Yeni Dünya ( RP EKRANI )

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Post Reply
Lupus Nigra
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 236
Joined: Sat Dec 24, 2005 10:00 am
Location: Four Corner Square No:4 Old City/Silvermoon-SILVER MARCHES
Contact:

Post by Lupus Nigra »

Ales, bir an kendini toparlar gibi oldu ve başını sallayarak kendine geldi. Yanında bir savaçı bitmiş ve nutuk atmaya başlamıştı. Bir de drow...

Elf hayatında bu kadar sinirlendiğini hatırlamıyordu. Kim di bu insanlar ve onu nasıl kalıplara sokardı. şakaklarında daha önce hiçbir elfte görülmemiş damarlar kabarırken gözünün önünde kırmızı noktalar uçuşuyordu.

"YENİ DÖZEN Mİ?" diye patlayı verdi bir anda.

"Ne düzeni? Ahaa anladım... Sen de şu etraftaki herkezin güdülesi koyunlar olduğunu düşünen dar görüşlü şovalyelerdensin değil mi? Etrafındakiler o kadar zayıf ve doğru yolu bulmaktan acizler ki senin gelip onlara yolu göstermen gerekiyor.

Varlıklar kural, tüzük ve yönetmelikler olmadan yaşayamaz, sürekli birbirlerini öldürürler sence öyle değil mi? Sana bir haberim var sayın şovalye... Belki şovalyelerin başlığından dünya farklı görünüyordur ama insanlar senin yolundan gitmeden de aynı yere varabiliyor... Etrafa bakmayı engelleyen bir takı daha var biliyorsun. Adı da 'at gözlüğü'

Senin aksine bağzılarımızın doğru yolu bulamamak konusundaki kendine güvensizliklerini bir tanrının kuralları ve emirleri arkasına saklamasına gerek yok.

Hayata saygın var ha? Çok ta belli ediyorsun doğrusu. Sor bakalım "kurtardıklarına" onlar 'hayatlarına' müdahale edilmesinden ne kadar meshutlarmış. Aslında sormana gerek yok. Bir koyun ne kadar meshutsa o kadar. Ya da şu kurtardığın kadına sor bakalım senin korumana ya da kollamana ihtiyacı varmıymış. Yüzünden anladığım kadarıyla o da bu konuda benden pek farklı düşünmüyor."

Bir de şimdi farkettiği üzere 'yarı' olan drow vardı.

"VE SEN.." diye döndü hınç ile yarı-drowa.. Parmağını yüzüne doğrultarak "sen kim oluyorsun da kimin kiminle konuşacağına karar veriyorsun? şu ana kadar sana lanetlenmiş dedim mi? Ağızımdan böyle bir kelime duydun mu? Yoksa bu cümleyi arkandan meşaleler ve tarım gereçleriyle kovalayan çiftçilerden çok duydun da şimdi gelip ben söylemeden suratıma yapıştırmak mı istiyorsun? Benim o çiftçilere benziyen bir tarafım mı var?

SEN DE şU şOVALYEDEN FARKLI DEğİLSİN. HATTA DAHA BETERSİN. O kafasına taktığı siperliğin gösterdiklerini görüyor. Sen ise sadece görmek istediklerini.

Seni tanımıyordum ama söylediklerin ve ima ettiklerinle tam anlamıyla kendini tanıtmayı başardın."

İçini boşaltınca siniri biraz olsun geçmişti drow kızına son kez bir bakış attıktan sonra yüzü asık şekilde atına doğru yürümeye başladı.

Sonra birden döndü

"Ha bu arada... Wun Jal eldalie dazzanen er'griff ilythiiri v'drin. "

Sonra arkadan sıkıca toplanmış saçlarını savurarak dönüp atına doğru ilerlemeye başladı... İçinden drowun yada şovalyeden bir saldırı gelmeyeceğini biliyordu ama gene de işini şansa bırakmak ta istemiyordu. En kolay ulaşabileceği bıçağının yerini düündü.
Bir kişinin ölümü bir trajedi, bir milyon insanın ölümü ise bir istatistiktir.
Joseph Stalin
darkelven
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 229
Joined: Fri Dec 29, 2006 10:00 am
Location: khalkedon
Contact:

Post by darkelven »

Elfin sert çıkışı shruiak`ı memnun etmişti.O yüzünde ifadesiz bir biçimde duruken elf deliler gibi bağırıp nutuk atıyordu.Sözü bitip de elfin sinirli nefes almalarını duyduğunda sinir edici bir şekilde gülümsedi.Elf arkasını dönmüş uzaklaşıyordu.Shruiak sırtına dokunarark dikkatini çekti elfin. ''Peki neden senin gibi bir elf drowlarla gelmeyi tercih ediyor, seni drowlar mı büyüttü yoksa?''
''Nindyn vel'uss kyorl ninta ratha, thalra elghinn dal l' alust...''

Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...

drow atasözü
Mark
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2004
Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
Location: Midkemia, portal/istanbul
Contact:

Post by Mark »

Vadinin ortasinda yükselen, şato'nun açılan kapilarina, ilerlemeye başlayan kalabalik insan gruplarinin arkasindan yavaşça ilerleyen diğer eşyalarini arabalariyla taşiyan diğer gruplari gözledi. Susy, de ilerlemeye başladı. Biran önce, oraya doğru yürümelerinin, en büyük etkeni de kendisiydi. Drowlarin konuşmalarini yeterli kadar dinlediğine karar vermisti.

Dişi drowun selamini almasini da, yeterli bulmuştu, aslinda şehrinde gizli bir merak ile öğrendiği, drow dilini ilk defa bir drow'un ağzından duymak, garip bir tatmin duygusu vermişti. Kafasini çevirip arkada durmasini söylediği, Eliat'i gözleriyle aradi. Arabalarla meşguldü.

Asasini sikica kavradi, şato daki büyücünün çok sorunları olacağını tahmin etti. Soğuk bir rüzgar yanaklarinin daha da pembeleşmesine sebep oldu. Uzaktan gördüğü büyücünün çıraklarının yanına doğru hizlica koşmaya başladı.

Son anda durup arkasina seslendi, Piijek diye kendisini tanıtan adama bakti. "Gelmiyor musun?" gülümsedi. Koşmaya devam etti.
Kathranis
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 65
Joined: Wed Jan 10, 2007 10:00 am
Contact:

Post by Kathranis »

Kathranis kalabalıkla birlikte kapılara doğru ilerledi. İlerde gördüğü çıraklardan büyücünün bir büyü yapacağını anladı, biraz daha hızlandı. Kalabalk tan çekindiği için tedbirli olarak ilerledi .

Biraz önce kervanların yakınında konuşan adam ve kadının birlikte ilerlediğine görünce onların peşinden gitmenin daha iyi olacağını düşüerek onları takip etti.
Logan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1963
Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
Contact:

Post by Logan »

Ales, bir an kendini toparlar gibi oldu ve başını sallayarak kendine geldi. Yanında bir savaçı bitmiş ve nutuk atmaya başlamıştı. Bir de drow...

Elf hayatında bu kadar sinirlendiğini hatırlamıyordu. Kim di bu insanlar ve onu nasıl kalıplara sokardı. şakaklarında daha önce hiçbir elfte görülmemiş damarlar kabarırken gözünün önünde kırmızı noktalar uçuşuyordu.

"YENİ DÖZEN Mİ?" diye patlayı verdi bir anda.

"Ne düzeni? Ahaa anladım... Sen de şu etraftaki herkezin güdülesi koyunlar olduğunu düşünen dar görüşlü şovalyelerdensin değil mi? Etrafındakiler o kadar zayıf ve doğru yolu bulmaktan acizler ki senin gelip onlara yolu göstermen gerekiyor.

Varlıklar kural, tüzük ve yönetmelikler olmadan yaşayamaz, sürekli birbirlerini öldürürler sence öyle değil mi? Sana bir haberim var sayın şovalye... Belki şovalyelerin başlığından dünya farklı görünüyordur ama insanlar senin yolundan gitmeden de aynı yere varabiliyor... Etrafa bakmayı engelleyen bir takı daha var biliyorsun. Adı da 'at gözlüğü'

Senin aksine bağzılarımızın doğru yolu bulamamak konusundaki kendine güvensizliklerini bir tanrının kuralları ve emirleri arkasına saklamasına gerek yok.

Hayata saygın var ha? Çok ta belli ediyorsun doğrusu. Sor bakalım "kurtardıklarına" onlar 'hayatlarına' müdahale edilmesinden ne kadar meshutlarmış. Aslında sormana gerek yok. Bir koyun ne kadar meshutsa o kadar. Ya da şu kurtardığın kadına sor bakalım senin korumana ya da kollamana ihtiyacı varmıymış. Yüzünden anladığım kadarıyla o da bu konuda benden pek farklı düşünmüyor."
Cody Bu elfin ne demek istediğini tam anlamı ile anlamıştı. Bİr varlık nasıl bu kadar saçmalıya bilir onuda görmüştü artık. Enterasan olan Bir noktada Bir elf in bunları sölemesi Bir elf sesinin İnceliğinde Bir barbar düşüncesi yatıyordu adetta drowun yanından elfin yanına o cody de gitti.

''Bana Bak dostum Yardım ettiğim insanların hep minnetini kazanmışımdır. hiç bir zaman onları bir koyun gibi görmedim. Aksine sen yardıma muhtaç olan kişileri Bir aciz varlık olarak görmen beni epey sinirime dokundu. AYri aten bir bir paladin yada şovalye değilim
Yardım ETmek istediğimde eder istediğimde etmem... Bir ara yardıma ihtiyacın olduğunda bu sözlerini hatırlatta sana yardım etmiyim. Yok konusuna GElince Elf Burda Tek bir yol var şu lanet hokkabazın açacağı kapı beyensenden beyenmesende benimle aynı yolda yüriyeceksin.''


Cody o kadar cok sinirlenmiştiki Her cümlesinin sonunda ses tonu biraz daha yükseliyor. sesi biraz daha kalınlaşıyordu. O helmeti ile gözlerinin içine baktığı elf'e kafa atmamak için kendini zor tutuyor. Kendisinin burda savaş istemediğine lanet ediyordu.

'' Dar görüşlü olan sensin gördüğün bir kişiden bütün kişileri suçluyorsun.Bir elfin Daha zeki ve daha dikkatli olabileceğine eminim''


Galiba O uzun kulakları bu elfin beynine fazla soğuk hava almasını sağlıyor ve düşünmesini engeliyordu.
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Lupus Nigra
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 236
Joined: Sat Dec 24, 2005 10:00 am
Location: Four Corner Square No:4 Old City/Silvermoon-SILVER MARCHES
Contact:

Post by Lupus Nigra »

Alestralis yavaşça arkasını döndü. Drowa "Ben kimseyi derisinin rengine göre sınıflandırmam. Onun altında yatanı görene kadar. O zaman silahlarımın ucunun yönü belli olur karşımdaki mi yoksa onun karşısındaki mi?"
'' Dar görüşlü olan sensin gördüğün bir kişiden bütün kişileri suçluyorsun.Bir elfin Daha zeki ve daha dikkatli olabileceğine eminim''
Benim gördüklerim hakkında en ufak bir fikrin yok savaşçı...

Bu genç bedenin seni aldatmasına izin verme savaşçı. Ben bir ay efliyim. Bir asırdır bu topraklar üzerinde yürüyorum ve emin ol ki 'Düzen' denilen şeyin ne olduğunu anlayacak kadar gördüm.

Düzen elf ormanlarına saldırdı. Babam daha ben gözlerimi yeni açtığımda senin düzen dediğin şeye kurban gitti. Annem ise daha sonra ben 30 larımdayken yani senin yaşlarındayken köyümüze saldıran düzen tarafından katledildi. Ben canlı kalıp senin düzenin ile yönetilen bir şehirde sefalet içinde büyüdüm. Sonra başka bir düzen geldi ve bu şehri de ortadan kaldırdı.

Sana ya da senin gibi yardım etmeye çalışanlara sinirlenmiyorum ben. Senin düzen diye arkasına sığındıklarının nasıl da insanların istekleri ile büküllebileceğini yeterince gördüğüm için sinirleniyorum. Düzen sözleri arkasına sığınarak insanların nasılda köleleştirildiğini... Nasıl da savaşlarda ölüme yollandıklarını gördüm.

Senin düzenin ne kadar iyi, kutsal ya da yüce bir amaç taşısa da zaman içinde o düzeni yönetenlerin elinde kırbaçtan başka bir şeye dönüşmeyecektir.

Varlıklar özgür olmalıdır. Diğer bir kişinin özgürlüğü ile çakışmadığı sürece özgür olmalıdır. Beni anlamanı beklemiyorum... Zaten ümit de etmiyorum. Sadece şşunu anlamanı bekliyorum. İnsan ömrü saman alevi gibidir... Kısa yaşşamlarınızda destanlar dolduracak başarılar gerçekletirebilirsiniz. Ama bir elfin hayatında kayan yıldızlardan farklı değilsiniz... Bize siz kayıp gittikten sonra da gökyüzüne bakarız.

Demek istediğimi anlamışsındır umarım.
Bir kişinin ölümü bir trajedi, bir milyon insanın ölümü ise bir istatistiktir.
Joseph Stalin
haldor_goraxe
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 275
Joined: Wed Oct 26, 2005 10:00 am
Location: İstanbul, sen??
Contact:

Post by haldor_goraxe »

Piijek konuşulanları aklına kazımaya çalıştı bir gün bunlar işine yarayacaktı. Herkes bilgece sözler söylüyordu tıpkı eskiden babasının insanlarla konuşmalar gibi... sonra herkesi bırakıp yürümeye başladı. Sonra Susy arkasını dönüp bir şeyler dedi. Tam anlamıyordu gene dünyadan uzaklaşmıştı. Koşmaya başlamıştı Susy ve Piijek onun arkasından yürüdü. Eğer bir şeyler olacaksa birinin yanında olması gerekiyordu. Piijek'in hayatı boyunca öğrendiği bir şeydi bu. Tek başına yolculuklar çekilmezdir...
Rakı ve Balık....İşte Bütün Mesele Bu... By ViceRoy Haldor Goraxe Herkesin şuursuzluğu kendine... By ViceRoy Haldor Goraxe Don't dream of women; cause they'll only bring you down... by Dio
Logan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1963
Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
Contact:

Post by Logan »

Elf Haklı ola bilirmiydi. Ewet Elf haklı idi Ama Düşünceleri Yinede yanlışlıklar vardi

''Ailen için üzgünüm Dostum Eminim Aileni Kayıp etikten sonra Bİr cok aileye yardım etmişsindir. Ã?ünkü ben bunu yaptım sen aile nedir biliyorsunj hiç olmasa ben kendimi bildiğimden beri bir askerim. Bir barakaya bırakmış annem beni Askerler büyütü elime ilk kılıç tutuşturdukarında belki adam akılı konuşamıyordum ve kılıç kullanmaya başladığımda ise tek amacım gezmek.Oldu Dünyayı tanımak için çünkü dünyayı bana anlatacak birisi olmadı benim için 30 lu yaşlar diyorsun ama beni daha 30 yaşıma girmeme 6 bahar var.

Burdaki düzen yıkıldı ve başka bir düzen kurmaya başka bir dünyaya gidiyoruz.hepimiz, Ama şunu hiç düşünmüyoruz ordaki düzeni yıkacakmıyız yoksa ordaki düzene ayak mı uyduracağız.belki sen orda yaşamak için ordaki düzeni yıkacaksın.SEnin o zaman o kasabaları yıkan kişilerden ne farkın olacak. Bu hayatta senin şu sevmediğin şu düzende Güçlü Ayakta kalır. Ben güçlü güçsüzü ezer demiyorum. sağdece güçlü ayakta kalır. ve oraya Gittiğimizde birbirimize gerçekten ihtiyacımız olacak. ister Siyah olalım ister beyaz isterse miferinin içinden bakan dar görüşlü bir savaşçı Bİz birimize DEstek olmasak oraya gittiğimizde birbirimizi kayıp edersek yaşıyamayız.Benim burdaki tek amacım yaşamak eyer seninde Öle ise ''


Cody elini dostça tokalaşmak için elfe doğru uzatır.

''Daha deminki atışmayı unutup büyücünün ne yapacağına ve yolumuza bakalım. Belkide birbirimizden öğreneceğimiz çok şey vardır ha elf Adım Cody ''
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
darkelven
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 229
Joined: Fri Dec 29, 2006 10:00 am
Location: khalkedon
Contact:

Post by darkelven »

Shruiak bu konuşmayı dinledikten sonra bir karar verdi, bu savaşçı gerçekten ya aptal ya da çok iyi yürekliydi.Bir elfle uzun süre atıştıktan sonra tek bir cümleyle dost olmak istiyordu.

Elf ne cevap verirdi emin deyildi ama bunun uzaması canını sıkmaya başlamıştı:

''Eğer farkına varamadıysanız ben söyleyeyim, bu lanet büyüden sağ çıkıp çıkmayacağımız belli bile değil.Ve daha yaşamlarınızın garanti olduğuna emin olmadan ideoloji tartışmalarına giriyorsunuz.Bence önce postu kurtaralım sonra isteyen düzen kurar isteyen ormanda yaşar.''

Sonra elfe yaklaşarak sadece onun duyabileceği seste fısıldadı elfçe: ''Kim olduğunu bilmiyorum ama bizle gelmeye karar verdiğine göre şu geri kafalı kelle avcılarından olmasan iyi edersin.Eğer amacın buysa, benim hançerim senin şah damarının tarafında olacaktır, bilmiş ol.''
''Nindyn vel'uss kyorl ninta ratha, thalra elghinn dal l' alust...''

Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...

drow atasözü
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Edmond ardından ortaya çıkan çıraklara baktı.Galiba adamı orada bırakması gerekiyordu.Ancak....Adamı orda öylece bırakamazdı.Adama baktı, adamın acıklı haline baktı.*Kusura bakmayın, ben bir büyücüyüm ve şu anda gitmem gerekiyor.Lanet olsun ki sizi burada bırakacağım, ancak isterseniz benimle gelebilirsiniz.Ne derseniz deyin hakkımda, isterseniz bana küfredin, ancak sizden istediğim bir şey var ki asla büyücülere laf söylemeyin* dedi Edmond gözü yaşlı ustasını anarak.Ve adama arkasını döndü.Gözü yaşlı olarak ilerlemeye başladı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Swain
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 103
Joined: Thu Aug 18, 2005 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Swain »

Swain kalabalığın arkasından konuşulanlara kulak kabartıyor bir yandanda bu tür tartışmaları yapanların yeni dünyada birlirbirine destek olacak kimseler olduğunu düşündükçe içindeki karamsarlık ve sıkıntı bir kat daha artıyordu.

Avazı çıktığı kadar bağırmak istedi içindeki sıkıntıyı kusmak istedi onlara ama son anda bastırdı içindeki derin sıkıntısını genç din savaşçısı. ve sükunetini korumaya karar verdi. Daha fazla kavgaya ve çatışmaya dayanıp dayanamayacağından emin değildi.

Bu sırada dışarıya taşınan şömineler onun dikkatini biran olsun dağıtmış ve bütün bu düşüncelerden sıyırmıştı. Artık tek ilgi odağı büyücü ve onun yapacakları olmuştu. Nede olsa onları buradan kurtaracak kişi oydu ama hala ona bir türlü güvenemiyordu. Olanları dikkatle izlemeye koyuldu..
EldariL
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 137
Joined: Mon Sep 18, 2006 10:00 am
Contact:

Post by EldariL »

şatonun önü iyice hareketlenmişti ve insanlar bal kovanına çekilen arılar gibi o tarafa doğru yığılmaya başlamıştı. Ã?oğunluk az önceki tuhaf karşılaşmayı unutmuş gibiydi. Neden burada olduklarını hatırlamışlardı. İçlerinde yeni bir yaşamın umudundan çok bilinmezliğin ve ölümün korkusunu taşırken hipnotize olmuş gibi o tarafa sürüklenmeleri ironik gelmişti genç savaşçıya. "Belki de bir ölümün kucağından diğerine atlıyoruz" diye mırıldandı.

Ama o az önceki manzarayı bu çaresiz insan güruhu gibi hafızasından silmemişti. Devam eden atışmaları kaçırmamıştı. İki büyücü kadının bakışmaları ve selamlaşmaları, elfin savaşçıyla ve melezle tehlikeli söz duellosu... Neyse ki ortalık karışmadan dikkatler şatoya yönelmişti. Ama Alegria drowlara duyduğu kinden dolayı henüz yatışmamıştı. şimdilik zararsız gibi görünseler de bu ikisini uzaktan gözlemeyi sürdürmeye karar verdi. Belki böylece bu güvenilmez ırka mensup ikilinin masumlara zarar vermeye kalkışması halinde engel olabilirdi. Buna şimdilik pek ihtimal vermese de terbirli olmak da fayda vardı.

"Fakat sıkı bir takip olmayacak" diye mırıldanmaya devam etti kalabalığa karışırken. İki büyücünün açtığı yoldan şatoya doğru yürümeye başladı.

Adımları kararlıydı, ama içten içe üzülüyordu. Her ne kadar yüzünden okunmasa da bir terslik çıkması durumunda masum insanlara olabilecekler için endişeliydi. Sol elini göğsünde sallanan tılsıma uzattı. Dedesinden kalan ve ne işe yaradığını henüz bilmediği ve sadece koruyucu bir büyü barındırdığını tahmin ettiği kırmızı taşı yumruğunun içinde sıktı. Onun için sadece bir yadigardı, bir hatıra. Gözlerini bir anlığına kapayıp kısa bir dua mırıldandı.

Sonra karanlık bakışlarını ileri dikerek temposunu arttırdı. O sırada taşın renk değiştirdiğini farketmemişti. Ne de olsa bu ilk kez oluyordu...
WizardOfQuarks
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 757
Joined: Sun Nov 28, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by WizardOfQuarks »

Xyra’nın gidelim demesini kimse sallamamıştı anlaşılan. Elf ile insan birbirlerine girmiş, Shruiak da onları sakinleştirmeye çalışıyordu. Sakinlik içinde bir süre bekledikten sonra herbirine iyi huylulukla gülümsedi ve ardından keskin bir kahkaha attı. “Gideceğimiz yerde ki gidebilirsek, neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. şu anda ne kadar çok kişi olursak ve ne kadar az kavga edersek şansımız o kadar yüksek olur. Bakarsınız orda savaşacak başka yaratıklar buluruz. Bulamazsak birbirimizi yemeye orda devam ederiz. Unutmayın düşmanınızla ne zaman savacağını bilmezseniz kaybetmeye mahkum olursunuz. Ben kapıya gidiyorum ve size de aynısını yapmanızı öneririm.” dedi. Tekrar kısa ve keskin bir kahkaha atıp arkasına bakmadan kapıya doğru yürümeya başladı.
"Ã?n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..."  Einstein
yeminer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 4316
Joined: Wed Oct 01, 2003 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by yeminer »

Edmond büyücülere laf atmamalarını söyleyerek uzaklaşırken ailenin babası Edmond'un arkasından hafif şaşkın bir ifade ile bakıyordu. Anlaşılan heyecanını anlayamamıştı ve neden kendilerine katılmadığını merak ediyordu ama Edmond büyücü olduğunu söylediğinde adamın yüzündeki anlamamış tavır anlayışla, hatta belki de ümitle yer değiştirdi ama bu olduğunda Edmond mimikleri tam ayırt edemeyecek kadar uzaklaşmıştı.

"Kolay gelsin büyücü efendi " dedi adam sesinde bariz bir saygıyla. Edmond o esnada buradaki birçok insandan aynı ümitsiz ve saygı dolu tepkiyi alacağını tahmin etmişti. Onlar büyücülere güvenmeye gelmişlerdi. Bariz bir şekilde gelen ölümü geciktirebilecek yegane kişiler büyücüler gibi görünüyordu ve bu onlara olan önyargıyı bir köşeye bırakmaya yetecek kadar değerli birşeydi. Tabi bu cahil olanlar için böyleydi, daha bilge olanlar daha çok gelecekle ilgili endişelere dalmışlardı ya da birbirlerini yiyorlardı.

Edmond yönünü belirlemiş ve karalı bir şekilde şatoya yönlenmişti. Ã?evrede insanlar aceleyle toparlanıyor, ya da direk şatoya doğru ilerliyorlardı.

Amora uykusundan uyanmış kalabalığın biraz önünde yolunu çizmişti. Kimilerine göre ona verilen hediye, ama Amora'ya göre çoğunlukla lanet olan görü tam bu anda onu yakalamış ama geldiği gibi hızla gitmişti. Yetenekleri çok ilerlememiş, lanet vücudunu tam kavramamıştı, o yüzden görüleri çok ayrıntılı ve acı verici olmuyordu ama yine de Amora görülerinden işe yarayacak şeyler çıkartabiliyordu.

Bu görü bedenini biraz zayıflatmış ama çoğu zaman olduğu gibi onu bitkin düşürmemişti. Ama artık önündeki yolun süt beyazı olmadığını biliyordu görücü.

Ales sinirden köpürmüş, kendini tutamamış hem drow melezine hem de şövalyeye verip veriştirmişti. Bu sokaklarda bir drowun ölmeden bir önceki nefesi olarak tasvir edilirdi ya da elini ölüme daldırıp onları kan kırmızı yapmadan önceki ama şükürki burada herkes en az onun kadar çaresiz ve desteğe muhtaçtı. Bilge elf bu işin uzamaması gerektiğini, bir kavganın birçok şeyi mahvedeceğini biliyordu. Büyücü güdüleri uzak durması gerektiğini söylesede bir elfinkine göre hızlı akan kanı onu öne atılmaya itmişti.

Bu esnada artık insanların ilgisinin kendilerinden şatoya yöneldiğini, artık kimsenin bu ilginç olayı seyretmekle ilgilenmediğini farketti. İnsanlar işte, zevk ve merakları bile saman alevi gibiydi. Drow melezinin tavırları zaten sinirlerini tepesine çıkarmıştı, pek elfvari olmayan bir kinin kalbinin bir köşesine çizildiğinin farkında mıydı acaba Ales, olsa da önemser miydi ?

Yeni bir düzen...

Shuirak elfi saran hiddeti keyifle seyretti ve iki ırkın neden kuzen olduğunu yakalar gibi oldu, ama bu çok uzaklarda kalmış bir kuzenlikti. Eğer bir sorun olmayacağına inansa muhtemelen kuzeninin boğazını acımasızca kesecek bu drow şimdi ne düşünüyordu ?

İhtiyat... evet bir drowun hayatında önemli bir yer tutan, her nekadar bir melez de olsa Shuriak'ın da hayatının büyük kısmında muhtaç olduğu bu ihtiyat hareketlerinin güdüsünü ele geçirmişti ve bu şekilde olanın birtek kendisi olmadığını hayretler içinde fark etti.

Başka bir zaman olsa elfi bir temiz dövmek için sille tokat dalacak savaşçı bilgece sözler etmeye başlamış ve çevredekileri hayrete düşürmüştü. Sille tokat dalmak... insanlar işte... dedi kendi kendine Shruiak bu düşünceler kafasından geçerken. Demek ki soğukkanlılığını çok kaybetmemişti, ama bunu istiyor muydu ?

Susy yönlendirdiği kalabalığın ortalarındaydı ve o şatoya erişmek için harekete geçti. Bu esnada yararlı olacak kişileri çevresinde toplamaya çalışıyordu.

Kathranis sessizce ve suya sabuna karışmadan en doğru yolu bulmaya çalışıyordu. İzliyor ve olacakları tahmin etmeye çalışıyordu. Aradığını kolayca buldu ve onun peşine takıldı.

Cody içinden gelen siniri zor bastırıp elf züppesine cevap vermişti. İyi de bir cevp verdiğini düşünüyordu. Elf her zamanki gibi lafları çevirip oyun yapabilirdi, o kendine göre doğruları söylemişti ve savaşçı güdüleri birşeyler olacaksa onun yakın olduğunu söylüyordu ona. Kalabalık hareketlenmişti.

Pijek bir gülümseme farketti herşeyin arasından "gelmiyor musun Pijek", bu işine gelen bir çağrıydı ve keyifle takip etti bu çağrıyı.

Swain kalabalığın arkasındaydı ve buradan büyücünün ve çıraklarının hareketlerini görebiliyordu. Uzaktaydılar ama büyük zamanın geldiğini çok kadim büyü bilgisi olmasa da o da anlıyordu ve içinden bir ses birşeyler olurken orada olması gerektiğini söylüyordu din savaşçısına.

Son zamanlarda çok nadiren hissettiği birşeyi hissetti Swain, bir kutsal güç mü ? Kesinlikle o kadar kudretli değildi ama birşeyler vardı ve o şey şato tarafındaydı.

Genç kadın nefret ettiği ırkın iki mensubunu görmüştü. Tıpkı hikayede anlatılanlar gibi ölümcül bir zerafet ve dengeye sahipti kara elfler. Acımasız yeraltı bu ırkı çok değiştirmiş ve çok farklı birşeye çevirmişti ama şimdi kıyametin dehşetinda onlar da diğer ırklar gibi çaresizce aşağışadıkları insan büyücülere ihtiyaç duyorlardı. Bu genç kadının yersiz de olsa şatonun büyücüsü ile gurur duymasına neden oldu.

Sıkıca tuttuğu taş elinin arasında hafif bir ışıltı ile parlarken bunu kimse farketmemişti, belki de birkaç yüz metre arkasındaki din savaşçısı dışında kimse demeliydim ama bunu o anda kimse bilemezdi. Ve bu bilemeyeceklerin en başında da korkudan titrese de bunu kimseye farkettirmemek için ellerini cüppesinin yenleri arasına gizlemiş bir zamanların kudretli büyücüsü Khedan geliyordu.

Evet korkuyordu, hem de ölümüne korkuyordu. Uzun bir süre önce tüm büyüsü dengesini yitirip düzgün bir şekilde yapabildiği büyüler yanlızca düşük seviyeli büyüler kalmışken tek güvencesinin hala zehir gibi çalışan beyni olduğunu farketmişti kırmızı cüppeli Khedan. O zekası onu bu güne kadar taşımış, belki bir kahraman ya da adına yanlızca kıyametin dehşeti yürekleri kaplayana kadar lanet edilecek bir kahraman olamanın eşiğinde bırakıvermişti. Bundan öteye olacakları zekası almıyor ve almadığı için ölümüne korkuyordu. Büyük bir kumar oynamıştı büyücü ve bu kumarı kendinden başkası bilmese iyi olurdu. Kendisine doğru hızla gelen kalabalığa endişeyle göz attı büyücü. Az kalmıştı, hem de çok az... Birçok kişi artık birkaç metre uzağındaydı.

Büyücü çıraklarına baktı, şöminelerin yerlerini kontrol etti. 5 şömine bir yıldızın en uçlarını oluşturacak dengeli bir beş köşeli yıldız oluşturmuşlardı. On metre çapındaki bu yıldızın ortasında önündeki herbirinin kapağı açılmış 12 kavonoz ile birlikte bir kan damlası gibi yanlız başına duruyordu orta boylu kızıl cüppeli büyücü. Kalabalık geldiğinde onlara vereceği talimatları çok önceden kafasında hazırlamıştı büyücü ve şimdiye kadar işe yarama fırsatı bulamayan şatosunun savaş komuta sistemini harekete geçiren sözü söyleyiverdi kan damlası gibi görünen kudretli büyücü. Evet evet.. şimdi aynen öyle hissediyordu Khedan, kudret damarlarında adeta çelik borularla sınırlandırılmış müthiş tazyikte bir nehir gibi hırsla, acımasızca dolaşıyordu.

Bunun böyle olmadığını, gücün son derece dengesiz olduğunu çok iyi biliyordu ama ne önemi vardı ki, o güçlüydü...

Sesini 100 kat kudretli yapan savaş sisteminin yardımı ile Khedan artık bariz bir şekilde kendisine gelen kalabalığa seslendi.

"Korkmayın dostlarım... " dedi büyücü, sesi beklediğinden de iyi çıkmıştı, titrememiş, bir korku imaresi bırakmamıştı.

"Birazdan bize ölüm vaadeden bu dünyadan uzaklara gideceğiz, ama ondan önce zor zamanlar bizi bekliyor. Korkmayın, endişelenmeyin, kaçmayın... ve bana güvenin " dedi büyücünün kudretle güçlendirilmiş yaşlı sesi. Sesinde yılların verdiği bilgeliğin eseri vardı ve bu bilgelik çaresizlik ve korkuyu çok iyi maskeliyordu.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
Lupus Nigra
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 236
Joined: Sat Dec 24, 2005 10:00 am
Location: Four Corner Square No:4 Old City/Silvermoon-SILVER MARCHES
Contact:

Post by Lupus Nigra »

''Kim olduğunu bilmiyorum ama bizle gelmeye karar verdiğine göre şu geri kafalı kelle avcılarından olmasan iyi edersin.Eğer amacın buysa, benim hançerim senin şah damarının tarafında olacaktır, bilmiş ol.''
Drowun söylediğinin arkasında bir hikaye olduğu kesin di ve kendince mantıklı korkulara dayanıyordu evet öyleydi... Ama inanılmaz derecede komik olduğu da bir gerçekti... Tehtid içeriyordu ve belki de Ales'in canına mal olabilirdi ama gene de... Ales gülmemek için kendini zor tuttu ve şşöyle dedi gözlerinde gizlemeye çalıştığı bir kahkaha ile...

"Başına ödül koyanlardan paramı alırken ne demeliyim sence?.. 'Merhaba buraya doğru yaklaşan lavlar yüzünden biraz acelem var... buyrun bu ödüllü kelle... Ha bu arada kelleyi getirirken yeni ve yok olmayan bir dünyaya gitme fırsatını kaçırdım. Bu yüzden verdiğiniz paranın pek bir önemi kalmadı... Dünya yok olmadan öldürmemi istediğiniz başka biri kaldı mı? Ama belirtmemem gerekiyor yolları tıkayan heyelanlar ve dev çatlaklar biraz sorun yaratıyor geç kalabilirim... Ama rahat olun nasıl olsa aradığınız adam da yakın da ölür zaten...' "

Drowa sorarcasına tek kaşını kaldırdı. Sonra drowa ve savaşçıya aynı anda seslendi. "Ben kin tutmam ama belki de daha kin tutacağım kadar kendinden nefret ettiren çıkmamamıştır karşıma... Az önceki çıkışım için beni mazur gör Cody. Gri derili dostum ebeveynlerinden en azından birinin ırkında şöyle bir söz vardır yanlış hatırlamıyorsam... Nindyn vel'uss kyorl nind ratha thalra elghinn dal lil alust. Anlamı Arkasını kollayarak yaşayanlar ölümü önlerinde bulurlar... "

Ve sonra beklenmedik bir şey yaptı ve savaşçının elini sıktı.

Benim adım Aletralis Quantral..." dedi ve savaşçıya gülümseyerek "VI. Lejyon 4.Tugay 1. Ã?ncü Stratejik Saldırı ve Askeri İstihbarat Takımı... Bize Kokusuz Tilkiler derlerdi..."

"şimdi büyücü bizi arkada bırakmaya karar vermeden toparlansak mı ne dersiniz?"
Bir kişinin ölümü bir trajedi, bir milyon insanın ölümü ise bir istatistiktir.
Joseph Stalin
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest