Profesör odasındaki eşyalarını topluyordu. Bu tatili haketmişti. Sıcak kum ve güneş romatizmalarına iyi gelecekti.Tatili sırasında kesinlikle rahatsız edilmek istemiyordu, çözümü de bulmuştu.
"Hakan, gelir misin buraya!"
Asistan koşaradım geldi içeri.
"Buyrun Profesör, ne vardı?"
"Tatilimde rahatsız edilmek istemiyorum, bu yüzden bana gelen telefonları ve e-mailleri senin cevaplamanı istiyorum. Cevap verebildiklerine ver, veremediklerine de tatilde olduğumu, gelince ilgileneceğimi söyle, tamam mı?"
Gözlerinin içine bakan profesöre güvence verircesine cevapladı.
"Elbette efendim. E-mailinizin şifresini yazarsanız bakabilirim."
Profesör düşünceli bir şekilde baktı. Kafasını kaşıdı. Asistan da hevesle cevap bekliyordu. Bikaç saniye daha sessiz geçince meraklandı.
"Bir sorun mu var efendim. Bana şifrenizi vermekte tereddüt etmenize gerek yok. Geri geldiğinizde değiştirebilirsiniz."
Profesör dikkatini toplayarak cevapladı.
"Sorun o değil Hakan. Sana güveniyorum. En iyisi bilgisayara yazayım."
Açık olan bilgisayarın başına geçtiler. Profesör açık olan oyunu kapatıp yazı programını açtı. Az önceki tereddütlü havasından eser kalmamışçasına inanılmaz bir hızda yazdı sifresini. Hakan profesörün sadece klavyenin numpad bölümünü kullandığını gördü. şifre şöyleydi:
Hakan, profesör eşyalarını toplarken ona yardım etti ve profesör gittiğinde odada yalnız kaldı. Hakan zeki biriydi ve fazla meraklı.72432612613518
Profesör neden bir kağıda yazmak ya da söylemek yerine bilgisayara yazdı? Demek ki profesör şifresini ezberden bilmiyor, klavyedeki yerlerini biliyor. Peki, böyle bir şifreyi nasıl ezberleyebildi?
(Aşırı zor bir bilmece, zaman zaman ipuçları vereceğim.
