Sonsuz Güneşin Koruyucuları: Kadim Işığı A

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Locked
Yılmax
Başbüyücü
Posts: 686
Joined: Tue Apr 05, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yılmax »

"Hastlisch ner!..." Yilmax aniden durdu birşeyler hissetmişti. Hava sanki aniden daha boğucu olmaya başlamıştı. Sanki daha zor nefes alacakmış gibi gelmişti Başbüyücüye. Onun durmasına sebep olan şey havanın ağırlaşması gibi değildi. Sanki sanki "Lanet olsun büyü ağı! Ama nasıl? Lloth adına nasıl bozulabilir..."

Code: Select all

Artık büyülerim beni terk mi edecek? Bir yolu olmalı. Büyülerim olmadan ben neyim ki? Tüm hayatımı büyüye adadım. Tüm yaşamım sanatımı geliştirmeye çalışmakla geçti. Tüm herşeyi büyüme göre ayarladım. Linaeylen'i bile büyü için kurtaramadım. Bu isim neden korkuyorum bu isimden... Lanet olsun benim tüm sadakatim büyüye. Ne tanrılara, ne de insanlara. Benim sadakatim beni vareden büyüye...
"Hastlisch, oralardamısın? Sen de hissettin mi? Lanetlendik..."

Sesinde telaş ve umutsuzluk vardı. Büyü ağının aşırı şişmesini, dengesizleşmesini ne sağlamış olabilirdi? Kahrolası tanrılar ne oyunlar oynuyorlardı. Büyü ağını bu derece dengesiz hale getirebilecek ne olabilirdi? Artık büyü yapmaya bile çekinir hale gelecekti Yilmax. Hayatının tehlikeye girmesini istemezdi...



Kainatta mutlak iyilik ya da mutlak kötülük diye birşey yoktur.
Yalnızca güç vardır.
Güce sahip olan herşeye hükmeder.
Ta ki karşısına daha güçlü birisi dikilene dek...

Yilmax Z'yl Arnen
Red Robe Mage
İnsan labirentte, içgüdülerini ince, keskin bir uç gibi bilemelidir, neredeyse bir hançerin, bir kılıcın ağzı kadar keskin, çünkü içgüdüler de hayatta kalmak için kullanılan silahlardır ve sık
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

İki büyücü yaklaşınca meydana gelen bir büyüsel kırılma olmuştu. Büyücülerin büyüleri çakışmaya başlamış ve Hastlisch'in korktuğu gibi bir şeylerin ters gittiği ortaya çıkmıştı. Ancak sorun karaelften mi, kendisindenmi yoksa her iksinden demi kaynaknıyordu?

Ayrıca Yılmax birden durmuştu. Oda bu kırılganlığı hissetmiş olmalıydı. Eğer Hastlisch'e çarpmamak için durmuş olsa o zaman gözleri direkt ona bakardı. Ancak şimdi gözleri boşluğa bakıyordu sanki. Bu bakışı bilirdi bu düşünmekte olan birinin bakışıydı.

"Yılmax! Ben seni görebiliyorum. Beni görebiliyormusun?"
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

"Hastlisch, oralardamısın? Sen de hissettin mi? Lanetlendik..."
Aynı anda konuşmuşlardı ve Yılmax berbat bir şey söylemişti. Lanet.

*Lanet!*

Nasıl bir lanetti bu. Görünmez gnom titremeye başladı. Onu lanetlemişlerdi. Acı veren bir lanet, işlerinin rast gitmemesini sağlayan bir lanet, onu fakir bırakacak bir lanet...

*Hayır. Lanet istemiyorum ben. Lanet istemiyorum. Beni kim lanetledi.*

"Hangi o... çocuğu lanetledi beni!"

Sırtında duran saçma görünüşlü silahının ucunu eline aldı. Bu yakınlardaki biri onu lanetlemiş olmalıydı. Yakınlarındaki biri onlara lanet atıp kaçmıştı. Belkide bu karaelf yapmıştı.

*Daha demin lanetlendikmi dedi, yoksa Lanetledim mi dedi?*

Elindeki hassas aletin hassasiyetini düşünmeden bir kara elfin bacağına bir kere tüm gücüyle vurdu. Sonrada yaşlanmaya başlamış gözlerle ağzından salyalar saçarak

"Senmisin o?.... Hayır sen değilsin. Bir başkası bizi lanetledi...."

Gözleri fıldır fıldır bir o yana bir bu yana bakarken bütün vücudu gibi gözleri de titriyordu. Sonra her iki gözüde ormanın içine kenetlendi.

"Kurt lordumu? Efsun Mefsun filan diyordu."

Sonra aklına efsunlu iskelet dediği geldi. Başka bir büyücü daha vardı. Yakınlarda ölülerle dolaşan bir büyücü, bir ölü kaldıran. Bu büyücüler lanetlemeyi çok severlerdi.

"Schön, Albert, Newton, Pastör! Buraya gelin dostlarım. Savaş düzeni!"

Tüm gücüyle bağırmaya başladı.

"Neredesin ulan ibn.. büyücü."

Belki de rahipti!

"Yada ölüm rahibi. Ã?ıksana!"

Elindeki saçma görünüşlü silahının ucunu şehirin içine doğrulttu ve psikopatça kahkasıyla 3 kere tetiği çekti.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Sessiz bir çığlık yükseldi ruhunun derinliklerinden...

Evet... Yine... Yine...

İlyamain elini uzattı ve istemeden de olsa kendisini yanında konuşan adamın yönlendirmesine bıraktı. Artık nereye götürüldüğü önemli değildi. Düşünceler... Düşünceler ruhunu doldururken hisler bir kasırga gibi etrafını sarıyor onu sonsuz bir fırtınada kaybolmaya itiyordu.

Oren... Tanrısı...

Bir boşlukta geriye doğru düşerken elini ileriye uzatmaya çalışıyor, ona ulaşmaya çalışıyor gibiydi.

"Hayır!" dedi sonrasıda kendisini toplamaya çalışarak. "Bu benimle ilgili değil." Kendi kendisine mırıldanmaya başladı. "Bu... bu sadece... inanamadığım duygular..." Kendi kendisine mırıldanmaya çalışırken o bağa uzandığını hissetti.

Ardından hissetti. Yanında bir adamın kendisini çekiştirdiğini hissetti.

"Ne oldu?" dedi adamın cevabını bekleyerek. "Önemli bir durum mu var?" Yanında ki kurtarıcıya hitaben "Dur kurtarıcı!" dedi. "Sadece yanımda dur..."

Adamın sesinde ki panikten önemli bir şeyler olduğunu hissetmişti. şimdi... Kararını vermişti. Adamı takip edecekti...
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Cervantes kalabalığın içine daldığında insanların yüzündeki kin ve nefreti görebiliyordu. Etrafındakiler ortada her ne varsa ona karşı muazzam bir öfke beslemekteydiler.
Sonra tekme ve yumrukları gördü Cervantes. Bunu görünce bir an içgüdü ile öne atılmayı denedi.

Fakat bir anda ruhunun derinliklerinde gürleyen ve ona daima emreden ses kesildi.

Cervantes durdu, donakaldı. o esnada birisini izliyordu fakat donakalmıştı ve gördüğü sadece boşluktu. Engin ve sonsuz bir boşluk. Ruhu bedeninden bir anda çekilip alınmış gibi, umarsız bir hissizlik. Tıpkı daha önce İlyamin in gözlerinde gördüğü gibiydi bu.
Paladin etrafı karaltı halind görüyordu şimdi. Bir kozaya yerleştirilmişte tüm o sesler, gürültüler ve arbede bu kozanın dışında gerçekleşiyordu.

Zırhlı bedeniyle Cervantes ilk anda kendisini toparlamaya çalıştı. Sonra dizlerinin bağlrı çözülmüş gibi zırhlı bedeniyle yere çöktü. Gözleri o anda uzun zaman sonra ilk kez yaşlara boğuldu. Ã?enesi sertleşti.

O kısa süre paladine bir ömür gibi gelmişti sanki. etrafındaki hiçbirşeyi umursayamaz oldu birden.

Ve başını önüne eğmiş, gözleri ıslak toprağa bakan paladinin ağzından sadece tek bir söz çıkabildi.

"Baba..."
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
dekotta
Kutsanmış Kişi
Posts: 233
Joined: Sun Apr 10, 2005 10:00 am
Contact:

Post by dekotta »

Dekotta bu diyara geldiğinden beri yanında olmasına alıştığı o katı ama sıcak, koruyucu gücü artık yanında hissetmiyordu. Tüm hayatını kendisine adadığı yüce güç artık ondan uzaklaşmış gibiydi. Ya da uzaklaşmış değil, sanki ondan koparılıp alınıyor gibi... Bir gidip bir geliyordu.

Son derece bilge olan kara rahip için bile bu hiçbirşey ifade etmiyordu. "Lordum, lordum... beni bırakmayın " oldu Dekotta'nın düşünebileceği tek şeyler. İçinde tarif edilemez bir boşluk hissetti Dekotta, sanki en acil durumunda yanlız bırakılmıştı. Sevgilisi tarafında terk edilmişti.

Aslında bu sevgilisi tarafından terk edilmek sayılmazdı, bu daha çok birbirine aşık iki sevgiliden birinin talihsiz bir kaza ile yok olması gibiydi, acı ve hüzünle dolu. Dekotta bu diyara geldiğinde çok uzun süredir aradığı birşeyi bulmuştu, artık güçsüz olduğundan dolayı kimliğini gizlemek zorunda kalmayacağı bir dayanak, ona en zor durumlarda yardım eden bir ilahi kuvvet. Ve bu öyle bir kudretti ki diğer diyarlarda karanlık tanrıların hayal bile edemeyeceği kadar kudretli ve aynı zamanda kabul görmüştü.

"Lordum, lütfen beni yanlız bırakmayın " diye yalvardı Dekotta, sevgilisinin anlından öpen bir aşık gibi hüzünle dolu, onu karanlığa uğurlamanın acısı ile gözleri dolmuş.

"Seni tam bulmuşken kaybetmek istemiyorum, bir an dahi olsun karanlık elin üzerimden gitmesin istiyorum" oldu son sözleri Dekotta'nın ve hayatının amacını, ömrünü yoluna adadığı kutsal varlığı artık hissetmiyordu. Onun kudretli dokunuşu üzerinde değildi artık.

"Beni de yanına al Lordum, nolur beni de yanına al... Bir kez daha beni yanlızlığa, arayışa ve ümitsizliğe bırakma" diye dua etti Dekotta ve dev adam birkaç saniyedir ilk kez konuştu. Bu daha çok konuşmadan öteye bir nefes verme ile inlemenin karışımı idi. Ne kadar zamandır bu halde olduğunu bilmiyordu ama o esnada nefesini tuttuğunu fark etti Dekotta ve hüsran ile dizlerinin üzerine çökerken kudretli ölüm rahibi ilk kez yere çöküyor, yenilginin, kaybetmişliğin azabını yaşıyordu.
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Nakh olabildiğince hızlı bir şekilde hareket ederek,telaşlanmış haldeki drow'u sakinleştirmek için yanına gitti ve kolundan tutarak patlamanın oluştuğu yeri tahmin etmeye çalışarak geri çekti.


"Sakin ol,telaşlanmayı bırak gnomun yanına gidelim hemen."


Yarı ork şimdi olabildiğince temkinli bir şekilde herhangi bir yönden gelebilecek tehlikeli bir saldırı veya başka bir saldırıya karşı dikkatli olmaya çalışıyordu.Bu lanetlenmiş yerden biran önce çıkmak istiyordu ve çok iyi bildiği bişey vardı buradan çıkabilmek için drow'a ve gnoma ihtiyacı vardı.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Black_Rider
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 230
Joined: Tue Aug 17, 2004 10:00 am
Location: İst
Contact:

Post by Black_Rider »

Buyucu Vladhek ıle el tokustu.''Tanıştığımıza memnum oldum Vladhek.Daha deminde belirttiğim gibi adım Selemor Githalas.

Vladhek " beni takip edin dostlarım diğerleri..Bizi bekliyorlar onların yanına gitmeliyiz. " dedi.Selemor basıyla onayladı bu fikri.O arada Dekotta goblinin sorgulamasını yapıyordu.Dekotta konusmasını bitirdiği an goblin manyakça güldü.Büyücü afallayıp kalmıştı.Bu pis goblin neyine guveniyorduki?Goblin ırkının cüretkar bır yanı yoktu tam aksine korkaklardı.Selemor goblinin gülüşünden hem rahatsız olmus hemde öfkelenmişti.Büyücü öfkesinden dudaklarını ısırdı.Bu goblini elleri ile boğmak istiyordu hemde hiç bir büyüye başvurmadan.Eger Elemsar ve Vladhek gobline vurmasalardı bunu gerçekten yapabilirdi.Büyücü gobline atılan yumruklardan sonra biraz rahatlayıvermişti..

Gruba katıldıktan sonra yollarına devam ettiler.Selemorun gözüne ormanın içinde uçusan üç koca böcek takıldı.Büyücü gruba bakınca onlarında böcekleri farkettiğini anladı.Sonra bir patlama sesi duyuldu.Selemor bu ani patlamadan irkilmişti.Grubunda ondan bir farkı yoktu zaten.Vladhek "Dikkat edin.Elemsar,Selemor siz benimle gelin dikkat edin.." dedi.Büyücü hala patlamanın nerden geldiğini anlamaya çalışıyordu.Anlıyamayacağını anlıyınca vazgeçti bu işten.

Vladhek grubun önüne geçmişti.Bütün grup artık adımlarına dikkat ediyordu.Büyücü yavaş adımlarla ilerlerken birden durdu.Sanki vücüdundan bütün kanı çekilivermişti bir anda.Büyücü çevresindeki büyü ağının inanilmaz bir şekilde dengesizleştiğini hissetti.Sanki dokunsa hepsi havaya uçucaktı.Selemor ileriye bir adım dahi atmak istemiyordu. Gözlerindeki korku rahatça okunabilirdi.O arada Elemsar yere diz çökmüştü.Selemor Elemsarın gözlerinin içine baktı.Odamı hissetmişti büyü ağının dengelesizleştiğini ama bu nasıl olabilirdi o bir savaşçı değilmiydi.(Sense motive)

Sonra Selemor Vladheke seslendi."Vladhek büyü ağı inanılmaz bir şekilde dengesizlendi.Sanki dokunsam patlıyacak dedi huzursuz bir sesle...
Herkes aya benzer.Karanlık bir tarafı vardır ve bunu hiç kimseye göstermez... Enter the Ghost Lake The waters whisper of something brooding no way out of here) Son of Dark --------------- Isim:Denikron Githalas Irk:Human Sinif:Wi
Rhonin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 478
Joined: Mon Dec 27, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Rhonin »

V'ladhek Elemsar yere çöktüğü anda şaşırmıştı ve ona doğru bir adım attıktan sonra durdu " İyimisin?" sesi rahatlatıcı ve içten çıkmıştı sonra gözleri arkasına doğru yavaşça kaydı ilerideki bir şeyi görmek için gözlerini biraz kıstı ve o anda kısılmış gözler eski halini aldı tekrar ardına kadar açıldı..

İlerideki çalıların orada kırmızı giysili biri vardı ve yanında tam olarak seçemediği şekiller oynuyordu.Aklından "Yilmax.." diye geçirdi acaba o olabilirmiydi?V'ladhek biraz düşündükten sonra kararına vardı "ondan başka kim kırmızı bir cüppe giyebilir ki ayrıca bizi burada beklemeyeceklermiydi?" dedi bir kaç dakika düşündükten sonra arkasından bir ses geldi.

"Vladhek büyü ağı inanılmaz bir şekilde dengesizlendi.Sanki dokunsam patlıyacak"

Ses V'ladhek'in kulağına huzursuz gelmişti.Ve o anda diğer şeyleri unutup birden aklı bu olaya kaydı."Büyü ağı bozuldu mu?" dedi içinden inanılmaz şaşırmış bir şekilde " b-bu nasıl olabilir ki bu normal değil. " dedi herkesin duyabileceği şekilde ama sözler fısıltı şeklinde ağzından dökülmüştü.

V'ladhek ne yapacağını şaşırmıştı " bu dünya ya ne oluyor? " diye söylendi içinden .. Kılıçlarını tutup biraz hırlar bir şekilde " O zaman büyünün geri tepmemesi için tanrınıza dua edin yoksa hepimiz mahvoloruz " dedi yüzündeki asıklık yerini gülümsemeye bırakırken.

Çalılara doğru hızlı ama sessiz adımlarla gitmeye başladı ve her adımda önündeki şekiller biraz daha belirginleşiyordu.şu an için böcekleri düşünmüyordu çünkü zararsız gibi görünüyorlardı.Ama ya onların tam arkasındayken alarm verirse?Bu salak düşünceyi aklından uzaklaştırmayı başarınca oradaki insanların yanında olmayı umdu..En önemlisi bunların yilmax ve diğerleri olmasını umuyordu..
 Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Horcoel_Baator
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 673
Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
Location: Boş boş gezindigi Ankara sokaklarından..
Contact:

Post by Horcoel_Baator »

Horcoel uzun zamandır sessizdi..Yeni tanıştıkları kişileri süzüyordu..şimdi aldıgı kararla Kimligini gücünü..Ve amacını tam olarak belli etmeyecekti..Belkide sıradan bir yarımelf savaşçı gibi davranmalıydı..

Bir an Vladhek e onu kınarcasına bir bakış attı paladin..

Vladhek in öfke krizlerini uzun zamandır seyrediyordu..Aslına bakılırsa bu krizler onu ürkütmüştü biraz..Nede olsa öfke yedi ölümcül günahtan birisiydi ve kutsal bir amaca hizmet eden birisi bu günahlara kolay kolay kendini kaptırmamalıydı..

''Büyü ağının gitmesi şu anda karşılaşabilecegimiz en küçük sorun..Özellikle arkamızda bir ordu varken..'' dedi bir anda dikkatleri kendine çekicek bir şekilde..''Ã?ncelikle yardım etmemiz gerekenlere ulaşmamız gerek..Ve şu..'' dedi duraksayarak..''Zavallı goblin i kum torbası niyetine kullanmayı bırakmanız iyi oldu..Bize bir faydası yok..Görünüşe göre artık birisine zarar verebilecek bir halde de değil..Diğerlerini bulmalı ve gitmeliyiz..Burada daha fazla kalamayız..''

Horcoel elf kulakları ile etrafı tüm dikkati ile dinlerken ilerlemeye devam etti ve Vladhek in yanına ulaştı..Vladhek bir yere bakınıyordu..''Vladhek? Birşey mi gördün..'' dedi ilerlerken..Sonra Vladhek in baktıgı noktaya bakındı ve elf gözleri ile odaklandı onun bakındıgı yere..(low light vision)

şovalye Vladhek in bakındıgı yere baktıktan görebilecegi şeyi gördükten sonra arkasına dönecek ve bu ''yeni'' arkadaşlarını şöyle bir süzecekti..(detect evil)
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
Sylvos
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1073
Joined: Sun Nov 21, 2004 10:00 am
Location: Darkon
Contact:

Post by Sylvos »

"Hehe.. Belanızı buldunuz sonunda ha?!" dedi neşeli bir şekilde Harbormm.

Birkaç saniye eğlenmiş görünümlü ifadesini takınarak büyücülerin yüzlerindeki o 'garip' ifadeyi izleyerek keyiflendi. Sonra öksürerek sesinin boğuk çıkmasını önledi ve konuşmasına devam etti:
''Büyü ağının gitmesi şu anda karşılaşabilecegimiz en küçük sorun..Özellikle arkamızda bir ordu varken..'' dedi bir anda dikkatleri kendine çekicek bir şekilde..''Ã?ncelikle yardım etmemiz gerekenlere ulaşmamız gerek.."
"Evet, evet.. Çok haklı..." dedi onaylayarak. "Buradan bir an önce ayrılmalıyız. Uçurulması gereken ve bizi bekleyen binlerce ork kellesi var!!"

Sonra daha önceden gördükleri o koca böcekleri çarpık bir yüz ifadesi ile bir süre inceledi. Zarar verecek gibi bir halleri yoktu.

"Neden onları kullanmıyoruz?" dedi kıkırdanmalarına engel olamadan. Bu fikir nedense ona çok muzip gelmişti...
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Selemor, Elemsar"ı izlerken ne gibi bir şey olabileceğini bir türlü anlayamamıştı. Belki de abartıyordu. Belki de savaşçının sadece bir ağrısı vardı. Kim bilirdi?

Horcoel ileri baktığında böcekleri gördü, ama böceklerin yanısıra kırmızı cüppesine sarınmış Yılmax da oradaydı. Böceklerin sakin duruşlarına göre herhalde büyücüler bir şekilde kontrollerini almışlardı. Horcoel gnomu göremiyordu, tıpkı Eldarin ve Gümüşyüz"ü göremediği gibi. Bunu yerine iki şekil seçti. Birisi bir elfti, diğeri ise bir ork. Bunlar kimlerdi? Peki Eldarin ve Hastlisch neredeydi?

Horcoel arkasına dönüp, yeni ikiliye odaklandı ve bir süre onları izledi. Elemsar tuhaf bir şekilde yere çökmüştü, Selemor ise onun yanındaydı. Bir süre ikisine bakan Horcoel hiçbir şey göremedi. Ters hiçbir şey yoktu.

Bu sırada Harbormm"un önerisini duydu.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Horcoel_Baator
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 673
Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
Location: Boş boş gezindigi Ankara sokaklarından..
Contact:

Post by Horcoel_Baator »

''Oradalar..Yılmax orada..'' diye seslendi gruba doğru..''Diğerlerini göremiyorum ama yanına vardıgında artık sorarız..Yanında tanımadıgım başkaları var..Bir elf ile bir YARI ORC? mu'' Gerçi zararsız duruyorlar ama..Umarım başlarına birşey gelmemiştir..''

İlerlemeye devam ederken yeni katılanlarda herhangi bir kötülük sezememesinden dolayı içi rahatlayan paladin..Daha bir güvenle haraket etmeye başladı..

''Böcek sürmeyi bildigini bilmiyordum Harbormm..'' dedi gülümseyip bir an arkasına bakarak..Aslında kendisi de daha önceden böcek sürmesede binek sürüşü konusunda çevikliginden dolayı oldukça marifetli olan şovalye bu konuda pek zorlanmayacagını düşünüyordu..

Sırıttı..''Goblin dostumuzu pelteye çevirmeseydiniz belki ondan bu şeyin nasıl çalıştıgını ögrenebilirdik ha?'' diye mırıldandı..Ancak sırıtışı ve bu sözleri eğlendirici olmaktan çok acı bir sırıtış ve homurdanan sözlerden ibaretti..

''Ã?nce diğerlerini bulmalıyız çocuklar..Herkez toparlanmadan böcek kardeşlerimize yük olmayı düşünmüyorum..Eldarin ve Gnomu göremedim..Sadece Yılmax var..Tanrım..Acele..Hadi..Ã?abucak yanına varalım..''

Horcoel bir an gözlerini kapadı ve sevdiginin suratı gözlerinde canlanırken kendi kendine şu sözleri mırıldandı..

''Ne kadar uzakta olursan ol seni daima sevecegim..''

Horcoel in bu sözlerini sadece Vladhek duymuştu..Diğerlerine sırtı dönük olan şovalye zaten kimseye duygusal halini göstermek gibi bir niyete sahip değildi..Ã?ünkü şu anki durum duygusallıga açık bir durum değildi..
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
Rhonin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 478
Joined: Mon Dec 27, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Rhonin »

V'ladhek ileri doğru baktı yilmax olduğunu anlamıştı ayrıca Horcoel in de söylemesi yilmax olmadığına dair şüphelerini ortadan kaldırıyordu.Biraz duruldu V'ladhek kendini kötü hissetmişti resmen etrafa öfke saçmıştı nedensiz salak şeylere..

Harbormm'un söylediği şeye sadece gülümsedi sonra yüzü tekrar eski havasına döndü.Yüzü düşünceli bakıyordu etrafa..Bir an duraksadı aklını düşüncelerini anında sonsuz bir boşluğa çevirdi ve o anda tekrar düşünmeye başladı "Bir elf ve yarı orc mu????!!" V'ladhek şaşırmış bir şekilde yilmax ın olduğu yere doğru baktı ve diğer simaların Horcoel in söylediğine göre bir yarı orc ve elf olduğunu düşündü..

"Ama" dedi "bir elf ve yarı orc yilmax ın ve diğerlerinin yanında ne yapıyor??" bu konu hakkında fikir sahibi olmayı çok istiyordu..Tam ileri atılacakken arkadan Horcoel'in kendisini tüketecek sözleri söylediğini duydu..

''Ne kadar uzakta olursan ol seni daima sevecegim..''

V'ladhek olduğu yere mıhlanmıştı ne yapacağını şaşırmıştı..Sevgilisi bir anda aklına gelmişti.Sözler aklından geçmişti tekrardan..Kızı düşündü sesi beyninde uğulduyordu.Gözleri dolmaya başladı herkesin ortasında orada sap gibi kalmıştı gözlerinden bir iki damla yaş aktı..

"Sevdiklerimiz uğruna yapacağımız savaşta..Yenilgi olmayacak...Bir daha ölümün getirdiği hüzünün insanların yüreğinde yarattığı boşluğu görmeyeceğiz..Dolan gözlerden akan her yaş bu dünyayı kurtarmayacak.Tam tersi..Mahvedecektir..Bir daha aşk insanın yüreğine girdiğinde çıkarılmaya zorlanmayacaktır...İnsanlık uğruna yapılacak savaşta dökülen kanlar..Göz yaşları hesapsız kalmayacaktır..." sözler ıslanan gözlerin ardından fısıltı halinde geçti gitti...

Gözlerindeki yaşlar boncuk boncuk yüzünden süzülürken kılıçlarını sıkıca tutup yilmax ın yanına doğru koşmaya başladı.Yanındakilerin ne olduğunu çok merak ediyordu.Acaba tutsak mı düşmüşlerdi?..

Eğer bir destan yazılacaksa kahramanları çoktan belirlendi..Eğer bu savaş kazanılacaksa..Uğrunda ölecek olan insanlara şimdiden binlerce teşekkürümü sunuyorum..Bu savaş sadece diğerleri için değil..Sevgi için de kazanılacak..
 Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Yılmax aniden bacağına çarpan sert bir şeyin acısını hissetti. Bacağında oldukça ağrılı bir sızlama oluşurken Yılmax kendini tutamayarak bacağını kavradı ve hoplamaya başladı ve aynı anda Hastlisch aniden görünür hale geldi. Gerçekten de delirmişe benziyordu. Evcil hayvanlarını çağırdığında üç böcek de yıldırım gibi Yılmax, Nakh ve Hastlisch"in yanına gelip etraflarında turlamaya başlamışlardı. Schön de gökte benzeri bir şekilde turluyordu.

Hastlisch şehre dönüp tetiği çektiğinde üç kere ard arda bir alev huzmesi silahın ucundan fışkırdı ve şehre doğru yöneldi. Yine de fazla ileri gidemedi.

Azazel bu sırada hala biraz geride olanları izliyordu. Bu sırada gözüne bir şey takıldı. şehirden gelen bir grup kişi vardı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests