Kupala'nın Gecesi (RPG)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
ElessarTelemnar
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 407
Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
Location: Ankara/Bruxelles
Contact:

Post by ElessarTelemnar »

Jeremiah derinin duvara surtunme sesini duyuyordu ve yasayan birinin yada daha mantiklisi bir lanetlinin asagiya dogru indigi kanisina varmisti.
Duyulan sesler karsinda herkes tedirginlesti zaten toplantidaki herkesin sinirleri pamuk ipligine bagliydi.
Cocuk cevaplarin verilecegini 3. kez soyluyordu belkide ama ortada cevap falan yoktu.
Cocugun ardindan siyah sacli kiz "Burada bizden başka kim olabilir ki böyle bir sesi çıkarabilecek?" diyerek toplantinin katilimcilarina sorusunu yoneltti.
oyle yada boyle su yada bu sebeptende olsa yukarida biri oldugunu biliyoruz sacma bir soru kendimizi savunmaya gecmektense...dusunceleri arasinda agzindan su sozler dokuldu ;
"Birinin oldugunu biliyoruz bole duracagimiza cikip kim ya da ne olduguna baksak ?"
Fallen
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1054
Joined: Sun Jul 04, 2004 10:00 am
Location: İzmir
Contact:

Post by Fallen »

"Ã?ğrenmek istediğin her neyse cübbeli kişi, sanırım cevaplarını az sonra alacaksın..."

Stefan bir anlık düşüncelere daldı, clan yaşlılarının birinden Tzimische'lerin büyük bir ayin yapacağını duymuştu çünkü.. bir anda aklında parlayan bu düşünce, bazı sözcükler içinde bir anlam ifade edebilirdi evet..

""Fakat diğer açıdan bakarsanız, eğer buradaki kimse buraya kimin tarafından ve ne sebeple getirildiğini bilmiyorsa, işte o zaman bizim Gehennamız başlamış demektir.""

"Tzimische'ler !!" zafer kazanmış gibi haykırmıştı Stefan, "burda olmamızın sebebi Tzimische'lermi ?"

fakat o an herkesin dikkati başka bir noktaya kenetlenmişti, ister istemez Stefan'da o tarafa döndü..
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Gaipten gelen ses hızlanıp toparlanarak aşağı doğru inmekteydi, bu sırada şatonun arkasında da birisi belirmişti.

Girişte sadece silüet halinde duran bu adamın elinde bir kılıç vardı ve ortamı etraflıca süzüyordu.

Gabriel içeride birbirine yakın bir şekilde beklemekte olan lanetlileri gördü. Birşeylerin beklentisi içersindelerdi bu belliydi.

Gabriel şatonun girişine doğru birkaç adım daha attı, birikmiş tozlar her taraftaydı ve ayışığı şatonun içersine de çok az yansımaktaydı. Kırık pencerelerden ve perde aralarından ince çizgiler zemini ve duvarı ayşığı kalemiyle çiziyordu sadece...



NOT: Mekan tasvirini ilk sayfada yapmıştım tekrar yazma gereği duymuyorum...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Beckett
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 523
Joined: Wed Oct 19, 2005 10:00 am
Location: underworld
Contact:

Post by Beckett »

Offf iyice sıkılmaya başladım,nedir bu işin gerçeği? diye düşündü Vladimir,üstelik aldığı cevap onu hiç tatmin etmemişti.Ã?ünkü onu buraya çağıranları hiç kimse tanımıyordu.Nerden gelmişti bu ortadoğulular.Sonra bir an durakladı Vladimir,herkes yukardan gelen bir sese ve şu cücenin şaklabanlıklarıyla ilgilenirken o kendini düşünüyor,yukardan gelen sesle hiç ilgilenmiyordu.Sonra
aklından sadece bir kelime geçti Assamite...

"Lanet Olsunnnnn" dedi yüksek sesle ve elini alnına öyle bir vurmuştu ki gereğinden fazla ses çıkmıştı.Nasıl bu kadar dikkatsiz davranırdı da,böyle açık bir tuzağa düşerdi.Yüz yıllardır Assamite'nin güvenilmez olduğu ve onların suikast işinde çok iyi olduğu bilinirdi.Vladimir'in bir anlık dikkatsizliği çok şeye mal olabilirdi.Mektubu kendine getiren bir ortadoğuluydu ve Assamite'ler suikast özelliklerinden sonra doğu kökenlikleriylede anılırdı.Sonuçta bu konular hakkında bilgisi olan kişi bile o mektubu getireni tanımıyordu.Açık bir tuzaktı bu,en azından Vladimir böyle düşünüyordu.

şimdi çok daha dikkatli olmalıydı.Hızlı bir şekilde kendini karanlığa doğru çekti ve sırtını artık yıkık olan bir duvara dayadı.Grubu karşısına,eskiden kapı olan o yıkık bölgeyide sol tarafına aldı.Tam sağ çaprazına da merdivenleri aldı.Pelerinini arkasına attı ve yanında kemerine asılı olan kılıcına elini götürdü.Kınından çıkarmadı ama her türlü müdahalede karşı koymaya hazırdı.

Sonra Kapının eşiğinde eli kılıçlı birisini gördü,hazırdı artık en küçük birşeyde karşı atağa geçecekti...!
Bu İsaret Kaos Tanrısının
Bu,Kılıcların Tanrısının
Bu,hayatın
Bu da olumun
..... Bilmen gereken bunlar.....
Geliyor zamanı Tanrıların;
Hayatın ve Olumun...
Azalin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1056
Joined: Fri Dec 26, 2003 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Azalin »

Merdivenler, sanki sonsuzluk gibi gelmişti…

O kadar zayıf o kadar acizdi ki, yürürken tutunduğu kayalarda kan ve sarı iltihap karışımı bir sıvı bırakmaktaydı. Her adımda bir dahaki olmayacak sanırım diye düşünürken düzlüğe gelmişti. Ã?nünü seçemiyordu, bakıyordu ama sanki o değil de başla birisiydi gören, anlamını yitirmişti sanki her şey.. ama ne olmuştu…

Ellerine tekrar baktı… tırnakları neredeyse düşecek gibi duruyordu, etrafları iltihap ve kan ile dolmuştu…ne oluyordu, lanet olsun ne????

Ellerinden kendini alabildiğinde gördüğü şey bir grup erkek, bir çocuk ve bir iki dişiydi…. Dişi nasıl yani?…eskiden olsa hanımefendi derdi.

İlerledi gruba yaklaştı sağ elini kaldırdı kaldırırken “ne kadar iğrencim” diye düşündü. “ şu üstümdeki aptal cüppem bile benden daha şık duruyor” dedi kendine tekrar. Ve herkesi selamladı:

“İyi akşamlar! Hoş geldiniz.”


Beyaza yakın kısa saçları, 3-5 gündür kesilmemiş gür sakalları ile düzgün bir tipe beziyordu. Ancak boyundan aşağıya doğru inen kan yolları (evet damarları ve içindeki sıvı resmen gözüküyordu ) ile pek de tekin bir görüntü vermemişti. Elleri zaten nerdeyse derisiz et parçalarına dönüşmüştü.

Ama sesi düzgün ve kendinden emin çıkmıştı…
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?

Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
User avatar
trulias
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 603
Joined: Wed Dec 21, 2005 10:00 am
Contact:

Post by trulias »

- Sende nesin böyle dedi, yarı alylı bir tavırla demekki yukardan inene tedirgin edici şey bu et parçasıymış diye düşündü.
bu arada herkesin tedirginliğini yüzünden okuyordu ve bu içine büyük bir haz vermeye başlamıştı. kendisine saldıracak ve sonunda lime lime olacak bir av bekliyordu.
bu sırada kapının hemen dışında eli kılıclı bir siluet hemn dikkatini çekti.
anlaşılan bir konukları vardı.
yeni hedef yeni kan demekti...
en sonunda et parçasından bir iki cümle çıkabilmişti artık olayı seyrine bırkamanın vakti gelmişti...
ElessarTelemnar
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 407
Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
Location: Ankara/Bruxelles
Contact:

Post by ElessarTelemnar »

Jeremiah yukari cikip bakmayi onerdigi sirada herkesin merakla bekledigi ses kendini gostermisti.Adam yada eskiden herhangi bir adama benzeyen o sey cok garipti hemen herkes birer adim geriliyor bazilarinin suratinda endise bazilarinda tetikte bekleme herkes birseyler bekliyor ve verilecek aciklama icin sabirsizlaniyordu.Adamin asagi inmesiyle kapida kilicli baska birinin belirmesi neredeyse es zamanli olmustu.Olacaklari sabirsizlik ve merek icerisinde bekliyordu.Tetikte kalmayida elinden birakmiyordu kapidaki siluete konsantre olmusken

“İyi akşamlar! Hoş geldiniz.”

diyerek oradaki lanetlilere seslenmisti yukaridan inen adam.

cok daha onemli islerim varken buraya kadar bunca yol geldim yaklasik 10 dakikadir buradayim ama kucaktan kucaga dolasan bir cocuk, sacma sebeplerden cocuga saldiran bir adam,garip sesler cikartarak inen bir et yigini vede unutmadan esrarengiz bi adam ...
Bukadar yolu bunun icinmi kat ettim...


dusuncelerini disa vurmak istemisti ama cok konusarak kendisini belli etmek aptallik olurdu.Kendi gibi neden burada olduklarini merak eden birsuru kisi vardi

birakayim onlar sorsun yanitlardan ben yararlanayim eger kayda deger birsey bulamazsa gitmeye karar vermisti.
Fallen
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1054
Joined: Sun Jul 04, 2004 10:00 am
Location: İzmir
Contact:

Post by Fallen »

Aşağı inen şeyde neydi öyle, görüntü karşısında soğuk kanlılığını korumaya çalıştıysada yüzündeki şaşkın ifadeye engel olamamıştı Stefan..

"bu ne hastalık böyle !?" diye düşündü içinden.. aklında oluşan pek çok olasılık vardı, fakat hiç biri bu tanıma uymuyordu, hayattayken böyle bir manzara görse Stefan, emindi ki buraları terk ederdi.. tiksinerek konuşmaya başladı..

"hoş bulduk.." bir süre durakladıktan sonra konuşmasına devam etti..

" burda olmamızın sebebi Tzimische'lermi ??"
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
Azalin
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1056
Joined: Fri Dec 26, 2003 10:00 am
Location: izmir
Contact:

Post by Azalin »

“Misafirperverliğime gösterdiğiniz karşılığa açıkçası teşekkür ederim. Ayrıca evet sizleri buraya ben çağırdım.Yani bu gece benim davetlisiniz. Bu davetin bir sebebi Tzimische'ler ve onlar gibi yada bizim gibi birçok lanetli. O çantanın içinden çıkacak Gehenna da bunun sebebi.” Bunu söylerken iğrenç bir sırıtma yayılmıştı yüzüne.

Konuşurken damarları sanki patlayacakmış gibi şişiyor sonra tekrar iniyordu. Ayrıca konuşurken eli kolu çok oynuyor. Sanki kollarını kendisi değil de başkası yönetiyormuşçasına yanlara ve ileri geri oynatıyordu.

“Ama…” Bir an sanki gözleri hiddetle parladı . Ama kontrolünü tekrar sağlamayı başarmıştı.

“Esas olan ayin.Engellememiz gereken ayin. İşte buraya davet edilme ve gönderilme sebebinizde bu, dostlarım ”
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?

Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Daeya
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2183
Joined: Tue Apr 13, 2004 10:00 am
Location: KarÅ?ıyaka
Contact:

Post by Daeya »

Anislav, merdivenlere doğru döndü kucağındaki çocukla ve merdivenlerden ağır ağır inen şeye hayretler içinde kalarak uzun bir süre baktı. Gördüğü şey karşısında gözleri irileşmiş, nefes alış verişleri sıklaşmıştı ve bir isim veremiyordu karşısındakine...Aklından görüntüsü böyle ise sesi nasıldır kimbilir diye düşünürken şaşkınlığı bir kat daha arttı.

“İyi akşamlar! Hoş geldiniz.”

Ses tonu, görüntüye göre bin kat daha iyiydi. Zaten karşısındnakinin nasıl bir şeye bulaştığını bile öğrenmek istemiyordu.

Nasıl bir şey bu? Lanet mi, hastalık mı? diye düşünürken, içlerinden birisi karşılık verdi hoşbulduk diyerek. Gerçi Anislav pek de hoş bulmamıştı ortamı.

Bilmediği bir çok şey vardı ama Anislav'ın ve hepsi yavaş yavaş çözülüyor gibiydi. En azından büyük bir karın ağrısı yaratan soru son bulmuştu.

"Burada olmamızın sebebi Tzimische'lermi ??" diye tamamladı sözlerini konuşan kişi. Bir anlığına henüz kimsenin adını bilmediğini farketti Anislav. Kucağına aldığı çocuğun bile..şimdilik pek de bir önemi yoktu. Zamanı geldiğinde elbet bir bir öğrenecekti isimlerini.

Merdivenlerde duran şey, engellenmesi gereken bir ayin olduğunu söyleyerek bitirdi sözlerini. Hiçbir şey düşünmek istemiyordu şimdilik.
Last edited by Daeya on Sun Nov 12, 2006 8:36 pm, edited 1 time in total.
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Beckett
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 523
Joined: Wed Oct 19, 2005 10:00 am
Location: underworld
Contact:

Post by Beckett »

Vladimir karşısında duran yaratığın sözleri karşısında rahatlamasada tedirginliği hafiflemişti.Nede olsa kendisine gelen ortadoğuluların kimin tarafından gönderildiğini öğrenmiş oldu.Yine de içindeki merak onu sormamasını engelleyemedi;

"Ben, bulan ortadoğuluları sen mi gönderdin? cevabını beklemeden bir soru daha sordu;

Ve bu konuyu biraz daha açarmısın?Nasıl engel olacağız,bizden neler talep ediyorsun?

Pelerinini tekrar önüne atmış ve elini kılıcından çekmişti.Ama hala bir yandan da kapıdaki yeni geleni gözlüyordu.Burda toplanmaları artık bir sonuca ulaşmalıydı keza Vladimir'in canı yavaştan yavaştan sıkılmaya başlıyordu...
Bu İsaret Kaos Tanrısının
Bu,Kılıcların Tanrısının
Bu,hayatın
Bu da olumun
..... Bilmen gereken bunlar.....
Geliyor zamanı Tanrıların;
Hayatın ve Olumun...
Dragonfire
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 2005
Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
Location: Abyss
Contact:

Post by Dragonfire »

Cüppeli adam duyabildiklerini hazmedip uzun bir an duraksadı. Elbette burada düşmanarı vardı. Elbette vakti geldiğinde onlarla çatışacaktı. Ama vakti gelmişmiydi. Yoksa artık eğitmeni ondan sıkılmayamı başlamıştı?

Bir, sonra bir ve sonra bir adım daha yaklaştı gruba. Kılıcı hala elinde tehditkar olmaması için ucu yere dönük bir şekilde bir gayret sarf etmeden tutuyordu. Kişileri hızla tektek ve elinden geldiğince önyargısız bir şekilde analiz ederek inceleme çabasına girdi.

Cüppeli adam başıyla hafif bir selam verdi şatodakilere ve tek kelime etmeden bekledi.
Dikkatli tartan gözler için adamın cüppesinin fazlaca kabarık ve geniş olduğu fazlaca geniş bir beden yapısı gibi göründüğü dikkat çekmektedir.*
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
User avatar
trulias
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 603
Joined: Wed Dec 21, 2005 10:00 am
Contact:

Post by trulias »

en sonunda olaylar açıklığa kavuşmaya başlamıştı. bu toplantıyı düzenleyen bir et parçasıydı. rahatlamıştı. yavaşca et parçasına 3-4 metre kalıncaya kadar yanına gitti.

- Hepimizi buraya kadar çağırabildiğine göre önemli bağlantıların olmalı. şimdi herşeyden önce kendini tanıt bize. kimsin ve önlemek istediğin ayini neden önlemek istiyorsun?
erethan
Başbüyücü
Posts: 1000
Joined: Sun Feb 15, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by erethan »

Juan şatoya çıkan yokuşun son metrelerinide süratle aştı,geç kalmıştı..
"toplantı çoktan başlamış olmalı" diye söylendi kendi kendine.
Nihayet Kale kapısına vardığında atını durdurdu,hayvan taşıdığı yükten dolayı iyice huysuzlanmaya başlamıştı,geçmişte hayatındaki tecrübeleri olmasa buraya büyük ihtimalle yaya olarak gelmek zorunda kalırdı.
"Tanrıya şükürler olsun bazı şeyler unutulmuyor" diye geçirdi içinde.
Attı sakinleştirmek elini hayvanın boynunu okşamaya başladı,daha sonra kulağına doğru eğilerek birkaç yatıştırıcı sözcük mırıldandı....
Hayvanın yatıştığından emin olduktan sonra üzerinden indi ve iri adımlarla şatonun kapısına yöneldi.İçeri girdiğinde kendisine bahsedilen vampirlerin çoktan orada toplanmış olduklarını farketti,konuşuyorlardı...merdivende duran bir...bir şeyle...onlara doğru yaklaştı ve konuşulanları dinlemeye başladı.

--Bu arada arkadaşlar karakterimide tasvir etmek isterim:1.85 boylarında geniş omuzlu atletik bir yapıya sahip.Omuzlarına düşen uzun kahverengi saçları var ,esmer tenli,sert keskin hatlardan oluşan bir çeneye ve yakışıklı denebilecek bir yüze sahip,temiz tıraşlı,yanlızca sol gözünün altında ağzına doğru inen bir yara izi var.Dik bir duruşu var .şık giyimli siyah kadife bir pelerin omuzlarını örtüyor belinde asılı duran bir kılıç ve boynunda asılı duran bir haca sahip.
İsim:Erethan Aereos
Irk:insan
Sınıf:Wizard/Evoker
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Juan'ın yatışan atı uysalca şatonun biraz ilerisinde durdu. Durduğu yerde sakince beklemeye başladı.

Bu sırada Juan'da içeriye girmişti. Vampir grubu bu yeni geleni süzdü. Olabildiğince asil görünüyordu, en azından dimdik duruşu ve kaliteli giyimi bunu göstermekteydi.

Vampirler bu yeni gelen ile birlikte, acaba daha kaç kişinin buraya geleceğini düşünmeye başlamışlardı.

Juan'ın gözü ise bir anlığına Leo'nun kafasındaki dövmeyi gördü. Bu dövme ona tanıdık gelmişti...

--------------------

Ve onlar bunu düşünürken şatoya çıkan dolambaçlı yoldan yukarı doğru bir at arabası daha çıkıyordu...

Arabanın içindeki Zgismund ise derin derin nefes almaktaydı.

Evet... Bu toprakları özlemişti gerçekten...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests