Ağlayan Kadın Hanı ( RP BAşLIğI)
her şey çok güzeldi yemekler (ve özelikle garsonluk yapan elf kızı) genç savaşçı yıllarca burada yaşaya bileceğini düşündü buan yetecek parası da vardı hani. ancak bir eksiklik ihssediyordu için de.
yapmak zorunda olduğu ama unuttuğu birşeyler vardı sanki.
yapmak zorunda olduğu ama unuttuğu birşeyler vardı sanki.
Dünyada imkânsız olan tek şey, imkânsız olanı bulmaktır.
celeraen duyduğu sesi kafasından atmak istercesine başını hafifçe iki yana salladı ve anında aklından çıktı hana yeni gelen savaşçının bir isteği olup olmadığını anlamak için uzaktan ona bakmaya başladı......
There'll be war, there'll be peace.
<br>But everything one day will cease.
<br>All the iron turned to rust;
<br>All the proud men turned to dust.
<br>But everything one day will cease.
<br>All the iron turned to rust;
<br>All the proud men turned to dust.
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
"BEN OZANIM ! LANET OLSUN KURTARIN BENİ..."
Ruh oturup ağlamaya başladı hanın ortasında, içine sıkışıp kaldığı bu tutsaklıktan kurtulmak istiyordu. Tek yapabildiği izlemek ve ağlmaka oldu. Düzenli olarak bağırıyor ve birisinin bir tepki vermesini umud ediyordu. Kadının bir an için farkettiğini sanmıştı ama belki de yanılıyordu..
Ruh oturup ağlamaya başladı hanın ortasında, içine sıkışıp kaldığı bu tutsaklıktan kurtulmak istiyordu. Tek yapabildiği izlemek ve ağlmaka oldu. Düzenli olarak bağırıyor ve birisinin bir tepki vermesini umud ediyordu. Kadının bir an için farkettiğini sanmıştı ama belki de yanılıyordu..
Been there. Seen that. Got the scars.
sesler giderek daha sık ve biraz daha yüksek sesle geliyordu,gecenin karanlığında sürekli kulağının dibinde uçuşan bir sinek gibi....
daha fazla dayanamadı ve Anton'un yanına yaklaşarak
-sen de bir şeyler duyuyor musun?sessiz ve tüyler ürpertici bir şey dedi
rahatsızlığın yanında insanın içinde huzur da bırakmıyordu....
daha fazla dayanamadı ve Anton'un yanına yaklaşarak
-sen de bir şeyler duyuyor musun?sessiz ve tüyler ürpertici bir şey dedi
rahatsızlığın yanında insanın içinde huzur da bırakmıyordu....
There'll be war, there'll be peace.
<br>But everything one day will cease.
<br>All the iron turned to rust;
<br>All the proud men turned to dust.
<br>But everything one day will cease.
<br>All the iron turned to rust;
<br>All the proud men turned to dust.
Artık akşam olmak üzereydi. Anton sesi duymuştu. Ancak kim konuşuyor anlamamıştı bir türlü. Bir ozan olduğunu söylüyordu. Eğer öyle ise iyiydi.
Celeraen e dönerek bir ozan sanırım dedi. Bir yere sıkışmış her halde kurtarılmak istiyor. Sen müşteri ile ilgilen ben bakayım dedi. Sonra kısık sesle Neredesin söyle de seni kurtarıyım diye sordu.
Celeraen e dönerek bir ozan sanırım dedi. Bir yere sıkışmış her halde kurtarılmak istiyor. Sen müşteri ile ilgilen ben bakayım dedi. Sonra kısık sesle Neredesin söyle de seni kurtarıyım diye sordu.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Filaşbek 1 -- Düşüş
"Desmond, bu yaptığımız yanlış, hadi aşkım çık ordan."
"Sadece iki şişe şarap alıcaz tatlım. Kimse bizi görmeyecek, merak etme."
Desmond uzun zaman önce Hanın çatısına çıkmaya çalışıyordu. Yanında yine onun yaşlarında bir kız, yaptığının yanlış olduğunu söylüyordu bir fısıltıyla.
"Bu yaptığımız hiç doğru bir şey değil Des,"
"Sakin ve sessiz olur musun !" diye sertçe konuştu Des, bacaya ulaşmıştı işte. Tam o sırada şehrin korumalarından biri çıkıverdi ortaya.
"HEY, SEN, İN ORDAN BAKALIM !"
Desmond'un ayağı kaydı...
Yavaşça...
Yer..
Desmonda...
Yaklaştı..
-----
"HEY BEN DESMOND ! BU HANIN HAYALETİYİM. BENİ DUYABİLİYOR MUSUN?" BENİ BURADA Ã?IKARTMALISINIZ ! HENÖZ Ã?LMEDİM, BEDENİMİ BİR TAPINAğA GÃ?TÃ?RDÃ?LER. BİR RAHİP Ã?AğIRIN LÃ?TFEN, SİZE PARASI İÃ?İN HİZMET VERİRİM BEN BİR OZANIM !!"
"Desmond, bu yaptığımız yanlış, hadi aşkım çık ordan."
"Sadece iki şişe şarap alıcaz tatlım. Kimse bizi görmeyecek, merak etme."
Desmond uzun zaman önce Hanın çatısına çıkmaya çalışıyordu. Yanında yine onun yaşlarında bir kız, yaptığının yanlış olduğunu söylüyordu bir fısıltıyla.
"Bu yaptığımız hiç doğru bir şey değil Des,"
"Sakin ve sessiz olur musun !" diye sertçe konuştu Des, bacaya ulaşmıştı işte. Tam o sırada şehrin korumalarından biri çıkıverdi ortaya.
"HEY, SEN, İN ORDAN BAKALIM !"
Desmond'un ayağı kaydı...
Yavaşça...
Yer..
Desmonda...
Yaklaştı..
-----
"HEY BEN DESMOND ! BU HANIN HAYALETİYİM. BENİ DUYABİLİYOR MUSUN?" BENİ BURADA Ã?IKARTMALISINIZ ! HENÖZ Ã?LMEDİM, BEDENİMİ BİR TAPINAğA GÃ?TÃ?RDÃ?LER. BİR RAHİP Ã?AğIRIN LÃ?TFEN, SİZE PARASI İÃ?İN HİZMET VERİRİM BEN BİR OZANIM !!"
Been there. Seen that. Got the scars.
Tapınak mı diye sordu Hobbit yine kısık sesle ama ama tapınakların hepsi neredeyse terk edildi. Hiç tapınak kalmadı ki... Rahiplerden kalanların da hiç güçleri yok. İçi rahiplerle dolu tapınak yok neredeyse. Ancak terk edilmiş tapınaklara bakabilirim isterseniz. Sanıyorum üç tane vardı ya da dört terk edilmiş tapınaklardan.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
O ruh ya da her neyse işte o adam artık konuşmuyor gibiydi. Bir tapınağa gitmesini istiyordu. Ancak belki tapınakların terk edildiğini duyunca vazgeçmişti. Eh illa da ısrar edersen Anton terk edilmiş tapınaklara gidebilirdi.
Ancak adam hazır gitmişken müşteri ile ilgilenmeye karar verdi. Hava iyice kararmış gibiydi. Müşterinin yanına giderek Umarım yemeğimizi beenmişsinizdir bayım dedi. Gece burada kalmayı düşünürseniz eğer hanımızda yer var.
Ancak adam hazır gitmişken müşteri ile ilgilenmeye karar verdi. Hava iyice kararmış gibiydi. Müşterinin yanına giderek Umarım yemeğimizi beenmişsinizdir bayım dedi. Gece burada kalmayı düşünürseniz eğer hanımızda yer var.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Yanına gelen hobbit e garip ve ifadesiz bir şekilde baktı.Konuşmak istiyor ama konuşamıyordu.
Geçmişi yine ele geçirmişti onu.Eski bir savaşı hatırladı,ordunun en önünde kılıcını çekmiş gelen düşmanlara karşı yerde yatan dostunu düşmanlardan korumaya çalışıyordu.Kalkanını yere sabitleyip yerde yatan minik dostuna uzandı ''Dayan dostum,dayan..'' diye mırıldandı.Ama artık çok geçti.Ã?ünkü hobbit tanrıları yanına almıştı bile dostunu..
''Hoşbulduk'' demek istedi karşısındaki misafirperver hancıya,diyemedi.Gözleri doldu,sustu.
Birkaç dakika sonra kendine gelip ''Merhaba..'' diye seslendi Antona.
''Bir şarap ve yiyecek birşeyler alabilirmiyim?''
Geçmişi yine ele geçirmişti onu.Eski bir savaşı hatırladı,ordunun en önünde kılıcını çekmiş gelen düşmanlara karşı yerde yatan dostunu düşmanlardan korumaya çalışıyordu.Kalkanını yere sabitleyip yerde yatan minik dostuna uzandı ''Dayan dostum,dayan..'' diye mırıldandı.Ama artık çok geçti.Ã?ünkü hobbit tanrıları yanına almıştı bile dostunu..
''Hoşbulduk'' demek istedi karşısındaki misafirperver hancıya,diyemedi.Gözleri doldu,sustu.
Birkaç dakika sonra kendine gelip ''Merhaba..'' diye seslendi Antona.
''Bir şarap ve yiyecek birşeyler alabilirmiyim?''
Aris hancının ilgilenmekte olduğu müşterinin çok düşünceli olduğunu fark etmete zorlanmadı. kendisinde derin izler bırakan bir olay yaşadığı veya büyük bir sorumluluğun altına girdiği belliydi.
uzun bir buhabbet yapmayalı çok zaman geçtiğini düşündü, ayrıca bu adamın yardıma ihtiyacı olabilirdi, iyilik mraklısı olmamasına rağmen canı çok sıkılıyordu.
anton mutafağa giderken adamın yanına oturup samimi bir sesle
---merhaba, dedi,
---düşünceli görünüyorsunuz paylaşmak isterseniz dinlemeye hazırım.
uzun bir buhabbet yapmayalı çok zaman geçtiğini düşündü, ayrıca bu adamın yardıma ihtiyacı olabilirdi, iyilik mraklısı olmamasına rağmen canı çok sıkılıyordu.
anton mutafağa giderken adamın yanına oturup samimi bir sesle
---merhaba, dedi,
---düşünceli görünüyorsunuz paylaşmak isterseniz dinlemeye hazırım.
Dünyada imkânsız olan tek şey, imkânsız olanı bulmaktır.
Gece artık iice geç olmuştu ama yemeği de tekrar ısıtmıştı. Elindeki tepside hem şarap hem yahni olunca taşımak zor oluyordu. Ancak hancılık kolay değildi sonuçta.. Üstelik ikinci bir müşteri varken bu çok değerliydi. İki üç defa sendeleyerek bir defa da bir masaya çarpıp tepsiyi devirmekten kıl payı kurtularak yeni müşterinin yanına kadar geldi.
Umarım seversiniz bayım dedi yeni adama. Tavşan yahnisi ve Hobbit şarabı getirdim. Sonra adamların konuştuklarını fark etti. Bir istediğiniz olursa bana söyleyin dedi. Daha sonra uzakça bir masanın yanındaki sandalyeye oturdu. Ertesi gün yeni şaraplar da alması iyi olacaktı. Hangi şarapları alabileceğini düşünmeye başladı.
Umarım seversiniz bayım dedi yeni adama. Tavşan yahnisi ve Hobbit şarabı getirdim. Sonra adamların konuştuklarını fark etti. Bir istediğiniz olursa bana söyleyin dedi. Daha sonra uzakça bir masanın yanındaki sandalyeye oturdu. Ertesi gün yeni şaraplar da alması iyi olacaktı. Hangi şarapları alabileceğini düşünmeye başladı.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
--Sözlerindeki samimiyet bana eski günleri konuşmaya yetecek cesareti veriyor genç savaşçı.Adalelerin ve duruşun bana bir savaşçı olduğunu işaret ediyor.Bende bir zamanlar senin gibi gençtim,kalbim savaş arzusu ile yanıp tutuşuyor,erdemlerim bana yol gösteriyordu...
Yanına yaklaşan hancıyı görünce;
-Sağolasın minik dostum.Bir hobbit şarabının enfes kokusunu hissetmeyeli bir asır geçmişti neredeyse.Ve tabiki sizin meşhur yahnilerinizide...
Yeniden yeni tanıştığı gence doğru döndü ve devam etti anlatmaya..
--Evet,evet...Bende senin gibi bir savaşçıydım.Asırlarca erdemlerim için ve halkım için kendi klanım adına savaşlarda yer aldım...
Yutkundu ve şarabından bir yudum aldı,insan dostlarından ona miras kalan bir alışkanlıktı bu..
--Askerlerimi,yoldaşlarımı,dostlarımı,kardeşlerimi,sevdiğimi...Bir çift gözün görebileceği ve hissedebileceği tüm acıları tattım.Bilirmisin ölüme karşı hiçbir silahın çare etmeyeceğini?Bilirmisinki elinden hiçbirşey gelememesinin nasıl bir şey olduğunu..Silahın öğrettimi sana bunları,yada kader aldımı seni eline..
Yanına yaklaşan hancıyı görünce;
-Sağolasın minik dostum.Bir hobbit şarabının enfes kokusunu hissetmeyeli bir asır geçmişti neredeyse.Ve tabiki sizin meşhur yahnilerinizide...
Yeniden yeni tanıştığı gence doğru döndü ve devam etti anlatmaya..
--Evet,evet...Bende senin gibi bir savaşçıydım.Asırlarca erdemlerim için ve halkım için kendi klanım adına savaşlarda yer aldım...
Yutkundu ve şarabından bir yudum aldı,insan dostlarından ona miras kalan bir alışkanlıktı bu..
--Askerlerimi,yoldaşlarımı,dostlarımı,kardeşlerimi,sevdiğimi...Bir çift gözün görebileceği ve hissedebileceği tüm acıları tattım.Bilirmisin ölüme karşı hiçbir silahın çare etmeyeceğini?Bilirmisinki elinden hiçbirşey gelememesinin nasıl bir şey olduğunu..Silahın öğrettimi sana bunları,yada kader aldımı seni eline..
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Sadece bir an için duyulmuştu sesi belkide..
şimdi ise, kendisi bile bir ses duyamıyordu.
Bağırdı. Ve tekrar... Ve tekrar... Sesi çıkmıyordu.
Ağladı. Ve tekrar... Ve tekrar... Ah göz yaşları, hiç dinmiyordu.
Sonra her nasıl olduysa, bir gözyaşı, bir müşterinin şarabının içine düştü.
Belki bir yanılsamaydı bu ama, titreşimi görmüştü bir an için. Heyecanlandı.
şimdi ise, kendisi bile bir ses duyamıyordu.
Bağırdı. Ve tekrar... Ve tekrar... Sesi çıkmıyordu.
Ağladı. Ve tekrar... Ve tekrar... Ah göz yaşları, hiç dinmiyordu.
Sonra her nasıl olduysa, bir gözyaşı, bir müşterinin şarabının içine düştü.
Belki bir yanılsamaydı bu ama, titreşimi görmüştü bir an için. Heyecanlandı.
Been there. Seen that. Got the scars.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
