Av

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Post Reply
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Av

Post by Darkgnome »

Karanlığı yaran yarım ayın güçsüz ışığından çok Ankara’nın yarım yamalak çalışan loş şehir ışıklarıydı. Ankara’nın kuru havası kışın getirdiği soğuğu kesici hale getirmişti. Pek çok bölgesi aydınlatılmamış, daha doğrusu belli noktaları aydınlatılmış sokaklar boyunca insan trafiğinin neredeyse hiç olmadığı söylenebilirdi. Zaten bu saatte belli bir trafiğin olmasını beklemek Tunalı ilmi gibi bir yer olmadığı sürece hayalperestlik olurdu. Rıfat gerçeklerle hayali ayırt edecek kadar aklı başında olduğundan karanlıktan korkmazdı ama yinede karanlığın içinden çıkabilecek her tehdidin hayal ürünü olması gerekmezdi.

Kısa tüylü kürk mantosuna biraz daha sığındı. Pek çok insanın soğuk bakışlarına hedef olan bu kürk mantonun içi o insanların bakışlarına tezat oluşturacak kadar sıcaktı. Derken bir ses duydu sanki arkasından yada yanlardan bir yerden gelmişti. Ancak önündeki yoldan değil. Etrafına içinde bulunduğu durumdan farklı olarak rahat bakışlarla baktı. Bu saatte büyükannesi bile karşısına çıksa temkinli olurdu. Zaten büyükannesi karşısına temkinli olması gerekirdi çünkü 3 sene önce ölmüştü.

Etrafta hiç kimse yada kimse olarak sayılabilecek hiçbir şey yoktu. Loş ışıklandırılmış kuytu sokak ve Rıfat! Tekrar yürümeye başladığında bu sefer sesin önündeki yoldan geldiğine yemin edebilirdi ve arkasındanda seslere eşlik edilmeye başlandı. Sessiz yürümeyi beceremeyen birkaç kişi sanki şüpheli biçimde sessizce yürümeye çalışıyordu. Tinerciler yada her ne ise. Onlarla karşılaşmak yerine paralel sokaktan gitmek daha mantıklı olurdu herhalde ve Rıfat mantıklı biriydi. Mantık her zaman doğru yolu göstermez. En iyi tuzaklar mantık üzerine kurulmuştur. Bu tuzakta mantık üstüne, bir insanın mantığı üzerine kurulmuştu bir tuzaktı ve avcı avını tamda istediği yere getirmişti.

Dar sokakta iki bina arasına örülmüş karanlıkta parıldayan bir ağ Rıfat’ın önünü tıkamış ve geldiği yolu tek çıkış yapmıştı. Ancak Rıfat’ın arkasından gelen ses o yolunda tıkalı olduğu kanısına kapılmasına yol açtı.

Gri ve belki o kadar kirli olmasalar beyaz saçları sakallarına karışmış bir ayyaş, yamalı ceketiyle bu soğuk kış zamanına hiç aldırmadan Rıfat’ın arkasında duruyordu. Kocaman ve karışık sakalları altından çıkmış sürekli hareket eden 3 adet vantuzlu uzantısı bu soğuğa aldırış etmemesi için mantıklı bir açıklama getirebilirdi belki, tabii 30 santime yakın ince, siyah parmakları, bir gaga gibi ileriyi gösteren dişleri ve vantuzları gören biri ne kadar mantıklı düşünebilirdi ki? Herhalde ancak Rıfat kadar.

Yaratığın korku dolu bakışları kürk manto içinden çıkan 6 patlara kilitlenmemiş, daha ileriye Rıfat’ın üstünde ava çıktığında sadece lanetli varlıkların görebildiği dövmelerine kenetlenmiş. Yaratık için şu anda bu dövmeler parlarken Rıfat’ın avı başlamıştı. Eski av şimdiki avcı Rıfat ve onun tehlikeli avı zihinemici.

2 el atış 6 patlardan çıktı. 4 atış kalmıştı geriye ama gerek olmayacak gibiydi. Her bir kurşunun içinde Rıfat’ın ruhunun uzantıları vardı ve kurşunlar saplanır saplanmaz Rıfat avantajı ele geçirecekti. Tabii kurşunların saplanmasından önce hareket eden zihinemici psişik zamanlarından kalma gücüyle, önüne kanalizasyon kapağını kalkan olarak çekmeseydi yeterli olacaktı. Kurşunlar lanetliler için ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar sade kurşundular ve bu lağım kokan kapaktan ancak sekebildiler.

Zihinemiciler güçlerine kendilerini fazla kaptırmış psişiklerin son halleriydi ve onların zihinlerinde var olan dünyanın dışa vurulmuş halleri oluyorlardı. Oldukça güçlü psişiklerdi ancak hareketlerinin kontrollü, birinin rüyalarına kontrolü kadardı. Bu sefer sıra dönüşmüş psişiğindi ve sırasını kalkanını bir silah olarak üstüne yollayıp saldırıya geçti. Psişiklerin zayıflığı buydu, ya fiziksel ya zihinsel.

Rıfat insan üstü bir refleksle uçan diskten kendini kurtardı üstündeki dövmeler yaratığa biraz daha silik görünmeye başladı. Ancak yinede Rıfat hala bir dövme taşıyıcısıydı ve daha da ilerisi bir avcıydı. Bu sefer tek ama iyi bir atış için harcadı hakkını ve tam isabet. Korumasını kullanan yaratık başka bir kalkan bulamadan göğsünün ortasından bir saldırı almıştı. Artık ne fiziksel nede zihinsel güç fayda edecekti çünkü ruhların savaşı başlamıştı ve yaratık ancak savunmada kalacaktı.

Avcının kendi etrafında bir dönüşü ile yaratık kendi hazırladığı zihinsel ağı yok ederek sokağın ilerisine savruldu ve bir çekiş ile avcı ile avı yüz yüze geldi. Artık av, av değil avcının dövmesinde kullanacağı bir bileşik daha olmuştu.

Dövüş ne kadar kısa sürse de silah ve parçalanan araç sesleri insanları uyandırmıştı. Ardından evlerden birinden gelen bir çığlığın sebebini 5 saat sonra basılan gazeteler yazıyordu.

“Maganda kurşunu bir can daha aldı!”
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests