Sonsuz Güneşin Koruyucuları: Kadim Işığı A

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Locked
Rhonin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 478
Joined: Mon Dec 27, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Rhonin »

V'ladhek kafası yere bakarak herşeyi dikkatlice dinledi ve kafasını yavaşça kaldırdı.Drow un gözlerine baktı bir kaç saniye onun gözlerinin içine baktı.Derin bir ifade ile " hepsini duydun..Umarım anlamışsındır Barra..Umarım." V'ladhek sessizce biraz bekledi.

Horcoel kendisini çağırmıştı muhtemelen bir planı vardı çünkü bu tür durumlarda hep böyle olurdu.Acaba ne düşünüyordu dostu..Bu lanet olası drow un bazı şeyleri yalan söylediği belliydi çünkü hangi drow yalan söylemezdi ki..Bu onların herzaman yaptığı şeydi onlar için adam öldürmek bile önemli değildi..Herkesi arkasından bıçaklarlardı pislikler..

Kendi düşüncelerini aklında tartarken drow un yapabileceği pislikleri düşündü..Sonra bu düşünceleri aklının köşesinden itmeye çalıştı.

V'ladhek derin bir iç çektikten sonra horcoel in kendisini beklediği yere doğru yürümeye başladı yavaşça..Horcoel'in yanına geldiğinde sessizce " kolye.." dedi ve donuk bir suratla horcoel e baktı..
 Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Horcoel_Baator
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 673
Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
Location: Boş boş gezindigi Ankara sokaklarından..

Post by Horcoel_Baator »

Horcoel bir an elini dudaklarına götürdü ve sessiz olması için Vladhek e işaret etti..Eğildi ve yerden kopmuş bir kiremit parçası aldı ve duvara şu yazıları yazmaya başladı..

''O bir kara elf..Kulakları burada konuştuklarımızı işitebilir o yüzden şu anda başka şeylerden konuşuyor gibi yapalım..Asıl demek istedigimi buraya yazacagım..Sana bir soru soracagım ve düşünüyor gibi yap..''

Dışarıdan seslendi..

''Söyleyecegim gibi dostum..Buradan bir an önce gitmek zorundayız..Sizle buluşmadan önce şehirde bir araştırma yaptım ve bir tane bile canlı bulamadım..Rotamız hakkında bir plan yapmalıyız..Dur şuraya birşeyler çizebiliriz..''

Sol eli ile az önce yazdıgı yazının tozlarını duvardan silkeledi ve yeni bir yazı için yeni yer açtı..Böylece drow çizim seslerini duysada herhalde şehrin planını çizdigimizi sanacaktı..

''O drow buram buram negatif enerji saçıyor..Buraya bir amaç için geldi ve o amacını gerçekleştirirken kendini acınası göstererek paladinlerin kendisine birşey yapılmasını engelletip bizi arkasına almaya çalışıyor.''

Tekrar silkeledi eliyle tozları ve tekrar yazdı..

''Karşı tarafın bir casusu olabilir..Ama casuslar bile daha fazla bilgi edinmek için bilgi paylaşır..O halde bu durumu kendi çıkarımıza çevirmek için elimizde bir koz var.''

Tekrar sildi..

''İnsanlara yardım etmemiz için önce insanların yerini öğrenmemiz gerekiyor degilmi..Bahse giriyorumki drow dostumuz bunu biliyor..Ve burada ''Tesadüf''.Tesadüf yazısını vurguladı kiremiti üzerine bastırarak..Olarak bizimle karşılaşma merasiminide şahsen yemedim..''

Sol eliyle tekrar silkeledi duvarı..etraf kırmızı toza boguldu bir an..

''Yani demek istedigim Vladhek..Bu casus meselesini kendi tarafımıza çekmek..Onu sorgulayacagım ve ondan insanların nerede oldugunu öğrendikten sonra ona bir yol boyu erzak verip salacagım..Doomhammeri idare et..Ona bir planım oldugunu açıkla ben drowu konuştururken..''

Silkelerken seslendi..Bu sefer baya bir yer kaplamıştı yazısı..

''Ne oldu beğenmedimmi yazımı'' gülümsedi..''Ama yapacagımız plan bu..Ancak böyle gidersek çıkışa ulaşabiliriz..

En son olarak elini uzattı ve onkasabanın bir planını çizdi duvara kendi yerlerini işaret etti ve muhtemel orkların olabilecegi yerleri..

Eline bir kez daha kiremit parçasını alarak

''Harbormm a söyle drow dostumuzu buraya getirsin siz içerde bekleyin ben onunla teke tek konuşmak istiyorum..Harbormm unda seninde hayat konusunda prensipleriniz var ve bu meseleyi çözmek sizin prensiplerinize aykırı..Bu meseleyi ancak ben çözebilirim o yüzden sadece bana güven '' yazdı ve okuttuktan sonra sildi..Gülümsedi..

İçeriye seslenerek..

''Harbormm Drow dostumuzu bir buraya kadar gelmesine eşlik edebilirmisin..Kendisi şu anda yorgundurda..Yürürken destegi olursun..Onunla burada konuşmam gerekiyor..''

Sonra Vladhek e döndü..

''Harbormmu al ve içerde beni bekleyin..'' diye fısıldadı..
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
Rhonin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 478
Joined: Mon Dec 27, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Rhonin »

V'ladhek yüzünü buruşturarak biraz bozuk yazıları okumaya çalıştı.Sonra tamam anlamında kafasını bi kere aşağı indirdi.

''Harbormm Drow dostumuzu bir buraya kadar gelmesine eşlik edebilirmisin..Kendisi şu anda yorgundurda..Yürürken destegi olursun..Onunla burada konuşmam gerekiyor..''

V'ladhek odaya baktı sonra tekrar dostuna döndü boynunu tutarak kolyeyi anlatmak istedi "ne yapacağız" der gibi bir surat ifadesi oluşmuştu.V'ladhek biraz sinirlenmiş bir şekilde herşeyi tekrar düşündü..

O drow kendilerine birşey yapamayacak kadar güçsüz durumdaydı ama o kolye..Kolye onun hakkında bazı şeyleri farklı düşünmesini sağlıyordu V'ladhek'in..

Aslında Horcoel'in söyledikleri mantıklıydı gerçektende bunlarla çıkışa gidebilirlerdi ama sonunda bu drow u ortalığa salmak fikri kendisine iyi gelmemişti.şu an drow la ilgili o kadar kötü düşüncelere girmişti ki orc lardan farklı tutmuyordu onu..

Drow un boynundaki kolye tekrar aklına geldi V'ladhek'in garip birşeydi nedense aklından çıkmıyordu sinirleri bu yüzden bozulmuştu..

V'ladhek Horcoel in omzuna elini koydu ve gülümsedi "ölüm bizi alana kadar iyiliği saflığı ve ışığı beraber savunacağız dostum..Bir gün karnıma girecek kılıc yolunu bulana kadar bu yolda seninle savaşacağım.." bir iç daha çekti tozlu havada ve hafifçe öksürdü daha sonra drow un içeri girmesini bekledi..Sinirli sinirli kolyeyi düşünürken..
 Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Sylvos
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1073
Joined: Sun Nov 21, 2004 10:00 am
Location: Darkon

Post by Sylvos »

Harbormm Horcoel ve V'ladhek' in odadan çıkışını izlerken bir evet anlamı olarak istemsizce başını salladı. Drow ona uzattığı matarayı dikerek bitirirken Harbormm sıkıntılı bir şekilde yeniden başını salladı.

"Evet--" diye söze başlamıştı cüce savaşçısı fakat aşağıdan gelen sesler uzun uğraş gerektiren bir işten konsantrasyonunu bozar gibi cüceyi afallattı. Birkaç saniye-aşağıdakilerin konuşması bitene kadar bu afallamanın etkisinde drowu izledi.

Ve konuşmaları bitince aşağıdan bir seslenme geldi:
''Harbormm Drow dostumuzu bir buraya kadar gelmesine eşlik edebilirmisin..Kendisi şu anda yorgundurda..Yürürken destegi olursun..Onunla burada konuşmam gerekiyor..''
Kafasını kaşıyarak homurdandı bir süre boyunca. Sonra matarayı sonuna kadar bitirip yere bırakmış, yorgun görünümlü drowa destek olup ayağı kalkmasını sağladı ve aşağıya kadar ona destek olmaya devam etti...
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis

Post by Lord Necros »

Barra Qu"elaeruk, Horcoel odadan ayrıldığından beri etrafa korkuyla bakıyordu, Harbormm"un gözünden kaçmamıştı bu. Bir süre dışarıdan sesler gelirken Harbormm drowun huzursuzca hareket ettiğini gördü. Harbormm"un aurası sayesinde korkuyor olamazdı. Ama mutlaka ters bir şeyler vardı.

En sonundaV"ladhek çağırdığında drow sanki bir şey batmışcasına ayağa fırladı. Yüzünden bir acı spazmı geçti ve eliyle boyunluğunu kavradı. Sonra vazgeçerek bıraktı. Tikli bir insan gibi garip hareketleri vardı. Tedirgin gözlerle-kimbilir kaç saattir saklandığı-odayı ilk defa görmüş gibi süzüyordu. Sonra Harbormm"a dayanarak ilerledi. İkisi az sonra Horcoel ve V"ladhek"in yanına varmışlardı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Rhonin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 478
Joined: Mon Dec 27, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Rhonin »

Harbormm drow la beraber gelirken gözleri drowa öyle bir baktı ki sanki gözündeki kin bütün ağırlığıyla onu süzdü..Sonra Harbormm a bakarak " Harbormm benimle içeri gelirmisin lütfen onları bırakalımda yanlız konuşsunlar.." dedi ve harbormm un omzuna yavaşça bir kere dokundu daha sonra içeri doğru girdi..

Harbormm a döndü "burda bekleyelim Horcoel onunla birşeyler konuşacak.*sesini hafifçe sadece harbormmun duyabileceği kadar azalttı*Benimde söylemem gereken bir şey var.."

V'ladhek odanın en köşesine gitti ve garip görünen drowa bakarak harbormm un yanına gelmesini bekledi..

"Amacın ne bilmiyorum ama öğrendiğimde eğer kötü çıkarsa bu bizim için değil senin için kötü olacak drow" fısıltı halinde sözcükler çıkmıştı ağzında.

V'lad kılıcını yavaşça kavrayıp Harbormm a döndü yanına geldiğinde birşey söyleyecekti ama gözünü drowdan ayırmıyordu..
 Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Yılmax
Başbüyücü
Posts: 686
Joined: Tue Apr 05, 2005 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Yılmax »

Yilmax taşı atmasıyla böceğin yön değiştirerek taşın düştüğü yere yönelince savında ne kadar haklı olduğunu anladı. Böcek zeki değildi sadece duyu ve içgüdüleriyle hareket ediyordu ki hayatına kastetmezse öldürmesine gerek duyulmayacak bir yaratıktı. Hem belki bir işlerine yarayabilirdi. Hızla ormanın gidridkten sonra direkman gnom'un yanına giderek omzuna dokundu ve " Hastlisch, sakin ol ben Yilmax. Büyüm işe yaramadı dışarıda bir böcek serbest. şövalye ölmüş, diğer iki goblin gibi. Bir goblin de bilinçsizce yerde yatıyor. Kasabadaysa kayda değer bir değişiklik görmedim. şu son fazla gelişmiş böceği de kontrol altına alabilirmisin? Bizim için tehlike arzedebilir. Karşımızda olmasından sa yanımızda olması daha iyidir. (Gülümseyerek)Görünmez olmam senin için bir sorun arzediyorsa bana ciddi olarak söyleyebilirsin. Sen ne düşünüyorsun?" sözlerinin tamamladıktan sonra etrafı gözlemeye başladı hastlisch eğer büyüsüne başlarsa etrafa karşı onun dikkatli olması iyi olurdu...

-------------------------------------------------------------------------------------------------

Kainatta mutlak iyilik ya da mutlak kötülük diye birşey yoktur.
Yalnızca güç vardır.
Güce sahip olan herşeye hükmeder.
Ta ki karşısına daha güçlü birisi dikilene dek...

Yilmax Z'yl Arnen
Red Robe Mage
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Darkgnome »

Hastlisch uzun süren taşları doldurma işini bitirdi ve sonunda çift kollu balonu andıran aletini sırtına geçirdi. Çok yer kapladığından oldukça rahatsız olduğu kesindi ama en azından ağırlı çok fazla değildi. Arkasından bir el yada bir uzantı ona dokundu ve Hastlisch'in gözünün önünden, göreceli olarak oldukça sade olan, hayat hikayesi geçti.
" Hastlisch, sakin ol ben Yilmax. Büyüm işe yaramadı dışarıda bir böcek serbest. şövalye ölmüş, diğer iki goblin gibi. Bir goblin de bilinçsizce yerde yatıyor. Kasabadaysa kayda değer bir değişiklik görmedim. şu son fazla gelişmiş böceği de kontrol altına alabilirmisin? Bizim için tehlike arzedebilir. Karşımızda olmasından sa yanımızda olması daha iyidir. (Gülümseyerek)Görünmez olmam senin için bir sorun arzediyorsa bana ciddi olarak söyleyebilirsin. Sen ne düşünüyorsun?"
Gnom şaşırmış bir şekilde arkasına döndü ve kocaman açılmış gözeri ile karaelfin arkasındaki görüntüye baktı. Görünmez birine bakmak oldukça zordu.

Code: Select all

Fakat bir şey dikkatini çekti sanki görünmez arkadaşının olduğu yerde bir gariplik vardı. Sanki oradaki görüntülerde hafif bir kayma oluşuyordu. Sanki bir çaydanlıktan çıkan sıcak havanın buharının ardına bakıyordu yada sanki bir camdan dışarıya bakıyordu.
Hastlisch dalmış bakışlarından bir kaç göz kırpışla kurtuldu. Yine kocaman hayret eden bakışlarına dönmüştü.

"Fakat nasıl olur. Sizin büyünüz başarısız olduysa ve bende..."

Arkasına döndü ve böceklere baktı. bunların nasıl davranışlar sergileyeceklerini bilmiyordu.

"Bakın bayım...."

Daha demin yaptığı büyünün yapıldığı şu anda aklına gelmiyordu ve bunu hatırlamaya çalışmanın hiç bir anlamı olmadığını biliyordu. Bu canavarı aynı şekilde etkileyecek büyüsü kalmamıştı.

Code: Select all

Elindeki büyülendirilmiş parşömenin değeri yaklaşık 700GP idi ve şu sıralarda büyücülerin fazlaca artması sebebiyle fiyatlarında biraz düşme olabilirdi. Ama birde 10 kasaba gibi büyük bir yerde olayların karışması sonucunda meydana gelen karmaşada büyülü parşömenlerin değeri oldukça artacaktı. Üstüne yazdığı büyülü yazıların malzemeleri oldukça kara borsaya düşeceğe benziyordu. En azından 10 kasaba çevresi için. 

Aslında bir durum daha vardı ki bu hayvanların değeriydi oda. Elinin altındaki aracını kaybetmişti ve bu hayvanlar şimdi onun, için bir araç olabilirlerdi. Daha da önemlisi bu hayvanlar koruma isteyen kişiler içinde oldukça gözde korumalar olabilirlerdi. 10 kasaba halkından kurtulmuş olan bir kafile olmalıydı. Bir anda bu kadar büyük bir kasabayı yok edecek büyüklükte bir ordu olması imkansızdı. Herhalde bu yaratıkların korumasını kiralamak için oldukça iyi para veren bir kaç tüccar 10 kasabalı çıkacaktı. 

Ancak içinde hala fısıldayan yüreği bu hayvanları 10 kasaba halkının gözlerinin içine bakarak satamayacağını söylüyordu. Bu gibi durumlarda o işlerini hep tarafı çıkabilir ve anında elinden paranın uçup gitmesini sağlayabilirdi. Bu kararını zaman geldiğinde vermek ona en rahatı olarak gelmişti. Kalp işleri onun ilerisini hesaplayabileceği alan değildi. Özelliklede söz konusu olan kendi kalbi olduğunda.
Elini çuvalından çıkarttı ve içinden 4cm çaplı yaklaşık 30cm uzunluğunda alüminyum renginde, metal bir tüp çıkarttı. Metal tüpün üstünde Herhangi bir rün yada işleme yoktu ama daha kalın olduğundan kapak olduğu belli olan kısma takılı kırmızı renkli ipin ucunda bir kağıt asılıydı. Tüpün diğer ucuna yakın tarafında yan yüzeyde ise baykuş başının ana hatlarından oluşan kırmızı bir amblem vardı. Sanki baykuşun kafasındaki tüyler biraz fazla kabarık gösterilmiş ve aslanı da andırmasına çalışılmıştı.

Kağıda bakan gnom tatmin olduğunu belli eder şekilde başını aşağı yukarı salladı ve ardından başını salladığı gibi tüpü de bir kaç kere sallayarak

"Sanırım bu işimizi görecektir!"

Kırmızı renkli ipi çekerek tüpün kapağını açtı ve içindeki parşömen dışarıya kimisine hoş gelen o kayma sesiyle çıktı. Metal kutuyu kapatıp ucundaki kağıdı kopartıp yere attı ve ardından metal kutuyu tekrar çuvalına koydu.

Parşömeni açtığında ışığın yansımasına farklı farklı renklerde tepkiler veren yazılarla dolu bir kağıt çıktı. Kağıdın belli bazı yerlerinde dağınık olarak yerleştirilmiş bildik rünler vardı. Ancak her büyücü bilirdi ki bu rünler ne kadar dağınık gözükse de aslında hepsinin de bulunduğu yerler çok önemliydi.

Gnom parşömeni karşısına aldı ve sadece bir göz gezdirmesi ile parşömendeki yazılar silikleşti ve silindi. Hastlisch bir an için gözlerini kapattı ve açtığında artık başka gözlerin göremediği o incecik zihin çizgisine bakıyordu. etrafındaki ruh fırtınasının koruduğu zihin çizgisini sarmaya başladı bedeninin dansı ve büyünün en ikna edici sözleri ile.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis

Post by Lord Necros »

Yere serpilen kum ve gül taneleri düşerken, Dekotta"nın kılıcı ilahi bir dokunuş ile olağandışı bir silah halini almıştı.Yeminer rahibi kılıcını savurmak için başının yanına kaldırmış, hızla goblinlere doğru koşuyordu.

Yere düşen gül yaprakları kararıp soldu. Selemor"un gösterdiği taraftaki goblinler gözlerini kırpıştırdılar, ileri geri sallandılar ve sonra da küt diye yere düştüler.

Bu sırada Dekotta goblinlerin yanına varmıştı. Büyüsel enerjinin kıvrımlarını hissedebilmesine rağmen bunların etkileri Yeminer rahibini etkileyecek güçte değildi. Rahip önünde aniden düşen goblinlerden birinin horladığını fark etti.

O anda rahip ve büyücü birbirlerini gördüler.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis

Post by Lord Necros »

Parşomen, gnomun elinde alev aldı. Hastlisch ister istemez parşömeni bıraktığında büyüsü de bitmişti.

Tuhaf bir şekilde, büyünün işleyişi Hastlisch"e ezberinde olanlardan çok daha düzgün gibi geldi. Diğer büyülerinde, normalde kullandığı kozmik enerjiler çok daha kararsız ve ürkek gelirken ona, parşömeni kullandığında her şey eskisi gibi oldu.

Böceğin zihni, Hastlisch"in zihnine anında bağlandı. Artık böceklerin üçü de Hastlisch"in kontrolü altındaydı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran

Post by Gorath »

İlyamain ellerini kavuşturmuş Tanrısına bir dua okudu ve ardından Zehiran ile Cervantes'in açıklamalarını dinledi. şimdi susma sırasıydı. Yetkisi olan konuşur ve işi yoluna koyarken o yetkisi olana yardım edecekti. Kör olabilirdi ama daha önceden de Cervantes'e söylediği gibi ruhu ile bu savaşın içindeydi ve şimdi biliyordu ki bu savaşta Cervantes neredeyse o da oradaydı.

İlyamain Cervantes'in çağrısına uydu ve Kurtarıcı da bu çağrıyı işitmiş gibi İlyamain'in yanında, onu Cervantes'in arkasından yönlendirmek üzere yerini aldı...
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Darkgnome »

Code: Select all

[color=darkred]-*Yemek!*[/color]
[color=darkblue]-*Küçük dost yeme dedi.*[/color]
[color=brown]-*Yemek!*[/color]
[color=indigo]-*Hayır o küçük dostun!*[/color]
-*Evet o bana canlı lazım!*
[color=darkred]-*Bu da güze kokuyor*[/color]
[color=brown]-*Yemek*[/color]
[color=darkblue]-*Küçük dosta güveniyorum*[/color]
[color=darkred]-*O bize yemek vercek*[/color]
[color=red]-Bunlar ne kadarda çok konuşuyorlar![/color]
-Seni de duyorlar
[color=darkblue]-*Daha küçük dost kızdı*[/color]
[color=red]-Ben sizin liderinizim[/color]
[color=brown]-*Bunu yiyeceğim[/color]
[color=darkblue]-*Ã?ekil kenara benim o*[/color]
-Durun kavga etmeyin
[color=red]-Ben ne dersem yapacaksınız![/color]
-Yeter artık
[color=brown]-*Yemek*[/color]
-Yeter diyorum
[color=darkred]-Yemek[/color]
[color=brown]-Yemek[/color]
[color=indigo]-Yemek[/color]
[color=red]-Açım[/color]
"Yeter dedim!"

Code: Select all

Aptal yaratıkların arasındaki bedensel konuşmaların dahi zihinsel çağrışımlara sahip olduğunun bariz bir kanıtı olarak Hastlisch'in zihnine dolan düşünceler bir anda yok olmuştu. Belki de Hastlisch onları anlamak için kendisini çok fazla yoruyordu. 
Hala yandaşlarını hissetmesine rağmen zihnine hücum eden düşüncülerden kurtulmasının verdiği rahatlamayla derin bir soluk alıp verdi ve gözlerini açtığında karşısında ona şaşırmış ve belkide kızgın bakan kara elfin gözleriyle karşı karşıya geldi.

"Sanırım büyücülerin neden bu kadar çok yaratık ile gezmediklerini anlayabiliyorum. Gerçi seviyeyi ayarlamayı öğrendiğimizde daha rahat olacaktır."

Birden bir "Guuk" sesi ile irkildi gnom. Bu sadece bir ses değildi bu ayrıca onun dostu Schön"ün sesiydi.

"Ne kadar yakındalar?"

"Guuk"

"Etrafımızı sarmaya mı çalışıyorlar?"

"Guk"

Gnom yakınındaki kara elfe dönerek

"Schön yakınımızda iki kişi görmüş. Oldukça zor yürüyorlarmış ve biri üstüne post giymiş biriymiş. Baskından kurtulmuş ve yardımımıza ihtiyaçları olabilir. Biri oldukça kötü topallıyormuş ve şuradaki binanın arkasından yaklaşıyormuş. Diğeri de..."

Karaelfe oldukça yaklaştı ve ağzının nakh"ın olduğu tarafını eli ile kapatarak

"Diğeri de ileride çalılıkların içine girmiş. Oda yerde ancak sürünebiliyormuş. Belkide onlara yardım etsek iyi olacak."
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Slach
Gölge Ustası
Posts: 759
Joined: Sat Nov 13, 2004 10:00 am
Location: Eskişehir
Contact:

Post by Slach »

Slach kendini yaşlı bir kadının kedisi gibi hissetmişti yaşlı kadının dersi tenine her deydiğinde uzun bir uykudan uyanmış gibi rahatlıyordu. Anlam veremediği bir şekilde Lord Cervantesin sesi sert ve sanki rütbesi altında birilerini ezmeye çalışır gibiydi.

Kadının sözlerine Slach eksiksiz itaat etmeye çalışmıştıç İçinden sürekili düşüeciğine dair bir his vardı. Güçsüz hissetemesine neden olucak bir sürü şey yaşmıştı. Ã?nce ufaktan bir karamsar bakış gönderdi. Bunu yapamaması için hiç bir sebep olmadığını görünce burnundan hayvanların çıkardığı türden bir soluma çıkarttı. Ellerini kullanarak önce bacaklarını üzerinde doğrulduç Sonrada desteksiz bir şekilde dim dik ayakta duruyordu. Biraz önce ölmek üzere olan biri için çok şeyler yapmıştı. şimdi ise dim dik durup Kirlenen pelerinini ve saçlarınıdaki kum tanelereini temizliyordu.

Slach ayağa kalkmasıyla yeni bir şokla daha karşılaşmıştı. Kehanet gibi birşeyler diye düşündü. Neden olduğunu pek bilemesede böyle kehanetlere inanırdı. Slach aslında kendisi gibi olanların inanmadığı yok saydığı bir çok şeye inanıyordu ve bu onu diğerlerinden daha farklı kılıyordu. Ama bu kahanet çok farklıydı yok olmak ve olmamak arasındaki ince bir çizgiydi. Yüzübirden ekşidi buna inanmamak istiyordu ama biraz önce kendine yardım eden hayat veren birine inanmamak içinden pek gelmiyordu. Kadın Slach'ın yanından ayrılmış ve Cervantesin yanına kadar girmişti. Kolunu kavrayıp. Slach'a bu günün hiç olmamasını düşündürdüğü bir şey söylemişti. "Dost yüzüyle kendini maskeleyenden kaçının." Bu bir sürü kelime oyunu içinde verilmiş birşey gibi geldi. Ve anladığı kadarıyla bu oyunlar slach'a gelmiş laflardı. Slach böyle bir durumda lafı çarptırdığı kişinin yüzüne bakıp çaresizliğiyle eylenirdi. Kadından da aynı şeyi yapmasını bekledi ama yapmamıştı.

Kadının Cervantesle konuşmalarının geri kalanına dikkat etmemişti. Sadece kadınınla yüz yüze geleceği anı bekliyordu. Ama kendisine gelmesini " Siz ikiniz, benim nezaretimde kaleye geleceksiniz. şu andan itibaren 10 Kasaba Ordusunun tutuklularındansınız. Sizinle de konuşacaklarım olacak daha sonra. "

Slach sadece " kim neden niçin" diyerek ağzı açık bir biçimde kalmıştı.
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
Sylvos
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1073
Joined: Sun Nov 21, 2004 10:00 am
Location: Darkon

Post by Sylvos »

Necros_Spellweaver wrote:En sonundaV"ladhek çağırdığında drow sanki bir şey batmışcasına ayağa fırladı. Yüzünden bir acı spazmı geçti ve eliyle boyunluğunu kavradı. Sonra vazgeçerek bıraktı. Tikli bir insan gibi garip hareketleri vardı. Tedirgin gözlerle-kimbilir kaç saattir saklandığı-odayı ilk defa görmüş gibi süzüyordu. Sonra Harbormm"a dayanarak ilerledi. İkisi az sonra Horcoel ve V"ladhek"in yanına varmışlardı.
Harbormm kara elf ile birlikte aşağı indikten sonra bir süre gözlerini ondan ayırmadı. şüphe uyandırıcı bir durumdu, ilginç. Acaba bir hastalığı mı vardı? Ama her ne ise bu cüce savaşçıda kötü bir etki bırakmıştı.
" Harbormm benimle içeri gelirmisin lütfen onları bırakalımda yanlız konuşsunlar.."
Harbormm V'ladhek' e sadece bakmakla yetindi. Sonra arkasını dönerek merdivenlerden yukarı çıkarak-geldiklerinde kara elfi buldukları odaya çıktı. Burayı biraz incelemesi gerekirdi. Kara elfin günlerce kaldığı bu odayı araştırması onların açısından iyi olurdu.

Adi bir elfin sakladığı gerçeklerin bir kanıtı burada olabilirdi. Tapınak şövalyesinin tek amacı 10 kasabayı korumaktı. Başka hiçbir emri tanımazdı ve gerçekleştirmezdi. Sadece halkı korumak için buradaydı, bir kara elfi ya da bir başkasını değil.. Eğer bu ikili de yoldan sapıp başka bir amaca doğru gidecek olursa, sadece kendi yolunu izleyecekti. İçinde uyuyan güç arzusu ve tarafsızlık duygusu kendini ortaya çıkarmıştı artık. Yetenekleri ve savaş sanatındaki uzmanlığı kolay kolay kimseye güvenemeyeceği ve onun bu umursamaz tavrını ortaya çıkarmıştı.

'Neyse..' diye kovdu bu düşüncelerini içinden. Bu odada elfin o anki tikli hareketlerinin bu odada bir izinin olabileceğinin ya da herhangi bir izlenimin olabileceği durumunun peşindeydi. Odanın ortasına geldiğinde etrafı tarayarak daha önce farketmediği birşeyin olup olmadığını gözlemledi...
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
Black_Rider
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 230
Joined: Tue Aug 17, 2004 10:00 am
Location: İst

Post by Black_Rider »

Selemor buyusunun etkisini memnuniyetle izledi.Buyunun etkisi cok uzun surmiyecekti bunun icin baldirina saplanan okla daha sonra ilgilenmeliydi,ilk once goblinlerin isini halledecekti.Selemor ani bir tehlike karsisinda hizlica buyu yapmasi lazimdi,buyucu ates topu buyusunun kadim sozlerini okudu(Fireball quicken spell).

Buyucu yavas adimlarla goblinlerin yanina yurumeye basladi.Yurudukce acisida daha da artiyordu.Su goblinlerin isini hallettikten sonra hemen su lanet oktan kurtulmaliydi.Goblinler kut diye yere dustuler.Selemor uyayan goblinlerin arkasinda elinde kilic tutan birisiyle goz goze geldi.Bu sahisin orc yada gobline benzeyen bir yani yoktu.Bu kisi goblinlerin komutani acaba olabilirmi diye dusundu buyucu.Buyucunun bunu dusunmesi normaldi cunku tam anlaminda dusmanini tanidigi soylenemezdi.Sadece goblinlerle ve bir hobgoblinle karsilasmisti ve bundan baska dusmanlarda olabilirdi.Selemor aralarinda 4 metre kaldiginda durdu.Goblinler derin uykuya dalmis ve horliyorlardi ama bu cok uzun surmiyecekti.Selemor bakislarini adama cevirdi."Sen su igrenc goblinlerin komutanimisin?Eger oyleyse senide onlarin hakkettigi gibi cehanneme gondermekten zevk duyacam.Memleketimi yokkettiniz.Cevabinin inandiraci ve kisa olmasini dilerim burada cok oyalanacak vaktim yok.Selemor supheli bakislariyla cevabi beklemeye koyuldu.
Herkes aya benzer.Karanlık bir tarafı vardır ve bunu hiç kimseye göstermez... Enter the Ghost Lake The waters whisper of something brooding no way out of here) Son of Dark --------------- Isim:Denikron Githalas Irk:Human Sinif:Wi
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests