Karga

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Post Reply
User avatar
luvenes
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1
Joined: Sun Mar 04, 2007 10:00 am
Contact:

Karga

Post by luvenes »

Yukarda parlayan kocaman küreye gözlerini dikti ve uzunca onu seyretti. Gözleri inci gibi parlıyordu ama bu yanılsamaydı ;

Kapkara olan, ışığı bile içine çeken gözlerdi bunlar ama bugün bu geceki ışık ay ışığıydı, asla sönmeyecekmiş gibi duruyordu. Karga da bundan memnundu tüyleri bir kez olsun gümüş ışıkların altında beyaz gibi duruyordu. Bu onun hoşuna gidiyordu ve kendisini ısıtmasa bile soğuk gecede ay onun için kutsalmış gibi bakıyordu. Belki de öyleydi, en derin korkular onunla beraber ortaya çıkıyordu. Gece onla başlardı ; uyanmış olanlar saklanır uyananlar av için pençelerini zalimce toprağa gömerek sessizce yürürlerdi. Karga bugün ne av ne de avcıydı o şu anı yaşamıyordu...

Kendi benliğinden uzak o sınırlı aklında küçük hayalini tiyatroda canlandırır gibi oynatıyordu ama bir fark vardı ; bu tiyatrosunda ses yoktu görüntüde yoktu ama onun hissettiği bir şey vardı,

Mutluluk.


Uyanmayacağını dilediği bu rüyası gerçek olacaktı. Dolunayda tüylerinin rengi açılacak gagası kısalacaktı. kanatlarını ona doğru açacaktı ve gerinecekti ama bir tek ve son siyah tüyü konduğu daldan aşağı ufak bir su birikintisine düştüğünde etrafına hafif bir dalga yayacak ve ıslanan tüy batacaktı ; işte bu anda karga uçacaktı kanatlarını asla dolunayın ışıklarından ayıramayacaktı. İnci gözlerini kapatacak ufak bir ıslaklık ormana solmuş bir yaprağın üstüne düşecek ve yaprak ağırca yeşerirken karga ölmeyi dileyecek. Gerçeğe ulaşma arzusuna kavuşacak çünkü gümüş bir ok ona çarpacak ve tam ortadan onu yakalayacaktı.

Karga yere düştüğünde oku fırlatan elf ,yere kargaya baktı ve gözlerine inanamadı; kargalar, lanetli kuşlar bu elf ormanında olmamalıydı evet ama elf yanlış gördüğünü umarak yerdeki beyaz güvercine baktı...

Kan güvercinin göğsünden toprağa ağırca aktı ve kum tanecikleri kenara kaçılarak kan geldiği için çok ama çok ufak bir birikinti oluşturdu. Ay ışığı birikintinin üzerine vurdu, elf sadece izliyordu ama o anlamıyordu. Bu mucize değildi. Bunu anlamıyordu. Bu sadece hayaldi, gerçek olan ama olmayan, aklın içinde var olan ama her an dışarıda can bulabilecek bir şeydi. Aynı kargada olduğu gibi…

Göz sadece yüzeysel görmeye yarar, halbuki kabuğun içindeki özü görmek gözlerin değil aklın yapabileceği bir iştir.

Aniden kopan bir çığlık elfi şaşırttı ve adam o tarafa döndü ;
Binlerce karga ormandan, tüneklerinden ayrılıp ayın önünü kapayacak şekilde uçuyorlardı. Artık onun o parlak ışıkları gözükmüyordu. Umutlarda hayallerde kargaların lanetli ve çirkin şarkılarıyla bölünmüştü. O gak sesleri elfin sivri kulaklarında sonsuz bir çığlık gibi yankılanıyordu, adam kulaklarını kapadı ama fayda etmedi. Ã?ünkü her şey onun zihnindeydi. Ne binlerce karga ne de kanat çırpışlar vardı sadece ölü bir güvercin. Beyaz tüylerini artık başka renk görüyordu elf. Kana bulanmış acıyla çarpılmış ufak bir beden. Ok güvercinin hala bedeninde saplıydı ve orda kalacaktı. Elf kafasını zorladı tüm bunlardan kurtulmak için, o sadece avlanmaya gelmişti… Ama av olacaktı.

Soğuk bir rüzgar esti ve tüm ağaçlardaki yaprakların hışırtısı elfin içinin ürpermesine neden oldu. Oku elinden düştü çünkü tutamayacağı kadar soğumuştu.

Kendiside öyle idi. Ayaklarından itibaren oluşmaya başlayan kristalizimsi buzlanmaya bakan elf acıyla inledi. Bunun hayal olmasını bekliyordu ama değildi ; hissediyordu acıyı… ve yavaş yavaş oluyordu bu. Bir anlık bir refleksle arkasında hissettiği şeyi görmek için kafasını çevirdi.

Kızıl saçlı bir kız, simsiyah bir cüppe içinde -ayakları toprağa emin bir şekilde basılmıştı- duruyordu. Alnında bir nokta vardı ama elf yaşadığı şoktan bunun ne olduğunu anlamadı ve kız ona yaklaştı o sırada buzlar elfin beline kadar gelmişti.

Kız ağzını açmamıştı ama sözcükler bir şekilde elfe taşınıyordu.
“Yalnızken çok savunmasızsınız değil mi? şimdi onlarca karga bedenin donarken üstüne konsa ve didik ,didik etini kemirse… hoş olurdu.” Elfin şaşkın suratına baktı ve güldü. “ Ah evet korkuyorsun, ölmekte olan diğerleri gibi. Bu soğuk sadece burada değil… tüm yurdun donuyor ELF! Ne bir ailen kaldı ne de sevdiğim dediğin kişi, hepsi ama hepsi şu anda ölüler. Zavallılar…” kız biraz daha yaklaşınca alnında ne olduğunu gördü ve iyice şaşırdı. Kız ölüydü çünkü alnın ortasındaki delik bir elf oku tarafından açılmıştı ; yara küçüktü ama derin gözüküyordu. Elf” ne istiyorsun benden ve halkımdan !”

Kız rüzgardan da soğukça ağzını açarak söyledi “Gayet basit uzun kulaklı… sizlerden nefret ediyorum, iğreniyorum ve tiksiniyorum ayrıca anladığını umarak söylüyorum ki ben bir necromencerım ve sen şu anda benim ölüler alemimde bulunuyorsun. Eğer önüne bakarsan kargaya doğru, yada güvercin…”

Elf baktı ve inanamadı ; güvercin üstündeki ok bedeninden ayrı yerdeydi ama ölü güvercin şimdi kanatlarını açmış uçmaya hazırlanıyordu ama bir terslik vardı ;

Güvercin havalanırken tüm beyaz tüyleri döküldü ve siyaha dönüştü, tüm tüyler elfin üstüne doğru uçuştular ve elf kafasını kaldırıp baktığında kemikten kanatlı karganın rahatça süzüldüğünü gördü.

Ama uçan tek o değildi yüz binlerce kemik karga gökyüzündeydi ama ayı kapatıyordu. Ancak her bir karga gurubu bir elf bedeni taşıyordu. Ölü bedenler…

“evet bu manzara çok hoş değimli? A bu arada sana da veda etmem lazım cehennemin sıcak köşelerinde buzlarını eritirken beni düşün ve bir an olsun aklından çıkarma çünkü ben, beni öldüreni aklımdan çıkaramayacağım. Onun ölmüş olması beni tatmin etmez ancak…” Bir kahkaha attı ve zarif bir ıslıkla gözleri kırmızı boynuzlu simsiyah bir atı ormandan çağırdı. Kız atın sırtına atladı ve “unutma bu ismi ; Shaiya! Lanetim üzerinizde olsun” dedi, bir öpücük gönderdi ve elf boynuna kadar donukken dörtnala ormanın derinliklerinde kayboldu.

Elf acı bir çığlık attı ve tam önünde duran dolunaya baktı ;

Kargalar hala bedenleri taşıyorlardı ama elf kızın lanetine küfretti ve rengi kızıl olan aya bakamadan gözlerini kapatan buzla huzura kavuştu ancak bu bir anlıktı, acı onu daima burada bekleyecekti ;

Kız her gün bunu ona yapacaktı her gün aynı sözler söylenecek değişen tek şey ise Dolunayın rengi olacaktı…
Gümüş grisinden , kan kırmızına ; gecenin maviliğinden , siyaha dönüşecekti…



Edit : Küçük büyük harf ve bir takım noktalama yanlışarı giderildi...
--Artemis Entreri--
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests