Bir rüzgar tapınağın etrafını sardı,
rüzgar dindiğinde yukarıdan Dragonfly ın odasından ayak sesleri duyuldu.
Sesler avluya doğru inen merdivene yaklaştı ve bir an durdu.
Tekrar ilerlemek için yaklaşık bir çekirge ziplaması kadar bekledi ve basamaklardan aşağı doğru ses dahada yaklaştı.
DOğANIN TAPINAğI(TANRI:DRAGONFLY)(DOğA,KORUMA)
O sırada gelen yolcunun arkasında başka birini daha gördü.Ellerinin dua eder gibi kaldırmıştı.Dua ettiğini anlayınca admı sessizce, başını sallayarak selamladı.Karşısındakinin duası bitince; "Merhaba yabancı dedi.Sen de doğanın tapınağına hoş geldin."
<div>"But the Bard's Songs will remain..."</div><br>
RP Dışı : Dragonfly , karakterimin adı Archand. Karışıklık olmasın 
Archand içeride hiç olmadığı kadar nutluluk ve huzur hissetti.Karşısındaki kişide kimdi böyle?Kelimeleri rüzgar gibiydi.Bir druid olabilirmi acaba diye düşündü.
Sonrasında başkası geldi.Yada öyle sandı.Kapı , hiç kimse dokunmadan yavaşca açıldı.Archand bir kez daha şaşırdı.Yanında olduğu kişi , çok güçlüydü.Bunu hissedebiliyordu.Ama kimdi?Buraya geleceğinide önceden bilmişti.Ama buraya gelmesi tamamen tesadüf ve bir o kadarda merakdı.Yoksa öyle değilmiydi?
"Evet...Buraya geleceğimi tahmin ettiniz.Peki ya siz kimsiniz?Ben size daha öncedende söylediğim gibi Archintos oğlu Archand Windsoul. Bir elfim ve korucuyum.Ama siz kimsiniz?Bu kadar doğaya hakim bir kişi kim olabilir?"
Archand içeride hiç olmadığı kadar nutluluk ve huzur hissetti.Karşısındaki kişide kimdi böyle?Kelimeleri rüzgar gibiydi.Bir druid olabilirmi acaba diye düşündü.
Sonrasında başkası geldi.Yada öyle sandı.Kapı , hiç kimse dokunmadan yavaşca açıldı.Archand bir kez daha şaşırdı.Yanında olduğu kişi , çok güçlüydü.Bunu hissedebiliyordu.Ama kimdi?Buraya geleceğinide önceden bilmişti.Ama buraya gelmesi tamamen tesadüf ve bir o kadarda merakdı.Yoksa öyle değilmiydi?
"Evet...Buraya geleceğimi tahmin ettiniz.Peki ya siz kimsiniz?Ben size daha öncedende söylediğim gibi Archintos oğlu Archand Windsoul. Bir elfim ve korucuyum.Ama siz kimsiniz?Bu kadar doğaya hakim bir kişi kim olabilir?"
They awake for flesh
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Gökyüzü aydınlanmaya başlamıştı.
şafak, genellikle umudu temsil ederdi. Karanlığın en koyu olduğu andan sonra ortalık aydınlanmaya başlar, ve gelen yeni günün beraberinde getirdiği ışıkla beraber, karanlık dağılırdı. şafak, hep umudun sembolü olmuştu. Her şeyin iyiye gideceğinin, her şeyin düzeleceğinin umudunun sembolü...
Ama bugün değil. Bu sabah şafak, bir nihayet vaadiyle söküyordu.
Hava aydınlanmaya devam ederken, küçük bir yaprak, dalına sımsıkı tutundu. Diğer yapraklar kendilerini boşluğa salarken o inat etmiş, umudunu korumuş, ve yerini terk etmemişti. Biliyordu, yeniden çiçek açacaklardı. Biliyordu, yine bahar yağmurlarıyla yıkanacaklardı.
Efendileri onları yeniden kutsayacaktı.
Ve güneşin ilk ışıkları gözükürken, doğudaki yüksek dağlardan, Yeminer’in inancının merkezinden, ölümün kendisi gibi soğuk bir rüzgâr esti. Tozu toprağı karıştırıyor, yerdeki yaprakları havalandırıyor, onlara daireler çizdiriyor, ardından hepsini yere bırakıyordu. Sonra ise...sonra hepsi yeniden başlıyordu.
Ve sonra o rüzgâr, dalındaki yemyeşil yaprağa çarptı. Yaprak, onu götürmek isteyen rüzgâra direndi ve duyulmayan sesiyle efendisinin adını haykırdı. İstemiyordu. Gitmek istemiyordu. Ait olduğu yer burasıydı.
Ama rüzgâr daha çok bastırdı. şiddeti arttı, sıcaklığı daha da düştü. İnatçıydı. Tüm diğer canlıları eninde sonunda yutan ölüm gibi inatçı.
Neden böyleydi? Neden efendisi tüm bunları engellemiyordu? Neden bu tuhaflıkları durdurmuyordu. Efendisi onları asla terk etmezdi. Asla yüzüstü bırakmazdı.
Ve o anda anladı: Efendileri ölmüştü.
Umutları da kendisi gibi solarken, yaprak kendisini rüzgârın akımına bıraktı. Soğuk rüzgâr, onu dalından kopararak götürdü ve diğer yapraklarla sürükledi. Rüzgâr, tozu, toprağı, yaprakları, minik ağaç dallarını alarak, son yaprağın da koptuğu, ölmüş doğa tanrısı Dragonfly’ın terk edilmiş tapınağı çevresinde dönmeye devam etti, sanki ölmüş tanrıya ağıt yakar gibi, uğuldayarak.
şafak, genellikle umudu temsil ederdi. Karanlığın en koyu olduğu andan sonra ortalık aydınlanmaya başlar, ve gelen yeni günün beraberinde getirdiği ışıkla beraber, karanlık dağılırdı. şafak, hep umudun sembolü olmuştu. Her şeyin iyiye gideceğinin, her şeyin düzeleceğinin umudunun sembolü...
Ama bugün değil. Bu sabah şafak, bir nihayet vaadiyle söküyordu.
Hava aydınlanmaya devam ederken, küçük bir yaprak, dalına sımsıkı tutundu. Diğer yapraklar kendilerini boşluğa salarken o inat etmiş, umudunu korumuş, ve yerini terk etmemişti. Biliyordu, yeniden çiçek açacaklardı. Biliyordu, yine bahar yağmurlarıyla yıkanacaklardı.
Efendileri onları yeniden kutsayacaktı.
Ve güneşin ilk ışıkları gözükürken, doğudaki yüksek dağlardan, Yeminer’in inancının merkezinden, ölümün kendisi gibi soğuk bir rüzgâr esti. Tozu toprağı karıştırıyor, yerdeki yaprakları havalandırıyor, onlara daireler çizdiriyor, ardından hepsini yere bırakıyordu. Sonra ise...sonra hepsi yeniden başlıyordu.
Ve sonra o rüzgâr, dalındaki yemyeşil yaprağa çarptı. Yaprak, onu götürmek isteyen rüzgâra direndi ve duyulmayan sesiyle efendisinin adını haykırdı. İstemiyordu. Gitmek istemiyordu. Ait olduğu yer burasıydı.
Ama rüzgâr daha çok bastırdı. şiddeti arttı, sıcaklığı daha da düştü. İnatçıydı. Tüm diğer canlıları eninde sonunda yutan ölüm gibi inatçı.
Neden böyleydi? Neden efendisi tüm bunları engellemiyordu? Neden bu tuhaflıkları durdurmuyordu. Efendisi onları asla terk etmezdi. Asla yüzüstü bırakmazdı.
Ve o anda anladı: Efendileri ölmüştü.
Umutları da kendisi gibi solarken, yaprak kendisini rüzgârın akımına bıraktı. Soğuk rüzgâr, onu dalından kopararak götürdü ve diğer yapraklarla sürükledi. Rüzgâr, tozu, toprağı, yaprakları, minik ağaç dallarını alarak, son yaprağın da koptuğu, ölmüş doğa tanrısı Dragonfly’ın terk edilmiş tapınağı çevresinde dönmeye devam etti, sanki ölmüş tanrıya ağıt yakar gibi, uğuldayarak.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
