Travma

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Travma

by dreamshadow » Tue Feb 22, 2005 5:04 am

Leandren "Sen Strange lejyonumun kumandanı seni kutsayan tanrımın adıyla artık ordularım ve Noraht Kılıcını sana emanet. Ve bundan böyle iyiliğin ve saflığın temsili olacağına göre senden bir şey daha isteyeceğim." Strange "emredin efendim. Leandren "Bu bir emir değil kumandan sadece bir rica. Senden bana ait olan fakat kullanamadığım bir kılıcı kullanmanı istiyorum. Rivayetlere göre bu kılıcı elinde tutan savaşçının yenilmez olduğu söylenir. Büyük babamın bana bir hediyesi olan bu kılıcı benim için kullanırsan bundan minnet duyacağıma emin olabilirsin" "Ve sen Adhelina senden ordularımın beyaz atlı koruyucusu olmanı istedim. Bana verdiğin cevabın doğrultusunda artık eski güçlerin sana geri verildi. Ve bu güçlerini iyilik ve saflığın egemenliği için kullanacağından eminim. şimdi ikinizde kalkın ve kötülüğe karşı ilk kuşatmayı biz yapalım." Diyerek sözlerini tamamladı Leandren. Konuşmasının bitimiyle birlikte kapanan taht odasının dev kapıları tekrar açılmaya başladı yavaş yavaş. Adhelina ve Strange aldıkları sorumluluklardan haberdar ve bunun yükünü taşıyabilecek bir onurla yerlerinden kalktı ve kapıya doğru ilerlemeye başladı Leandren"in ardından. Strange kale kapısına vardığında kapıdaki şövalyelerin yanındaki haberciye dönerek "Tüm askerlerin gün batmadan avluda olmasını istiyorum. Nöbetçiler yerlerinde kalabilirler." Diyerek ilk emrini verdi.

by dreamshadow » Tue Feb 22, 2005 4:53 am

Sen Adhelina seninde aynı amaç ve gayeler için savaşmanı istiyorum fakat senin görevin orduyu ayakta tutmak değil. Görevin onları kutsamak **O**nun sana verdiği kudreti üzerlerinden eksik etmeyip onları koruduğunu ve kutsadığını onlara her fırsatta iletmek ve onları gururlandırmak olacak. Sana onları daha güçlü kılman için bir takım büyüler verilecek. Ve sen ordularının her savaşta yanlarında olacaksın. Burada görevin diğerlerinden büyük olacak onlara bir moral kaynağı olmak için elinden geleni yapmanı istiyorum. şimdi;
İyiliği ve adaleti sonsuza dek hak ettiği kişilerin elinde tutmak için Noraht Kılıcını"ı kötülüğün ve katliamın elinden uzak tutmak için hayatın pahasına bile olsa korumaya bizler ve **O**nun huzurunda yemin eder misin?" Adhelina cevabını hiç esirgemeksizin verdi. "arzunuz emirdir. Ve en kısa zamanda hazırlıklarıma başlayacağımdan emin olun efendim." Diyerek diz çöktü"

by dreamshadow » Tue Feb 22, 2005 4:52 am

Sabah uyandıklarında yeşil bir gün karşıladı Adhelina ve Strange"i. Her yer cıvıl cıvıldı. Ã?ocuklar etrafta koşuşup duruyordu. Beraber güzel bir kahvaltı sonrası köyü gezmeye karar verdiler. İnsanlar onlara güler yüzlülükle karşılık veriyorlardı ve onlar bundan gayet hoşnut bir şekilde köyü gezmeye devam ediyorlardı. Derken bir çocuk yanlarına geldi ve konuşmaya başladı. "Merhaba Bay Strange ve Bayan Adhelina Yüce Leandren sizi White Castle"da bekliyor. Benden sizi onun yanına götürmem istendi. Lütfen beni takip edin." Diyerek yola koyuldu. Strange ve Adhelina yüzlerindeki şaşkın gülücüklerle küçük çocuğun peşine takıldılar. Ã?ocuk onları kaleye götürdü. Ve taht odasının kapısına kadar bıraktı. Devasa kalenin taht odasının kapısı yaklaşık 7 metreydi ve 1 metreye yakın büyük kolları vardı bu kapının. Aradan bir iki saniye geçmeden kapı kendiliğinden açılmaya başladı. Ve yüzlerine vuran beyaz ışık gözlerini kamaştırmakla birlikte her yeri kaplıyordu. Işık birden geri çekilmeye başladı bir noktada birleşen ışık biranda Leandre"nin elbisesi oluverdi. "Gelin dostlarım bende sizi bekliyordum" dedi tok bir sesle Leandren. "Bu kale uzun zaman önce babam tarafından inşa edilmiş ve üzerinde **O**"nun bahş ettiği büyük bir büyüyü barındırıyor. Bu büyü Temizliğin, saflığın ve iyiliğin sembolü fakat bir o kadar da güçlü olan Noraht Kılıcını"ın saklandığı kaleyi korumaktadır. Her kim ki bu kılıcı elinde tutar ona büyük bir güç verilmektedir. Ve bu gücün kontrolü sadece ve sadece onun elinde olacaktır fakat bu kılıç bir ölümlünün taşıyamayacağı kadar büyük bir gücün anahtarıdır. Bu kılıcı asla ve asla görmeyeceksiniz ama siz onun varlığından haberdar olanlar kılıcın kötülüğün eline geçmemesi için var gücünüzle kanınızın son damlasına kadar savaşmalısınız. Ta ki iyilik ve adaletin, kötülük üzerindeki hükmünü kanıtlayana kadar. Sen Strange iyi bir savaşçısın bunu yaşamın süresince kanıtladın ve ordularım senin hizmetindedir. Eğer ki iyilik için savaşacaksam arkamda senin ve askerlerinin olması beni onurlandıracaktır. Bu günden itibaren sen **O** nun bir seçilmişi olacaksın. Ve bu kalenin idaresi senin elinde olacak. İyiliği ve adaleti sonsuza dek hak ettiği kişilerin elinde tutmak için Noraht Kılıcını"ı kötülüğün ve katliamın elinden uzak tutmak için hayatın pahasına bile olsa korumaya bizler ve **O**nun huzurunda yemin eder misin?" Strange net ve kesin bir yargıyla hiç düşünmeden cevap verdi. "Evet. Kanımın son damlasına kadar savaşıp iyilik ve adaleti hak ettiği yerden indirmek isteyenlerin kâbusu ve onların cezalandırıcısı olmak için elimden ne geliyorsa daha fazlasını yapmaya hazırım efendim." Diyerek kılıcını sağ eliyle hafifçe arkasına aldı ve sol dizinin üzerine çöktü.

by Daeya » Mon Feb 21, 2005 7:09 am

Luiz grubu izledi, nereye gittiklerini öğrenmeliydi. Bu grup büyümeden yok edilmeliydi Luiz'e göre. Ne kadar çabuk ulaşılırsa amaca, o kadar yakın olurdu zafer. Ã?abucak bunları öldürmeliydi ki, iyilik adına var olan herşey o kadar kısa sona ermeliydi.

şimdi yurduna gidip, olan bitenleri değerlendirip, planlar üretmeliydi.

by dreamshadow » Sun Feb 20, 2005 6:13 am

Adhelina hala kendisini sıyıramamıştı garip düşüncelerinden. "Acaba sadece büyülerini geri almak için mi söz vermiştim Leandren"e" diye düşündü. Bu düşünceden kurtulması o kadar da zor olmadı. "Hem neden olmasın ki şimdiye kadar iyiliğe hizmet ettim ama tanrımın verdiği bir karar benim düşüncelerimi değiştirmemeli. Hem onlar benim hayatımı kurtardılar. Artık onların yanında olmalıyım." Diye düşündü. Strange"te Adhelina"yı çeken bir yön vardı fakat Adhelina bunun neden kaynaklandığını bulamıyordu. Henüz odasına girmemişti. "Strange acaba uyumuş mudur?" diye düşündü. Ama yanına gitmesinin uygun olmayacağı kararını alarak odasına yöneldi. Kapısını açtı ve karşılaştığı şeyler sonucu yüzünü güzelliğini tamamlayan bir gülücük sardı. Ufak bir masa ayarlamıştı han sahibinin karısı. Üzerinde küçük rengârenk taraklar ve aynalarla süslemişlerdi. Bir dolabı temiz ve bir o kadar da göz alıcı renklerde pelerin ve kıyafetlerle doluydu diğeri ise yine göz alıcı küçük asalar la donatılmıştı. Bu güzellikler onun ne kadar özle olduğunu anlatmaya çalışıyordu fakat Adhelina bundan bir haber olarak şaşkın bir şekilde muhteşem kumaşlardan işlenmiş pelerinlerden ellerini ayıramıyordu. Ve aklına artık dinlenmesi gerektiği geldi. Yarın büyük bir gün olacaktı göreceği şeylerin hayalini kurarak yatağına uzandı. Hayal ettikleri onu kısa sürede uyumasını sağlamıştı bile.

by dreamshadow » Sun Feb 20, 2005 5:59 am

Strange yaşamı boyunca bir amaca hizmet etmemenin verdiği eziklik duygusuyla odasına çekildi. Vicdanı ona çıldırtacak sorularla büyük bir oyun oynuyordu. Peki, Leandren"in ordusunu yönetebilecek kapasiteye sahip miydi? Bütün bunları düşünürken odasının kapısını araladı, içerisi sıcak ve sevimli gözüküyordu. Bütün bunlar Strange"in hayatına çok uzak hayallerdi. Bu kadar güzelliği hak edebilir miydi? Yatağına uzandı ve düşünmeye devam etti. Tek yapması gereken arkadaşlarının izinde ilerlemekti artık bir amaç teşkil eden bir hayatı olması onu fazlasıyla zorluyordu. Bu yaşantı Strange için bir ilkti ve yaşamalıydı. Ve mırıldandı sessizce arkadaşına verdiği sözün aynısını kendine de vermeliydi. "artık tek dökeceğim kan kötülüğün ve zulmün kanıdır. Ve karşılığında aciz bedenim yok olma pahasına bile olsa arkadaşlarımı ve topraklarımızı korumak için elimden geleni yapmalıyım." Diyerek cümlelerine son verdi. Ardından ellerini başının arkasında kavuşturarak gönül rahatlığıyla uyuyabilirdi.

by Daeya » Sat Feb 19, 2005 9:15 am

Uzandığı ağaın gölgesinden kalktı ve bağdaş kurup oturdu Vie'Seant. Rolüne iyi hazırlanmıştı. Bu replikleri söylemekten bile hoşnut kalmıyordu. Ama bunu yapmak zorundaydı. Savamak istiyordu. Kendisine karşı gelen tüm yatarıkları yok etmek istiyordu.

şimdi hazırlanmak için evine gitmeliydi.

by dreamshadow » Sat Feb 19, 2005 7:56 am

Leandren bu uzun yolculuğun sonunda bir uçurumun kenarında durdu. Strange ve Adhelina tek bir kelime edemiyorlardı. Manzara o kadar güzeldi ki sözlerle anlatılamayacak bu harikulade manzara karşısında sadece ona bakmakla yetindiler. Küçük bir köyün görüntüsünün asla bu kadar güzel olacağı akıllana gelmezdi. Köyün tam ortasında devasa bir tapınak vardı üzeri yemyeşil sarmaşıklarla bezenmiş mükemmel mavi bir kapısı vardı. Üzerinde ki sarmaşıkların ulaştığı en uç noktalarda sağlı sollu iki melek figürü vardı. Yukarıdan çocukların oyun oynadıkları çok net bir şekilde görünüyordu ve insanlar adeta şenlik havasındaydı. Tam arkalarında köyün girişinde ki bu köye ulaşmanın tek yoluydu. Tapınaktan biraz daha küçük ama bir o kadar da ihtişamlı bir yapı daha vardı. Arka kısmı köye dönük bu yapı bir kaleydi. Arka kısmında büyük bir ahırı vardı ve atları ve hayvanları belikli çok fazlaydı Strange ilk defa böyle bir güzellikle karşılaşıyordu. Küçük evler fazlasıyla sıcak görünüyordu. Leandren "gelin dostlarım kendinizi evinizde hissedeceksiniz" diyerek Strange ve Adhelina"nın bu güzel ziyafetlerini yarıda kesmişti. Köye bir patika iniyordu. Leandren önden patikayı izlemeye başladı Strange ve Adhelina"yı arkasına katarak. Bir süre sonra köyü hala görmekteydiler fakat köye ilk baktıkları yeri göremiyorlardı. Bu bir tılsım olmalıydı. Biraz daha ilerledikten sonra kaybolduklarını düşündü Strange çünkü hep oldukları yerde dönüp dolaşıyorlar gibi geliyordu ona. Biraz daha yürüdükten sonra Leandren sessizce mırıldandı o kadar sessiz di ki Strange ve adhelina bile duyamadılar. Ve ardından küçük bir kapı açıldı parıltılar eşliğinde "ve sonunda evimdeyim" dedi Leandren. Ve ekledi "artık sizinde eviniz. Ve sizler **O**"nun seçilmişleri olacaksınız." Sözlerini bitirmeden yaşlı bir adam belirdi ağaçların arasından. "Lean, oğlum evine hoş geldin bizde seni bekliyorduk" Leandren"in gözleri parladı adeta. Eğildi ve yaşlı adamın elbisesinden tuttu, kafasını eğdi. "Başaramadım efendim. Size verdiğim sözü yerine getiremedim ordumun yok olmasına sebep oldum lütfen beni affedin." Diye ekledi. Yaşlı adamsa gülerek "biliyorum oğlum ama bu bir başlangıç tekrar ayağı kalkıp tekrar savaşmalısın yoksa bana verdiğin sözü asla gerçekleştiremezsin. Senin sözün kötülüğe karşı savaşmaktı oğlum ve sözünden dönmüş değilsin hala bir şansın var. şimdi dinlenin seninle sonra konuşuruz. Arkadaşların yorgun görünüyorlar ve dinlenmeliler. şimdilik size handa bir yer ayarladım dilerseniz evimde de kalabilirsiniz. Sizin için iyi düşüncelerim var" diyerek ortaya çıktığı ağaçların arasında gözden kayboldu. Leandren dizlerinin üzerinden doğrularak Strange"e döndü "dostum sana bir yemek ısmarlamanın vakti geldi de geçiyor değimli" dedi ve ekledi "Hadi hana gidelim" Ağaçların bittiği yerde bir sürü çocuk karşıladı onları ellerindeki çiçekleri adhelinanın yürüdüğü yola bırakıyorlar Strange"i ise pelerininden bırakmıyorlardı Leandren bir tanesini kucaklamıştı bile. Bu karşılamayı beklemiyorlardı çünkü kendilerini görmeleri imkânsız diye düşünüyorlardı. Kendilerine küçük bir ziyafet verdikten sonra konuşmaya başladılar Leandren yapmaları gerekenleri bir bir söylüyordu arkadaşlarına. Strange kaleye gitmek istiyordu ve Leandren"den onu kaleye götürmesini istedi. Leandren dinlen dostum "Yarın ordunun hâkimi sen olacaksın" diyerek Strange"i daha da hırslandırıyordu. Ve adhelinaya artık dua etmesi gerektiğini söylüyordu. Gece olmuştu bile herkes dinlenmek için odasına çekilmişti artık dinlenip yarının nasıl bir gün olacağını beklemekten başka çareleri yoktu.

by Daeya » Sat Feb 19, 2005 7:02 am

Bütün bu konuşmalar olurken, bütün bunlar yaşanırken; bulundukları yere pek de uzak olmayan bir yerde bir başka bir varlık kendi halinde karnını doyurmaya çalışıyordu. Havanın güzelliğinden istifa eden bu varlık, karnını doyurduktan sonra oldukça yaşlı bir ağacın gölgesine uzandı. şişmiş karnını ovalarken, ötüşen kuşları dinleyerek huzur buluyordu. Bu güzel doğa için herşeyi yapmaya hazırdı.

by dreamshadow » Fri Feb 18, 2005 7:24 am

Leandren sakin gözükmeye çalışıyordu. Strange Leandren'e soru sorana kadarki tüm konuşmalar sanki beyninde yankılanıyordu özellikle Lion hakkında söylenenler. Lion kötü bir adamdı ve kötülüğe hizmet ediyordu. Aynı zamanda Leandren'in hayatında büyük bir yere sahipti. Leandren bu köyün varlığını biliyordu fakat Strange onda bir merak uyandırıyordu. Bu yüzden gerçekleri ondan saklamak istedi. Her ne olduysa yıllar önce olmuştu. Leandren kötülüğe karşı kurulan orduların gözdesiydi. O bir şövalyeydi. Lion ise onun kumandanıydı. ve iki kardeş gibi büyümüşlerdi. Lion'un askerleri ona çok sadıktı. Ve çok iyi savaşçılardı. fakat hepsi bir savaş sonrası benliklerini yitirdiler. Lion ruhunu şeytana satmıştı. Ve ordusu da onun izinden ilerledi. Artık saf değiştirmişler ve karanlığın yayılması için ellerinden geleni yapıyorlardı. Tanrısına tek bağlı kalan kişiyse o müthiş iradesiyle Leandren olmuştu. Leandren Lion'un artık geri dönemeyeceğini biliyordu ve bunun için çaba harcayıp zaman kaybetmek istemiyordu. Kendine kısa zamanda bir lejyon oluşturup Lion'un karanlık ordusunu durdurmak için ellerinden geleni yaparken, bir muhbirin yaptıkları tüm lejyonunun köyleriyle birlikte yok olmasına neden oldu. Lion Orc'ları Leandre"nin lejyonunun olduğu bu gizli köye yollamıştı. Ve köy bu yüzden yok olmuştu. Ama bunları Strange' söylemenin şimdi ne zamanı ne de yeriydi. "gidelim buradan" Dedi sakin bir ses tonuyla. "Henüz savaşacak durumda değiliz" diye ekledi. Strange hızlı ve sabırsız bir çıkış yaparak "peki ama neden" diye sordu ve ekledi. "hayatım boyunca savaştım tek başıma nedensiz ve amaçsız şimdi ise dönelim diyorsun bunun nedenini bana açıklamalısın" Leandren arkasını döndü ve cevap verdi. "Daha gidecek çok yolumuz var ölmek isteyen kalabilir ama ben gidiyorum. Hem onlar karşısında hiçbir şansın yok seni daha köye girmeden öldürürler. şimdilik burayı terk ediyoruz. Ve sakın sözümü dinlememek gibi bir aptallık yapma çünkü sana ihtiyacım var. Seninle önemli şeyler konuşmalıyız. Ve Adhelina, sana gelince büyülerini geri alacaksın ama bir tek şartım var. Eğer bana ihanet edersen senin sonsuza dek acı çekmen için elimden geleni yaparım." Adhelina ve Strange merak dolu gözlerle Leandren"i süzüyorlardı. Strange onun farklı olduğunu düşünüyordu zaten ama bu kadar kendinden emin olduğunu hiç de ummamıştı. Leandren"in aklında tekrar bir lejyon kurma hayalleri belirmişti. Strange"den iyi bir komutan bulamayacağını düşünüyordu ve Adhelina"dan daha iyi bir büyücü. İlerlediler bir süre sessiz kalarak fakat bu sessizliği Leandren bozdu. "Eğer cüce tahmin ettiğim şeyse bizim buralarda olduğumuzu biliyor olmalılar. Bu yüzden buradan bir an önce uzaklaşmalıyız. Size bir hikaye anlatayım" diye başladı Leandren neler yaşadığını anlatmaması gerektiğini bildiği halde arkadaşlarının insafına bıraktı hakkında kötü düşünseler bile onları yargılamayacaktı. Sözlerine uzun bir süre yürüdükten sonra "işte böyle dostlarım. şimdi istediğinizi düşünün fakat bir hedefim var ve bana yardım edeceğinizi düşünüyorum. Strange sana bir teklifim olacak." Diye bitirdi konuşmasını. Strange anlatılanı dinledikten sonra hak vermişti Leandren"e. Ne demek istediğini anlamıştı hedefini de açık bir şekilde anlattığını düşünüyordu ve hiç tereddüt etmeden ve açıklama beklemeden cevap verdi "Emredin efendim" Onun zararsız bir adam olduğunu düşünüyordu fakat beklediğinden de farklı çıkmıştı. Ona inanıyordu. "Bunu nerden bildin" dedi Leandren. "Hislerim beni asla yanıltmaz. Hem sandığın kadar aptalda değilim" diye ekledi gülerek. Adhelina ise büyük bir umutla Leandren"e dönerek "peki benim büyülerim ne olacak" diye sordu. "Acele etmesen iyi olur küçük hanım, biraz beklemen gerekebilir daha önümüzde çok yol var. Ã?ncelikle tapınağımıza gitmeliyiz. Fakat büyülerin karşılığında yanımda olman bana huzursuzluk verecektir. Bunun kendi seçimin olmasını isterim" diyerek cevap verdi. Adhelina ise "Bir kez hayatımı kurtardınız büyülerim olmasa bile bir kılıç yada bir okla askerin bile olmaya hazırım" Diyerek fazlasıyla şaşırttı Leandren"i. Pekala şimdi size tapınaktan bahsedeyim birazda **O** dan.

by Daeya » Fri Feb 18, 2005 3:19 am

Luize'nin yüzünde bu son cümleden sonra oluşan pis bir sırıtış ouştu ama bunu kimse görmedi. Grup bilmiyordu ki bu cücenin seçilmiş olduğunu. Bilselerdi neler yapmaları gerektiğini daha dikkatle düşünüp daha ince sorular sorabilirlerdi. şimdi cüce, bu grubun izlediği yolu efendisine iletmek durumundaydı.

Luize'nin seçilmiş olmasının hikayesi bile oldukça ilginçtir tıpkı yaşamı gibi. Luize oldukça gezenti biridir, yaşamı hep gezmekle geçmiştir. Bu gezi sıralarında başına oldukça bela gelmiş ve bu beladan da paçayı sıyırmayı oldukça iyi becermiştir.

by dreamshadow » Wed Feb 16, 2005 3:08 am

Strange gülmekten kendini zorlukla sıyırıp cüceye sordu. "İleride bir köy var ve sen bize orda nelerle karşılaşabileceğimizi söyleyeceksin." Cüce sinirli bir şekilde cevap verdi Strange"e "Neden söyleyeyim ki. Hem bana da çok iyi davrandığınız söylenemez. Oraya gidinde Lion"un askerleri size gününüzü göstersin." Diyerek ağzını kapattı şaşkın bir şekilde. "Kim bu Lion ve o köyde ne işi var?" diye ekledi Strange. Luize cevap vermek zorundaydı ağzından kaçırmıştı bir kere. "Lion, Kral Amedeus"un lejyonunun bir kumandanıdır. Ve büyük bir ordunun başkomutanlığını yapar. Karşıdaki köy ise onun elindedir. Her şeyi o yönetmekte ve orduya yiyecek içecek sağlamaktadır." Diye cevap verir. "Peki, ordusu nerde?" diye sorar Strange. "Ordu sabit bir yerde durmaz. Ve ordu genelinin Orc"lardan ve yarı Orc"lardan oluştuğu söylenmektedir." Diye konuşmasını bitirir. Strange arkasını dönüp birkaç adım attıktan sora tekrar sorar. "Peki, Lion bir Orc"mu?" Luize hızlı bir hamle yaparak ağacın önce bir dalına sonra diğerine atlar ve yükselir. "Hayır, Lion bir barbardır" diyerek daha da yükseğe çıkar ve ağacın kocaman gövdesinde kaybolur. Strange köye gidip gitmemekte kararsız bir şekilde arkadaşlarına döndü ve gülümsemeye başladı. "Peki, şimdi ne yapacağız" diye sordu Leandren"e.

by Daeya » Fri Feb 11, 2005 9:25 pm

Strange beklemediği bu cevap karşısında gülerek "ağaçta mı?" dedi. Kendini tutamıyordu gülmemek için ve yapacak bir şeyi de yoktu. Cüce de bu tepki karşısında sinirlemiş kendini alçatılmış olarak hissetti. Kimse bir cüceye gülemezdi. Hele ki Luize'e asla...Cezalarını çekeceklerdi...Her şeyin zamanı gelecekti...

by dreamshadow » Fri Feb 11, 2005 4:33 am

Sese doğru ilerlediler. Ve sesin iri gövdeli bir ağacın arkasından geldiğini fark ettiler. Strange eliyle diğerlerine durmalarını işaret ettikten sonra ağacın diğer tarafına geçti. Büyük bir şeyin çıkardığını sandıkları bu ses sadece bir cücenin horlamasıydı. Ve tekrar el işaretiyle çağırdı arkadaşlarını. "Gelin bakın burada bir dev var" dedi Strange. Strange cücenin omzuna dokunarak onu uyandırmak istedi. Fakat ürkerek bir kaçış hamlesi yaptı cüce. Ama pekte uzağa kaçamamıştı. Strange cüceyi omzundan sımsıkı yakalamıştı. "Sana zarar vermeyiz" dedi Strange. Ve ekledi "şimdi söyle bakalım sende kimsin". Cüce titreyerek cevap verdi "Adım luiz. şu gördüğünüz ağaçta yaşıyorum."

by Daeya » Mon Feb 07, 2005 7:26 am

Ormana doğru ilerleyişlerinde temkinli davranmaları gerektiğini hatırlattı Strange arkadaşlarına ve arkadaşları da bunu onayladı. Ã?nde Strange, arkasında kadın büyücü ve en sonda da Leandren etrafa dikkatli gözlerle bakarak yollarına devam ettiler. Uzun bir süre ilerledikten sonra göğe yükselen dumanları farkettiler. Kasabaya yaklaşmışlardı.

Yolda ilerlerken, ağaçların arasından gelen bazı sesler duydular. Bu sesin neye ait olduğunu merak eden grup meraklı gözlerle birbirlerine baktılar ve kendileri için bir tehlike işgal edip etmediğini öğrenmeye karar verdiler. İlk konuşmayı Adhelina yaptı ve "burda neyin olduğunu çok merak ediyorum fakat bir o kadar da korkuyorum çünkü daha yeni iyileştim" dedi. Bu sözler üzerine Strange " bence hiç oyalanmaya gerek yok. Ormanda yaşayan biri olabilir ya da bir hayvan" dedi. Leandren söze karışarak " O zaman bizim için daha iyi olur eğer ormanda yaşayan biriyse. Bilgi edinmiş oluruz. Fakat bunun tam tersini de düşünmek zorundayız. Eğer oraya gitmeye karar verirsek temkinli davranmak zorundayız" dedi ve arkadaşları Leandren'in bu sözlerini mantıklı görüp, ortak bir kararla sesin geldiği yöne doğru yavaş yavaş ilerlediler.

Top