Ruh Teorisi

Başka hiçbir yere uymadı dediğiniz mesajlar için.
Artemis Entreri
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1521
Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Ruh Teorisi

Post by Artemis Entreri »

Evrim Teorisi başlığında biraz tartıştık ve sanırım herkes bu konunun yeni bir başlıkta tartışılmasına hemfikir oldu. Her neyse iki üç günür bu konu kafamı çok kurcalıyor ve bazı cevaplar bulmam gerektiğini hissediyorm. Ã?ünkü ruh konusunun açıklığa kavuşmasından sıçranabilecek 100lerce başka konu var.

Sormak istediğim en önemli sorulardan birisi şu. Tabi bu soru, ruh kavramına ve insanların ruhunun olduğuna inananlara gelicek. Eğer ruhumuz olmasaydı, yaşantımızda ne gibi bir farklılık olurdu? İslam dininde ruh, bedenin ölümünden sonra yaşayacak olan ve yaptığımız seçimlerden bizi ahirette sorumlu tutacak olan bir parçamız.Benim okuduklarımdan anladığım kadarıyla öyle. O zaman şu anda benim ruhumun olmaması sadece ahirette hesap veremiyeceğim anlamına gelir.

Bir de diğer başlıkta, "benim düşüncemdeki ruh" gibi kelime öbekleri kullandık. Eğer herhangi bir ruh inancınız varsa, bunu anlayabilmemiz için sizin ruh anlayışınızı da kısaca anlatırsanız sevinirim.
Been there. Seen that. Got the scars.
Gaara of the Sand
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 171
Joined: Fri Mar 23, 2007 10:00 am
Location: istanbul

Post by Gaara of the Sand »

evet ruhun olmaması ahirette hesap vermeyecegin anlamına geliyor.fakat buda aynı şekilde ahiretdiye birşeyin senin içinolmayacagı ve öldügün zaman varlıgının sona ericegi demektir.peki yaşamboyu ürettigin enerji nereye gidiyo.hertürlüsinirsel olayda üretilen belirlibir enerji var.bu enerjinin ryh oldugunu düşünenler var fakat ben buna katılmıyorum.sadece boşluga dagıldıgını düşünüyorum.ölümden sonra yaşam konusuna ise bakışım çoğunluktan farklı inanç meselesi tabi.herhangi bir canlının ruhu vardır ruh saf enerjidir küçükbir karıncadan agaçdibinde yetişen mantara kadar herşeyin ruhu vardır.bu ruhlar dünyadakaldıkları sürece bilgi ve deneyim biriktirirler bu bir ruhun besinidir.ruhlar dünyayı terketmek zorunda degillerdir.taaki gidecekleri yer kesinleşinceye ve biri onlara yolgösterinceye kadar.bu yol gösterme işini canlıyken din büyükleri onları negatif şeylerden uzak tutarak ve pozitif olaylara yönlendirerk yaparlar zeka bakımından düşük irade si düşük canlılarda ise bu işi doğa ana üslenir.haddinden fazla büyüyen bir agaç tüm dallarını besleyemez buda onun dersidir.her yeni vücutta yeni deneyimlerle gelişen yada bozulan ruh kesin karar verildiginde daha yüksek bir ruh tarafından hakkettigi yere götürülür.benim inancımda kişi öldükten sonra daha yukarı düzeylere gider ve eger bunu yolgöstericilerolmadan yaprsa ordada mutluolamaz çünkü burası her istegin ve düşüncenin şekilaldıgı yerdir. pozitif ruhlar sonsuz neşeye sahipolabilirken.en ufak korku ve kötü düşünce büyüyerek onlara işkence edebilir.işte bu ruhları kurtarmak şamanın görevidir.onlara yol göstemek.40 ı çıkan ölülere mevlüt okunması geleneginin de aslında şamanik bir gelenek oldugunu söyleye bilirim. ruh gitmeye hazırlanır fakat ailesini terk etmekte zorlana bilir bu sebepten 40 gün sonunda şaman ve ölen kişinin yakınları ona gitmesini söyler iyi dileklerini ileterekona güç verirler.şamanda derin bir transa girerek ona bu yolculugunda katılır tabi bu yolculukta onlara daha önceden bu yolculugu yapmış yardımcı ruhlarda yardım ederler.

tüm inançları bir kenerara bırakıp işin manık kısmına gelirsek.öldügümüz zaman herşeyin bitme düşüncesi insanları vahşilige itmezmi bu tip bir ölümkorkusu yaşarken hertürlü kötülügü yapma pahasına elindekiyılları iyi geçirme istegi yaratmazmı insanda.yada ölümden sonra başınıza geliceklerden korkmasanız yinede birşeylere inanırmıydınız sorarım size.
<strong><em>Moedasu youna atsu tamaschi !</em></strong>
EldariL
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 137
Joined: Mon Sep 18, 2006 10:00 am

Post by EldariL »

Ruh enerjidir. Düşünen, hisseden... Bedeni kaldırıp attığın zaman geriye kalan her şeyi taşıyan enerjidir. Taşıdığı özellikler canlıdan canlıya değişir. Barındırdığı zeka farklıdır en başta. Hayvanlarda ruh taşır ama zekadan yoksundurlar. Düşünce sistemi yoktur. Sadece iç güdüleri barındıran bir enerji...

Bitkilerinde ruhu var çünkü onlar da canlı... Bir bilim dergisinde okumuştum. Bir bitkiye elektrotlar bağlıyorlar. Bünyesindeki enerji değişimini ölçmek için bi sistem kuruyorlar. Ve sonra çakmakla bitkiye yaklaşıyorlar... Sonuç olarak enerjide dengesiz bir dalgalanma oluyor... Yani taşıdığı enerji, ruh korkuyor.

Ruhumuz olmasaydı ne olurdu... Çok basit... Yaşamazdık... Bütün vasıfları taşıyan enerjiden yoksun olurduk...

Ruh aynı zamanda anahtardır... şu anda bedenimizde hapsolmuş bi anahtar... Boyutlar arasında serbestçe dolaşabilme gücü olan bi enerji...

Kullanmayı bilene... Budistlerin bunu yaptığı biliniyor... Ruhalrını en iyi terbiye eden onlar. Bu konuda gelişme kaydeden en iyi topluluk.

Eğer ruh olmasaydı bazı şeyler nasıl açıklanabilirdi? Bilinçsizlik anlarında yaşananlar? Rüyalar mesela...

Size kafanızı karıştıracak bir şey anlatabilirim. Benim ruh hakkındaki fikirlerimi temelinden değiştirmiş bir olgu... Ruhu bedenden bilinçli ayırmak...

Ensede bulunan özel bir basınç noktası var. Buraya doğru şekilde basınç uygulandığında bilinçli bir uyku moduna giriyorsunuz. Bu aşamaya kadar gelmek ve bunu başarabilmek bile bu işle uğraşanların yıllarını alıyor. Ayrıca çok fazla efor harcamanıza sebep oluyor. Bu aşamayı aşan kişi ruhunu, yani enerjisini vücudundan dışarı kanalize etme çalışmalarına başlıyor ki bu iş onlarca yıl alıyor. İşin zorluklarını es geçersek sonuç itibariyle, bağı tamamen koparmadan ruhu bedenden ayıran bu kişiler dünyayı, bedenlerindeki gözle değil, ruhları vasıtasıyla görmeye başlıyorlar...
Ama orada bir sorun patlak veriyor. Ruh zaptedilmesi mümkün olmayan bir serseri. Sürekli dönüp bedenine bakmak istiyor. Aynı zamanda buna engel olmaya çalışan kişi çok fazla güç harcadığından, çoğu deneme bu noktada ruhun kontrol edilemeyip geri dönmesi ve bedenini göremeden oraya geri çekilmesiyle son buluyor.

Bu noktayı da aşan kişi olursa -ki bu bir elin parmaklarını geçmez- ruhunu düşündüğü yere kanalize edebiliyor. Düşündüğü yere gitmesi göz kırpma anı kadar bile sürmüyor. Yalnız bunu yaparken adım bile atıyor. O mekanlara değil mekanlar ona geliyormuş gibi...

Ama düşünce olayı, burda bu kusursuz gibi görünen akışı bozuyor. Ã?ünkü ne düşüneceğinizi kontrol etmek mümkün değil. şimdi bile deneyebilirsiniz. Düşüncelerinize hakim olamadığınız için ruhu yönlendirmekteki konsantrasyonunuz zayıflıyor. Hangi yere ya da hangi ZAMANA gideceğinizi kestiremiyorsunuz.

Bu işin bir de riskleri var. Ruhunuz bu şekilde bedeninizin dışındayken uyuyan bir bedenle karşılaşırsa, anında içine çekiliyor. Her ne kadar bunu saçma bulsam da öz bedeninizin yaşamsal fonksiyonları sona ererken, istemeden içine çekildiğiniz bedenin öz ruhu iki dünya arasında sıkışıyor.

Bu seansı yaparken ani bir gürültü ya da benzer bir sebeple bedeniniz şiddetli bir rahatsızlığa maruz kalırsa, ruhla beden arasındaki bağ kopuyor ve yine ölüm olayı gerçekleşiyor. Ruhunuza ne olduğuysa bu noktada bilinmiyor. Geri gelip de söyleyen olmamış.

Bütün bular nasıl kanıtlanmış derseniz... Bunu anlatmak daha da uzun sürer ve ben iyice sıkıcı olmak istemem. Ama eğer gerçekten merak eden olursa daha sonra yazabilirim.


öfff çok uzun oldu be :D daha bi sürü şey var söylenecek ama linç edilip ruhum bedenimden ayrılsın istemiyorum :-P
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Eldaril yazdıklarının çoğuna katılsam da yazış üslubun çok kesin gerçekleri anlatırmış gibi. Yapılan çalışmaları ve kanıtları da anlatırsan sevinirim. Bir şey bana çok kesin gibi anlatılınca biraz huylanıyorum da... Mesela uyuyan bedenle karşılaşan ruhun bu vücuda çekildiğini kim bulmuş? Nasıl bu kadar kesin? Benim bildiğim kadarı ile ruhu bedenden ayırmanın %100 kanıtlandığı bir deney yok.

Bir de Artemis ruh ile ilgili yazıları diğer başlıkta çok uzun yazdım, oraya yazdığım son postu buraya taşı istersen..
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Artemis Entreri
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1521
Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Artemis Entreri »

Bogus wrote:Tam olarak hatırlamıyorum hangi filmde olduğunu... Küçük Budha'da olabilir, Tibet de 7 yılda... Orada bir sahne vardı. Budist keşişlerin bir inşaat için kazı yapmaları gerekiyordu ancak kazdıkları topraktaki solucanları öldürmemek için toprağı bitmek tükenmek bilmez bir şekilde elemeye çalışıyorlardı... Savunmaları da maazallah buradaki solucanlardan birisi ölen atalarımızdan biri olabilir... Aslında işin özü canlıya gösterilen saygıydı... Bir insan sonraki hayatında bir solucan olabileceği gibi, bir solucan da bir sonraki hayatında bir insan olabilir... Bir insanı daha iyi veya ruhunu daha güçlü yapan şey ne? Hisleri mi? Ya da hislerin ruhla ne ilgisi var?

Ruhun bilimsel bir tanımı yapıldı mı ben bilmiyorum ama bu oldukça zor. Bu yüzden kimse olay budur böyledir diye ahkam kesemez sanırım. (ben dahil Evil or Very Mad ) Ama yine de bir kez olsun ruhun gerçekten olduğunu düşünelim. Bence solucanın ve insanın ruhunun bir farkı yok.

Neden yok? Ã?ünkü çok büyük ihtimalle ben öldüğümde solucana yem olacağım. Benden beslenen solucan belki de toprakta gübre olacak. O gübre ota dönüşecek. Ot yürüyecek sonra yolunacak, belki bir ineğe yem olacak, o inek kesilecek bir insana hamburger olacak. O kıyma midede ve bağırsaklarda sindirilecek, bir kısmı yağ, bir kısmı protein olarak vücudda depolanacak. Hani oldu ya, o protein o gün beni yiyen adamın testislerinde sperme dönüşecek ve bütün imkansızlığına rağmen, bir gün benim bir parçam yine bir canlının, belki bir solucan, belki bir inek, belki bir ot, belki bir sinek, belki bir insanın içinde olacak. İşin güzel yanı şu anda benim içimde belki Ã?anakkale'de ölen anzaklar, Sarıkamış'da ölen şehidlerimiz var... şu anda sinir bozucu fazlalıkta bir zamanlar yaşamış olan canlının yapı taşlarından oluşuyorum.

Ruhum şu anda bu bedende barınıyor.

İşte bu yüzden aslında bir solucandan çok da farkım yok. Bu yüzden de solucanın bölünmesi bu gözle bakılınca hiç bir önem ve anlam taşımıyor.

"Bir çok ben var benden içeri"
"Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm."

Her iki söz de Yunus Emre'nin. (Bu iki söz yazacaklarımı özetliyor.)

"Ruh insanlara özgüdür." sözleri dogmatik bir cümle. Sonu kapalı. Tartışılmaz.

Ama Yunus'un sözleri yine aynı dinin içersinde yeşermiş sözler ve aslında dogmatik değil düşünmeye yönelten sonu açık cümleler.

Artemis beynin bazı fonksiyonlarını ruh olarak karıştırmamamız için örnekler vermiş. Kendisine bu konuda katılıyorum.

Ben de bu güne kadar hafızamızı, düşüncelerimizi ve tepkilerimizi küçük elektrik akımları ve protein zincirleri diyerek hor görmüşümdür.

Maddesel boyutta açıklayamadığım her şeyi ruhun omuzlarına yüklüyorum. Sosyal Psikoloji dersinde okuduğum deneyler yüzünden özgür irade lafını neredeyse kaldırıp çöpe attım. Küçüklüğümüzden beri çevremizde gördüklerimizi toplayıp, özümseyip, yorumlayıp uyguluyoruz...

Düşünsenize bu gün özgür irade lafından en çok dem vuran, buna en çok önem veren ülke Amerika. Her bireyin özgür iradesi vardır hissini vatandaşlarına aşılamış ve alttan alta dantel gibi örmüş hepsini. Big Brother'ın iradesini insanlar özgür iradeleri sanıyorlar.

Küçüklüğümden beri bana birisinin özlenmesi mutluluk verici bir olaydır psikolojisi aşılansa birisini özlediğimde ağlamama ihtimalim gerçekten çok yüksek. Oğlu şehit olunca sevinen insanlar gibi...

İşte bu yüzden düşüncelerimi ve hislerimi hep küçüklüğümden beri beynimde oluşturulan protein zincirlerini her defasında baştan sona işlemekmiş gibi hissediyorum.

Eğer ruh varsa bedensiz ruhun başına nelerin geldiğini bilmiyoruz. Beden mi ruhu oluşturuyor yoksa ruh mu bedeni bunu da bilmiyoruz.

Ben bir mühendis olduğum için bilmediğim konularda bildiklerime göre kesin yargılarda bulunamam. Bu tıpkı Tren'de giden mühendis fıkrasına benziyor. Yeri değil ama paylaşayım.

"Bir mühendis ve bir matematikçi tren yolculuğu yapıyorlarmış. Bu sırada geçtikleri çayırda kırpılan koyunları görmüşler. Kimisi kalın yünleriyle kırpılmayı bekliyormuş, kimisi de neredeyse derilerine kadar kırpılmışlar.

Matematikçi şöyle bir bakıp hemen:

- Toplam 15 koyun var. 8 tanesi kırpılmış, 7 tanesi kırpılmamış ama kırpılmayı bekliyor.

Mühendis cevap vermiş:

- 8 tanesinin kırpıldığı doğru. Ama kalan 7 tanesinin bizim görmediğimiz tarafları kırpılmış olabilir ve koyunların beklediklerini sanmıyorum."

İşte bu yüzden ruhsuz beden, bedensiz ruh nasıl olur bilmiyorum. Ancak ruhun gerçekten olduğunu var sayarsak, şu anda söyleyebileceğim tek şey çok büyük ihtimalle beden ile simbiyotik bir ilişkide olduklarıdır.

Nasıl düşüncelerimi, hislerimi, anılarımı protein zincirleri oluşturuyor diyorsam o proteinleri oluşturanların da benim içimde bir parçası var.

Tüm bu düşüncelerin vardığı nokta neresi? Ruh ne o zaman?

Bence tüm kainatta, varlığın tüm boyutlarında ruh 1 tane. Tıpkı bir ağaç gibi. Bizler bazen onun tüm bir dalı, bazen bir yaprağı, bazen bir kozalağı ya da palamudu bazen de üzerinde biten mantarı, yosunu veya çiğ damlası oluyoruz. İçimizde hissettiğimiz aidiyet hissi, dinlerde anlatmaya çalıştığımız Tanrı duygusu işte bu tek ruh.

10 tane emir yazıp gönderen, günde 5 kere kendisine tapınılmasını isteyen, melekleri sayesinde günah ve sevap muhasebesi yapan bir Tanrı'dan çok kainattaki tüm canlı ve cansızların bir parçasını oluşturduğu ve ona Tanrı diyebileceğimiz tek Ruh benim "dünya" görüşümle daha tutarlı. Ama doğruluğunu ispatlayamam.

Bu bakış açısından baktığım için de solucan bölününce hiç bir şey değişmiyor. Dünyaya solucanın kuyruk bölgesi ruhu adında yeni bir ruh gelmiyor. Solucanın bölünmesi bir tas çorbanın içinden kaşığınızı hızlıca geçirmeniz gibi bir şey.

Forum ortamında anlatması zor, daha da fazla yazarak kimseyi sıkmasam daha iyi.



İşte bu son iki mesajın.

Eldaril benim gibi bu kounda çok az düşünmüş ve az bilgisi olan biri için senin yazdıklarını anlamak çok zor. Bu yüzden teker teker irdeledim. Başlangıçta Bogusun dediği doğru. Sanki bir yasayı anlatırmış gibi anlatmışsın. şu şöyledir bu da böyledir, kimsede karşı çıkamaz tarzında. Ama ben bundan şikayetçi değilim. Ã?ünkü emimnim ki herkes kendi düşünceni yazdığını biliyor.

şimdi bakalım bakalım.
Ruh enerjidir.
Bir kere enerjinin ne olduğunu tam olarak bilmiyorsun ya da senin enerji olarak düşündüğün şey başka bir şey. Ã?ünkü en basitinden düşünürsek enerji yoktan var olmaz, vardan da yok olmaz. Bir solucan örneğini ya da sporla çoğalan bitkileri düşünürsen bu durum biraz saçmalığa biniyor. Bir erkeğin tek bir cinsel ilişkide olası milyonlarca ruh meydana getirebiliyor. Bu çok ilginç. Tabi daha ilginci olan bir enerjinin,
Düşünen, hisseden...
düşünüp hissedebilmesi...
Bedeni kaldırıp attığın zaman geriye kalan her şeyi taşıyan enerjidir.
Bedeni kaldırıp attığında geriye bir şey kaldığını biliyor musun? Yoksa sadece böyle olmasını mı umut ediyorsun? Geride hiç bir şey kalmıyor desem buna inanacak gücün var mıdır? Sadece boşluk.. Ölüm her şeyin sonu olsa, sence buna mı inanmak daha kolaydır? Biz insanlar inanmak istediğimize inanıyor olabilir miyiz? Birazcık materyalist düşünebilmeli bu noktada insan. Her ne kadar ben, materyalizmden hoşlanmasam da.
Barındırdığı zeka farklıdır en başta.
Bu noktada bilimsel konuşulabilir. Zekayı barındıran ruh değildir, beyindir. Beyninin bazı fonksiyonlarını kullanamayacak hale gelen insanların özürlü olması veya özürlü olan insanların hepsinin beyin ile ilgili bir fonksiyonunu yitirmiş olması buna en büyük örnektir. Tabi bunu ispatlayacak daha pek çok bilimsel deney vardır. Bildiklerimizle yetiniyoruz.
Bitkilerinde ruhu var çünkü onlar da canlı... Bir bilim dergisinde okumuştum. Bir bitkiye elektrotlar bağlıyorlar. Bünyesindeki enerji değişimini ölçmek için bi sistem kuruyorlar. Ve sonra çakmakla bitkiye yaklaşıyorlar... Sonuç olarak enerjide dengesiz bir dalgalanma oluyor... Yani taşıdığı enerji, ruh korkuyor.
Bu söyleneni de bilimsel bir gerçeklik taşıyorsa dahi, ruha bağlamak çok saçma. Bitkilerin ışığa yönelmesi, veya köklerin dibe doğru gitmesi gibi, bir bitkiye ateş yaklaştırırsan hormonları ondan uzaklaşmak için yönlenecektir. Bu ruhun korkması değil, bitkinin etkiye karşı bir tepki vermesidir.
Bütün vasıfları taşıyan enerjiden yoksun olurduk...
Nasıl bir vasıf mesela, benim aklıma gelmiyor? Bir kaç tane örnek verebilir misin mümkünse?
Eğer ruh olmasaydı bazı şeyler nasıl açıklanabilirdi? Bilinçsizlik anlarında yaşananlar? Rüyalar mesela...
-- BU PARAGRAF ALINTIDIR --

20. yüzyılın ikinci yarısında rüya araştırmaları rüya sürecinin fizyolojisi ile rüyaların içeriği üzerine yoğunlaştı. Araştırmacılar rüyanın görüldüğü anın tam olarak belirlenmesini sağlayan fizyolojik ip uçları buldular. Rüya, hızlı göz hareketleri ( REM : “rapid eye movement” ), uyanıklıktakine benzer beyin dalgaları ve fizyolojik etkinlikte artmayla ortaya çıkan ve REM uykusu olarak adlandırılan dönemde görülür. 1950’li yıllarda REM uykusunun bulunmasından bu yana yağılan deneylerde REM uykusu belirtileri görülen denekler uyandırıldığında çoğu yoğun, canlı, görüntüler içerene rüyalar gördüklerini bildirmiştir. REM dışındaki uyku dönemlerinde uyandırılan denekler daha ender olarak rüya gördüklerini bildirmiş, bu rüyalar daha zor hatırlanmıştır. Bu bulgular REM uykusu ile canlı, kendiliğinden hatırlanabilen rüyalar arasında bir bağlantı olduğunu düşündürür. Ã?te yandan, gece korkuları, karabasanlar, enürezi ve uyurgezerlik gibi davranış bozukluklarının sıradan rüya görmeyle ilişkili olmadığı bulunmuştur.

Fazlasını okumak isteyenler, http://www.genbilim.com/content/view/1709/38/ sitesinden rüya görme olayının bilimsel açıklamasını okuyabilirler. Kaldı ki Eldaril burada çok büyük bir yanılgı içerisindesin. Rüya görmenin bilimsel bir açıklaması olmayabilir. Bu demek değildir ki, rüyanın bilimsel açıklaması olmayacak. Bilimin cevap bulamadığı ve aramakta olduğu çok şey vardır. Cevaplar yeterli olmayınca tüm sebepleri soyut şeylere atamak, bence cahilliktir. Evrim yoktur, nerde ispatı, bu yüzden tanrı vardır, gibi bir sonuca ulaşmak ya da her şey nasıl başladı? cevabı yok işte, bu yüzden tanrı yarattı.. gibi...

Ruhu bir yerlere kanalize etmek ise, ruh olduğuna inanmayan birisi için çok gülünç düşünceler. Onlarca yıl uğraştıktan sonra, senin bahsettiğin ruhlarını kanalize edebilen bu insanlar ve aynı zamanda dünyayı ruhların gözünden gören bu insanlar bir şey başarabiliyor mu? Ben ruh gözüyle baktım ve şunu gördüm demekle mi yetiniyorlar sadece? Napıyor ya bu insanlar? :D Sana sadece duymak istediğin şeyleri söylüyor da olabilirler.

Her neyse, kanıtların varsa sunmanı isterim. Bir mühendis için böyle anlamak sanırım çok daha kolay olacak.
Been there. Seen that. Got the scars.
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden

Post by SacoKhan »

Ã?ncelikle belirtmek isterimki bana göre ruh bir inanıştır, gerçek ya da gerçek değil. Bana göre bir inanıştır ve yukarıdaki okuduklarım bilimsel ya da mantıkla açıklamaya çalışmış ruhu. Ve yine bana göre inanış olan bir şeyin mantıkla ya da bilimsel bir şekilde açıklaması olamaz. Mesela bana göre ruh var ve ruh her yerde her şeyde var. Bizde de var, bitkide de hatta bir taşta da. Belki çok putperest bi yaklaşımmış gibi duruyor ama böyle benim inanışım. Yani sonuçta bir köpek hiç bir iz bulamadığı zaman ne yapıyor, çok aç olduğu halde iz olmadan bir yere giderken ki seçimini nasıl yapıyor? Ya da bir kuş yapacak yuva bulamadığı zaman ne yapıyor, yuva seçimini nasıl yapıyor? Bilimsel bahsederken hep beyinlerin etki ve tepkisini ölçerek buluyorlar. Peki bu yukarıdaki örneklerin tepkileri nelerdir? Bunları açıklamamda bana ruh yardım ediyor.

NOT: Bu arada inanış dediğim için bunun üzerine bir şey daha belirtmek isterim. Herkesin inanışı kendinedir ve kimse karışamaz. Birbirimizi ikna edici anlatmaya çalışmak yanlış oluyor bana göre...
And i still wonder if you ever wonder the same!...
Artemis Entreri
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1521
Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Artemis Entreri »

İyi abi diyecek bir şey bırakmamışsın. İnancında başarılar sana (:
Ben, tartışmak isteyenlerle devam etmek isterim bu tartışmaya.
Been there. Seen that. Got the scars.
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden

Post by SacoKhan »

Diyecek bir şey olmamasından değil abi. Sizinkiler de inanış sonuçta, neye dayanıp da karak verdiyseniz ona inanıyosunuz. Ben yukarıdaki bazı yazılarda ikna eder tavırlar gördüğüm için koydum notu. Yani beni tartışmayın demedim tabiki tartışalım ama "şu şudur" laflarını sevmiyorum o kadar. Söyle Artemis'cim içinde kalmasın, eleştir yani...


Ama ikna olmam :-P
And i still wonder if you ever wonder the same!...
Artemis Entreri
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1521
Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Artemis Entreri »

Aslında benim ikna olmaya ihtiyacım var. Milyarlarca insanın hiçbir kesinlik taşımayan bir düşüncenin peşinden, kendilerini daha huzurlu ve mutlu hissetmek dışında gitmelerinin sebebini anlatabilmesini isterdim bana. Kesin bazı verilerle. Gerçekten ikna olmaya ihtiyacım var. Ve belki de ispatlanır bir gün. Belki biz ispatlarız ruhu varlığını ya da yokluğunu. Belki ihtiyacımız olan şey inançların ispatlanmasıdır...
Been there. Seen that. Got the scars.
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden

Post by SacoKhan »

Kim bilir belki gerçekten buluruz ya da bulurlar. Ama ikna olmaya ihtiyacın olmadığını düşünüyorum Artemis. Sen zaten bu konuda bazı iddialara inanmadığına inanmışsın ve bana göre de bu halinle mutlu görünüyorsun. Belki ben yanılıyorum ama düşüncelerim bazen senle tıpatıp olduğu için öyle hissettim diyebilirim...
And i still wonder if you ever wonder the same!...
aransayes
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1861
Joined: Fri Oct 08, 2004 10:00 am
Location: aksaray-izmir

Post by aransayes »

İnançları bilimsel deneylerle, gözle görülebilir, elle tutulabilir kanıtlarla ispat edersek inanç değil kanun olur. Benim için inanç ispatı olmadığında da inanılan şeylerdir. ruh gibi metafizikle açıklanabilecak şeylerde yine genelin gözünde kuşku yaratır yine inanılmaz.
Burada herkes tartışıyor ama bu başlıkta okuduklarımla inançlarım değişmez. Saco gibi düşünüyorum ben de, ikna olmaya ihtiyaç var mıdır?
Bir tek seni bana çok gördü dünya
İyiler bu savaşı kaybetmiş
Peki ben nası büyük adam olucam
Kötü olmak seni geri getirir mi acaba...
SacoKhan
Forum Yöneticisi
Posts: 2585
Joined: Thu Mar 10, 2005 10:00 am
Location: Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerden

Post by SacoKhan »

İkna olmaya ihtiyaç yoktur fakat tartışmak yardımcıdır, ruha iyi gelir...
And i still wonder if you ever wonder the same!...
EldariL
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 137
Joined: Mon Sep 18, 2006 10:00 am

Post by EldariL »

yanlış mı anlaşılmışım ne :) sadece fikrimi söyledim... bunlar kesin gerçeklerdir demedim... bir de okuduğum birkaç şeyi özetledim... keşke dibine not düşseydim :roll:

derin bir konu... kimseyi ikna etmek gibi bi amacım da yok :-P

körü körüne bir şeylere inanma taraftarı da değilim açıkçası.. Ama ruhun varlığına inanıyorum...

Ruhi Olaylar ve Ölümden Sonrası adlı kitabı okumanızı tavsiye ederim... Birbirinden haberi bile olmayan insanların paranormal deneyimlerine dayanılarak, yer, zaman ve kişiler belirtilerek yazılmış belge niteliğinde bir kitap.

Kanıt isteyenler için bolca kanıt sunuyor. Bunun dışında şimdilik takip etmeyi tercih ediyorum... Benden değerli fikirleri olanlar vardır eminim. Okuyayım ufkum genişlesin :) saygılar

not: tamamen kendi düşüncelerim :w00t:
Possessed
Site Çizeri
Posts: 958
Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
Contact:

Post by Possessed »

Hmms.. Cok fazla konuya bulaşmak istemiyorum da, Bogus'un bir soylediğinden aklıma bir sey geldi. (simdi alıntı yapamadım, üşendim :D ) "Bence tüm kainatta, varlığın tüm boyutlarında ruh 1 tane" diye giden bir cumlesiden aklıma br yerde okudugum bir inanç geldi. O inanca gore, insan (ya da canlılar demek daha dogru olur) Tanrının dunya uzerindeki yansıması. Yani, hepimiz Tanrının birer parçalarıyız. Ondan kopan birer enerji parçacığıyız hepimiz. (ama bir yerde de ona bir sekilde baglı olan) Tum ruhların tek amacı ona tekrar ulaşmak. Dunyada karsılastıgımız olaylara verdiğimiz tepkilerle ona yaklasıyoruz veya ondan uzaklasıyoruz.


I,robot filmini izleyenler bilir. Bir robot, kaza yaparak nehre ucan iki otomobilin içindekilerden sadece birini kurtarabilecek. Bir otomobilde kucuk bir kız cocugu, digerinde ise bir adam var. Robot, kendi beynine yuklenen komutlardan ibaret bir hesaplamayla adamın yasama sansının kızdan daha yuksek olduguna karar vererek onu kurtarıyor. Sizce o robot yerinde bir insan olsa napardı? Buyuk ihtimalle (istisnaları dusunerek buyuk ihtimalle dedim) kucuk kızı kurtarırdı. Kız daha kucuk, onunde cok yıl var, yasama hakkı onun olmalı gibi dusuncelere kapılırdı insan. Robot ise, su icinde nefes tutma suresini, arabaların su yuzeyiyle olan mesafesini falan dusunuyor. Kızın önündeki yasanacak hayatı hesaba katar mı ki?
O robotla insanın arasında bir fark var demek ki. Aslında kucuk gibi gorunen fakat daglar kadar olan bir fark. Bence o fark ruh..
Duygular, ruhun kendinde barındırdığı ozellikler. Neden her insan aynı değil? Hepsinin iki kolu, iki bacagı, bir kafası, bir kalbi vs vs var. Ama biri futbol izlerken yerinde duramazken, digeri hiç haz almıyor topla oynanan su oyundan. Neden? Mantıken, birini mutlu eden şeyin digerini de mutlu etmesi gerekmez mi?
Matematik gibi olmuyor bu işler. Aslında 1+2=3 değil her zaman.
"Futbol+bira=mutluluk" degil bana gore, ama arkadasıma gore dunyanın en buyuk zevki.

Basitce anlatmaya calıstım, cumlelerimi cok deşerseniz hatalar cıkabilir. Ama anlatmak istedigimi anlattım sanırım..
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
Artemis Entreri
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1521
Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Artemis Entreri »

Peki Possessed o zaman hayvanların ruhu olmadığını düşünüyorsun sanırım. Ã?ünkü bir yavrusunu koruyan hayvan sadece içgüdüleriyle yapar. Duyguyla hiç bir bağlantısı olamaz. Kızı kurtarmayan robot gini, hayvanlarda yapamaz bunu. Duygularıyla hareket edemezler. Ne kadar bir hayvanın size bağlandığını düşünürseniz düşünün, kendileri için iyi olanı seçecekler ve içgüdüleriyle hareket edeceklerdir. İnsanla hayvanı ayıran özellik de bu. O zaman ruh insanlara özgüdür? Her insan farklı düşünür, insanları farklı kılan ise her bir hücresindeki farklılıklar. Bazı insanlar ışıktan çok etkilenir, göze tuttuğunda kızarır ve bir şey göremez. Senin mantığınla düşünürsek, neden? diye sormamaız gerekir. Her insanın iki tane gözü yok mu? Neden birisinin canı yanıyor, diğerine bir şey olmuyor?

Sabahın köründe bu örnek geldi aklıma, tatmin etmezse daha epey bulabilirim.
Been there. Seen that. Got the scars.
Post Reply