Panın Flüdü Yeniden ( RP Ekranı )
Edmond en önden giden çocuğa üzülerek baktı.Bu fukara kendini adam sanıyordu.Oysa bayağı küçüktü.Hatta kendini adam sanacak kadar küçüktü.Sonra yanlış yöne gittiğini öğrenince kendini tutamayıp güldü.Ardından dayanamayıp bir gargara kopardı.Gülmekten ölüyordu.Koskoca Oberon küçük bir çocuğun peşinden koşuyordu.Ardından sessizliği daha doğrusu gürültüyü Herimes bozdu.Evet aslında Edmond da biraz dışarı çıkmak istiyordu.Demek bu komik yer ozanlara ilham veriyordu ha!Acayip bir şeydi.Aslında kişileri gerçekten acayipti.Daha önce Edmond ne sivri kulak görmüştü, ne de bunun gibi bir yüz.Ama onları sevmişti.Ardından dışarı çıktılar.
Çok ilginç bir yerdi, her yerde klubeler vardı.Sonra bir -buralı- nın bir pencereyi kemirdiğini gördü.Edmond gülmekten kırılıyordu.Ne biçim çocuktu, ama dikkat etti de çocukta bunlar gibiydi.Yani onun da sivri kulakları ve ince bir yüzü vardı.Ancak o çocuk Herimes'i tanıyordu.Ardından çocukta bizimle gelmeye karar verdi.
Sonra o çocuğa tetiştiler.Ve peşinden koşan adama.O çocuğun hali çok acayipti.Ayakları yetişkin birisinki kadar kalındı.Ve o çocuk ayak yalındı!
Sonra etrafrakilere baktılar.Herkes birbirine ya şaka yapıyor ya da acayip derecede ilginç şeyler yapıyorlardı.
En sonunda sessizliği Oberon bozdu.Ne!!!Gölde yüzleri silinir miydi.Ama kafalarını sokmaları kaydıyla mı!!!
Edmond çok şaşırmıştı.Ancak sonra elmalardan bahsedilince.Edmond önce kafasını göle soktu ardından inanılmaz bir şekilde titreyerek dışarı fırladı ve fırlarken PAN diye inledi.Suratı bozulmuştu.Kafasını göle sokar sokmaz o rüyayı gözlerinin önüne getirmişti.Tir tir titriyordu.Sonra adamın birisi Pan'ı suçlayınca Edmond adamın üzerine atlayacak gibi oldu ancak sonra kendini tuttu ve Herimes'in açıklamayı yapmasıyla rahatladı.
Ardından bir elma aldı.Elmadan koca bir ısırık aldı.Acayip tatlı gelmişti.Bu sefer daha büyük bir ısırık aldı, ancak bu sefer acıydı ama olsun Edmond Kilikya'lıydı ve orda acı yenirdi.Edmond bu şekilde ısıra ısıra elmayı bitirdi ve sanki sarhoş gibi şu sözleri mılıldandı
*Sen merak etme geleceğiz
Seni mutlu birisine tekrar döndüreceğiz
Senin gideceğiz
Apollon'a hesabını soracağız
Bunlar hayarının en kötü bünleri
Bilmiyoruz öleceksin belki
Baş koydu bunca ozan
Alacağız intkimını besbelli
Acılar bile etki edemez bize
En kötü olay başımıza gelse
Bırakmayız kanını yerde
Kalkarız mezardan
İşte Pan bu muydu?
Haydi doğanın efendisi
Yer doğa ve eğlence senindi
Eğlenemiyoruz kalk artık Pan*
Edmond bayağı açılmıştı ama kendisini tutmalıydı.
Çok ilginç bir yerdi, her yerde klubeler vardı.Sonra bir -buralı- nın bir pencereyi kemirdiğini gördü.Edmond gülmekten kırılıyordu.Ne biçim çocuktu, ama dikkat etti de çocukta bunlar gibiydi.Yani onun da sivri kulakları ve ince bir yüzü vardı.Ancak o çocuk Herimes'i tanıyordu.Ardından çocukta bizimle gelmeye karar verdi.
Sonra o çocuğa tetiştiler.Ve peşinden koşan adama.O çocuğun hali çok acayipti.Ayakları yetişkin birisinki kadar kalındı.Ve o çocuk ayak yalındı!
Sonra etrafrakilere baktılar.Herkes birbirine ya şaka yapıyor ya da acayip derecede ilginç şeyler yapıyorlardı.
En sonunda sessizliği Oberon bozdu.Ne!!!Gölde yüzleri silinir miydi.Ama kafalarını sokmaları kaydıyla mı!!!
Edmond çok şaşırmıştı.Ancak sonra elmalardan bahsedilince.Edmond önce kafasını göle soktu ardından inanılmaz bir şekilde titreyerek dışarı fırladı ve fırlarken PAN diye inledi.Suratı bozulmuştu.Kafasını göle sokar sokmaz o rüyayı gözlerinin önüne getirmişti.Tir tir titriyordu.Sonra adamın birisi Pan'ı suçlayınca Edmond adamın üzerine atlayacak gibi oldu ancak sonra kendini tuttu ve Herimes'in açıklamayı yapmasıyla rahatladı.
Ardından bir elma aldı.Elmadan koca bir ısırık aldı.Acayip tatlı gelmişti.Bu sefer daha büyük bir ısırık aldı, ancak bu sefer acıydı ama olsun Edmond Kilikya'lıydı ve orda acı yenirdi.Edmond bu şekilde ısıra ısıra elmayı bitirdi ve sanki sarhoş gibi şu sözleri mılıldandı
*Sen merak etme geleceğiz
Seni mutlu birisine tekrar döndüreceğiz
Senin gideceğiz
Apollon'a hesabını soracağız
Bunlar hayarının en kötü bünleri
Bilmiyoruz öleceksin belki
Baş koydu bunca ozan
Alacağız intkimını besbelli
Acılar bile etki edemez bize
En kötü olay başımıza gelse
Bırakmayız kanını yerde
Kalkarız mezardan
İşte Pan bu muydu?
Haydi doğanın efendisi
Yer doğa ve eğlence senindi
Eğlenemiyoruz kalk artık Pan*
Edmond bayağı açılmıştı ama kendisini tutmalıydı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
"Hiç önemli değil!" dedi Novel. "Benim için yarışmayı kimin kazandığının önemi yok. Kimin zulme uğradığıyla ilgileniyorum ben. Apollon hiç zulüm görüyormuş gibi gelmiyor bana."
Novel gerçekten de kimin kazanmış olduğunu önemsemiyordu ama içinden gelen tuhaf bir his Pan'ın kazandığı hikayenin doğru olmasını diliyordu. Aslında böyle durumlarda büyüsüne başvurarak karşıdaki kişinin söyledikleriyle zihnindekilerin aynı olup olmadığını anlamayı deneyebilirdi ama bu, yanlış hikaye anlatılarak kandırılmış insanlarda hiçbir işe yaramıyordu. Ã?ünkü bu kişilerin söyledikleri düşündükleriyle çelişmezdi. Hem Herimes hem de Solaron söylediklerinde samimi görünüyorlardı. Muhtemelen her ikisi de kendi bildiği hikayenin doğruluğuna inanıyordu.
"Ve ben de zulüm görenin tarafındayım. Tek başıma kalsam bile!" diye ekledi. Etraftakilerin, duymak için gayret göstermezlerse sözlerinin anlaşılamayacağı kadar alçak bir ses tonuyla devam etti: "Hep tek başımaydım zaten..."
Bakışlarını az önce aşka gelerek dizeler okuyan Edmond'a çevirmişti. Gülümseyerek konuşmaya başladı "Ama yalnız değilim... şimdilik en azından."
Gelen su sesi Novel'in sözlerini böldü. Oberon suya düşen adama yardıma gitmişti. Burada şakalar hiç bitmiyordu. Novel'in göle gelirkenki neşesi biraz eksilmişti şimdi.
Herimes'e dönerek devam etti konuşmaya: "Flütün yerini Pan biliyor ama bizi duyamıyor. Ã?ünkü hüzüne mahkum edilmiş..." Novel birkaç saniye düşündükten sonra ekledi: "Belki ben bişeyler deneyebilirim. Yani bilmiyorum olur mu ki..." Elini kafasına götürerek kafasını kaşımaya çalıştı ancak eli hala kafasında oturan farenin yumuşak tüylerine değince istemsizce irkildi. Sonra elini kafasının farenin açıkta bıraktığı bir bölgesine götürerek kafasını kaşımayı başardı.
"Madem ki hüzne mahkum edilmiş... yani hüzün dıuşındaki bütün kapılar kapatılmış..." Kafasını kaşımayı bırakıp umut dolu bakışlarla Herimes'in gözünün içine bakarak ekledi "Biz de açık olan hüzün kapısından gireriz!"
Novel gerçekten de kimin kazanmış olduğunu önemsemiyordu ama içinden gelen tuhaf bir his Pan'ın kazandığı hikayenin doğru olmasını diliyordu. Aslında böyle durumlarda büyüsüne başvurarak karşıdaki kişinin söyledikleriyle zihnindekilerin aynı olup olmadığını anlamayı deneyebilirdi ama bu, yanlış hikaye anlatılarak kandırılmış insanlarda hiçbir işe yaramıyordu. Ã?ünkü bu kişilerin söyledikleri düşündükleriyle çelişmezdi. Hem Herimes hem de Solaron söylediklerinde samimi görünüyorlardı. Muhtemelen her ikisi de kendi bildiği hikayenin doğruluğuna inanıyordu.
"Ve ben de zulüm görenin tarafındayım. Tek başıma kalsam bile!" diye ekledi. Etraftakilerin, duymak için gayret göstermezlerse sözlerinin anlaşılamayacağı kadar alçak bir ses tonuyla devam etti: "Hep tek başımaydım zaten..."
Bakışlarını az önce aşka gelerek dizeler okuyan Edmond'a çevirmişti. Gülümseyerek konuşmaya başladı "Ama yalnız değilim... şimdilik en azından."
Gelen su sesi Novel'in sözlerini böldü. Oberon suya düşen adama yardıma gitmişti. Burada şakalar hiç bitmiyordu. Novel'in göle gelirkenki neşesi biraz eksilmişti şimdi.
Herimes'e dönerek devam etti konuşmaya: "Flütün yerini Pan biliyor ama bizi duyamıyor. Ã?ünkü hüzüne mahkum edilmiş..." Novel birkaç saniye düşündükten sonra ekledi: "Belki ben bişeyler deneyebilirim. Yani bilmiyorum olur mu ki..." Elini kafasına götürerek kafasını kaşımaya çalıştı ancak eli hala kafasında oturan farenin yumuşak tüylerine değince istemsizce irkildi. Sonra elini kafasının farenin açıkta bıraktığı bir bölgesine götürerek kafasını kaşımayı başardı.
"Madem ki hüzne mahkum edilmiş... yani hüzün dıuşındaki bütün kapılar kapatılmış..." Kafasını kaşımayı bırakıp umut dolu bakışlarla Herimes'in gözünün içine bakarak ekledi "Biz de açık olan hüzün kapısından gireriz!"
Giremeyiz. diye cevap verdi Herimes. Pan mutluluğun tanrısı hüzün onunla konuşmak için bir yöntem olamaz. Ama... bir an aklına elini çenesine koyarak düşündü. Apollonun yarattığı hüznü birkaç saniye bile olsa dağıtabilirsek sanırım ona flüdün yerini sorabiliriz.
Ama bunun için sanırım grupça hareket etmeliyiz dedi Solaron a bakarak. Sonra Bak ozan arkadaşım. Bir ozansın ve Apollon a saygı duyuyorsun olabilir. Ama sana bizimle Olimpos a çıkmanı öneriyorum. Biz sadece dedi gülümseyerek onunla bir müzik yarışması daha yapacağız. Eğer saygıdeğer bir tanrı ise bunu kabul eder ve kaybetse de sonuçta kendisini geçecek kadar müziği ve ozanlığı hissedebilen kişilere saygı duyar değil mi? Ben kazanabileceğimizi düşünüyorum. Ã?ünkü Apollonun içindeki hırs müziğe ve ozanlığa olduğu kadar kendisine de zarar veriyor. Ama haksızsam bile bunu göreceğiz değil mi? Eğer sen de kabul ediyorsan bize katıl. Ve haksızlığımızı görmemize yardımcı ol Solaron.
Eğer kabul ediyorsan Pan a ulaşma konusunda bize yardım edip etmeyeceğini öğrenmek isterim.
Sonra Edmond a Novel e Batı ya ve Kutsemen e tek tek baktı. En son tekrar Solaron a döndü. Eğer yapmak istediğimizi başaracaksak beraber başaracağız. Sanırım ilk sınavımızda önümüzde ozan dostlarım.
Sonra tekrar Solaron a döndü. Ne düşünüyorsun dostum diye sordu.
Ama bunun için sanırım grupça hareket etmeliyiz dedi Solaron a bakarak. Sonra Bak ozan arkadaşım. Bir ozansın ve Apollon a saygı duyuyorsun olabilir. Ama sana bizimle Olimpos a çıkmanı öneriyorum. Biz sadece dedi gülümseyerek onunla bir müzik yarışması daha yapacağız. Eğer saygıdeğer bir tanrı ise bunu kabul eder ve kaybetse de sonuçta kendisini geçecek kadar müziği ve ozanlığı hissedebilen kişilere saygı duyar değil mi? Ben kazanabileceğimizi düşünüyorum. Ã?ünkü Apollonun içindeki hırs müziğe ve ozanlığa olduğu kadar kendisine de zarar veriyor. Ama haksızsam bile bunu göreceğiz değil mi? Eğer sen de kabul ediyorsan bize katıl. Ve haksızlığımızı görmemize yardımcı ol Solaron.
Eğer kabul ediyorsan Pan a ulaşma konusunda bize yardım edip etmeyeceğini öğrenmek isterim.
Sonra Edmond a Novel e Batı ya ve Kutsemen e tek tek baktı. En son tekrar Solaron a döndü. Eğer yapmak istediğimizi başaracaksak beraber başaracağız. Sanırım ilk sınavımızda önümüzde ozan dostlarım.
Sonra tekrar Solaron a döndü. Ne düşünüyorsun dostum diye sordu.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Edmond direk olarak atladı.Elbette yaptığınız şey çok saçma olur ama... denemekten zarar çıkmaz değil mi?Ancak şu da var ki planımızı şu anda Tanrılar duymuyor mu???Ve de yaptığınız bu küçük hatayı daha güzel bir planla herhangi biryerde tartışmadan direk olarak uygulamaya koysak daha mantıklı olmaz mı?
Edmond sadece gülüyordu ama gerçekten ciddiydi.Sonra ise ancak bilmiyor olabilir değil mi?Ne de olsa sadece intikam derdinde o şey!Biz o şeyi yeneceğiz
Edmond sadece gülüyordu ama gerçekten ciddiydi.Sonra ise ancak bilmiyor olabilir değil mi?Ne de olsa sadece intikam derdinde o şey!Biz o şeyi yeneceğiz
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
-
slickblade
- Kullanıcı

- Posts: 182
- Joined: Sun Dec 24, 2006 10:00 am
- Location: Eskisehir
- Contact:
Sruti aldığı cevapların sonucu soruları sormasa daha iyi olacağını düşündü. En iyisi kısa zamanda şu ozan grubuna ulaşmaktı. Hayalinde onları bir avuç dolusu kısa boylu orkestra gibi görüyordu.
Sruti ağzına kadar dolu birayı üç kerede hüpletti.Yemeği ile ilgilenmesi bittiğinde uykusunun gelmiş olduğunu farketti. Rahibe dönüp "Ben sizi alıkoymayayım" dedi. "Uzun yoldan geldim, uykum var"
Sruti ağzına kadar dolu birayı üç kerede hüpletti.Yemeği ile ilgilenmesi bittiğinde uykusunun gelmiş olduğunu farketti. Rahibe dönüp "Ben sizi alıkoymayayım" dedi. "Uzun yoldan geldim, uykum var"
Yine boğazını temizledi. Olimposa gitmekten bahsediyorlardı. Oldukça iddalı olmalıydılar. En azından izlenmeye değecek akdar iddalı.
"Nazik teklifiniz için öncelikle teşekkür ediyorum. Genelde yalnız yolculuk ediyorum. Bir ozan grubuyla yolculuk etmek ve biraz gezinmek normal şartlarda pek reddedeceğim bir teklif olmaz.
Fakt eğer kabul ederseniz sizden bir ricam olacak. Kimse birbirinin değer verdiği yargılara karşı ağır sözler söylemeli. Apollon hala güneşin, müziğin tanrısıdır. Ve kendisi de bir tanrı olarak ulu bir ozandır. Ona hala bir ozan olarak birbirinize duyduğunuz gibi ve bir Tanrı larak Pan'a ve diğer tanrılara duyduğunuz gibi saygı duyun ve sözleriniz de buna uygun olsun. Hergün gün ışığının tadını çıkartıyorsanız bu da Apollonun sayesindedir."
Bu grupla yolculuk edebilirdi. En azından yolculuğa başlayabilirdi. Onları durdurmak gibi bir amacı da yoktu. Zira kimseyi öldürmek gibi bir amaçları da yoktu zaten. Sadece bir yarışma diliyorlardı. Eğer saygı konusundaki sorun da çözülürse pekala berabar yolculuk edebilirlerdi.
"Zaten" diye ekledi. Eğer Apollondan yarışma teklifini kabul edecek kadar saygı bekliyorsanız. Ã?nce kendiniz göstermelisiniz. Bir süre insanların yüzüne baktı ve gülümsedi.
"Hikayeler anlatılır. Bazen doğru olurlar bazen de olmazlar. Biz ozanların görevi de hikayeleri insanlara anlatmaktır. Anlatmak için de bilmek gerekir. Sizin hikayenizi aklımda tutacağım ozan dostlarım ve insanlara anlatacağım. şahitlik etmek için gelebilirim."
Belki bazı şeyleri görmelerini sağlayabilirdi. Belki de kendi yeni şeyler görebilirdi. Kimbilir... Yine de yapacak daha iyi bir işi yol gibiydi...
"Nazik teklifiniz için öncelikle teşekkür ediyorum. Genelde yalnız yolculuk ediyorum. Bir ozan grubuyla yolculuk etmek ve biraz gezinmek normal şartlarda pek reddedeceğim bir teklif olmaz.
Fakt eğer kabul ederseniz sizden bir ricam olacak. Kimse birbirinin değer verdiği yargılara karşı ağır sözler söylemeli. Apollon hala güneşin, müziğin tanrısıdır. Ve kendisi de bir tanrı olarak ulu bir ozandır. Ona hala bir ozan olarak birbirinize duyduğunuz gibi ve bir Tanrı larak Pan'a ve diğer tanrılara duyduğunuz gibi saygı duyun ve sözleriniz de buna uygun olsun. Hergün gün ışığının tadını çıkartıyorsanız bu da Apollonun sayesindedir."
Bu grupla yolculuk edebilirdi. En azından yolculuğa başlayabilirdi. Onları durdurmak gibi bir amacı da yoktu. Zira kimseyi öldürmek gibi bir amaçları da yoktu zaten. Sadece bir yarışma diliyorlardı. Eğer saygı konusundaki sorun da çözülürse pekala berabar yolculuk edebilirlerdi.
"Zaten" diye ekledi. Eğer Apollondan yarışma teklifini kabul edecek kadar saygı bekliyorsanız. Ã?nce kendiniz göstermelisiniz. Bir süre insanların yüzüne baktı ve gülümsedi.
"Hikayeler anlatılır. Bazen doğru olurlar bazen de olmazlar. Biz ozanların görevi de hikayeleri insanlara anlatmaktır. Anlatmak için de bilmek gerekir. Sizin hikayenizi aklımda tutacağım ozan dostlarım ve insanlara anlatacağım. şahitlik etmek için gelebilirim."
Belki bazı şeyleri görmelerini sağlayabilirdi. Belki de kendi yeni şeyler görebilirdi. Kimbilir... Yine de yapacak daha iyi bir işi yol gibiydi...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Günlük: 6
İşte akıllı bir insan.
Bir karara vardıklarını sanıyorsun.
Herimese dönüp konuş.
"Hikaye doğru ise Apollon çekeceği tepkileri düşünmeden hırsları doğrultusunda bir tanrıyı
katletmiştir. Biz ölümlüler sadece karşısına çıkacak ve onu bir yarışmaya davet mi edeceğiz?
Ya kazanırsak ne olacak? Plan bu muydu yani? Onu yenersek bize saygı duyar mı?
Saygı duyan bir insan olsaydı şu an Pan'ın intikamını almak için burada bulunmazdık."
Sessizliği bekle. Etkiyi arttırmak için birazcık daha. Sonra bi kaşını yukarı kaldırıp konuş.
"Hem, kabul etse bile, onu nasıl yenebiliriz ki ? Sahip olmadığımız bir Pan flüdüyle mi? "
Bu soruyu sormanın zamanı gelmişti, boşu boşuna yolculuğa devam etmek
manasızdı. Aynı kişi olduğumuz ne kadar belli Batı.
Hem sahtekarsın
Hem numaracı...
İşte akıllı bir insan.
Bir karara vardıklarını sanıyorsun.
Herimese dönüp konuş.
"Hikaye doğru ise Apollon çekeceği tepkileri düşünmeden hırsları doğrultusunda bir tanrıyı
katletmiştir. Biz ölümlüler sadece karşısına çıkacak ve onu bir yarışmaya davet mi edeceğiz?
Ya kazanırsak ne olacak? Plan bu muydu yani? Onu yenersek bize saygı duyar mı?
Saygı duyan bir insan olsaydı şu an Pan'ın intikamını almak için burada bulunmazdık."
Sessizliği bekle. Etkiyi arttırmak için birazcık daha. Sonra bi kaşını yukarı kaldırıp konuş.
"Hem, kabul etse bile, onu nasıl yenebiliriz ki ? Sahip olmadığımız bir Pan flüdüyle mi? "
Bu soruyu sormanın zamanı gelmişti, boşu boşuna yolculuğa devam etmek
manasızdı. Aynı kişi olduğumuz ne kadar belli Batı.
Hem sahtekarsın
Hem numaracı...
Oberon bu sıkıcı insan diyaloğunu bir süre dinledikten sonra çoktan yanlarında oturan elflerin esprilerini ufak şakalaşmalarını dinlemeye dalmıştı.
Kutsemen ise belki önceki günden beri olanların yorgunluğu belki de hiç alışmadığı bir yerde olmanın şaşkınlığı ile çoktan çimlerde uyumuştu. Tini kimseye belli etmeden yüzünü yalamasına rağmen uyanmıyordu.
Novelin başındaki fare ise hiç kımıldamadan büyük bir ciddiyetle konuşmayı dinliyordu.
Edmond dan ve Batıdan gelen sorular aslında beklenen sorulardı. Bir şekilde çağrıya uyup gelenlerin bile onu sorgulamayacaklarını ummak çok iyimserce olurdu.
Ã?ncelikle Solaron a Kararınızı duymak beni çok memnun etti ozan. Her ne kadar Apollon beni çok derinden yaralamış da olsa kendi adıma sizin isteğinize uyacağım. diye cevap verdi.
Sonra Edmond a döndü. Senin sorun güzel bir soru delikanlı, tanrılar eğer isteseler bizi duyabilirler elbet. Ancak sence duysalar bile ne yaptığımızı önemserler mi? Biz Olimpos a çıkıp orada müzik tanrısını müzik alanında yenmeyi uman bir grup ölümlüyüz. Ne yapmak istediğimizi bilseler bile bizi engellemek istemezler sanıyorum. Bizi önemseyecek tek tanrı ise kendine aşırı güvendiğinden bizi durdurmayacaktır. Herimes sözünün ardından alınıp alınmadığını anlamak için Apollon a baktı.
Sonra konuşmaya devam etti. Bu da sanırım bizi sizin sorunuza getiriyor Batı. Bizim yapmaya çalıştığımızın ne değeri olabilir ki? Ama asıl soru şu olmalı belki de ne yapılmalı? Apollon u birebir bir dövüşte yenmek çözüm olabilir mi? Bence hayır o bir müzik tanrısı. Onun için en yıkıcı yenilgi müzik alanında olacaktır. Pan a verilen cezayı düşünün. Onu sonsuz bir hüznün içine hapsetti. Pan dışında bir varlık belki buna katlanabilirdi. Ama varlık nedeni neşe olan bir tanrı için sanırım en yıpratıcı ceza buydu.
Apollon ise eğer hikaye doğruysa dedi Solaron a bakarak. Eğer doğruysa kazanma hırsı tüm varlığını sarmış bir tanrı ve onu en iyi olduğuna inandığı alanda yenmek ona verilecek en büyük ceza olacaktır. Ve bu yenilgiyi var olduğu sürece hep hatırlayacaktır.
Bu yarışmayı kabul eder mi? Eğer Olimposta tüm tanrıların önünde yaparsak kabul etmemesi zorlaşır. Belki bizi küçümsediğini idda edip yarışmayı kabul etmeyebilir. Ama uygun bir müzikle yaparsak bu meydan okumayı onun bunu reddetmesini imkansız hale getirebiliriz.
Apollon'a karşı bir müzik yarışmasında kazanabilir miyiz? Pan kazandı çünkü Apollon o kadar kazanmayı istiyordu ki bu istek onun müziğini yapabileceği kadar güzel çalmasını engelledi. şimdi bu yenilgi verdiği cezaya rağmen Apollon un içindeki hırsı arttırmış olmalı eğer düşüncelerim doğruysa o zaman sözlerimize eşlik edecek yeterince iyi bir müzik aleti ile biz de kazanabiliriz.
Pan ın flüdü elimizde değil ama Pan yerini biliyor. Tek yapmamız gereken ona ulaşmak ve küçük dostum aklıma bunu nasıl yapabileceğimizle ilgili bir fikir getirdi. Ona hüzün kapısından girmemizi söylemişti. Bunu yapamayız. Ã?ünkü hüzün Panın içinde sadece duvar örüyor kapı açmıyor. Ama hüznün kurduğu duvarı bir dakika için bile yıkabilirsek.
Daha açık söylemek gerekirse eğer müziğimiz ve şarkılarımızla Pan ın bir dakika için bile yeniden içinde neşeyi hissetmesini sağlayabilirsek o zaman Pan ın Flüdünün yerini öğrenmeyi başarırız.
Ne düşünüyorsunuz? Yapabileceğimizi düşünüyorsanız yapalım.
Grup konuşmaya devam ederken birinin elinde şapka ve birinin elinde çömlek olan iki adam yaklaştılar. Grubun hararetle tartıştığını gödüklerinde durdular. Bu elfler Pana olanları bilen az sayıda kişi arasındaydılar. İlk defa bir konunun gerçekten önemli olduğunu hissediyorlardı. Elflerin ruhları Pan a bağlıydı. Ve Pan olmazsa elfler Anadoluda tamamen yok olabilirlerdi.
Eğer Edmond adamların olduğu yöne bakarsa adamlardan birini rahatlıkla tanıyabilirdi. Adam kendisini cenazeye yardım etmeye çağıran adamdı. Ancak yüzündeki kırışıklıklar biçimsizlikler adeta silinmiş gibiydi. Sanki bir tanrının eli değmiş gibi.
Ã?bür adam da benzer bir değişim geçirmiş gibiydi yine de dikkatli baktılarında Solaron ve Novel Giyom u rahatlıkla tanıyabilirlerdi.
Kutsemen ise belki önceki günden beri olanların yorgunluğu belki de hiç alışmadığı bir yerde olmanın şaşkınlığı ile çoktan çimlerde uyumuştu. Tini kimseye belli etmeden yüzünü yalamasına rağmen uyanmıyordu.
Novelin başındaki fare ise hiç kımıldamadan büyük bir ciddiyetle konuşmayı dinliyordu.
Edmond dan ve Batıdan gelen sorular aslında beklenen sorulardı. Bir şekilde çağrıya uyup gelenlerin bile onu sorgulamayacaklarını ummak çok iyimserce olurdu.
Ã?ncelikle Solaron a Kararınızı duymak beni çok memnun etti ozan. Her ne kadar Apollon beni çok derinden yaralamış da olsa kendi adıma sizin isteğinize uyacağım. diye cevap verdi.
Sonra Edmond a döndü. Senin sorun güzel bir soru delikanlı, tanrılar eğer isteseler bizi duyabilirler elbet. Ancak sence duysalar bile ne yaptığımızı önemserler mi? Biz Olimpos a çıkıp orada müzik tanrısını müzik alanında yenmeyi uman bir grup ölümlüyüz. Ne yapmak istediğimizi bilseler bile bizi engellemek istemezler sanıyorum. Bizi önemseyecek tek tanrı ise kendine aşırı güvendiğinden bizi durdurmayacaktır. Herimes sözünün ardından alınıp alınmadığını anlamak için Apollon a baktı.
Sonra konuşmaya devam etti. Bu da sanırım bizi sizin sorunuza getiriyor Batı. Bizim yapmaya çalıştığımızın ne değeri olabilir ki? Ama asıl soru şu olmalı belki de ne yapılmalı? Apollon u birebir bir dövüşte yenmek çözüm olabilir mi? Bence hayır o bir müzik tanrısı. Onun için en yıkıcı yenilgi müzik alanında olacaktır. Pan a verilen cezayı düşünün. Onu sonsuz bir hüznün içine hapsetti. Pan dışında bir varlık belki buna katlanabilirdi. Ama varlık nedeni neşe olan bir tanrı için sanırım en yıpratıcı ceza buydu.
Apollon ise eğer hikaye doğruysa dedi Solaron a bakarak. Eğer doğruysa kazanma hırsı tüm varlığını sarmış bir tanrı ve onu en iyi olduğuna inandığı alanda yenmek ona verilecek en büyük ceza olacaktır. Ve bu yenilgiyi var olduğu sürece hep hatırlayacaktır.
Bu yarışmayı kabul eder mi? Eğer Olimposta tüm tanrıların önünde yaparsak kabul etmemesi zorlaşır. Belki bizi küçümsediğini idda edip yarışmayı kabul etmeyebilir. Ama uygun bir müzikle yaparsak bu meydan okumayı onun bunu reddetmesini imkansız hale getirebiliriz.
Apollon'a karşı bir müzik yarışmasında kazanabilir miyiz? Pan kazandı çünkü Apollon o kadar kazanmayı istiyordu ki bu istek onun müziğini yapabileceği kadar güzel çalmasını engelledi. şimdi bu yenilgi verdiği cezaya rağmen Apollon un içindeki hırsı arttırmış olmalı eğer düşüncelerim doğruysa o zaman sözlerimize eşlik edecek yeterince iyi bir müzik aleti ile biz de kazanabiliriz.
Pan ın flüdü elimizde değil ama Pan yerini biliyor. Tek yapmamız gereken ona ulaşmak ve küçük dostum aklıma bunu nasıl yapabileceğimizle ilgili bir fikir getirdi. Ona hüzün kapısından girmemizi söylemişti. Bunu yapamayız. Ã?ünkü hüzün Panın içinde sadece duvar örüyor kapı açmıyor. Ama hüznün kurduğu duvarı bir dakika için bile yıkabilirsek.
Daha açık söylemek gerekirse eğer müziğimiz ve şarkılarımızla Pan ın bir dakika için bile yeniden içinde neşeyi hissetmesini sağlayabilirsek o zaman Pan ın Flüdünün yerini öğrenmeyi başarırız.
Ne düşünüyorsunuz? Yapabileceğimizi düşünüyorsanız yapalım.
Grup konuşmaya devam ederken birinin elinde şapka ve birinin elinde çömlek olan iki adam yaklaştılar. Grubun hararetle tartıştığını gödüklerinde durdular. Bu elfler Pana olanları bilen az sayıda kişi arasındaydılar. İlk defa bir konunun gerçekten önemli olduğunu hissediyorlardı. Elflerin ruhları Pan a bağlıydı. Ve Pan olmazsa elfler Anadoluda tamamen yok olabilirlerdi.
Eğer Edmond adamların olduğu yöne bakarsa adamlardan birini rahatlıkla tanıyabilirdi. Adam kendisini cenazeye yardım etmeye çağıran adamdı. Ancak yüzündeki kırışıklıklar biçimsizlikler adeta silinmiş gibiydi. Sanki bir tanrının eli değmiş gibi.
Ã?bür adam da benzer bir değişim geçirmiş gibiydi yine de dikkatli baktılarında Solaron ve Novel Giyom u rahatlıkla tanıyabilirlerdi.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Peki dedi rahip Struti ye. Ben sana odanı göstereyim dedi. Kalkarken saldayede oturan han görevlisine göz attı. Adam başını hafifçe sallayınca Struti ye dönerek gidelim dedi.
Merdivenlere doğru giden kapıdan geçerken Strutiye dikkat dedi. Rahip eşik alçaktır biraz eğil. Merdivelerin bulunduğu dar oda dışarıdan ışık almıyor. Mumla aydınlatılıyordu. Kerpiç duvarlar düzgün sıvanmış ama renksizdi. Merdivenlerin üst katta açıldığı koridor da benzerdi. Tahta kapılar kaba ve muhtemelen gıcırdayan bir menteşe ile tutturulmuştu. Sağda en ilerdeki odanın kapısının bir menteşesi kopmuş gibiydi. Kapının önündeki cam kırıkları vardı. Rahip merdivenlerin hemen solundaki odaya götüdü Struti yi.
Odanın ortasında ufak solgun sarı renkli desensiz bir halı vardı. Halının ortasında da bir masa ve bir mum duruyordu. Yatak tam Strutinin boyuna göreydi. Eski ama temiz çarşaflar vardı. İlerideki pencere mezarlığa ya da şehirlilerin diliyle Nekropolis e açılıyordu.
Rahip Struti ye Umarım odayı beğenmişsindir. diyerek sessizliği bozdu. Uzun yoldan gelmişsindir sanıyorum. Ben akşama güneş battıktan hemen sonra yeniden hana gelirim ve seni beklerim. O zamana kadar da sanırım senin dostlarının nereye gittiklerini öğrenirim dedi. Sonra hoşçakal diyerek hafifçe selam verdi odanın kapısını kapatarak çıktı.
Merdivenlere doğru giden kapıdan geçerken Strutiye dikkat dedi. Rahip eşik alçaktır biraz eğil. Merdivelerin bulunduğu dar oda dışarıdan ışık almıyor. Mumla aydınlatılıyordu. Kerpiç duvarlar düzgün sıvanmış ama renksizdi. Merdivenlerin üst katta açıldığı koridor da benzerdi. Tahta kapılar kaba ve muhtemelen gıcırdayan bir menteşe ile tutturulmuştu. Sağda en ilerdeki odanın kapısının bir menteşesi kopmuş gibiydi. Kapının önündeki cam kırıkları vardı. Rahip merdivenlerin hemen solundaki odaya götüdü Struti yi.
Odanın ortasında ufak solgun sarı renkli desensiz bir halı vardı. Halının ortasında da bir masa ve bir mum duruyordu. Yatak tam Strutinin boyuna göreydi. Eski ama temiz çarşaflar vardı. İlerideki pencere mezarlığa ya da şehirlilerin diliyle Nekropolis e açılıyordu.
Rahip Struti ye Umarım odayı beğenmişsindir. diyerek sessizliği bozdu. Uzun yoldan gelmişsindir sanıyorum. Ben akşama güneş battıktan hemen sonra yeniden hana gelirim ve seni beklerim. O zamana kadar da sanırım senin dostlarının nereye gittiklerini öğrenirim dedi. Sonra hoşçakal diyerek hafifçe selam verdi odanın kapısını kapatarak çıktı.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
şehire güney kapısından giren Elbetri geniş bir alanın ortasında duran heykele hayranlıkla bakarken yorgun olduğunu farketti ve orada koşuşturan bir çocuğa "Hey küçük bakarmısın" diye seslendi.Sesin nerden geldiğini anlamak için durup arkasına dönen çocuk karşısında parlak zırhı ve iri yapısıyla duran bir yabancı adamı görünce ürperdi ve"buyrun" dedi.Elbetri "buralarda bildiğin bir han varmı" diye sordu.Ã?ocuk yolu tarif etti ve bunun üzerine Elbetri cebinden üzerinde "iyilik ,barış ve adalet seninle olsun" yazan küçük bir taşı çocuğa verdi.Ã?ocuk teşekkür ederek uzaklaştı.
"Ares Tapınağı adına hayırlı günler" diyerek hana giren Elbetri hancıya yanaşarak "uzun yoldan geliyorum,kalabileceğim bir yeriniz ve yiyebileceğim yemeğiniz var mı acaba" diye sordu..
"Ares Tapınağı adına hayırlı günler" diyerek hana giren Elbetri hancıya yanaşarak "uzun yoldan geliyorum,kalabileceğim bir yeriniz ve yiyebileceğim yemeğiniz var mı acaba" diye sordu..
Edmond yine gülümsedi ve sonra Solaron'a baktı.*Ã?yle mi?Demek Apollon'a da Pan kadar saygı duymalıyız.Niçin?Pan'a hüzün cezası verdiği için mi?Yoksa bir yarışmayı kaybetmeyi kabullenemedi için mi?Eğer öyle ise sağol, ben almiyim* dedi.Sonra teklife gelince *Elbette kabul ederim ancak, benim yanımda hiç çalgı aleti yok ve sadece saz çalabilirim* dedi.
Ardından gelen kişiye bakarak gülümsedi.Bağırarak teşekkür etti ve gülümsedi
Ardından gelen kişiye bakarak gülümsedi.Bağırarak teşekkür etti ve gülümsedi
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Günlük: 7
Aptal insan. Ona saygı duyacaksın, çünkü o bir tanrı, diye düşünüyorsun. Sevsen de
sevmesen de. Nerden geldiğini unutma sakın Batı. Bunu sana hatırlatmak zorunda
kalmassam iyi olur. Bir hayalin peşinden koşturan bu insanlara acırken saygı duymayı da
öğrenmelisin. Ta ki zamanı gelene kadar. Kendi hayalini gerçekleştirmek ve kahini haklı
çıkarmak için, önce bazı fedakarlıklar yapmak zorundasın. Herşeyini verebilecek kadar
fedakar gözükmen gerek. Ama fazla abartma.
"Saygısızlık etme. Ona bir tanrı olduğu için dahi saygı duymak zorundasın. Tıpkı şu an
yaşıyor olduğun ve saygısından dolayı seni yoketmediği için Apollonun sana duyduğu
saygı gibi. Pana yaptığının cezasını.." (bir tanrıyı cezalandırmak?) "..ona saygısızlık
ederek, hakaret ederek veremeyiz. Söyledikleriniz çok mantıklı efendi Oberon. Benim
ismim Batı. Buraya Truva şehrinden geldim. Pana yapılan haksızlığın cezalandırlması"
... " için elimden geleni ardıma koymayacağım. Sizinleyim. "
Hadi lan ordan...
Aptal insan. Ona saygı duyacaksın, çünkü o bir tanrı, diye düşünüyorsun. Sevsen de
sevmesen de. Nerden geldiğini unutma sakın Batı. Bunu sana hatırlatmak zorunda
kalmassam iyi olur. Bir hayalin peşinden koşturan bu insanlara acırken saygı duymayı da
öğrenmelisin. Ta ki zamanı gelene kadar. Kendi hayalini gerçekleştirmek ve kahini haklı
çıkarmak için, önce bazı fedakarlıklar yapmak zorundasın. Herşeyini verebilecek kadar
fedakar gözükmen gerek. Ama fazla abartma.
"Saygısızlık etme. Ona bir tanrı olduğu için dahi saygı duymak zorundasın. Tıpkı şu an
yaşıyor olduğun ve saygısından dolayı seni yoketmediği için Apollonun sana duyduğu
saygı gibi. Pana yaptığının cezasını.." (bir tanrıyı cezalandırmak?) "..ona saygısızlık
ederek, hakaret ederek veremeyiz. Söyledikleriniz çok mantıklı efendi Oberon. Benim
ismim Batı. Buraya Truva şehrinden geldim. Pana yapılan haksızlığın cezalandırlması"
... " için elimden geleni ardıma koymayacağım. Sizinleyim. "
Hadi lan ordan...
-
slickblade
- Kullanıcı

- Posts: 182
- Joined: Sun Dec 24, 2006 10:00 am
- Location: Eskisehir
- Contact:
şey aslında benim ismim Herimes dedi Herimes. Oberon bu tapınağın Pan tapınağının rahibi. Ve Açıkçası ben dedi bir süre durduktan sonra.. Apollon a sadece ona inanan ozan arkadaşımızdan dolayı saygı duyuyorum. Sanki bir şeyleri söyleyip söylememeye karar vermek ister gibi durdu. Sonra devam etti. Daha doğrusu onun inancına saygı duyyorum Apollondan çok. Madem içimizde öyle isteyen birisi var. Apollon a saygısızlık etmeyebilirim.
Ancak hepimiz hazırsak sanırım Pan ın bulunduğu yere gidebiliriz beraberce...
Bilmiyorum benim planımı nasıl buldunuz? Sorunuz ya da başka bir öneriniz var mı?
Ancak hepimiz hazırsak sanırım Pan ın bulunduğu yere gidebiliriz beraberce...
Bilmiyorum benim planımı nasıl buldunuz? Sorunuz ya da başka bir öneriniz var mı?
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Mutfağa yakın oturan yirmi yaşlarındaki genç kafasında söylenen cümleyi bir süre tarttı. Ares tapınağı değil mi bayım diye sordu tekrar adamın yüzüne bakarak.
Sonra kararını vemiş bir sesle Size hemen yiyecek getiriyorum. dedi. İçeri girdi. Sonra elinde bir kase kırmızı renkli içinde muhtemelen ekmek parçaları olan bir şeyler yüzen bir çorba ile kartal kabartması olan bir bardak getirdi.
İlerideki musluğu olan fıçıyı işaret ederek istediğiniz kadar bira içebilirsiniz dedi. Bir de eğer Ares Tapınağının sembolünü de görebilirsem çok memnun olurum bayım. Sanırım tapınağın rahiplerinden ya da dedi Ares in ayrıca kutsal savaşçılarının da olduğunu hatırlayarak. Savaşçılarından biri olduğunuzu sanıyorum.
RP DIşI: Aslında Ares tapınağı savaşçıları ya da paladinleri sanırım yok. Varsa da haklarında neredeyse hiç bilgim yok. Yeterince araştırmak için zaman da olmadığını düşünerek Ares tapınağı savaşçılarını ve onların kurallarını ben kendim yarattım. Bilgilendirme bölümünde bakarsın.
Sonra kararını vemiş bir sesle Size hemen yiyecek getiriyorum. dedi. İçeri girdi. Sonra elinde bir kase kırmızı renkli içinde muhtemelen ekmek parçaları olan bir şeyler yüzen bir çorba ile kartal kabartması olan bir bardak getirdi.
İlerideki musluğu olan fıçıyı işaret ederek istediğiniz kadar bira içebilirsiniz dedi. Bir de eğer Ares Tapınağının sembolünü de görebilirsem çok memnun olurum bayım. Sanırım tapınağın rahiplerinden ya da dedi Ares in ayrıca kutsal savaşçılarının da olduğunu hatırlayarak. Savaşçılarından biri olduğunuzu sanıyorum.
RP DIşI: Aslında Ares tapınağı savaşçıları ya da paladinleri sanırım yok. Varsa da haklarında neredeyse hiç bilgim yok. Yeterince araştırmak için zaman da olmadığını düşünerek Ares tapınağı savaşçılarını ve onların kurallarını ben kendim yarattım. Bilgilendirme bölümünde bakarsın.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
