Gerçekten mükemmel bir tatil oldu.
Yener'in son saniye de "Ben gelemiyorum!" sorunsalı, dakikalar süren telefon zinciri, sahil yolunda sağanak yağmur altında o şerit senin bu şerit benim gazlamamız, ve bizim paldır küldür apar topar feribota yetişmemiz, son anda yağmurun altında Yener'i arabanın içine tıkıp kapağı feribota atmamız adrenalinin bolca harcandığı heyecan dolu dakikalardı...
Bu iş o kadar kolay değil arkadaşlar... 100 metre kala kendi evini bulamayan bir adamı Karaköy'den Pendik'e getirdik... Hem de uydu ve GPS gibi sistemlerden faydalanmadan...
Sonra feribottan indik, Orhangazi de tıkındık, Narq'ın içinde patlıcan pilav kaldı... Sonra tekrar arabaya bindik, LOTR müzikleri eşliğinde kapkaranlık yolda zeytinliklerin arasında şelalelerden kalkan sislerin içinden geçtik, bir ara farları kapatınca zifir karanlığın içinde gittiğimizi gördük, sonra nihayet eve vardık.
Biralar açıldı, Extended Version Kral'ın dönüşü izlendi, film bitmedi.. sonra film yine bitmedi ve en sonunda film maalesef yine bitmedi... Arada uyuduk, uyandık, tekrar uyuduk, bir daha uyandık baktık ki film hala bitmemiş... Koltukta farklı kombinasyonlarda şekilden şekile girdik ve en sonunda film bitince yattık uyuduk.
Cumartesi günü bomba bir gündü. Başından sonuna mükemmeldi, burada anlatmak zor. Oyun eğlenceliydi, mangal enfesti, parkta geçirdiğimiz dakikalar unutulmazdı. İznik'de alışverişimiz bile görmeğe değerdi doğrusu.
Sonra Pazar geldi, kıytırık kahvaltımızdan sonra biraz daha oyun oynayıp toplanarak dönüş yoluna geçtik. İstanbul'a vardığımızda tatilin bittiğini anladık. Binlerce öküzün trafikte ve sahil yolunda yeşilliklerde otlandığını görünce anlamak zor olmadı.
Kısacası Yener'in gecikmesi bile aslında herşeyi daha eğlenceli daha değerli ve daha güzel yaptı. Film gibi bir tatildi. Tekrar yapmak kısmet olur umarım...

<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>