Kupala'nın Gecesi (RPG)
-
ElessarTelemnar
- Kullanıcı

- Posts: 407
- Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
- Location: Ankara/Bruxelles
- Contact:
"Lanet olası büyücüler,bunu hep mi yapmak sorundalar? diye söylendi kendi kendine.Ve alevden geri çektidi kendini.Bu arada Zlatan kaçıyordu.Dişi ve biraz önce yanına gelen lanetli onu takip ediyorlardı.
Ahh hayatta koşamam şimdi,başkası gitsin peşinden! dedi yüksek sesle,pelerinini önüne çekti bir elinde kılıcı,karşısındaki ateşi kısık gözlerle tüm nefretiyle süzüyordu.Acıyan gözleri için bir cezaydı bu.Ve ardından ateş yaratıcısı tarafından tek bir hamle ile yok olmuştu.
Nihayet,fazla bile kaldı...
Ahh hayatta koşamam şimdi,başkası gitsin peşinden! dedi yüksek sesle,pelerinini önüne çekti bir elinde kılıcı,karşısındaki ateşi kısık gözlerle tüm nefretiyle süzüyordu.Acıyan gözleri için bir cezaydı bu.Ve ardından ateş yaratıcısı tarafından tek bir hamle ile yok olmuştu.
Nihayet,fazla bile kaldı...
Bu İsaret Kaos Tanrısının
Bu,Kılıcların Tanrısının
Bu,hayatın
Bu da olumun
..... Bilmen gereken bunlar.....
Geliyor zamanı Tanrıların;
Hayatın ve Olumun...
Bu,Kılıcların Tanrısının
Bu,hayatın
Bu da olumun
..... Bilmen gereken bunlar.....
Geliyor zamanı Tanrıların;
Hayatın ve Olumun...
Yukarıdaki arbadenin seslerini duyunca olduğu yerde durdu ve dinledi. Bağırış, çağırış ve koşturma. Hoş olmayan şeyler diye düşündü. Sevmiyordu dövüşmeyi.
Yukarıdaki seslerden dikkatini ayırdıktan sonra aşağıdakileri düşündü. Gerçekten yapmalı mıydı? Neler gelebilirdi başına. Zaten gerilmiş olan havayı daha da zorlamak çok da akıllıca değildi...düşününce. Akıllıca hareketleri hiçbir zaman takdir etmemişti zaten. şansını denemesi gerekiyordu.
----
Merdivenlerin hemen dibindeki metal kapının üstünde gezdirdi ellerini. cebinden çıkardığı anahtar ile büyük kapı kendinden beklenmeyecek kadar kolay açıldı. Hoşnut değildi ama açıdığı için ki olabildiğinee gıcırdadı ama efendisine boyun eğek zorundaydı.
Attığı her adımda tozlar havalıyordu. Odayı o kadar iyi biliyordu ki önünü doğru düzgün görmesi bile gerekmiyordu. Kendisininki dahil olmak üzere dört tane harika tabut.
Tekrar düşündü. Geri dönebilirdi aslında; ama görmek istiyordu bilmekten öte. Onları iyice görmek başarısına tekrar ve tekrar şahid olmak, bunca yıl sonra. Başarılı olduğunu bir kez daha teyid etmeliydi. Bu onun için çok önemliydi. Bu sefer kendinden olabildiğine emindi.
İşte oradaydılar, tozlar, örümcek ağları ve küfler bile o şahane tabutları çirkinleştirememişti.
İlk tabutu açtı, ardından diğerini ve üçüncüsü. Oradaydılar işte. Sağlam deriler onları kesici ve delici silahlardan olabildiğince koruyacaktı, gelişmiş adeleleri onları uzun yollarda dayanıklı kılacaktı ve en sevdiği estetik beyaz kemikleri onları dövüşte diğerlerinden üstün kılacaktı. Çok güzeldiler. Yarattıklarına apayrı bir sevgi ile bağlıydı. Başarıları. Üstündüler, çünkü onları o 'yeniden' yaratmıştı.
Uyandırdı çocuklarını. İsimsiz; ama kuvvetlilerdi. Homurtularla kalktılar, uykuları bozulduğu için sinirlenmemişlerdi, bunun ötesinde yaratıcılarını görmekten mutlu oldular gözlerini açar açmaz onu gördükleri için.
"Kalkın yarattıklarım, eserlerim. Benim için yaşayın, sizi kuvvetlendirdiğim için bana şükran duyun ve benden korkun sizi yeniden var ettiğim gibi yok edebileceğim için."
50 yıllık uykunun ardından büyük bir kuvvetle dikildiler Zgismund'un karşısında bütün ihtişamları ile. Efendilerine baktılar ve sadece onu gördüler. Düşündükleri tek şey ise ona layık olabilmekti.
Zgismund çok memnundu. Kendi tabutuna döndü ve onu özlediğini hatırladı. Evini özlemişti. Yuvasını. O iğrenç arabada geçen yıllardan sonra yıkık dökük de olsa evi ona huzur vermişti.
şimdi ise bir daha terk etmek zorundaydı burayı. Arkasını döndü, yarattıkları da onu izlediler o çıkarken. Kapıyı tekrar kilitledi ve boş gözlerle merdivenleri tırmandı. Evlatları onunla olduğu için ayrı bir gurur vardı içinde.
Yukarı çıktığında kimseye bir şey demedi ve arkasında evlatları ile durdu. Burada daha demin neler olup bittiği onu hiç ilgilendirmiyordu. Ã?ocukları burdadaydılar, onunla ve yapması gerekeni çok iyi biliyordu.
Kuzeye...ayine gidecekler ve orada harika bir şenlik olacaktı.
Yukarıdaki seslerden dikkatini ayırdıktan sonra aşağıdakileri düşündü. Gerçekten yapmalı mıydı? Neler gelebilirdi başına. Zaten gerilmiş olan havayı daha da zorlamak çok da akıllıca değildi...düşününce. Akıllıca hareketleri hiçbir zaman takdir etmemişti zaten. şansını denemesi gerekiyordu.
----
Merdivenlerin hemen dibindeki metal kapının üstünde gezdirdi ellerini. cebinden çıkardığı anahtar ile büyük kapı kendinden beklenmeyecek kadar kolay açıldı. Hoşnut değildi ama açıdığı için ki olabildiğinee gıcırdadı ama efendisine boyun eğek zorundaydı.
Attığı her adımda tozlar havalıyordu. Odayı o kadar iyi biliyordu ki önünü doğru düzgün görmesi bile gerekmiyordu. Kendisininki dahil olmak üzere dört tane harika tabut.
Tekrar düşündü. Geri dönebilirdi aslında; ama görmek istiyordu bilmekten öte. Onları iyice görmek başarısına tekrar ve tekrar şahid olmak, bunca yıl sonra. Başarılı olduğunu bir kez daha teyid etmeliydi. Bu onun için çok önemliydi. Bu sefer kendinden olabildiğine emindi.
İşte oradaydılar, tozlar, örümcek ağları ve küfler bile o şahane tabutları çirkinleştirememişti.
İlk tabutu açtı, ardından diğerini ve üçüncüsü. Oradaydılar işte. Sağlam deriler onları kesici ve delici silahlardan olabildiğince koruyacaktı, gelişmiş adeleleri onları uzun yollarda dayanıklı kılacaktı ve en sevdiği estetik beyaz kemikleri onları dövüşte diğerlerinden üstün kılacaktı. Çok güzeldiler. Yarattıklarına apayrı bir sevgi ile bağlıydı. Başarıları. Üstündüler, çünkü onları o 'yeniden' yaratmıştı.
Uyandırdı çocuklarını. İsimsiz; ama kuvvetlilerdi. Homurtularla kalktılar, uykuları bozulduğu için sinirlenmemişlerdi, bunun ötesinde yaratıcılarını görmekten mutlu oldular gözlerini açar açmaz onu gördükleri için.
"Kalkın yarattıklarım, eserlerim. Benim için yaşayın, sizi kuvvetlendirdiğim için bana şükran duyun ve benden korkun sizi yeniden var ettiğim gibi yok edebileceğim için."
50 yıllık uykunun ardından büyük bir kuvvetle dikildiler Zgismund'un karşısında bütün ihtişamları ile. Efendilerine baktılar ve sadece onu gördüler. Düşündükleri tek şey ise ona layık olabilmekti.
Zgismund çok memnundu. Kendi tabutuna döndü ve onu özlediğini hatırladı. Evini özlemişti. Yuvasını. O iğrenç arabada geçen yıllardan sonra yıkık dökük de olsa evi ona huzur vermişti.
şimdi ise bir daha terk etmek zorundaydı burayı. Arkasını döndü, yarattıkları da onu izlediler o çıkarken. Kapıyı tekrar kilitledi ve boş gözlerle merdivenleri tırmandı. Evlatları onunla olduğu için ayrı bir gurur vardı içinde.
Yukarı çıktığında kimseye bir şey demedi ve arkasında evlatları ile durdu. Burada daha demin neler olup bittiği onu hiç ilgilendirmiyordu. Ã?ocukları burdadaydılar, onunla ve yapması gerekeni çok iyi biliyordu.
Kuzeye...ayine gidecekler ve orada harika bir şenlik olacaktı.
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
- buzdaglarininleydisi
- Kullanıcı

- Posts: 204
- Joined: Thu Sep 21, 2006 10:00 am
- Location: Eskişehir
- Contact:
Sylvia sonunda yokolan ateş topunun rahatlığıyla etrafına bakıyordu kim nerede , neyle mesgul die süzüyordu ve halen gizliden eli hançerinin üzerindeydi. İlk gördüğü Zlatanın peşinden gidenlerdi.. bu onu ilgilendirmiyordu ne yaparlarsa yapsınlardı o enerjisinin en küçük bir kısmını bile böyle bir aptallık için harcamazdı. O sırada merdivenlerden çıkan adama takıldı silah getirmeye gitmişti ama arkasında garip yaratıklarla dönmüştü ne yapmaya çalışıyordu acaba. ortam gittikçe karman çorman bir hal alıyordu, hatta cadılar bayramı partisine benzemişti nerdeyse . O önemli değildi tetikte olmalıydı artık. Zaman işliyordu ama lanetliler birkonuda hem fikir olamıyordu, hoş olmalarıda beklenemzdi fakat , bu kadar şamatada yeter diyordu içinden. Ve merdivenden çıkanları süzüyordu şimdi.İyi kötü diğerlerini kafasında tartma zamanı olmuştu çünki.
Kalbinin esiri bir bilge
gözlerinin esiri bir kalp
iradenin esiri bir beden
arzularını hapsetmiş iki göz,
ve sevgiden bir haber sözler prensi sana selam...
http://tr2.monstersgame.net/?ac=vid&vid=34051957
http://www.knightf
gözlerinin esiri bir kalp
iradenin esiri bir beden
arzularını hapsetmiş iki göz,
ve sevgiden bir haber sözler prensi sana selam...
http://tr2.monstersgame.net/?ac=vid&vid=34051957
http://www.knightf
Stefan havaya çizdiği çatallı rünü bozacak sözleri söyledikten sonra havada asılı duran alev kümesi birdenbire dağıldı ve ortadan kayboldu. Stefan gücüne ne kadar hakim olduğunu etrafındakilere göstermişti. Güçlü taumaturjist daha sonra sessizce beklemeye devam etti. O alevi kaldırdığında ise diğer iki vampir hızla ileri atılmışlardı.
O an Tremere'in aklına gelen iki şey vardı. Köpekler ve tasmalar...
Anislav alevin ortadan kayboluşunu görür görmez hızla ileri atıldı ve Zlatan'ın girmiş olduğu kapıdan içeri girdi. Boğazından ince hırıltılar çıkıyor, avını arıyordu.
Anislav içeri girdiğinde hertarafın zifiri karanlığa bulanmış olduğunu gördü. Görüşü tamamen sııfırlanmış gibiydi burada. Bunun için bir süre konsantre olan vampir İblise odaklanarak onun görüşüyle etrafı izlemeye başladı.
Yıkık hole giren Jeremiah ileride kızıl gözleriyle Anislav'ın siluetini gördü. Karanlığı delip geçen kızıl gözler holün her tarafını tarıyordu. Jeremiah'ta elindeki arbalet ile etrafı taramaya başladı ama onun görüşü oldukça kısıtlıydı.
Anislav ayaklarının altında çatırdayan şeylere dikkatlice basarak ilerlemeye devam etti. Boynunu göğüs hizasına çekmiş, elleri önünde ve büyük adımlarla ilerliyordu. Başı devamlı sağa sola dönüyor, etraftaki en ufak kıpırtıyı görmeye çalışıyordu.
Anislav bir adım attı, ardından bir adım daha.
Son adımını atar atmaz solundaki kayalıkların arkasında bir anormallik farketti. Hızla o tarafa dönerek pençeli ellerini önüne aldı.
Zlatan'ı görmüştü. Zlatan ise onu biraz önce farketmişti...
Jeremiah ise henüz hiçbirşey farkedememişti, Anislav'ın oldukça gerisindeydi...
NOT: Initiative Zlatan'dadır...
***************
Zgismund yaratıklarını bırakıp yukarı çıktığında aşağıdan müthiş bir gümbürtünün koptuğunu duydu.
Biraz sonra geldiği merdivenden uğultular ve ayak sesleri gelmeye başlamıştı.
Zgismund'un beyninde bir anda "Promethean!Ã?ocuklarım!" diye şimşekler çaktı.
Onlar sakin ve sevecen yaratıklar değildi ki! Tamamen içgüdüleriyle ilerleyen yarı-canlılardı...
O an Tremere'in aklına gelen iki şey vardı. Köpekler ve tasmalar...
Anislav alevin ortadan kayboluşunu görür görmez hızla ileri atıldı ve Zlatan'ın girmiş olduğu kapıdan içeri girdi. Boğazından ince hırıltılar çıkıyor, avını arıyordu.
Anislav içeri girdiğinde hertarafın zifiri karanlığa bulanmış olduğunu gördü. Görüşü tamamen sııfırlanmış gibiydi burada. Bunun için bir süre konsantre olan vampir İblise odaklanarak onun görüşüyle etrafı izlemeye başladı.
Yıkık hole giren Jeremiah ileride kızıl gözleriyle Anislav'ın siluetini gördü. Karanlığı delip geçen kızıl gözler holün her tarafını tarıyordu. Jeremiah'ta elindeki arbalet ile etrafı taramaya başladı ama onun görüşü oldukça kısıtlıydı.
Anislav ayaklarının altında çatırdayan şeylere dikkatlice basarak ilerlemeye devam etti. Boynunu göğüs hizasına çekmiş, elleri önünde ve büyük adımlarla ilerliyordu. Başı devamlı sağa sola dönüyor, etraftaki en ufak kıpırtıyı görmeye çalışıyordu.
Anislav bir adım attı, ardından bir adım daha.
Son adımını atar atmaz solundaki kayalıkların arkasında bir anormallik farketti. Hızla o tarafa dönerek pençeli ellerini önüne aldı.
Zlatan'ı görmüştü. Zlatan ise onu biraz önce farketmişti...
Jeremiah ise henüz hiçbirşey farkedememişti, Anislav'ın oldukça gerisindeydi...
NOT: Initiative Zlatan'dadır...
***************
Zgismund yaratıklarını bırakıp yukarı çıktığında aşağıdan müthiş bir gümbürtünün koptuğunu duydu.
Biraz sonra geldiği merdivenden uğultular ve ayak sesleri gelmeye başlamıştı.
Zgismund'un beyninde bir anda "Promethean!Ã?ocuklarım!" diye şimşekler çaktı.
Onlar sakin ve sevecen yaratıklar değildi ki! Tamamen içgüdüleriyle ilerleyen yarı-canlılardı...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
bu kadar saçmalık yeterliydi. ateş topları , boltlar, artık bu olay iyice bir ölüm kalım savaşı haline gelmişti. ustalığını konuşturmalıydı. iki elinede birer fırlatma bıçağı aldı. bunları kılıç gibi kullancaktı. saldırıya geçti. pençelerden sakınmak
bu aradada olası bir ikincil saldırıya karşı anislav ın kollarının dış tarafından sol omuzunun yanından sağ elideki bıçağı boynuna saplamak için hamle yaptı
bu aradada olası bir ikincil saldırıya karşı anislav ın kollarının dış tarafından sol omuzunun yanından sağ elideki bıçağı boynuna saplamak için hamle yaptı
Anislav için bir Tremere'in sonunu görmek kadar güzel bir şey olamazdı. Bunun hayalini kurmuştu hep. şimdi Zlatan üzerinde, deneyler yapma sırası ona gelmişti. Bu sırayı savmaya pek de niyeti yoktu.
Koridora girdiğinde karanlıkta parlayan kızıl gözleriyle etrafa dikkatlice baktı. hiçbir şeyi kaçırmak istemiyordu. Ve solundaki kayalıkların arkasında nihayet avını bulmuştu.
Zlatan'ı gördüğünde nefreti kat kat dha da artmıştı.. İçi onu öldürme hırsı ile yanıp tutuşuyordu. Vakit kaybetmedi...
Büyük bir ustalıkla pençelerini sonuna kadar, Zlatan'ın boğazına saplamak ve kasıklarına kadar indirmekti amacı... Bu düşünce kafasında Zlatan ile ilgili çok güzel fikirler oluşuyordu. Oyun yeni başlamıştı.
Koridora girdiğinde karanlıkta parlayan kızıl gözleriyle etrafa dikkatlice baktı. hiçbir şeyi kaçırmak istemiyordu. Ve solundaki kayalıkların arkasında nihayet avını bulmuştu.
Zlatan'ı gördüğünde nefreti kat kat dha da artmıştı.. İçi onu öldürme hırsı ile yanıp tutuşuyordu. Vakit kaybetmedi...
Büyük bir ustalıkla pençelerini sonuna kadar, Zlatan'ın boğazına saplamak ve kasıklarına kadar indirmekti amacı... Bu düşünce kafasında Zlatan ile ilgili çok güzel fikirler oluşuyordu. Oyun yeni başlamıştı.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Juan nihayet bilincini topladı,şaşkın bakışlarla odayı süzdü,sonra aniden olanları hatırladı,telaşla kendini kontrol etti...birşeyi yoktu.
Daha sonra bulunduğu odaya şöyle bir göz gezdirdi,derken gözüne bir sembol ilişti,bu sembolü hatırlamıyordu,daha önce karşılaşmışmıydı emin değildi.
Juan bulunduğu odada birinin olup olmadığını bir kere daha kontrol etti,yanlız olduğuna kannat getirdi...dizlerinin üzerine çöktü,bir yandanda elleri boynundaki haçta kavuşmuştu....
Juan duasını tamamladığında ayağa kalktı ve girdiği kapıdan geri döndü,kılıcını almalıydı,bir savaşçı kılıcını asla kaybetmemeliydi...
Daha sonra bulunduğu odaya şöyle bir göz gezdirdi,derken gözüne bir sembol ilişti,bu sembolü hatırlamıyordu,daha önce karşılaşmışmıydı emin değildi.
Juan bulunduğu odada birinin olup olmadığını bir kere daha kontrol etti,yanlız olduğuna kannat getirdi...dizlerinin üzerine çöktü,bir yandanda elleri boynundaki haçta kavuşmuştu....
Juan duasını tamamladığında ayağa kalktı ve girdiği kapıdan geri döndü,kılıcını almalıydı,bir savaşçı kılıcını asla kaybetmemeliydi...
İsim:Erethan Aereos
Irk:insan
Sınıf:Wizard/Evoker
Irk:insan
Sınıf:Wizard/Evoker
Zgismund sesleri duyar duymaz arkasına döndü hızla.
Kimse yoktu!
Yarattıkları onunla yukarıya çıkmamıştı. Dudaklarını ısırdı ve merdivenlerden aşağıya hızla koştu neyle karşılaşacağını bilmediği için tetikteydi.
Lanet lanet lanet! Aptal yaratıklar!
Kimse yoktu!
Yarattıkları onunla yukarıya çıkmamıştı. Dudaklarını ısırdı ve merdivenlerden aşağıya hızla koştu neyle karşılaşacağını bilmediği için tetikteydi.
Lanet lanet lanet! Aptal yaratıklar!
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
-
ElessarTelemnar
- Kullanıcı

- Posts: 407
- Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
- Location: Ankara/Bruxelles
- Contact:
Zlatan Anislav'ı gördüğü an tetikteydi. Hemen cüppesinin kollarının altında her daim hazır beklettiği fırlatma bıçaklarını çıkardı. İlk anda aklına bıçaklarla saldırmak fikri uygun görünmüştü. Fakat saldırıya geçmeden önce karşısındakinin olası hamlelerinden kaçmayı ve daha sonra onu gafil avlamayı denedi.
Anislav ise adeta İblisin bir hizmetkarı haline gelmişti. Karanlıkta parıldayan kızıl gözleri ve kanlı kocaman pençeleri içindeki öfkeyi dışarıya yansıtıyordu.
Dişi vampir Zlatan'ı görür görmez onun üzerine doğru hızla ilerledi ve ona saldırı şansı vermeden ilk pençesini boynuyla omuzunun birleştiği noktaya, ikinci pençesini de köprücük kemiğine yerleştirdi.
Zlatan bu saldırılara karşılık elindeki bıçağı ileri doğru savurmaya çalıştı fakat bu oldukça beceriksiz bir savurma oldu. Nitekim vampir tekrar gardını alamadı ve Anislav'ın güçlü ve inanılmaz pençelerinin göğsünü midesine kadar boylu boyunca yarmasına karşı koyamadı.
Vampirin cüppesi ve deri zırhı parçalandı, deri ve kas yırtıldı, köprücük kemikleriyle beraber kaburgalarının birkaçı parçalandı. Zlatan, daha önce hiç bu denli ağır bir hasar almamıştı. Güçlü pençe saldırıları sanki onu yaralamaya yönelik değilde direk ruhunu bedeninden kopartmaya yönelik bir saldırı gibiydi. Hiçbir ölümlün karşı koyamayacağı bu saldırıya Zlatan zorlukla karşı koyabildi fakat bu saldırı ile oldukça yaralanmıştı.
Zlatan Anislav'ın kızıl gözlerinin altında dizleri üzerine düştü, göğsünden kan boşalıyordu.
Nihai ölüme hiç bu kadar yakın olmamıştı...
Jeremiah elinde arbaletiyle Anislav'ı son gördüğü tarafa doğru ilerlemeye başladı. Biraz sonra ilerideki dişiyi görmüştü. Ama sadece orada duran dişinin dluetini görebilmişti. Karanlıkta yetrince iyi göremiyordu etrafı...
***************
Juan sembole kısa bir bakış attıktan sonra boynundaki haçı eline aldı, kutsal ruhun adına birkaç dua mırıldandı. Ardından odadan çıkarak tekrar ana hole girdi.
Ateş orada değildi. Bu iyi birşeydi. Juan hole tekrar girebilirdi.
Hızlıca kılıcının yerde durduğu noktaya doğru ilerledi vampir. Daha sonra kılıcını kabzasından kavrayarak tek bir hareketle tekrar önüne aldı.
İkinci haçta elindeydi şimdi...
***************
Zgismund tekrar geldiği merdivenlerden içeri girdi. Diğer lanetliler olan bitene bir anlam veremezken o çoktan tekrar merdivenlerden içeri girmişti.
Aşağıdan simya-yaratıklarının inildemeleri ve ayak sesleri geliyordu...
Ve her iki seste yukarı doğru yaklaşmaktaydı...
Anislav ise adeta İblisin bir hizmetkarı haline gelmişti. Karanlıkta parıldayan kızıl gözleri ve kanlı kocaman pençeleri içindeki öfkeyi dışarıya yansıtıyordu.
Dişi vampir Zlatan'ı görür görmez onun üzerine doğru hızla ilerledi ve ona saldırı şansı vermeden ilk pençesini boynuyla omuzunun birleştiği noktaya, ikinci pençesini de köprücük kemiğine yerleştirdi.
Zlatan bu saldırılara karşılık elindeki bıçağı ileri doğru savurmaya çalıştı fakat bu oldukça beceriksiz bir savurma oldu. Nitekim vampir tekrar gardını alamadı ve Anislav'ın güçlü ve inanılmaz pençelerinin göğsünü midesine kadar boylu boyunca yarmasına karşı koyamadı.
Vampirin cüppesi ve deri zırhı parçalandı, deri ve kas yırtıldı, köprücük kemikleriyle beraber kaburgalarının birkaçı parçalandı. Zlatan, daha önce hiç bu denli ağır bir hasar almamıştı. Güçlü pençe saldırıları sanki onu yaralamaya yönelik değilde direk ruhunu bedeninden kopartmaya yönelik bir saldırı gibiydi. Hiçbir ölümlün karşı koyamayacağı bu saldırıya Zlatan zorlukla karşı koyabildi fakat bu saldırı ile oldukça yaralanmıştı.
Zlatan Anislav'ın kızıl gözlerinin altında dizleri üzerine düştü, göğsünden kan boşalıyordu.
Nihai ölüme hiç bu kadar yakın olmamıştı...
Jeremiah elinde arbaletiyle Anislav'ı son gördüğü tarafa doğru ilerlemeye başladı. Biraz sonra ilerideki dişiyi görmüştü. Ama sadece orada duran dişinin dluetini görebilmişti. Karanlıkta yetrince iyi göremiyordu etrafı...
***************
Juan sembole kısa bir bakış attıktan sonra boynundaki haçı eline aldı, kutsal ruhun adına birkaç dua mırıldandı. Ardından odadan çıkarak tekrar ana hole girdi.
Ateş orada değildi. Bu iyi birşeydi. Juan hole tekrar girebilirdi.
Hızlıca kılıcının yerde durduğu noktaya doğru ilerledi vampir. Daha sonra kılıcını kabzasından kavrayarak tek bir hareketle tekrar önüne aldı.
İkinci haçta elindeydi şimdi...
***************
Zgismund tekrar geldiği merdivenlerden içeri girdi. Diğer lanetliler olan bitene bir anlam veremezken o çoktan tekrar merdivenlerden içeri girmişti.
Aşağıdan simya-yaratıklarının inildemeleri ve ayak sesleri geliyordu...
Ve her iki seste yukarı doğru yaklaşmaktaydı...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
artık yapacak fazla birşey olmadığını anlamıştı. herşey bitiyordu. en azından söylemesi gerekenleri söylemiş olmanın rahatlığını taşıyordu. düşmanlarına kendinden faydalanma fırsatını vermek istemedi. bıçağını tüm güçüyle kalbinin altındaki damarlara soktu ve kanın dışarı boşalması için açtığı yarıkta bıçağını öylece tuttu. kan hızla bedenden boşalıyordu.
artık yerleri yalarlar diye düşündü ve gülümsedi. nasıl olsa olacaklar olacaklardı. artık sonsuz uykuya sıra gelmişti...
artık yerleri yalarlar diye düşündü ve gülümsedi. nasıl olsa olacaklar olacaklardı. artık sonsuz uykuya sıra gelmişti...
Anislav, Zlatan'a verdiği acıdan oldukça memnundu. Ama bu ona yeterli gelmiyordu. şimdi de gözlerini hedef almıştı Anislav..Onları yuvalarından çıkartmak için gerekli hamlesini yaptı.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Zlatan bıçağı kalbine sokar sokmaz dışarı bir miktar daha kan püskürdü. Damarlarından akan kan onun ölümsüzlüğünü tüketiyor, lanetli ruhunu bedeninden ayırarak en baştan beri bulunması gereken yere, Büyük Teker'e gönderiyordu.
Ardından Anislav'ın ölümcül pençe darbesi geldi. Tokat gibi yüze yapışan el elmacık kemiklerini kırarak Zlatan'ın yüzünü darmadağın etti.
Güçlü vuruşun ardından Zlatan geriye devrildi ve yere yığıldı. Tüm vücudundan kanlar boşalırken bedeni tozlaşarak yokolmaya başladı.
Kısa bir süre sonra Zlatan tozlaşarak yokolmuştu...
Ardından Anislav'ın ölümcül pençe darbesi geldi. Tokat gibi yüze yapışan el elmacık kemiklerini kırarak Zlatan'ın yüzünü darmadağın etti.
Güçlü vuruşun ardından Zlatan geriye devrildi ve yere yığıldı. Tüm vücudundan kanlar boşalırken bedeni tozlaşarak yokolmaya başladı.
Kısa bir süre sonra Zlatan tozlaşarak yokolmuştu...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests