Bu senenin başlarında boş derste canım sıkıldı , karaladım bişeyler..Beğenmeniz dileğiyle
Fakat beğenilmesi için yazmış değilim, öyle bi beklentim yok çünkü üstünde durmadım pek ..
"O gün uyandım. Köyde bir hareketlilik vardı. Elder, kabile büyüklerini toplamış, onlarla birşeyler konuşuyordu. Muhtemelen köyün durumu hakkında konuşuyorlardı. Köy ölüyordu...Az sonra beni de yanlarına davet ettiler. şaşırmıştım.. Bana; benim seçilmiş olduğumu, köyümüzü ancak benim kurtarabileceğimi söylediler. G.E.C.K denen bi zımbırtının ismini verdiler. Onu bulmamı istiyorlardı. Korkmuştum...
Bu koca dünyada daha ne olduğunu bile bilmediğim bir şeyi nasıl bulacaktım. Elder bana Vault denen yeraltı sığınaklarından ve G.E.C.K'den bahsetti. Biraz bilgi ile yola çıkmaya hazırlanmıştım ki, bana önce testten geçmem gerektiğini söylediler. Kabilemizin tapınağından sağ çıkarsam testi geçmiş olacaktım. Göreve layık olduğumu ve seçilmiş olduğumu kanıtlamak için bir fırsattı...
Testi geçtiğim için mutluydum ama garip, mavi kıyafeti koruyan adamın ölmesi beni üzmüştü. Kıyafeti giydikten sonra köy halkı bana biraz para biraz öte beri verdi. G.E.C.K i bulma yolunda önemli olduğunu düşündüğüm Vic'i bulmak için yola çıktım. Ã?nce Klamath'a gittim.Onu bulduğumu sanarak klübesie girdim fakat klübede kimsecikler yoktu. Vic'in malzemelerini alıp Klamath'dan uzaklaştım ve başka bir şehirle karşılaştım. Buraya Den diyorlardı. Ordaki insanlara Vic'i sorduğumda bana köle tüccarlarının eline düştüğünü söylediler. Vic'i satın alamazdım. Çok az param vardı. O an için onlarla dövüşmeyi de göze alamazdım, henüz çok tecrübesiz ve güçsüzdüm. Üstelik pudraya benzeyen bi maddeyle dolu torbalardan ve bi miktar parada başka birşeyim yoktu. Sonunda Vic'i satın almaya karar verdim. Tabi bunun için para kazanmam gerekiyordu. Bunun için bazı şehirlerde bana söylenenleri yaptım, hatta uyuşturucu dolu bir çantayı bir yerden başka bir yere götürdüm. Sonuç olarak bayağı para kazanmıştım. Ayrıca şehirlerarası yolculuklarda karşıma çıkan bazı haydutlar sayesinde biraz cephanem de olmuştu. Den'e döndüm ve Vic'i satın aldım. Onunla bildikleri hakkında konuştu.. Uzun konuşmalardan sonra bütün bildiklerini anlattı.
Vic hakkında sinir olduğum bir konu vardı.Bana sürekli "efendim" diyordu. ve beni çok sinirlendiriyordu.Ona bunu yapmamasını söylediğimde bana "peki efendim" diye karşılık verdiğinde kendimden geçmişim. Kendime geldiğimde Vic kanlar içinde yerde yatıyordu. Ölmüştü..
Vic'den duyduğum "Vault City"e gittim. Orada G.E.C.K bulmama yardım edecek çok bilgi vardı. Ve orada da bir Vault olduğunu öğrendim. Fakat içeri giremiyordum çünkü içeri sadece vatandaş olanlar girebiliyordu. Beni vatandaş olarak kabul etmediler. "G.E.C.K i bulduktan sonra buraya bir kez daha uğrayacağım, tek canlı bırakmayacağım!" diye and içmiştim. Ã?aresizce yeni şehirler aramaya koyuldum. Bir kaç haftalık yolculuktan sonra yıkılmış bir üs ve köpeklerle dolu bir kamp buldum. Ã?evreden bulduğum malzemeler sayesinde içeri girdim. Gözlerime inanamadım! Kocaman insanımsı yaratıklar, ellerinde dev silahlarla birilerini bekler gibiydiler. Fakat gece olunca hepi mışıl mışıl uyuyordu ve hepsini teker teker zehirleyerek öldürmek çok zor olmadı. Koca üste bi canlı ben kalmıştım. Dolapları karıştırdığımda bayağı sağlam cephane elde ettim. Ve birde güzel görünümlü bir zırhım oldu. Zırhımı üstüme giydim ve yeniden yola koyuldum.
Bi kaç günlük yol gittikten sonra N.C.R denen bir şehir buldum. Eski adının "Shady Sands" olduğunu öğrendiğim bu şehir çok büyük ve düzenliydi. Bu şehirin başkanı ile görüştüm. Bana biraz ileride bir Vault olduğunu fakat haydutlar tarafından ele geçirildiğini anlattı. G.E.C.K i bulma umuduyla Vault'a doğru yola çıktım. Söylenen yere geldiğimde ufak bir kamp ile karşılaştım. Birisinin kızı kaçırılmışt.Az ileride bir klübede kızı buldum ve kızı rehin tutan haydutları öldürdüm. Oradan ayrılacakken dağın yüzeyündeki bir giriş dikkatimi çekti. Kampın başkanından aldığım kart ile kapıyı açtım. Burası aradığım Vault'du. İçeri girer girmez haydutlar kim olduğumu sordu. Onlara burda yeni olduğumu söyledim ve inandılar. Depoya indim ve G.E.C.K i aradım. Fakat bulamadım. Burasının Vault 15 olduğunu öğrendim ve ana bilgisayardan Vault 13'ün yerini öğrendim. Buradan hemen çıktım ve Vault 13'e doğru yola koyuldum. Vault 13'te de bi takım garip yaratıklarla karşılaştım. Ama onlar konuşabiliyordu. Deathclaw'lar. Burayı biraz araştırdıktan sonra sonunda G.E.C.K'i buldum. Eve geri dönmeden önce de Deathclaw'lara Vault' taki bilgisayarı tamir edeceğime söz verdim. Artık halkım kurtulmak üzereydi.
Bir kaç haftalık yolculuktan sonra Arrayo'ya ulaştım fakat gördüklerim karşısında şok olmuştum. Köye giriş köprüsü yıkılmış, herkes gitmiş... Bir tek Hakunin'i bulabildim o da ölmek üzereydi. Bana bir üsden ve uçan ruhlardan bahsetti ve bir yer tarif etti. Ondan yeterince bilgiyi alamadan öldü. Bir süre sonra kendimi toparladım ve yola çıktım. Hakunin'in bahsettiği yere vardım ve burasının bir benzinlik olduğunu gördüm. şaşırmıştım, Hakunin neden beni bir benzinliğe yönlendirmiş olabilirdi? Bir süre oralarda dolandım ve çalıların arasında bir giriş dikkatimi çekti. Bir depo girişi olabilirdi. İçeri girdim, inanılmazdı... Burası gizli bir üsdü. Ordakilere de yeni olduğumu söyledim. Pek önemsemediler. Burdan Enclave denen bir üs hakkında bayağı bir bilgi topladım. Gitmem gereken yer orasıydı. O yüzden burayı hemen terkettim. Ã?ğrendiğim kadarıyla Enclave denizde bir yerdeydi.
Enclave'e ulaşmak bir kıyı şehirine gitmem gerekiyordu. Ã?ğrendiğim kadarıyla tek kıyı şehiri San Fransisco denen garip bir şehirdi. şehirde iki büyük grup vardı; Shiler ve Hubologistler...Bu tür şeylere hiç bulaşmadım ve direk olarak Enclave'e nasıl gideceğimi öğrenmeye çalıştım. Bir tanker olduğunu öğrendim ve hemen tankere gittim. Bilgisayarı bozuktu, bilgisayarını tamir etmek için aşağı katına indiğimde garip yaratıklarla karşılaştım ve hepsini öldürdüm. Orada yaratıklar yüzünden sıkışıp kalan bir kız olduğunu farkettim ve onu yukarı yolladım. Bilgisayarı tamir etmek için bazı parçalar gerekiyordu. İyi ki Navarro'yu terkederken dolapları karıştırmışım... Bilgisayarı tamir ettim ve tankere benzin gerekli olduğunu öğrendim. Bi adam bana kız arkadaşını kurtardığım için minnettar olduğunu ve tankere gerekli olan yakıtı bulacağını söyledi. Ertesi gün tanker gitmeye hazırdı.
Ne ile karşılaşacağımı bilmediğim için korkuyordum.. 3 günlük bir deniz yolculuğunun ardından Enclave'e vardım. Burası mükemmel görünümlü bir yerdi. Teknoloji çok ilerideydi ve mükemmel bir şekilde korunuyordu. Üstümde onların zırhının aynısı olduğu için dikkat çekmiyordum. Katları dolaşırken esirlerin tutulduu yerde halkıma rastladım ve onlara yanımda getirdiğim G.E.C.K'i verdim. Onları kurtaracaktım ama bi şekilde burada karışıklık çıkarmam gerekiyordu. Çok sıkı korunan bir odaya girdim ve bütün herşeyin başı olan başkanı sessizce öldürdüm. Kimse farketmemişti. Daha sonra başmühendisin odasına gitiim. O benim niyetimi anlamış olmalı ki ona burada yeni olduğumu söyleyince inanmadı. Onu ölümle tehdit edince nükleer sızıntıyı başlattı ve üssün bi kaç saat sonra havaya uçacak olmasıan sebep oldu. Bir an önce buradan çıkmam gerekiordu.Fakat tek çıkış kapısında Horrigan denen bir mutant çıkmaya çalışanları engelliyordu. Karşı çıkanı sorgusuz sualsiz öldürüyordu. Bir kaç askeri Horrigan ile dövüşmeye ikna ettim ve Horrigan'a saldırdık. Bir kaç saat süren çatışmada galip gelen taraf biz olduk. Biz çatışırken buranın havaya uçmaması beni gayet mutlu etti.Halkımı gemiye bindirerek henüz ordan uzaklaşmıştım ki arkamdan müthiş bir patlama sesi ile birlikte bakamayacağım kadar parlak bir ışık gördüm. Evet, Enclave havaya uçmuştu. Görmeliydiniz...Bi kaç hafta sonra halkım sağlıklı ve mutluydu. Ben ise önümdeki koca dünyanın güzelliklerini tatmak için onlardan ayrıldım. şu an New Reno'da zevk için dövüşüyorum. Kesmek zorundayım çünkü menajerim maçımın başlamak üzere olduğunu işaret ediyor..."
