Gromxian'ın seçimi

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Post Reply
User avatar
Buzmavisi
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 51
Joined: Sun May 29, 2005 10:00 am
Contact:

Gromxian'ın seçimi

Post by Buzmavisi »

Gromxian'ın Seçimi

GÃ?NÃ?MÖZDEN İKİ ASIR SONRA, SENE 2211


Krimmorn'un tek isteğiydi, galaksilerin ötesinde bir yaşam kurarak ölümsüz olmak. Ancak her arzu gibi bunun da ödenmesi gereken bir bedeli vardı. Nerde, ne zaman ve nasıl olacağını bilmiyordu, ama bir gün evrendeki sefil yaşamı yok ettikten sonra sonsuz yaşama kavuşmak için müritleri de dâhil olmak üzere, herkesin ve her şeyin gücünü bir asalak gibi emecek, böylece arzusunun nihayetine erecekti. Aslında nihayete hiç ermeyecekti dense daha iyi olurdu tabii. Bütün yaşamı yok edip bir hiçliğe dönüştürecekti. Ancak bu şekilde Shade'ler özgürce tüm galaksinin sahibi olacaktı. İnançları bu yöndeydi. Bunu yapabilecek güçleri ve kimsenin bilmediği teknolojileri vardı.

Çok uzun zamandan beridir, kendilerine ev olacak bir gezegen arıyorlardı, çünkü kendi aralarında çıkan bir savaşta Fariorn galaksisindeki gezegenleri yok olmuştu. Savaş ise hükümdar Krimmorn'un seferine karşı çıkan asi bir Shade'e karşı yapılmıştı. Sonuçta kazanan taraf hükümdarın ordusu olmuştu.

İşte uzun zaman boyunca uzayın karanlık boşluğunda dolanırlarken, içinde yaşayanların Dünya adını verdiği gezegeninin vaat edilen topraklar olduğunu anlamışlardı. Evrenin sırlarını çözüp, onu ele geçirmenin ilk kısmı böyle başlayacaktı.

Sağ kolu Gromxian yıldız gemisinin altında duran yer barakalarının kontrol merkezinde beklerken her taraftan gelen silah seslerini duydu. Krimmorn onu Fariorn galaksisinin yaşam olmayan bir gezegeninde bir insanın etini yerken bulmuştu.

Neden sonra çırılçıplak suratında pullardan başka bir şey olmayan üç gözlü yaratığa yani Krimmorn'a doğru döndü Gromxian. Shade'lerin grimsi yuvarlak vücutlarına ne zaman baksa iğreniyordu. Üç bacağı, üç kolu da insan kemiklerinden inceydi bu canlıların. Bu yüzden ancak sürünerek hareket edebiliyorlardı. En çok da kapkara gözleri onun midesini kaldırıyordu aslında. Ağızları yoktu, konuşmaları sadece bir burun gibi tek delikli bir çıkıntıdan gelen sesle anlaşılıyordu. Mecbur kalsa bile onlardan birini yemezdi Gromxian.

"Efendimiz!" dedi Gromxian. "İnsanlar tekrar başladılar. Yerleri tespit edildi."

"Artık bizi durduramazlar, Grom," diye karşılık verdi Shade. "Ölümün ta kendisi onları rüzgârda sönen mumlar gibi düşürecektir."

Grom dünyaya getirildiği dev uzay gemisine baktı. şeffaf bir boşluktan başka bir şey değildi. Yine de onun görünmez olmayan şeklini tarif etmeye kalksa öne doğru uzanan, kare tabanlı bir piramit biçiminde olduğunu söylerdi. Dev motorlarının ve hiperuzay(ışık hızından daha hızlı yolculuk etmek için kullanılan motorlar) sürücüsünün arkasından uzanan bir çıkıntı misali parlak mavi bir ışıkla kaplanırken şu an aktif durumda olmadığı belli oluyordu. Ã?ünkü bu parlak mavi ışık kalkanlardı. Ancak görünüşü çok hantal olmasına rağmen, gerçekte çok tehlikeliydi. Bütün bir kıtayı alevlere boğabilecek kapasitedeki bombaları, her birinde yüzlerce ufak Virnol saldırı araçları bulunuyordu. Virnol denen karanlık gemilerinin ince hilal biçimindeki gövdeleri, insanların aciz barutlu silahlarına ve füzelerine karşı aynı hiper-uzay sürücüsü gibi manyetik ışın kalkanlarıyla donatılmıştı. İnsanların zavallıca çabaları bile gezegeni kurtarmaya yetmeyecekti. Ã?ünkü göremedikleri binlerce uzay gemisi tarafından avlanıyorlardı.

Grom, şans eseri onların telsiz konuşmalarını da dinlemişti bir keresinde.

"Yüzbaşı! Shade'ler yine saldırıya geçtiler," demişti cızırtılı bir ses.

Bir süre radyodan parazitten başka bir şey gelmemişti.

"Emin misin, Teğmen? Dünya üzerine mi geliyorlar yine?"

"şu an görünür durumdalar, Fariorn galaksisindeki yandaşlarımız çoktan yenilmiş, onların önünde artık sadece biz varız."

"Umarım çok geç değildir. Silahımızı kullanabiliriz herhâlde?"

Teğmen ince ve acele bir sesle yanıt vermişti.

"Onları görseydik silahı kullanabilirdik, ama koruma sistemlerini çökertmeden herhangi bir ses frekansını ana gemilerine gönderemeyiz."

"Yani önce onları görmemiz gerek diyorsun-"

Sonra da ikisi arasındaki radyo yayını ilelebet kesilmişti. Fakat Grom duyduğu şeyi hiç unutmamıştı. Efendisi Krimmorn onun hayatını kurtardığından beri, verdiği tek bir emrine bile karşı gelmemişti, ancak bütün yaşamı yok etmesi Grom'un doğasına aykırıydı. O sadece beslenmeliydi. Savaş alanında, onlarcasını kemiklerini kurutana kadar emmişti ve daha çok insan ona lazımdı. Grom hakkında söylenenler doğruysa bir insandı. Yani en azından insan biçimli bir yaratıktı. Fakat tek besini de onlardı. Kendini bildi bileli onlarla beslenmek zorunda kalmıştı. Zaten tek gözünün dışarıdan sadece ak olarak görünmesi(kördü) bu beslenmelerin birisi sırasında olmuştu.

Son birkaç günlük savaşta insan kuvvetleri ellerindeki en iyi nükleer silahlarla bile dayanamıyorlardı. Böyle giderse Shade'ler savaşı kazanacaktı. Lakin Grom'un başka planları vardı. Ã?nce ana geminin kontrol merkezine girmiş ve güç jeneratörlerinden birinin kontrol anahtarını ele geçirmişti. Kimse bu insan kılığındaki et yiyen yaratığa bir şey diyemedi, çünkü hükümdarlarının ilk adamıydı. Hepsi de ondan çekiniyordu. Zaten bu unvanı da boşuna kazanmamıştı. Grom'un insan varlığını sezmek gibi müthiş bir yeteneği vardı. Galaksiler ötesinden bile onların yerini bulabiliyordu. Yaratılışının bir nevi ona bir armağanıydı. Tabii nasıl yaratıldığını ve nerden geldiğini bilen kimse yoktu, buna kendisi de dâhildi. Belki de evrenin bazı şeyleri dengelemeye çalışmasının bir ürünüydü.

Bu kontrol anahtarını bulduktan sonra, insan güçleriyle çok gizli bir frekanstan iletişime geçmiş, onlara Shade'ler hakkında bir sürü bilgi vermişti. Ne zaman saldıracakları, nereden harekete geçecekleri gibi daha yüzlerce ayrıntıyı açıklamış, kullanabilecekleri bir silahları olup olmadığını sormuştu.

İnsanlar ona pek fazla güvenmemişti.

"Neden bize yardım ediyorsun peki? Amacın nedir? Bunun bir tuzak olmadığını nerden bilelim?" diye sormuştu kendisine Albay Demir diyen birisi. Sesi kalın ve olgun geliyordu. Alt-uzay iletişim sinyali gayet temizdi çünkü. (Alt-uzay sinyalleri uzayda aynı hiperuzay gibi ışık hızının altı katı hızında ilerleyerek kullanılan bir çeşit iletişim yoluydu.)

"Hepimizin kendine göre nedenleri var. Bana güvenmeniz için bir neden ben de bulamıyorum. Ama tek isteğim Shade'leri bu gezegene geldiğine pişman etmeniz. şimdi eğer tek derdiniz onları görememekse, onu ben halledeceğim. Eğer bunun tuzak olduğunu düşünüyorsanız da bir tuzağa yürümeyeceğiniz tedbirler alın. Çok fazla kayıp vermeyecek şekilde ayarlayın. Silahınızın çalıştığından emin misiniz?"

"Evet, ancak onları öldürebilmek için ses bombasını tam olarak atmamız gereken yeri bilmeliyiz. Ã?ünkü belirli bir alan civarında etkili olacak, nükleer füzyonla güçlendirildiği hâlde hem de. Koruma sistemlerinden bazıları da devre dışı kalmalı. Peki, tam olarak nasıl olacak?" diye sordu adam. Grom ona planını detayıyla anlatmıştı.

şu an bu planı uygulamaya geçirecekti. Shade'lerin görünmez Virnolları yıldız gemisini terk etmiş, üzerlerine gelen insanların uçaklarına doğru harekete geçmişlerdi. Grom kontrol merkezinde olduğu için radardan onların nerede olduklarını rahatlıkla seçebiliyordu.

"Bugün bizim zaferimiz olacak, Grom," diye seslendi Krimmorn arkasından. Merkezde sadece ikisi kalmıştı her zamanki gibi. "Bugün insanları tamamen yok etmek için seferimize başladık."

Grom radarı tekrar kontrol edince üç ayrı yıldız gemisinin de insan hedeflerine olan alanı daralttığını ve birbirlerine yaklaştıklarını gördü. Bundan iyi fırsat olamazdı. Aslında bu kadarını bile beklemiyordu. Grom kirli pantolonunun cebinden o anahtarı aldı. Aslında ufak bir kontrol paneliydi. Sonra aşırı yükleme tuşuna bastı. Bir süre beklemesi gerekiyordu. Bu sırada hükümdar Krimmorn onun bir şeyler yaptığını sezinlemişti. Ã?ünkü zihin okuma gücü sayesinde etrafında olan her şeyden haberi oluyordu. Zaten bu yeteneği sayesinde hükümdar olmuştu ya.

"Sen ne yapıyorsun?" diye seslendi ona arkasından.

Grom, cevap vermeden önce yaralar ve kesik izleriyle kaplı bembeyaz yüzüne bir tebessüm yerleşti. Diğer cebinden ultrasonik el bombasını çıkardı. Shade'leri öldüren tek şey aşırı ve yüksek frekansta bir sesti. İnsanlar bunu uzun zaman önce keşfettikleri hâlde ellerinden bir şey gelmiyordu, çünkü gemilerin kalkanları ve görünmezlik jeneratörleri vardı. Grom ilk önce sadece görünmezlik jeneratörünü kapatma fikrini düşünmüştü, ama Albay Demir buna karşı çıkmıştı. Zira yeterince iyi bir çözüm değildi. Görünmezlik gitse bile ses bombası kalkanı aşamazdı. Bunun üzerine Grom daha iyi bir çözüm getirdi.

"Sana ne yapıyorsun dedim?" diye bağırdı ince vızıltı gibi sesiyle Krimmorn.

"Yiyeceğimi garantiye alıyorum," dedi Grom ve fitili çekip bekledikten sonra onu hükümdarın üstüne attı. Bomba patlarken kulaklarını tıkadı, ancak gözlerini yummadı. Her zaman bu iğrenç sürüngenlerin nasıl öldürüldüğünü merak etmişti.

Yaratığın vücuduna nazaran küçük olan başındaki kapkara gözleri ve pullu derisi gerginleşiyordu bombanın sesi yükseldikçe. Sonra bacaklarındaki gri deri kalktı, tek delikli olan burnundan aşağısı yarılıp bir ağız görünümüne büründü. Ancak kan çanağına dönmüş gözlerinden yaratığın can çekiştiği anlaşılıyordu. Ses en şiddetli anına geldiğindeyse Krimmorn havaya uçtu ve bütün garip iç organları etrafa saçıldı. Grom'un birden ağzının suyu aktı, içi gevşedi. Ne zamandır yemek yememişti, ama kendisine hâkim olması gerektiğini biliyordu.

Sonra hiç vakit kaybetmeden, üçgen oluşturmuş, yıldız gemilerine göz gezdirip aşırı yükleme(overload) tuşuna tekrar bastı. Neler olduğunu görmek için radarı kontrol etti, ancak gemiler yerlerinde duruyor gibi görünüyorlardı. Yoksa çalışmamış mıydı? Tekrar bastı, bu sefer anahtarın üzerindeki dijital ekranda tüm sistemlerde arıza var yazdığını gördü. Sonra barakanın penceresinden çivit mavisi gökyüzüne baktığında dev yıldız gemisi gözler önüne serildi. İlerdeki dağa doğru düşüyordu. Ardından diğerini gördü, o da düşmek üzereydi. Grom'un aklına gelen plan dâhiyaneydi.

Jeneratörleri aşırı yükletip bir elektro-manyetik darbe yaratmıştı(Elektro-manyetik darbe belirli bir bölgedeki bütün elektrik sistemlerini bozan bir dalgaydı). Aslında geminin böyle bir şeye karşı hata koruması vardı. Ancak Grom onları da sisteme girdiği zaman pasif hâle getirmişti. Sadece tek bir yıldız gemisini yok edeceğini düşünürken insanlara saldıran bütün yıldız gemileri dalganın alanından etkilenmişti.

Neden sonra insanların uçaklarından atılan onlarca ses bombasını fark etti. Savaş artık bitti sayılırdı. Yiyeceği güvendeydi.

Her şey tamamen sona erdikten uzun bir süre sonra bir hücrede tek başına ayakta duruyor, daha ne kadar açlığını bastırabileceğini düşünüyordu. Bir insan, hücresine onu kontrol etmeye gelse, hemen işini bitirecekti. Savaşı kazanan insanlar onu da bir hücreye atmışlar, aylardır burada tutuyorlardı. Onlara yardım eden kişinin kendisi olduğunu söylediğindeyse de ona inanmamışlardı. Hatta planları detayıyla bile açıklamıştı, yine de ona güvenemediler. Bir canavar ordusundan kurtulan insanlar, hayatlarını yine bir canavara borçlu olduklarını kabullenmek istemiyorlardı çünkü. Fakat Grom sabırlıydı, intikamını alacağı zamanı bekleyecekti.
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests