Büyü Konseyi (RPG)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
wicked_one
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 595
Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by wicked_one »

Ozan, korkuyla karışık bir heyecanla ruhu kavrulurken, yürümeye devam etti. Bu akşam, birşeylerin değişeceğini, çok ciddi bir biçimde değişeceğini, hissediyordu. Korku yerini sakinliğe bırakırken, adımlarını sıklaştırdı.

Farkında olmadan varmak istediği yere gelmişti bile. Hanın kapısını açıp içeri girdi, yemeği ve yatılacak yerleri iyi bir handı. Parayı verdiğin sürece iyi şeylere sahip olursun zaten.

Ozan hancıya bakmadan odasına çıkıp kapısını kapattı. Eşyalarını üzerinden çıkardı ve hissetmediği açlık bedenini kemirirken, gitarının bakımını yapmaya başladı...
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
yeminer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 4316
Joined: Wed Oct 01, 2003 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by yeminer »

Yeminer The Lich ozanla konuştuktan sonra masanın üzerinden biraz havalandı ve ozanın uygun bir yere gitmesi için ona zaman tanıdı. Bu esnada düşünüyordu. Hedefini belirlemişti ama şu anda bunu nasıl yapacağı belli değildi ama duyduğu kadarı ile az sonra konuşacağı ozan işi halledebilecek kudret ve yetenekteydi.

Diyarda gözlere ihtiyacı vardı ve bunun için verebileceği ödüller büyüktü, reddelieceği pek olasılıklar dahilinde değildi ama yine de reddelirse diye hazırlıklarını yapmıştı. Kimse habis lich'i redderek yaşamaya devam edebileceğini düşünemezdi.

Lich pis bir kahkaha attıktan sonra tekrar kürenin başına döndü ve ozana bir kez daha baktı. Evet bir odanın içerisindeydi ve tahmin ettiği yerdeydi.

"Bu güzel işte" diye düşündü lich ve kendisini odaya nakledecek büyüye başladı. Birkaç saniye sonra ozan kanının soğuduğunu, vücudunun adrenalin pompalamaya başladığını istedi ve hemenardından da buna sebep olan varlık odanın ortasında cisimlendi. Yerden yarım metre kadar yukarıda süzülüyordu. Elinde ucunda mavi bir hilal'i saran yılanlarla süslenmiş ve büyülü bir hare ile parlayan boyu kadar bir asa tutuyordu. Her hali ile bir yürüme sopasından çok daha öteye olduğu belli olan silahı çelimsiz görünüşüne göre çok rahat bir şekilde tutuyordu. Ozan bu dayanması zor korkunun ardından ikinci darbe ile karşılaştı. Odada cisimlenen varlık dayanılmaz bir şekilde çürümüşlük kokuyordu. Kafatasının bazı yerlerinde, el kemiklerinin gerisinde ve de bariz bir şekilde diğer etlere göre korunmuş bir şekilde duran kulaklarındaki etler çürümüş ve iğrenç bir koku yayıyordu.

"Seni selamlıyorum Darrient " dedi havada süzülen varlık, o esnada gözçukurları mavi bir ışıkla parlıyor ve etrafa soğukluk yayıyordu. Büyülü gözler odadaki herşeyi çabucak taradı ve ozana döndü.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
wicked_one
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 595
Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by wicked_one »

Ozanın içindeki korku, düşünmesini engelledi bir süreliğine... Kaçmayı, hatta saldırmayı düşündürdü içindeki karmaşa. Daha önce de undead denen varlıklarla karşılaşmıştı, özellikle de sınavı verirken...

Bir lichle karşılaşmamıştı.

Karşısındakinin kim olduğunu tahmin ediyordu. Gerçek ismini (babasının ve annesinin ona koyduğu ikinci ismi) bilen az varlık vardı bu dünyada.

Gülümsedi, korkusu yavaş yavaş azalıyordu. En azından düşünmesini sağlayacak kadar.

Ayağa kalkıp selam verdi. Karşısındaki yaratığın gücünü her yönde hissederken, ayakta dururken, konuşmaya başladı.

'Hoş geldin, yüce lich. Sana nasıl hizmet edebilirim?'
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
yeminer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 4316
Joined: Wed Oct 01, 2003 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by yeminer »

Kapı gıcırtısını andıran iğrenç bir kahkahanın ardından lich ozanla konuşmaya başladı.

"Buraya seninle ufak bir anlaşma yapmaya geldim ozan" dedi Lich, bu esnada delici bakışları ozanı inceliyordu.

"Seni uzun bir zamandır tanıyorum ozan, seninle anlaşamayacağımız bir konu olacağını sanmıyorum ama bunu sözlerle bağlamak için buraya geldim." dedi lich ve kısa bir aradan sonra konuşmaya devam etti.

"Bilirsin ozan, bilgi güçtür ve benim gibiler devamlı güçlü olmak isterler. Ve eminim sen de istiyorsundur. " dedi lich aksini asla düşünmediği barizdi.

"Buraya senden yeni bir yeraltı örgütü kurmanı istemek için geldim. Diyarda benim gözlerim ve kulaklarım olacak bir örgüt istiyorum ozan. Ve bunun karşılığında sizin güçlenmenize yardımcı olacağım. Hem kulaklarım, hem gözlerim aynı zamanda da gizli hançerim olacaksınız. Bu konudaki düşüncelerin nedir ozan ?" dedi lich ve cevabı beklemeye başladı.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
wicked_one
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 595
Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by wicked_one »

'Bilgi güçtür' diye hafifçe fısıldadı ozan, gülümseme suratına yayılırken. Karşısındaki varlığın ne kadar tehlikeli olabileceğini, oluşumdan sonra yaptığı her hatanın bedelini çok ağır ödeyebileceğinin farkındaydı. Ama diğer taraftan kazanacakları gözünün önüne geldi.

Ne para, ne şöhret... Sadece bilgiye sahip olacaktı. Diyarı ve tüm evreni yöneten tek ve mutlak güce...

Ya hepsi bir yalansa? Ya sadece ona oynanan kötü bir oyunsa? Daha önce yaşadıklarından sonra, bu tarz şeyleri de göz önüne almak zorundaydı.

Durdu, lich in parlayan gözlerine baktı. Gözlerin kendi üzerinde kenetlendiğini gördü, gülümsedi. Geç de olsa farketmişti, seçim şansı verilmemişti.

'İstekleriniz, benim için emirdir yüce lich' dedi saygıyla eğilirken lich in önünde...
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
yeminer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 4316
Joined: Wed Oct 01, 2003 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by yeminer »

"Birbirimizi anladığıma sevindim ozan" dedi kudretli lich, ozanın aklında soru işaretleri oluşmadığına sevinmişti, ya da daha doğrusu ozanın aklında oluşan soru işaretlerini sorgulamayacak kadar sağduyulu olduğuna mı deseydim.

"İlk görevin doğal olarak genişlemek, güçlenmek, büyümektir ozan ama yine de ilk görevinin gelmesi uzun sürmeyecektir. Sen kudretinle kudretlenecek, kudretini kudretine ekleyecek kişiler ara." dedi lich ve ufak bri boşluktan sonra ekledi. "İşini sana anlatacak değilim ozan, sen bu işlerin nasıl yapılacağını iyi bilirsin. En iyisi olmaya dikkat et, çünkü bunun özürü olmaz" derken lich ilk geldiğinde yaptığı gibi kapı gıcırtısını anımsatan bir kahkaha attı.

Lich tam arkasını dönmüş gidiyordu ki ozana bir kez daha baktı.

"Benimle iletişime geçmek için bu kolyeyi kullan Darrient " dedi Lich ve yapranmış, yırtık pırtık cüppesinin ceplerinden birisinden bir kolye çıkarıp onu ozana verdi. Bunu devamlı tak ozan, benimle bağlantı kurmanı sağlayacak.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
wicked_one
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 595
Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by wicked_one »

'Büyük bir zevkle' dedi ozan, kolyeyi boynuna takarken. Gücünü hissedebiliyordu kolyenin. Bir an kafasına takılan soruları geçirdi zihninde. Soracak 2 soru mantıklı geldi ona.

'Efendim' dedi saygılı bir sesle ve devam etti, 'Büyülü nesneleri kullanmakta yetenekli olsam da, bunu kullanmak için gereken şeyi söylerseniz, beni büyük bir zahmetten kurtarırısınız.'

Acizlik olarak algılanmadığını umarak ilk sorusunun, ikinciyle devam etti;

'Kurulacak topluluğun içindeki elemanlarda aradığınız bir özellik var mı? Yoksa benim insiyatifime mi bırakıyorsunuz yönetimi?'

Hata affedilmezdi, ve hata yapmamak için bilmesi gerekenleri bilmeliydi...
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
yeminer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 4316
Joined: Wed Oct 01, 2003 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by yeminer »

Lich keyifle ozana baktı, muhtemelen çok az akıllı kişi bir büyülü nesneyi sorgulamadan takardı ama ozan ona güvenmişti, belki de korkmuştu... Her iki durumda lich için çok fazla birşeyi değiştirmezdi. şimdi ozanın sorularını cevaplamalıydı.

"Ozan, şu anda taktığın kolye benim ismimle aktif olur. İsmimi söylersen ben seni duyarım ve de ben istersem sen de beni duyarsın. Kolyeyi gizli tut ozan, çünkü senin için daha sonra sorun olabilir. Neden sorun olacağını sen araştırırsın, bu sorunun cevabını bulmak senin meselen. " dedi Lich ciddi bir tavırla ve kısa bir sessizlikten sonra konuşmasına devam etti.

"Herkesi kullan ozan, işe yarayacak herkesi, herşeyi... Acımadan, sıkılmadan kullan. İyileri, kötüleri nötrleri. Onlardan alabileceğin en ufak şeye kadar al. Ã?rgütlenmeni sınıflar halinde yap ama yine de herkes senin sınıflandırmanı bilmesin. Süikastçılar, büyücüler ve savaşçılar... Hepsinin kullanılabileceği görevler gelecektir. Her başarın senin daha büyük olmanı sağlayacak." dedi Yeminer The Lich ve ciddi bri tavırla devam etti.

"Eldarin ozan, umarım bu adı duymuşsundur... Eldarin, bu isme ve bunun sana katacaklarına dikkat et. Muhtemelen kurduğun örgütün içine girmeye çalışacaktır, fark etsende asla aşırı tepki verme ve mümkün olduğunca onları içinde tut, şimdilik onu fazla endişelendirmeye gerek yok. O deli büyücüye dikkat etmek gerek."
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
wicked_one
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 595
Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by wicked_one »

'Elimden gelenin en iyisini yapacağım efendim' dedi. Lich in gözleri onu takip ederken, eşyalarını toplamaya başladı. Görevi, ruhundaki heyecan ve bilgiye olan açlık, onu hemen harekete geçmeye zorlamıştı.

Bir kaç dakika içinde hazırdı. Karşısında, şimdiye kadar karşılaştığı en güçlü varlık vardı. Saygıyı hak etmesine gerek yoktu Lich in, ozan bunu O'na seve seve sunacaktı.

'Elimden gelenin en iyisi' dedi ve reverans yaptı. 'İstediğiniz başka bir şey, efendim?'
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
yeminer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 4316
Joined: Wed Oct 01, 2003 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by yeminer »

"Hayır ozan, şimdilik yok" dedi Lich ve geldiği gibi odadan ayrıldı.

Yeminer The Lich tekrar kulede cisimlendiğinde bu işi halledilmişler kısmına yazmıştı. şimdi konuşması gereken başka kişiler vardı ama onlar biraz bekleyecekti. Ã?nce ozanı biraz izlemeliydi. Ne yapacağını görmeli ve ona göre karar vermeliydi.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
wicked_one
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 595
Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by wicked_one »

'Gitme zamanı' diye geçirdi içinden ozan, diğer eşyalarını toplarken. Bütün işleri yeni başlıyordu, ve hızlı olmalıydı. Eşyalarını toplar toplamaz aşağı indi. Hancıya 1 altın bırakıp yola çıktı.

Gitmesi gereken yer çoktu, ama öncelik tek bir yerdeydi...
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
Dalmer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 33
Joined: Wed Feb 15, 2006 10:00 am
Contact:

Post by Dalmer »

Dev kulenin kapıları sessizce açıldı yeni gelen büyücünün önünde. Dev kapılar açılırken içeridekikaranlık büyücüye görünüroldu. Ã?nünde karanlık uzanıyordu büyücünün.

Dalmer hafifce titredi kulenin daha farklı bir yer olucağını düşünmüşdü en azından daha aydınlık bir yer olacağını düşünmüştü ama şimdi önünde uzanan yoğun karanlığa bakıyordu.Karanlık neler barındırıyordu bilinmezdi kapının dışında bir kaç saniye duraksadı Dalmer büyücü olmak buna değermiydi? bu karanlığa görünce belki kendisi de karanlığa çekilicekdi yada karanlık tarafından yutulucakdı.

Birden kararını verdi hayatta yapmak istediği başka birşey yokdu yapabiliceği başka bir yeteneğini bilmiyordu onun için sadece büyü vardı eğer büyü olmayacaksa hiçbirşeyin anlamı olmuyacakdı.Sanki derin bir suya atlıyacakmış gibi derin bir nefes aldı ve kulenin yoğun karanlığında gözden kayboldu...

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

umarım bu sefer doğru yer olmuşdur :) önceki karakterimde kuleden giriş yapdım diye hatırlıyordum ama yanlış hatırlıyorum heralde
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Dalmer konseyin kapılarından içeri geçti. Etraf karanlık görünmüştü başlangıçta. Kapılar tekrar ardından kapandığında ise nereden geldiği belli olmayan bir ışık onu izlemeye başlamıştı.

Ve büyücü konseyin ilk katını arşınlamaya başladı. Etrafı ilgiyle izliyordu, fazla geniş olmayan sütunlar onu çevrelemişti sanki. Hemen ileride trabzanlar ve üst katlara çıkan merdivenler göze çarpmaktaydı.

Dalmer yer yer çatlamış yeşil mozaikten mermer zeminin üzerinden holde ilerlemeye devam etti. Bunun anlamı sadece bileneydi. Tıpkı büyünün kendisi gibi. Gerçeklik ayrıntıda gizliydi.

Dalmer holde ilerlemeye devam ederken konsey kulesi de onunla beraber an be an şekillenmekteydi. Ayrıntılar gitgide çoğalmaktaydı.
Genç büyücü hemen ilerisinde yere uzatılmış bir karartı gördü o anda. Hemen trabzanların gerisine uzandırılmıştı bu karartı...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Dalmer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 33
Joined: Wed Feb 15, 2006 10:00 am
Contact:

Post by Dalmer »

Dalmer ilerledikce kuleye olan ilgisi artmıştı düşündüğü gibi karanlık değildi kule ışık eski bir dost gibi büyücünün etrafını sarmış ona görmesi gerekenleri gösteyiordu.

Gerçi büyü konseyinin daha farklı olucağını düşünmemiş değildi.Daha mistik daha farklı hatta tabir-i caizse daha korkutucu...Ama herşey gayet sıradan görünüyordu üzerinde yürüdüğü mermerden zemin bile tozlanmış çatlamıştı.Acaba benmi göremiyorum diye düşündü belki de konseyin gerçek gücünü görebilmek için güçlü bir büyücü olmak lazımdı belkide gözleri bir büyüyle kaplanmış ona bu sıradan görüntüleri gösteriyordu.

İlerledikce merakı azalmak yerine daha da artmay başladı adım ve adım kule şekilleniyordu sanki gözleri ışığın ulaşamadığı her köşeyi dikkatle süzmeye başladı İlerde belli belirsiz bir karaltı vardı ışığın geldiği yöne bakılırsa o tarafın karanlık olması garipti doğrusu.

Karaltının hemen önünde trabzanlar duruyordu Dalmer o yöne doğru ilerlemeye başladı holde sadece kendi ayak seslerini duyuyordu bu da güven verici birşeydi.
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Dalmer trabzanların yanına yaklaştığında buradaki karartının sırı dökülmüş bir ayna olduğunu gördü. Ayna neredeyse kapkaraydı ve trabzanın kenarına öylece yerleştirilmişti.

Fazlaca huşu uyandırıcıydı.
İnce kesim demirleri paslanmış trabzan ise yukarı doğru, karanlığı yara yara yükselmekteydi...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest