tanrıçası Eilistraee ‘nin tapınağından bu sefer biraz daha uzaklaşmıştı, merhametli tanrıçasının tapınağının yakınlarında olmak ona herzaman için huzur veriyordu fakat, bir ay elfi avcı ona ormanın güneydoğusun da daha iyi avlar olduğunu söylemişti.

Bu kadar uzaklara gitmesi aslında aynı zamanda tehlikeliydi de SilverMarches’ da çok fazla orc vardı ve orclar dağınık yaşarlardı yani her yerden çıkmaları olasıydı. Orclar iyi niyetleri ve merhametleri ile ünlü değillerdi, onlar zalim acımasız, kana susamış canlılardı, işte buda onları tehlikeli yapıyordu. Tabi bunun dışında başka tehlikeli ve kötü niyetli yaratıklarda vardı.

Fakat Odlanyer ne orclardan nede başka yaratıklardan korkmuyordu o yıllarca tek başına underdak ta yaşam mücadelesi vermiş bir drow du, pek çok zorluğa tek başına göğüsgermişti.

Akşam üstünün bahar serinliği narin cildini okşarken, ağaçlardaki kuşların cıvıltıları kulaklarına çok güzel melodik bir müzik gibi geliyordu. Odlanyer Dikkatli ve bir o kadar da sessiz yürüyüşünü sürdürürken 35-40 (130 feet kadar) metre kadar ileride bir geyik gördü, gayet güzel bir av hayvanına benziyordu ve daha avı onu fark etmemişti. Onu avlayabilmesi için şimdi biraz daha yaklaşması gerekiyordu.
Last edited by Yener on Wed Jun 20, 2007 9:42 pm, edited 1 time in total.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Oeniaker bildiği bütün büyüleri gözden geçirmiş ve sonrasında da tüm gün boyunca Eilistraee tapınağı kütüphanesindeki kitaplara gömülmüştü. Akşamın nasıl geldiğini bile anlamamıştı, gündüzleri dışarıda dolaşmaya da yeni yeni alışıyordu zaten, bugünde tercihini kütüphanedeki kitapları incelemekten yana kullanmıştı.

Güzel rahibe Elies bazı zamanlar Oeniaker yanına gelip kendisi ile yürüyüşe çıkması için onu ikna ediyordu, Elies bütün öğrencilerine karşı ilgili ve sevgi dolu biriydi. ilk zamanlarda Onunla konuşurken Oeniaker gözlerine dahi bakamıyordu, bu yaşadığı underdark drow toplumundan ona gelen bir alışkanlıktı, bir erkek drow için bir drow dişisinin gözlerine bakmak cesaret isterdi özelliklede bir drow rahibesiyse. şimdi ise herhangi bir sıkıntıya ve korkuya kapılmadan buradaki drow dişilerinin gözlerine bakabiliyor ve her gün onların güzelliklerine hayran kalıyordu. Artık bir drow dişisini dans ederken izlemek en çok keyif aldığı şeylerden biriydi.

şimdi önündeki kitabı yavaşça kapadı, artık biraz kalkıp etrafındaki olaylarla da ilgilenmesi gerektiğine karar vermişti nede olsa uzun hayatı boyunca pek çok kitap inceleme şansı olabilirdi. Son incelediği kitabın kapağına göz ucuyla bir kere daha bakmadan edemedi, yüzey gnome larının yaşantılarından bahsediyordu kitap, bu tip kitapları bulmak oldukça zor oluyordu, bir an kitabın yazarı aklından çıkmıştı tam kitabın yazarına bir kere daha bakacağı an üzerine doğru koşturan Merladi ‘yi gördü, drow dişisi bir anda Oeniaker’ in üzerine atlayıp kollarını boynuna doladı. Merladi tapınaktaki öğrencilerden biriydi Elies in verdiği derslere oda geliyordu. İki yıldır onunla çok iyi arkadaş olmuştu Oeniaker, kız çok sıcak kanlı ve bir o kadar da güzeldi yetmiş beşinci yılının baharındaydı oda.

Merladi ‘yi tanıdığı iki yıl boyunca hiç bu kadar yakınlaşmamışlardı fiziksel anlamda, şimdi ise tenleri birbirine deyiyordu. Kız Oeniaker in boynundan kollarını çekti ve iki defa seviçle havaya sıçradı.

Merladi : “Oeniaker sana çok güzel bir haberim var !”
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Zaerniss, Odlanyer’ in bu huyundan bıkmıştı artık, yine ona haber vermeden gitmişti. Hep böyle yapıyordu habersiz gidiyor sonrada Zaerniss onu avlanırken buluyordu hele birde onu birşeyler avlamış ve geri dönüyorken bulduğu zamanlarda olmuştu, birde utanmadan yüzüne bakıp sırıtması iyice sinirlerini geriyordu, tabi Zaerniss’ de bunun karşılığında daha fazla avla geri dönerek ona karşı cevap vermiş oluyordu. Fakat tüm bunlara rağmen Odlanyer en iyi dostuydu.

Neyse ki gitmeden önce gideceği yeri bildirme zahmetine girmişti. Ay elfi Balovyar ‘dan ormanın güneydoğusuna doğru gittiğini söylemişti.

Zaerniss daha önce ormanın bu bölümüne gidip gitmediğini düşündü, acaba şu bataklığa yakın olan yer miydi ? Yada şu beş dişi drow ve ay elflerini elfleri gizlice seyrettikleri yer miydi ? Birden o akşam aklında iyice canlandı. Güzel dişiler ay ışığında dans ediyorlardı Zaerniss ve Odlanyer onları gizlice çalıların arasından izliyorlardı, ay ışığının altında harika dans ediyorlardı, saçları çok güzel bir ritimle dalgalanıyordu, Zaerniss tam bu ritme kendini iyice kaptırmıştı ki Odlanyer daha yakından izlemek istediğini belirtip biraz ilerleyince çalılarda çok fazla ses çıkartmıştı ve dişilde davetsiz misafirlerin onları izlediğini fark etmişti. İçlerinden bir tanesi “hey oradakiler !” diye seslenince koşmak zorunda kalmışlardı. Zaerniss o zaman Odlanyer’ a şu sözleri koşarlarken sarf etmişti : “Odlanyer sen tam bir baş belasısın !” Neyse ki dişiler kim olduklarını görememişlerdi yada onlar öyle zannetmişlerdi. Zaerniss aklına gelen bu sahneden sonra kendi kendine gülmeden edemedi.

şimdi işine odaklanmalıydı ormanın kuzey doğu yönünde dostunu bulmak için odaklanmalıydı ve en iyi yaptığı şeyi yapmalıydı şu an “iz sürmek”.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Gaara of the Sand
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 171
Joined: Fri Mar 23, 2007 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by Gaara of the Sand »

Odlanyer sadagından bir ok çekip yayına yerleştirdi. Avına yöneltip bu mesafeden atış yapıp yapamıycagını tarttı. " Hayır fazla uzak!" önündeki topragı inceledi kuru ve temiz gözüküyordu, içinden tekrarladı " yarım adım ,yarım adım daha ve akşama geyik yahnisi" yüzünde bir gülücükle tekrar nişan aldı.
<strong><em>Moedasu youna atsu tamaschi !</em></strong>
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Silverymoon


Silverymoon, burada geçen günlerin yılların ve yüzyılların hiç birinin boşuna geçen bir zaman dilimi olduğunu asla düşünemezsiniz, etrafınız mutlu canlılarla doludur her biri hayat dolu, her biri sevgi dolu. Burada herkes birbirinin kardeşi. Her canlının ruhuna huzur veren bir havası var.

Silverymoon güzel layd Alustriel ‘in tek bir göz yaşı kadar masum, tüm iyi tanrıların göz bebeyi.

Umarım güzellik anlayışı en yüce olan kişiler tarafından her zaman hak ettiği saygıyı görür.

-Cüce Ozan Gimel-


Ağaç evler o kadar uyumlu ve güzel ki adeta her biri doğanın bir parçası gibi zaten çok yakına girmeden, bu evlerin ağaçların bir parçası olduğunu anlamak oldukça güç, her şey çok uyumlu ve birbiriyle barışık, her zaman usta kalemlerin övgüyle bahsettiği bir yer Silverymoon.

şimdi muazzam bir şekilde gök yüzüne yükselen iki meşe ağacını görüyorum, tahta merdivenleri harika belli ki çok usta ellerin eseri. Birde birbirlerine çok muntazam bir şekilde bağlanmalarını sağlayan bir asma köprüleri var, köprü yüksekte ve yan korulukları ipten olmasına rağmen asla düşecekmişsiniz gibi bir his vermiyor.

Alçak katlı yapılar ise çok harika işlenmiş taşlar ve inanılmaz muntazam yerleştirilmiş kiremitlerden oluşuyor, bazı evlerin çatıları minare şeklinde yükselirken bazıları ise düz. En göz alıcı olanlar ise meşe ağaçlarının içerisine yapılmış olan harkulade evler. Pencereleri çok güzel kapıları da.

-Ogma takipçisi Gezgin Ormus-



Image
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

İkiz kardeşler Solaris ve Sangwa Silverymoon ‘da çok güzel yıllar geçirmişlerdi. Zaten Silverymoon ‘un huzur dolu havası çevrelerinde olduğu sürece her zaman güzel günler geçireceklerini ümid ediyorlardı. İkinci duraklarının ise ırkdaşlarının yurdu, elflerin yurdu, sonsuz yaşam diyarı Evermeet olmasını planlamışlardı yıllar önce. Tabi yüce babaları Corellon Larethian onları bu yaşama layık görürse. Her elf gibi onlarda bir gün Evermeet ‘in kendilerini çağırmasını umuyordu.

İki kardeş bugün yine günlük işlerine yoğunlaşmışlardı, sabah Corellon ruhbanlarıyla beraber dua ettikten sonra, güneş elfi yüzbaşı Lyrian’ ın gönderdiği mesajdaki emriyle çevre köylerden Silverymoon yakınlarına odun kesmek için gelen insanları uyarıp onları korumaları için bir gnome iki insan birde ağaç elfiyle beraber görevlendirilmişlerdi. Neyse ki kimsenin burnu kanamadan köylülere köylerine kadar eşlik edip görevlerini tamamlamışlardı. Yakın bir zamanda kuzeydeki birkaç köye orclar hayince saldırılar düzenlemişlerdi ve birkaç köyü yakmışlardı. Silverymoon yetkilileri çevrede yoğun güvenlik önlemleri alınmasına karar vermiş evsiz kalan köylüleri Silverymoon ‘a davet etmişlerdi. Ã?nlemler alınmıştı fakat orcların ne zaman ne yapacağı hiç belli olmazdı. Bazı ırklar yaşamları için üretirler yetiştirirler, hayat verirler, fakat orclar yamalar öldürür ve katleder.

Hava yarım saat önce kararmıştı ve ikizler daha yeni güzel şehirlerine ayak basmışlardı. Görevlerinin başarıyla tamamlandığını bildirmek için yüzbaşı Lyrian’ın yanına gittiler, yüzbaşı Lyrian ‘nın emriyle ikizler hariç herkes dağılmıştı.

Yüzbaşı güzel meşe ağacı içerisine oyunmuş yapının içerisinde güzel mermer masasının önünde oturuyordu. İkizler ise yüzbaşının emirlerini bekliyorlardı.

Yüzbaşı Lyrian : “Solaris ve Sangwa hocanız Nienna Oronrá’yı bulduk. Çok kötü şeylere bulaştığını tahmin ediyoruz. Çok tehlikeli bir durum içerisinde.”
Last edited by Yener on Wed Jun 20, 2007 12:51 am, edited 1 time in total.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Mark
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2004
Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
Location: Midkemia, portal/istanbul
Contact:

Post by Mark »

Hafiften kızardığını hissediyordu. Merladi'nin mutluluğu , onu keyiflendirdi.

Oeniaker, gülümseyerek, " Ne oldu, Merladi?"
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Gilreanshlaesila, dört gündür yoldaydı. Sevdiği insanlar katledilmişti, korumaya ant içtiği köyün insanları orclar tarafından vahşice öldürülmüştü. Beş gün önce karşılaştığı manzaralar adeta yüreğini dağlamıştı, yanan evler yerdeki kadın ve çocuk cesetleri, yağmalanmış ambarlar, yakılan ahırlarda yanarak can veren hayvanlar. Gilreanshlaesila bir kere daha göz yaşlarına boğulmamak için kendini zor tutuyordu.

Bunu orcların yanına bırakmamalıydı. İki gündür bir orc gurubunun izini sürüyordu ilk başta orclarla arasındaki gün farkı ikiydi, şimdi bu farkı yarım günden den daha az bir zamana kadar indirmişti orclar bazı yerlerde durmuşlar ve mola vermişlerdi fakat onlarda oldukça hızlıydı sanki aceleleri varmış gibi. Eyer bu kadar son hız ilerlemeselerdi onları çoktan yakalamıştı. Fakat şimdi onları yakalaması an meselesiydi.

şimdi Silverymoon ‘un güneyindeki ormanlara girmişlerdi takip hala sürüyordu fakat çok yakında onlara ulaşmış olacaktı, orclar muhtemelen izlendiklerinden habersizdi onları gafil avlamalıydı bu savaşta güveneceği kendinden ve katanaları gümüş kabus ile ölüm maskesiden başka kimse yoktu. Kendisine yardım etmesi için dostu Celtahans’ ı aramıştı, fakat onu bulamadı, daha fazlada aramaya vakti olmadığı için tek başına yola çıkmak zorunda kalmıştı, ona çok ihtiyacı olduğunu biliyordu ama şuanda tek başına olduğunu kabul etmekten başka çaresi yoktu.

Vakit tam akşam üzeriydi, hava yaklaşık yarım saat önce kararmaya başlamıştı, hoş bir bahar esinti vardı.

Orclar yedi civarı olmalıydı. Onlara sürpriz bir baskın yapmaktan başka bir çaresi yoktu, ani bir baskın olmalıydı...
Last edited by Yener on Wed Jun 20, 2007 12:59 am, edited 1 time in total.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
darkelven
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 229
Joined: Fri Dec 29, 2006 10:00 am
Location: khalkedon
Contact:

Post by darkelven »

Zemindeki rastgele yayılmış yaprakların nerde dağıldıklarını , dostunun ayaklarının toprağı ezdiği yerleri aradı Zaerniss.Yüzeyde iz sürmek Karanlıkaltı`nda olduğundan çok daha kolaydı.

Karanlık altı, diye düşündü Zaerniss, orada hiç bir zaman huzur olmazdı.Birbirlerinin yüzüne dost diyen drowlar, arkalarını dönünce herşey farklılaşırdı.Bir ailesi yoktu, ya da sevdikleri.Orayı hiç özlemiyordu.Burada herşey daha güzel diye düşündü, herşey--

Ve farketti ki bu düşüncelere dalmışken, izleri kaybetmişti, tekrar izleri aramaya koyuldu.Ormanın bu kısmına daha önce hiç gelmemişti.Bataklığın olduğu tarafa gitmiş olabilir miydi Odlanyer, belki de yön değiştirmişti, bunu izler gösterecekti.
''Nindyn vel'uss kyorl ninta ratha, thalra elghinn dal l' alust...''

Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...

drow atasözü
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Thor drowların ve elflerin yoğun olduğu bir toplum içerisinde yaşamaya tam anlamıyla alışamasa da içi huzur doluydu. Harika bir ormanın uyumu, akşam serinliğinin tatlı esintisi ruhunun derinliklerini okşuyordu sanki.

Havanın kararmasıyla drow ve elf av gurupları birer birer ayrılmaya başlamıştı. Thor havanın kararmasıyla beraber elf ve drowlar kadar iyi göremediğinin bilincindeydi, avlanmak odaklanma, iyi görüş ve sessizlik isteyen bir durumdu. Her insanda olduğu gibi kaybettiği bu avantajlar yüzünden geceleri avlanamıyordu. Fakat gündüzleri de özellikle drowlar onun gibi iyi avlanamıyordu nedense çoğunun güneşe karşı bir zaafı vardı, bazıları da buna alışmıştı gerçi.

Halkının katledilişi pek çok kez olduğu gibi yine aklına gelmişti, babasının cansız bedeni tanıdığı insanların yüzleri, hepside acı vericiydi. Birde babasının korumak uğruna öldüğü atalarının ve klanının kutsal kılıcı vardı.

"Onu çaldılar" diye bir kere daha içinden geçirmeye hakim olamadı.

Bir kaç ağaç ev ve tahta gözlem evlerinin yanından geçerek tapınağa doğru ilerliyordu şu an biraz yalnız kalmaya ve dua etmeye ihtiyacı vardı.

Tam küçük yerleşimin bitimiyle ormanlık alana girmişti ki, ağlama ve hıçkırmayı andıran bir takım sesler duymuştu. Sesler biraz kuzeyimde kalıyordu, ama çok uzakta değildi sadece bir kaç metre kadar ileride olmalıydı.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Sir Gerard
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 20
Joined: Thu Feb 08, 2007 10:00 am
Location: Skyrim
Contact:

Post by Sir Gerard »

Thor, dalgınlıkla tapınağa doğru ilerliyordu ve bu sırada aklı halkına yapılan acı verici olaylardaydı. Tecavüze uğramış dul kadınlar, babasız kalmış çocuklar ve ailesi öldürülmüş babalar... Ve kim bilir daha çalınmış binlerce kılıç...

Kuzey yönünde fazla uzak olmayan bir yerden gelen ağlama sesleri Thor'u düşüncelerinden ayırdı. Ağlayanın kim ya da ne olduğu hakkında en ufak bir fikri bile yoktu, bunun bir oyun olma ihtimaline karşılık cüce baltasını da çekerek "Tempus adına..." diye fısıldadı. Ses çıkarmamaya özen göstererek sesin geldiği yöne doğru ilerlemeye başladı.
<div> Temizlenmesi gereken 3 şey vardır: Biri k......tler, siyasetleri doğaya aykırı olduğu için. İkincisi g.yler, doğanın en büyük hataları oldukları için. Üçüncüsüyse y
Swain
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 103
Joined: Thu Aug 18, 2005 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Swain »

şok olup kalmıştı sadece. Nefesinin kesildiğini hissetmeden öylece bakıyordu. Komutanının azından dökülen cümleler karşısında. Solaris duyduklarına inanamıyordu. İnanmak istemiyordu. O'nun adını kötü bir işle aynı cümle içerisinde anılmasını yadırgamıştı.
Daho
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 8
Joined: Thu Apr 06, 2006 10:00 am
Location: ankara
Contact:

Post by Daho »

Sessizliği Sangwa bozdu. O’da kardeşi gibi duyduklarına çok şaşırmıştı fakat mümkün olduğunca bunun etkisini belli etmemeye çalışıyordu;

“İstihbaratınız ne kadar güvenilir efendim? Lakin ben ve kardeşim efendi Nienna’nın kötü bir işe bulaşacağını sanmıyoruz.”
Swain
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 103
Joined: Thu Aug 18, 2005 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Swain »

şaşkınlığından kendini biraz olsun kurtararak kardeşinin sözünü tamamlar;

...Tıpkı onu tanıyan diğer herkes gibi."
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest