Xyra’nın yaptığı büyünün ardından ortalık aydınlanınca beşi birlikte yola koyuldular. İlerledikçe artan sesler, onların haklı olduklarını ortaya çıkartıyordu. Gerçekten de oralarda bir şeyler oluyordu.
Bunu fark ettiklerinde hızlarını arttırdılar. En önde Xyra vardı. Onu Elanora takip ediyordu Elanora’nın hemen yanında Clesyné bulunmaktaydı. Arkalarında ise Alestralis’in ayak sesleri geliyordu. Elias ise en arkadaydı.
Ve en son dönemecin Xyra aniden durunca diğerleri de durmak zorunda kaldılar. Xyra duvara vuran parlak bir ışık görmüştü.
Swain’in yarattığı parlak ışığı…
Tam ortasında dört kollu bir canavarın gölgesini barındıran ışığı…
Artık yavaş adımlarla ilerleyip dönemecin köşesinden baktıklarında tüyleri ürperten manzarayla karşılaştılar.
Yaratık, dört kolunda tuttuğu iki yaydan birindeki oku, Swain’in alnına dayamıştı. Swain’in alnından kan süzülürken Xyra ile göz göze geldiler.
Yaratık henüz onların geldiğini fark etmemişti. Pis, hırıltılı kıkırdamalarla Swain’e gırtlaktan bir dille bir şeyler söylüyordu, ama bu dile aşina olan Xyra, söylenenleri anlayabiliyordu.
“Yeeghoh ghombile’dul ighnagh-zûl messah. Ianhno vorshile’mun! Hishkak nolob krissz tanar’ri vil-jurach!”
Xyra kaşlarını çattı. Yaratığın bir iblis olduğunu anlaması pek de uzun zamanını almamıştı. Yine de bu tür hakkında çok bilgisi yoktu. Sadece okuduğu bir paragraflık tanımdan çıkartabildiği kadarıyla bu tür iblislere ok iblisi deniyordu ve yay kullanmada muhteşemdiler. Ama yine de bu, iblisin dediklerine anlam vermesini kolaylaştırmıyordu. Ne demek istemiş olabilirdi ki acaba?
Code: Select all
Abyssal: “Gerçekten bizi satabileceğinizi mi düşündünüz? Hepiniz ahmaksınız! Kimse tanar’rilere karşı çıkıp yaşayamaz!”
