Meleran: Kayıp Krallık ***Rp Ekranı***

Farklı sistemler ve dünyalar üzerine hazırlanan aktif oyunlarımızın bulunduğu bölümdür.
Locked
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Grog dikkatle Ozan İnulüen'i izledi bu ne garip bir isimdi böyle,Grog hayatı boyunca böyle bir isim duymamıştı.Adam demek bir ozandı bu yüzden şarkı söylüyor olmalıydı.Grog şimdi durumu deyerlendirip tartmak için bir kaç saniye sessizce düşündü ve yeniden konuşmaya başladı.


"Eyer olaylar anlattığın gibi geliştiyse kadın çocuğu sana bırakıp kaçmak istemiş,yinede bu çocuğun annesini aramamız en iyisi sanırım".


Grog bir anda koskocaman şehirde bir kadını hemde hiç görmediğimiz bir kadını nasıl bulabiliriz diye düşündü bu gerçektende nerdeyse imkansız olan bişeydi.Hem kadın çocuğu bırakmak istediyse ortayada çıkmazdı ve kadını bulamazlardı.


"İlk önce çocuğun annesini arıyalım fakat kadınortaya çıkmak istemezse kadını bulmamız imkansız olur,eyer kadını bulamazsak yapabileceğimiz tek bir şey kalır..." Grog bir kaç saniye sessizleşti ve adamların hepsine teker teker baktı.



"Ã?ocuğu bir manastıra bırakmak".


Grog her nekadar bu durumdan pek hoşnut olmasada yapılabilecek en mantıklı şey bu gibiydi.


Grog şimdi Ozan İnulüen'i işaret etti ve büyücüyle barbara hitaben konuşmaya başladı.


"Bu adamla karşılaştığımızdan beri beraber hareket ettik,bu konuda sizler ne diyorsunuz!?"


Grog barbar veya diyer adam, konuşan kimolursa adını vermesini umdu.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
User avatar
khutai
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 83
Joined: Sun Jan 01, 2006 10:00 am
Location: Barbar Bozkırları(Meleran)
Contact:

Post by khutai »

Khutai ozanın kucağındaki bebeğe barak konuşmaya başladı .Fakat sesi konuşmaktan çok fısıltıyta benziyordu.

"Bu bebeğin üzerini aramalıyız.Bence annesi onu telaşla ozana bıraktığına göre ya annesinin peşinde birileri vardı yada bebeğin peşinde birileri vardı ...Ama benim düşüncem şu ki bebeğin peşinde olanları atlatmak için bebeği bir başkasına vererek düşmanlarını kendi peşinden sürüklerse bebeğin daha güvende olucağını düşünmüş."

Khutai bakışlarını bebekten ayırarak masadakiler üzerinde gezdirdi ve tekrar devam etti.

"Bence bebeği bi yere bırakmak yerine bekleyelimde kadının yada bebeğin peşindekiler her kimse bizi bulsun!Biraz maceradan ne çıkar ha!"

Khutai gülümseyerek göz kırptı ve devam etti.


"Ben Khutai.Chan Khutai oğlu Khutai.Barbar bozkırlarından bir köyde doğdum ve Meleranda macera arayışına daldım..."
Horn ölüleri say!!!!!
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Grog,khutai nin söylediklerini kelimesi kelimesine dinlemişti.Barbarın tahmin ettiği gibi bir düşünce Grog un aklına hiç gelmemişti şu anda hiç bir şey belli değildi bu da muhtemel bir olasılıktı aslında ama yinede oturup beklemektense harekete geçmek daha mantıklı geliyordu.Barbar "Bence bebeği bi yere bırakmak yerine bekleyelimde kadının yada bebeğin peşindekiler her kimse bizi bulsun!Biraz maceradan ne çıkar ha!" demişti yani meseleyi direk savaş ile çözmek istiyordu bu aslında klasik bir barbar kafasıydı fakat düşünülebilecek en yanlış şeydi bu Grog için.Konuşmak için khutai ye baktı.



"Chan Khutai oğlu Khutai,şimdiye kadar okadar çok savaşın içinde bulundumki savaşın çirkinliğini verdiği kalıcı hasarı ve vahşeti içimde yaşadım.Savaş güzel bir şey değildir ve aslada olamaz!! ben Horn'a son çare olarak baltamı kullanıcağıma yemin ettim! Emin ol Chan Khutai oğlu Khutai en son çare olarak savaşa baş vurmak bir barbara en çok yakışandır."


Grog düşüncesini tekrar dile getirmeye karar vermişti bu adamların ne yapacağının bir önemi yoktu ama Grog çocuğun annesini aramaya kararlıydı.Keyfi bir şekilde oturduğu yerde beklemek Grog'uncanını sıkmıştı.


Grog tekrar konuşmaya başladı.



"Ben bu şekilde hareketsiz bekleyemem Chan Khutai oğlu Khutai ya herşey senin dediğin gibi değilse ya kadın sadece bu çocuğu bırakıp kaçtıysa ya tekrar çocuğunu aramaya başladıysa pek çok olasılık var barbar khutai burda oturup bekleyemeyiz,ben bişeyler atıştırdıktan sonra dışarda etrafı araştırıcam Ozan İnulüen da bana katılacaktır..." Grog şimdi sert bir şekilde ozana baktı.

"Sonuçta İnulüen hepimizden önce bu çocuğu annesine teslim etmek istiyor!"


Grog diyer adama ve barbara baktı.


"Eyer sizde bize katılmak istiyorsanız bizimlegelebilirsiniz"
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Ozan İnulüen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 28
Joined: Mon Jan 02, 2006 10:00 am
Contact:

Post by Ozan İnulüen »

Ozan'ın aklında bir fikir belirdi, öylesine bir fikir ki kendisini hareketsiz kıldı, bir süre boş boş barbarın gözlerine baktı, ama bir barbardan gözlerindeki anlamı anlayıp, hareketine karar vermesini bekleyemezdi, en azından şimdilik. "Grog" dedi fısıltıyla, öyle bir fısıltı ki, konuştuğu belli olmuyordu, masadakilerin duyabileceği bir ton yakalamayı umdu, başkasının değil, bi yandanda bebeği evirip çevirip ses çıkartmaya çalışıyordu,

" grog ve khutai, ve siz bay büyücü! hala anlayamıyormusunuz? Anne iç güdüsü, dünyadaki en güçlü iç güdülerden biridir, bir anneyi bebeğinden ayırmak çok zor bir kararlılık ve irade ister. Vücudun kendisi buna karşı çıkar, içten bir duyguyla ve o kadın, demekki öyle bir tehlikedeydi ki kendini feda etti, yada dikkatleri üzerine çekmeye çaışacak ve bebeği uzakta tutmak isteyecektir, bu yüzden benim ellerime tutuşturdu o bebeği, çünkü ben binek hayvanıda yanında bir gezgindim. bir kez bebek benim ellerime geldi mi milyonlarca olasılık var"

Ozan, derin bir nefes aldı sakin bir tonda devam etti etrafındakilere dikkat eden aynı fısıldamayla.


"Beyler! Annesi, her ne olacaksa ondan, bu bebeği uzak tutmak istemiş ve bir şimdi anneyi bir çok olasılığın ve kararsızlığın içindeyken, korumak istediği bebeği ile ellerini bağlıyoruz! Bebek, anne tekrar bizi bulmadan, anneye gitmemeli kanaatimce, bu konudas Khutai'ye katılıyorum ama bir anne gerekirse, çocuğu tehlikede olunca bir ejderhayı bile kaldırır. en azından bizim orada öyle derler. yada yoldan geçeken böyle duymuştum. böyle bir fedakarlığı biz bile yapamayız! bu yüzden mümkün olduğunca maceradan uzak ve bebeğide güvende tutmalıyız. herhangi bir biçimde hiç bir kimseye ve kuruma güvenmemeliyiz çünkü kimin peşimizde olduğunu bilmiyoruz"

Yüzü büyücüye döndü, sonra aşağı, masanın tabanına çevirdi bakışlarını sonrada masadaki herkese bir kez daha baktı,

" Bay büyücü konuşun, sizi de tanıyalım. Ama bir isteyim var, buraya bizi kader umarımki doğru seçimi yapmıştır, birbirimizi tanıyalım. Sonra hepinizin, bebeği hayatınız pahasına koruyacağınıza yemin etmenizi istiyorum. çünkü bu bebek, bize kaderin ağları tarafından emanet edildi. Böylesine bir emanete ihanet etmek korkunç sonuçlar doğurabilir.Ama bir başka yandan şu an durum hakkında bir şey bilmiyoruz. o yüzden tetikte ve dikkatli olun. çok büyük bir yanılgının içinde olsak bile bu bebeğin emanet olduğu gerçeğini değiştirmiyor, bebeği arayanlar değil, güvenli bir biçimde annesi bizi bulursa bulsun! yoksa gereksiz bir maceraya karışmamalıyız ve ne sonuç doğuracağını bilmeden her hangi bir harekette bulunmamalıyız. şu anda ben klarnet'im adına yemin ediyorum bu bebeği koruyacağım! ya siz beyler?"
ve sancı geç saatlerde...
Slach
Gölge Ustası
Posts: 759
Joined: Sat Nov 13, 2004 10:00 am
Location: Eskişehir
Contact:

Post by Slach »

Asgard endilşelenmişti. Kedi kadın pek tekin birine benzemiyordu. Endişeyle keçi sahibine keçinin iplerini iplerini uzattı.

Asgard keçilerin sahibine baktı kısa birşeyler söyleyip oradan ayrılmayı planlıyordu.

" Teşekkür etmenize gerek yok. Yardım etmek benim görevim ve inancım."

Asgard hazırola geçip bir selam verdi. Kalabalık arasında hızla ilerleyerek salemleri o kedi kadından önce bulmayı istiyordu.
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
FrontsideAir
Gölge Ustası
Posts: 1245
Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
Location: İstanbul (İzmir)
Contact:

Post by FrontsideAir »

"Demek o bu şehirde! Bunu Kral Jerome'a bildirmeliyiz ve yeni bir yasa çıkarılmalı. O adam yakalanmalı. Çok... çok tehlikeli..."

Muhafız böyle söylemişti. Freor"un kafasındaki soru işaretlerine daha tazeleri de eklendi. Bu muhafız simyacıyı tanıyor muydu? Onu neden arıyordu? Neden tehlikeliydi? Neden onu yakalamak için yasa çıkarmak gerekiyordu? En önemlisi de bu sefil adam kralı neden bu denli ilgilendiriyordu?

Bu soruların cevapları belki Freor için çok fazlaydı ama o meraklı biriydi. Sonucu ne olacak olursa olsun "açık bir tehdit olmadıkça- merakını gidermenin bir yolunu bulurdu hep. O tımarhaneden kaçmasının nedeni de buydu. Gördüğü renkli şeyler hayal değildi. Bazen garip bir şekilde bir şeyler ima ediyordu. Kızgın birilerinin etrafında kırmızı, hasta birilerinin etrafında yeşil şeyler gördüğünün farkına vardığında bunların hayal olamayacağını anlamıştı. O an bunların ne olduğunu keşfetmek ve ailesinin onunla gurur duyması için kaçmıştı. Ne yazık ki olaylar planladığı gibi gitmemiş, muhteşem dönüş yerine kendisini bu karmaşada bulmuştu.

"O adam... Ne tarafa gitti?"

Muhafızın bu sorusu çok kritikti. Ã?nünde iki seçenek uzanıyordu. İki yolun da sonunu görmeye çalıştı Freor. Eğer doğruyu söylerse muhafız tereddüte düşecek ve ikisini de alıkoyacaktı. Bunun sonunda delikanlıyla yalnız kalabilse bile o sorularını yanıtlamayacaktı ve muhafızlar da devlet sırrı olduğu için simyacıyla ilgili bilgi vermeyecekti. Eğer delikanlıyı doğrularsa hem delikanlının güvenini kazanacaktı, hem tehlikeden korunacaktı "geçici bir süre de olsa- hem de simyacıyı bulabilme ihtimalleri olacaktı. Eğer bulamazlarsa bile delikanlı onun sorularını büyük ihtimalle cevaplardı. Belki yalan söylemek kötü bir şeydi ama simyacıyı tanımadan tehlikeye atmak da kötü olurdu herhalde. Eğer simyacı kötü biriyse onu adalete teslime ederim, diye düşündü Freor, bundan pek emin olamasa da..

Freor tam cevap verecekti ki muhafız önceki soruya ek olarak bir soru daha sormuştu:

"Siz üçünüz birlikte misiniz?"

Freor bir an şaşkınlıkla etrafına baktı ve durumu gördü. Az önce simyacının durduğu yerde korkmuş çocuk duruyordu ve o kadar yakınlardı ki muhafızın böyle düşünmesi çok doğaldı. Freor çocuğu omzundan tutarak bir-iki adım yana çekildi ve yanlış anlaşılmayı düzeltmeye çalıştı. Bu sırada delikanlıyla göz göze geldiler. Adam kan ter içindeydi ve garip bakıyordu. Çok doğal, diye düşündü Freor, az önce yalan söyledi. Kendisi de yalan söylediğinde o şekilde terleyecekti büyük ihtimalle. Olabildiğince soğukkanlı davranmaya çalıştı ve enerjileri görmeye çalıştığı zamanlarda yaptığı gibi konsantrasyonunu sağlamak için zihnini boşaltmaya çalıştı. Eğer simyacının, delikanlının gittiği tarafa gittiğini görmüş olsaydım ne derdim? Ve onun tehlikeli biri olduğunu düşünsem?

"Az önce kalabalığı yararak şu tarafa gitti, bay muhafız. Umarım onu yakalarsınız, herkesin içinde bir solucana bir şeyler içirdi." dedi delikanlının gösterdiği yönü göstererek.

Muhafızı kıllandırmamaya çalışarak bir kez daha baktı delikanlıya. Umarım doğru şeyi yapmışımdır.

Code: Select all

Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.

Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

şimdi ayvayı yedin Trias. Kurtul bundan da görelim. Taaa en başında sana bu sokağa girmemeni söylemiştim. Ne zaman sözümü dinlemeyi öğreneceksin, merak ediyorum.

Tamam tamam, sen haklıydın. Kabul ediyorum.

Elbette ben haklıydım. Kabul etmek zorundasın zaten.

Peki...Peki şimdi ne yapmalıyım? Adam beni öldürecek!

Mektubu ona vermeye ne dersin?

Ama...Ama ya zırhlı adam?

Trias, o adamı tanımıyorsun bile.

Ama bu bir intikam rahibi. Madem ki bunun peşinde, iyi bir amaç güdüyor olamaz.

Merdarin takipçileri her zaman kötü değillerdir Trias. İntikam bazen haklıdır.

Haklı olsa bile yanlıştır. Kendin için iyi olan ile doğru olan farklıdır.

Neden Trias? Kızına tecavüz edilmiş, intikam inananı bir baba, tecevüz edeni öldürme hakkına sahiptir. Ne yapacak? Onu adalete mi teslim edecek? Ya o tecavüzcü adamın torpili varsa ve yargıdan kurtulursa? Bir de haksız yere hırsızlıktan yargılanıp ceza yiyenleri düşün. Adalet bu mu Trias? Adalat, haksızlıklara göz yummak mı? İntikam inananları kötü değildir. Onlar sadece adaleti sağlamaya çalışırlar.

Kan ile, dehşet ile, keder ile!

Kanunlar da adaleti farklı şekilde sağlamıyor Trias. Hırsızlıkla suçlanan masumun ellerini kesiyorlar. Bu kan değil midir? Bunu görenler için dehşet değil midir? O masum hayatının geri kalanını sakat yaşayacağı için keder değil midir?

Ama...Ama...

Mektubu ona ver Trias. Eğer bir Merdarin rahibi bunun peşindeyse, inan haklı bir sebebi vardır.

Mektubu ona versem bile ona yaptıklarım için bana merhametli davranmayacaktır. İntikam isteyecektir.

Evet, ama bunu biber gazını ona sıkmadan öcne düşünecektin.

Gazı sıkmamı...sen söylemiştin.

Mektubu ona ver Trias, böylece belki kaçmana müsade eder.

Hayır. O adam her kim olursa olsun bana güvendi. Ben de bu güveni boşa çıkartmayacağım...rahip her ne kadar haklı sebebe sahip olursa olsun.

Pekala Trias. O zaman öne çık ve rahiple yüzleş. Bakalım seni öldürmesi ne kadar alacak. Ne olursa olsun, ben bu dövüşte yokum.

Zihni sessizliğe gömülürken Trias'ın içi öfkeyle doldu. Nasıl olur da onu böyle bir anda yanlız bırakabilirdi? Nasıl ona böyle bir anda ihanet edebilirdi?

Zihninde konuştuğu bu sesin kim olduğunu ve nereden kaynaklandığını asla anlayamamıştı Trias. Tuhaf bir şekilde bu ses, Trias'ın kendi sesini kullanıyordu. Hatta zaman zaman kendisine Trias süsü veriyordu. Ama Trias onun kendisi olmadığını biliyordu. Yine de o ses hep onunlaydı. Kendini bildi bileli o sesle yaşıyordu.

Ama şimdi onu terk etmişti. Ona ihanet etmişti. Onu yapayanlız bırakmıştı.

Görürsün sen!

Trias'ın içi öfkeyle dolarken, mektubu paketi sakladığı cebine sokuşturdu, sonra da çevresine bakınıp silah olarak kullanabileceği bir şeyler aradı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
mefistofeles
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 481
Joined: Thu May 12, 2005 10:00 am
Contact:

Post by mefistofeles »

Mekisa dinlenebileceği bir yer bulduğuna bu kadar sevinebilirdi.Hanın kapısıunda duuronla beraberhana girdiğinde çok rahat biir yer olacağını düşünmemişti.SAnki dışarısı cehennem içerisi cennet gibiydi.

Sen kendi halkında çok uzak kalmışsın Kara tutkunu seni biz birbirimiz için gerekirse ölürüz.Gel şimdi biraz dinlenelim şarap belki biraz balık ellerim titriyor bazen şarap içmessem.

Salem gülümsedi.İçeride tartışır gibi görünen iki adam vardı salem kesin ayyaş olmalılar diye düşündü.Artık rahatlamıştı ve eğlenmeye başlamıştı.kalabalık bir mas etrafında bir bebek sesi geliyordu.İnsanlar dedi kendi kendine güsel oldukları tek zaman bebeklikleri ..

Kapıdan bakınca görülemeyecek şekilde insanlardan en uzakta ve en dipteki masaya oturdu.Tehlike şimdilik uzaktaydı ve mekisa şarap içmek istiyordu.

Hannnnncccıııııııı.......

şAraaaaaaappppppppppppppppppppppppppppppppppppppppp
User avatar
lord_ariakan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 31
Joined: Sun Dec 25, 2005 10:00 am
Location: ankara
Contact:

Post by lord_ariakan »

Winarf yeni arkadaşlarının hikayelerini birer birer dikkatlice dinledi.Anlattıkları en ufak ayrıntıyı bile ileride işine yarayabileceğini umarak dikkatlice dinledi.Tüm anlatılanları ruhuna kazıdı ve onları bir daha da unutmadı.Büyücü tüm yoldaşların kendisini tanıtmış olduklarını ve tüm bakışların kendisine dönmüş olduğunu gördü.Anlaşılan hikaye sırası ondaydı.Büyücü sandalyesinde doğruldu ve derin bir nefes alarak anlatmaya koyuldu.

""Arkadaşlar hepinizle tanıştığıma memnun oldum.Bendeniz Winarf Vader.Benim hikayem sizinkine oranla daha sade.Ama şu an da sizin aranızda olmamın sebebi bu arkadaşla olan feci çarpışmamızdır.""Winarf dönerek Khutai"ye baktı ve sırıttı.""Gerçekten kemiklerimi daha yeni hissetmeye başladım.Neyse konumuza dönecek olursak ben ve khutai şehir muhafızlarından güç bela kaçarken size ve şu bebeğe rastladık.Ve o andan beridir de kaderin bizim için çizdiği bu yolda hep beraber yürüyoruz.Gönlüm bana bu bebeğin hepimizin yaşamlarını değiştirecek bir maceraya girmemizi sağladığını söylüyor.""

Winarf bir süreliğine sessizce bekledi.Büyücünün bakışları bebeğin masum yüzünde sabitlendi.

""Ben derim ki biri ya da birileri bu bebekten bir şekilde kurtulmak istemiş.Sebebi ne onu bilemem.Belki de fakir bir annenin çocuğuna daha iyi bir yuva sunmak istemesi olabilir.Ama ozanın anlattığına bakılırsa olay bundan ibaret değil.Ama kesinlikle size şunu söyleyebilirim ki bu bebekten kolay kolay kurtulamayacağız.""
şerefim onurumdur,onurumsa yaşamım...
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Grog Winarf'ın kendini tanıtmasını ve konuşmasını dinlerken iki Salem içeriye girdi ve hanın giriş kapısına göre solda kalan kapı arkası karanlık masalardan birisine yöneldiler.

İki salem otururlarken hanın kapısı yeniden açıldı ve içeriye Suzi denen kız girdi ve hızla tezgâhın arkasında ki kapıdan mutfağa yöneldi. Mutfakta neredeyse hiç vakit kaybetmeyen kız yeniden kapıdan bu sefer elinde ki tabaklar ile çıktı. Dört koca tabağı ikişer tane olmak üzere elinde tutuyordu.

Siyah saçlı kız gülümseyerek tabakları masaya bıraktı ve hızla Salemlerin yanına yöneldi. Geçerken hanın ortasına yakın masalardan birinde oturmakta olan o iki adama uğradı ve bir istekleri var mı diye sordu. Ardından Mekisa ile Duuron'un yanına gelerek "Hoş geldiniz efendi salemler..." dedi. "Bir isteğiniz var mı?" Suratı ışıl ışıldı ve o tatlı gülümsemesi handa bakan herkesin içini ısıtıyordu bu kızın.

Image


*

Bebek suratını buruşturdu. o sevimli suratını buruşturarak tüm masadakilere baktı ve yeniden masa üzerinde emeklemeye başladı. Kimse aldırmamıştı. O dört ayaklı amcası onu bırakıp gitmişti hem de bir hoşçakal demeden. Yanağından düşen yaşlar ile o buruşuk suratını şimdi konuşan amcaya doğru çevirdi ve "Ã?hühü..." dedi. "Egugugigu..." Ufacık parmaklar Winarf'a doğru uzanarak açılıp kapandı. "Ã?hühü..."
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Trias öylece etrafına bakınıp işine yarayacak bir şeyler ararken rahip yarı gören gözlerle üzerine doğru atladı ve o anda Trias'ın yanında ki duvara yapıştı. Oysa Trias ne yapacağını bilmediğinden kıpırdayamamıştı bile. Bu rahibin görme sorunundan olsa gerekti...

Trias o anda Renard'a baktı ve Renard'ın kendisine kaçmasını işaret ettiğini gördü. "Git!" diyordu Renard. "Ben seni bulurum. O mektuba iyi bak!"

Trias sanki kontrolsüzce koşmaya başladı. Sanki bacaklarını o kontrol etmiyordu. Az önce gitmeye çabaladığı yöne doğru koşuyordu şimdi.

Kısa süre koştuktan sonra ara sokaktan fırladı ve yine pazarın içerisine daldı.


*


Asgard önüne çıkan bir kaç dönemeci farkında bile olmadan dönmüştü. Saten bunlar o kadar belli olmayan yol ayrımlarıydılar. Pazarın göz aldatmacaları. Çok kötü bir düzen...

şövalye sabırı bile çökmeye başlıyordu bu kalabalıkta. O salemlere yardım etmeliydi. Asla onları yarı yolda bırakamazdı.


*


Trias bir süre kalabalıkta koştu ve ardından yorgunluktan pazarın içerisinde dizlerinin üzerine çöküverdi.


*


Asgard koşuyordu ki önünde kendisi gibi koşturmakta olan bir çocuk aniden yere çökünce ona takıldı ve boylu boyunca çocuğun üzerine, tüm ağırlığı ile yıkıldı. Trias şimdi şövalyenin ağırlığı altında, bir kez daha yerlerdeydi...
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Muhafız bir anlığına önünde ki üçlüye baktı ve tek kaşı havaya kalkarken "O zaman siz beni burada bekleyin!" dedi. Freor'un yüzünden geçen bakışı çocuğa ve oradan da Ulrak'a yöneldi. Ardından üçünden de ses çıkmayınca dönerek gösterilen yöne doğru koşmaya başladı.

Ã?ocuk "şüphelendi!" dedi. "Yalan..." Freor çocuğun ağzını kapatmıştı istemsizce. Ã?ocuk söyleyeceği cümleyi yutunca elini ağzından çekti ve ardından çocuk bu sefer yeni bir cümle seçerek konuşmaya başladı. "Daha rahat bir yerde konuşabiliriz!" dedi. Etrafına bakındı. "Bizi dinlemek isteyenlerin kulaklarından uzak bir yerde."

Bakışları Ulrak'a döndü çocuğun: "Eviniz ya da gidebileceğimiz başka bir yer var mı? Rahatça konuşabileceğimiz bir yer?" Derken çocuk bakışlarını Freor'a çevirdi. "O solucanın ve adamın ne olduğunu ya da kim olduğunu bilmeden kendini tehlikeye attın!" dedi. "şahsen ben onlarla ilgili bilgi edinmek istiyorum."

Derken Ulrakta Freorda çocuğun daha fazla konuşmamasını dilemeye başladılarını fark ettiler. Ã?ünkü kalabalık arasında kendilerini dinleyen bir kaç kişinin farkına varmışlardı. Muhafız gidince önceden orda olan bir kaç meraklı göz yine onlara bakıyor, meraklı kulaklar onları dinliyordu...
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

Soğukterler her yanını sardığında bu pazarda dahi bir esinti olduğunu hissetmişti Ulrak. Muhafızın arkasından bakarken, terlemeyi bırakmış ensesinin yönünde simyacının olduğunu aklına geldi.
Ã?ocuk "şüphelendi!" dedi. "Yalan..."
Tam simyacının adımlarını takip edecekteki çocuğun bu sözleriyel irkildi.
"Daha rahat bir yerde konuşabiliriz!" dedi. Etrafına bakındı. "Bizi dinlemek isteyenlerin kulaklarından uzak bir yerde."
Etrafını duyan varmı diye taradı. Sanki dinleyicileri artmıştı. Bir şeyler uydurmalıydı.
Bakışları Ulrak'a döndü çocuğun: "Eviniz ya da gidebileceğimiz başka bir yer var mı? Rahatça konuşabileceğimiz bir yer?" Derken çocuk bakışlarını Freor'a çevirdi. "O solucanın ve adamın ne olduğunu ya da kim olduğunu bilmeden kendini tehlikeye attın!" dedi. "şahsen ben onlarla ilgili bilgi edinmek istiyorum."
Ularkın sinirleri tepesine çıkmıiştı. Bu çocuk bir çocuk gibi hareket ediyor ve patavatsızca konuşuyordu. Etrafında onları dinleyen onca insan vardı. Gövdesiyle çocuğun tepesinden gelen güneşini keserek konuşmaya başladı.

"Çok konuşuyorsun çocuk, yada adın her ne ise."

Yüzünü simyacının gittiği yöne doğru çevirerek.

"Burada durarak hiç bir şey elde edemeyeceğim kesin ve zamanımda daralıyor."

Etrafında bir yol aradı onu bu durumdan kurataracak bir yol. Sağında solunda yoktu ama gök yüzüne çevirdiğinde güneş gözlerini ışıkla olduğu kadar fikirlende doldurdu. Gözlerine yerleştirdiği umutsuz bakışlar eşliğinde, elini alnına hızla vurarak "şaaap" diye bir ses çıkarttı, sonra ise yüksek sesle konuşmaya başladı.

"şu zamana bakın. Çok geç kaldım ve... şimdi işimden olabilirim."

Alnı acımıştı. B,iraz fazla sert vurmuştu. Yakından geçen birini tutarak

"Bayım ayrı gayrı hanına en kısa yoldan nasıl ulaşabilirim?"

diye sordu ve adamın alçak sesle mır mır bir şeyler gevelemesini bekledi. Adam daha sözünü bitirmeden arkadaki pazarcıya döndü ve yüksek sesle,

"Benim hemen gitmem lazım... Ayrı gayrı hanında kaçırmamam gereken bir randevum var ve eğer muhafız gelirse durumu anlatırsınız. eminim anlayışla karşılayacaktır."

Simyacının gittiği yönde Ulrakta kalabalığın arasına daldı. Elinden geldiğince hızla ilerliyordu simyacının ardından. Kulakları kahkahalar arıyor ve gözleri ise beyaz önlüklü şişman ve tüy sakallı adamı tarıyordu.

*O koca göbeğiyle ne kadar uzağa gitmiş olabilirki?*
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Trias koşuyordu...En azından koşmaya çalışıyordu. Hareketli birisi değildi o. Bu yüzden de fazla kiloları vardı. Koşmaya da alışık değildi. Eh, ikisi birleşince de Trias koşuyor muydu yoksa sürünüyor muydu belli değildi. Koşarken türlü türlü düşünceler geçiyordu kafasından.

O...O haklıydı ve ben yanıldım. Gerçekten de ben kimim ki böyle bir şeye kalkıştım? Sadece başıma bela aldım. Bu beceriksizliğimle sadece başıma bela aldım. Peki ya şimdi ne yapa-

Trias'ın ciğerleri ve bacakları bu koşuyu daha fazla kaldıramadı. Nefesi kesilen Trias'ın dizleri boşaldı ve yere yığıldı. Aynı anda üzerine başka birisinin düştüğünü hissetti.

Tamam. Yakaladı beni işte. Buraya kadar.

Trias kürek kemiklerinin arasına saplanacak hançeri bekleyerek kendini kastı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Grog ozanın sarfettiği sözlere çok şaşırmıştı.Adam ilk defa akıllı bir insan gibi konuşmuş ve konuyu güzel idrak etmişti.Fakat bir çok olasılık olabileceğini söylemesine rağmen neden birilerinin bebeyi veya belkide kadını aradıkları olasılığı üzerinda daha çok duruyordu,Grog bebeyi biyere bırakma konusundaki düşüncesini değiştirmişti fakat bu düşüncesini şimdi belirtmeyecekti.Bunun yanında bebeyin annesini arama konusunda ısrarcı olmaya kararlıydı.


Grog kendini tanıtan Winarf adındaki adamın söyledikleri eyer doğruysa,şehir muhafızlarından kaçtılarsa muhafızların heryerde onları arıyor olduklarına emindi.Peki bu adamlar şehir muhafızlarından neden kaçıyorlardı bu adamlar kötü bir şey yapıcak insanlara benzemiyorlardı.


"Peki Winarf Vader muhafızlardan neden kaçtınız?" Grog bir an khutai ye baktı ve kafasını tekrar büyücüye çevirdi.


"Muhtemelen heryerde sizi arıyor olmalılar,madem beraber bişeryler yapmaya karar verdik bize bu olayıda anlatmalısınız!...biz..."


Grog yemeklerini getiren kızı görünce bir anda konuşmasını kesti ve kıza baktı.Bu kapıda gördüğü kızdı.şimdi kızı daha yakından görmüştü kız gerçekten güzeldi.Grog sessizce kızın tabakları bırakıp masadan uzaklaşmasını bekledi.


Grog şarap istiyen saleme doğru baktı.Grog kendi kendine söylendi,demek buralarda salemde yaşıyor,daha ne tür ilginçliklerle karşılaşıcam acaba? Grog salemlerin pek çok yerde barbarların müttefiki olduğunu biliyordu.Bu yaratıklar pek çok kez kaçırılan barbar kabilelerinin insanlarını geri getirmişlerdi.Fakat Grog buna rağmen kendini herhangi bir saleme borçlu hissetmiyordu.Grog insalarda olduğu gibi diyer ırklarında sapkınlığa uğraya bileceklerini biliyordu,bu yaratıklar her nekadar müttefik gibi görünselerde her zaman herkese karşı temkinli olmalıydı heleki bu çocuk olayından sonra.


Grog tekrar bakışlarını Winarf ve khutaiye çevirdi,Grog bir taraftanda konunum farklı bir yöne kaymamasını ve başka süprizlerle karşılaşmamayı umuyordu.




"Evet Winarf Vader ve Chan Khutai oğlu Khutai şimdi herşeyi anlatında ona göre hareket edelim"


Grog Khutai nin bu sebepten dolayı dışarı çıkmak istemediğini tahmin ediyordu bu gerçektende muhtemel olasılıktı,belkide Khutai de gereksiz yere kan dökülmesini istemiyordu.Grog düşüncelerinden hemen sıyrıldı ve adamlardan beklediği konuşmaya odaklandı.Grog beklerken önüne gelen yemeğin tatına bakmayı ihmal etmedi.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests