OYUNCULARIN RUH HALİ???

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: OYUNCULARIN RUH HALİ???

by Shevarash » Wed Dec 21, 2005 8:03 am

Trip yapmamak lazım birde ibliscantor, yada yapanları itinayla dövmek - her ihtimalde aynı kapıya çıkıyor, hoş bazıları her türlü dayak yiyorlar ama napalım ;)

by ibliscantor » Wed Dec 21, 2005 7:56 am

ben bir oyuncu olarak ilk başlarda kendi karakterim dışına fazla çıkamadım..zaman geçtikçe çeşitlemelerin farkına vardım..bence herkes başta olduğunun dışına çıkamaz ya da olmak istediğinin ....ama bu iş tecrübe işidir.farklılıkların içine girdiniz mi artık hiç birzaman kendiniz olmak istemeyebilirsiniz.ben de öle oldu mesela;artık hep farklılık yaratmaya çalışıyom,grubumun da bunu yapmasını istiyom...tabi gruptakilerin kafasının alması,olgun olması lazım,yanındaki adam hep aynı davranışlarda olan karakterler oynuyorsa,senin yaptığın değişiklikler farketmiyor...işin özü ;RP olayında kişilğinizi aşmak için baya bir tecrübe gerekir..tecrübenin yanında zeka da lazım...değil mi sheverashh?

by Darkgnome » Thu Dec 15, 2005 1:02 am

Ne demek istediğini çok iyi biliyorum. Benim kadar çok kendini karakterlerine veren ve çok uçlarda karakterler oynamayı seven biri düşün artık gerçek hayatta nasıl olmaya başlar. :D

by Chaotic_Evil » Wed Dec 14, 2005 8:02 pm

Olayın özü eger bı karakter yaratmışsan ve onu canlandırıyosan kendı benlığinin son buldugu noktka odur bi half orc barbar oynarken insan nasıl kendı mantığılyla hareket edebılırkı veya bı elf oynarken;bu dunyada olmadıgı kadar guzel ve alımlı ve carismatik sen bu dunya ile karıstırırsan karakteri b.k edersın bende rol yaparken ılk once karakterıme gore oynuyorum zaman gelıyokı gercek dunyada karakterım gıbı davranmaya başlıyorum :twisted:

by Logan » Mon Dec 12, 2005 9:49 pm

Başlık tartışmaya açık kalacaktır...

Fazla bir saldırı görmemekle beraber biraz daha dikali olunmasını istiyorum...

by Yener » Mon Dec 12, 2005 8:30 pm

Ben bu başlığın kişilerin birbirleriyle tartışıp hakaretleşme boyutuna ulaşmasını istememiştim.İnsan bir başlığı açtığına pişman olurmu, bence olurmuş.

NOT : Bu başlığın kitlenmesini veya silinmesini talep ediyorum.Ã?ünkü olay farklı boyutlara kayıp kişisel tartışmalara dönüşüyor.

şimdiden TEşEKKÃ?RLER....

by Türklider » Mon Dec 12, 2005 5:33 pm

Senin RP'lerini yaz da biz de görelim artex'ciğim. Biliyorsun yazıda tam duyguları vermek zor. Fakat senin şu yukarıdaki repliği dahi çıkartacak bir bünyeye sahip olduğunu hiç düşünmüyorum. Tek amacının gelip millete sataşmak olduğunu zaten herkes biliyor ve RP kabiliyeti olsun, kural ve FRP bilgisi olsun senden çok daha üstün olduğum herkesçe aşikâr. Zira bir şeyler katmak yerine gelip bilen adamlara, kapasitenin yetmeyeceği insanlara sataşmakla zaman geçiriyorsun... şu sitede neye katkıda bulundun söyler misin? Ben söyleyeyim; hiç bir şeye... O zaman gelip de senin boyunu ikiye katlayacak, tecrübeni ona katlayacak adamlara bok atma bir zahmet, insan olmadığını zaten zamanında kanıtladın, bari şu ortamda bizi de insanlıktan çıkartıp ters bir şeyler söyletme...

Bana kendisinden bir şeyler katmayan adam, benim hakkımda konuşmasın. Bu konuda kesin kararlıyım ve bana artizlik yapmayın, çıldırtmayın beni... Adam olun iki dakka!

Saygılarımla...

by Artex_Croma » Mon Dec 12, 2005 6:48 am

Türklider wrote: Bizim insan barbar, halfling rogue, elf ranger, elf sorcerer, insan cleric, insan fighter'dan oluşan grubumuzda ben DM olarak "nasıl tanıştınız?" dedim, aldığım cevap şimdiye kadar aldıklarımın en iyilerinden biriydi:
Barbar: Ya işte bi gün dağda giderken ben, hem kendim biraz yalnız bi insanımdır, bu halfling geldi, "Abi abi," dedi, "dev kovalıyo yardım et" dedi, gittim baktım hakkaten de dev... Biraz benden uzunca bişey... Vurdum baltayı öldürdüm. Sonra ikimiz takıldık.
Rogue: Derken şehre indik, orada bu fighterı bulduk handa meğer dövüşebiliyomuş filan, iş arıyomuş, biz de arayalım dedik üç kişi olduk.
Elf Ranger: Biz de tam ormandan çıkmışız böyle "aa şehir" deyip daldık, insanlarla muhabbet ederken filan bunlara rast geldik. Üç beş hoş sohbetten sonra...
Elf Sorcerer: tanıştık filan. Sonra da tapınakta bi işimiz çıktı, orada da bizim işleri gören ruhban arkadaşımızı da yanımıza aldık...
heh bi keresinde de cok iyi oyun diye bi link atmıştın, bi keşiş bi arenada savaşmaya calışıodu. Anlatımlar hep basit, kurgular hep basit. İyi dediğin "roleplay" bizim kendi aramızda "Ã?ocukca" olarak tabir edilen replikler. Cizgifilm-Anime farkı gibi de denebilir. Yani bikere en iyisi budur bundan daha iyisi olamaz tawrına girmek biraz komik kaçıyo.. Yanlış örnek oluyosun.
Siteye gelip de "bune ulean" diyen binlerce insana rastladım. Sende rastlamışsındır...[/quote]

by barabus » Sun Dec 11, 2005 1:05 pm

Bu noktada araya girmek isterim karakteristik özellikler belirlenirken bence de karakter özeliklerine göre oynatılmalı karakterler ama extreme durumlar olabilir;

örneğin kalkar lawful good bi half ork oynatırsınız ve karakterin ork özelliklerini biraz törpülersiniz ama karakter yinede half ork dur

by Darkgnome » Sat Dec 10, 2005 3:00 am

Yönelim değişimi için zaten başka bir başlıta tartışmıştık. şimdi burada devam etmez umarım. Ben yönelim olmasada olur diyenlerdenim. Ama karakterine uymayacak davranışlar bir anda başlarsa bunu da iyi gözle bakmam. Bir hikayesi olmalı kişiliğin değişimi için. Oyunda eğer böyle bir hikaye çıkarsa tamam.

Ama 10. seviye paladin oldum şimdi gidip birilerini öldüreyimde kötü olayım sonrada Black guard olayım derse izin olmaz. Karakteri acılar çeker ölmez. Oyuncu o arkadaşı bırakmak zorununda kalır yada ben bıraktırırım oyunuda bırakmasını isterim kibarca.

Kişilik çatışması aslında güzel hikayeler doğurabilir ama bunun başında DMye bildirilmesi gerekir. Oyun ortyasında ise yine DM ile konuşulmalı ve DMnin ona göre bir arka plan kurması istenebilir.

by FalcoN » Sat Dec 10, 2005 1:44 am

kişilik çatışması.. yönelimin değişime uğraması..
sen ne dersin? ne kadar doğru geliyor sana?

by Darkgnome » Sat Dec 10, 2005 1:37 am

Bu senin bahjsettiğin olay sadece iki durumda çok kolay aşılır.

1. Karkter yeterince ayrıntılı yaratılmamışsa: Karakter sadece belli durumlarda nasıl hareket edeceği belli olan bir kişilik olarak yaratılmışsa diğer durumlarda oyuncunun istediği gibi yönetilebilir.

2. Karakter çok uzun zamandan beri oynatılıyorsa: Karakter ilk başladığında belli bir karaktere sahip olabilir ancak başından geçen onca olaydan sonra kişiliğinde değişimler olması gayet normal karşılanmalıdır. Bazı yeni korkular elde edbilir, bazı korkularını yenebilir, daha az konuşan daha çok çalışan biri olabilir, fak,irken mütevazi biriyken zenginleştikçe züppeleşebilir. Olmayacak şeyler değil bunlar.

by FalcoN » Sat Dec 10, 2005 1:23 am

Bu konu zamanında çok tartışıldı. Hatta ben bizzat bi çok kişiyle birebir diyolaga girdim. Her ne kadar bencesi-sencesi olamayan bi konu olduğu ortada olsa bile yine de söyleceğim. Biraz frp bilgisi olan, kural kitaplarını şöyle bi gözden geçiren adam bilir ki bir karakteri kendi insiyatifini kullanarak yönlendiremezsin. Ã?ünkü var olan bütün fantastik dünyalarda yer alan tüm karakterlerin kendilerine özgü bi karakteristik özelliği vardır zaten. bunlara kendinden birşey ekleyemezsin çünkü o zaman karakter kendi olmaktan çıkar. Bu da direk rp yi etkiler. yani ya-pı-la-maz! karakterinin karakteristik özelliği neyi gerektiriyorsa onu oynarsın ve canlandırırsın. o kadar.. :wink:

Dm işi oyunu yönetmektir. Ama bu tam egemenlik olarak görülmesin. Oyuncunun nasıl davranacağı ve neler yapacağı onu ilgilendirmez. Oyuncu istediği gibi hareket etmekte özgürdür. Zaten Dm'in insiyatifi de bu noktada devreye giriyor. Oyuncu rolunu yapar, dm değerlendirir..

by Darkgnome » Fri Dec 09, 2005 11:18 pm

Yalnız FRP bir tiyatro oyunu değildir. Sadece bir oyundur. Eğer istersen farklı al ama ben eğlenmek için oynuyorum bu oyunu. Ayrıca Karakteri sevmek bence çok önemlidir. Bu onun gibi hissetmenizi sağlar. Onunla daha fazla bir bütün oluşturursun.

Zarlar konusunda bencede bzıları gizli atılmalıdır. Hırsızların saklanma zarları, çalma zarları, fark etme zarları, dinleme zarları. Ama saldırı zarları bence oyuncu tarafından atılmalıdır. Oyunun zevkine zevk katan bir durumdur. Oldukça hareketli olan bir sahneyi canlandırıken oyuncuların yerde yada masada iki kolu yanda, "bana verilen açıktan yararlanarak yere dengesini kaybetmiş rakibime kılıcımı yukarıya kaldırıp tüm gücümle vurarak saldırıyorum" demektense birde en azından o anki duygularına göre zarlarını atmasıda önemlidir.

Biliyormusunuz bilmiyorum çoğunlukla insanlar farklı durumlarda farklı şekilde zarlar atarlar. savunmalı bir savaşta zarları nazikçe atan kişiler deli gibi saldırıken sanki zarlarıda kılıcı savururmuş gibi savururlar. Neyse.

şurası varki, eğer ıyuncular hareketlerini gösterebilecek kadar geniş bir alana sahiplerse ve bunu yapıyorlarsa o zaman onlar hareketleri gösterirken DMde zarları atabilir. Buda güzel olabilir. Ama oyuncunun eline zar değmelidir.

Karakter yaratımında ise oyunu karakterini yaratacaksa kendi atmalıdır. Kendi karakteri olduğuna daha çok inanır.

Sonuç olarak oyuncuların kendi karakterlerini yaratmaları gerekir diyorum. Bu eğlence için yapılan bir oyundur. Sizi her ne kadar pek çok şey katsada eğlencelik bir oyun olduğunun bilincinde olunması gerekir. Bir oyuncu kendine göre bir karakter yaratıldığında her dünyada her kural sisteminde oynamaktan zevk alabilir.

Kendisi tarafından yaratılmamış ve kabullenemediği bir karakteri oynamaya zorlanmış bir oyuncu ise tam performansını veremeyeceğinden hem kendisi işkence çeker hemde diğer oyyuncuları işkence çekmesine sebep olur.

Ben bu durumu yaşadığım için biliyorum. Başkasının yarattığı karakterlere sahip 3 oyun oynadım ve 3'ün dede çok sıkıldım. 2'si oyunu hiç bilmediğim zamanlarda olduğu için diğer insanlarada ,inanılmaz sıkıcı zamanlar yaşattığımı biliyorum. Tecrübesiz bir oyuncuya paladin oynatanlar utansın!

by uwriel » Fri Dec 09, 2005 10:53 pm

herşeyi geçtim zarları dahi dm in atması gerekir. senin saldırı zarın, skill checkin ya da her neyse onlar bile bence, dm tarafından atılmalıdır. ben oyunun her yönünü bırakıp sadece rol yapma üzerine odaklanmak istiyorum zaten aradaki fark bu. hem dm'in senaryosunu begenmediysen oynamak zorunda değilsin ya ? ayrıca gerçek bir role playing oyuncusu her türlü karakteri yönetebilmelidir, ya ben elflikten keyif alıyorum, mage olucam, nerede benim tanrım ! gibisinden sözler sizi kısıtlamaktan öteye gidemez. o zaman RP yi değil KARAKTERİ sewmiş olursunuz. çok farklı şeyler. rol yapmaktan keyif alan biri, her dünyada her oyunda konusu ne olursa olsun basarıyla oynayabilir. karakter sewen biriyse anca eline ok yay werirsiniz, takılır..

Top