Masaüstünde Senaryomu - Serbest oyunmu

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Masaüstünde Senaryomu - Serbest oyunmu

by Fallen » Sun Nov 21, 2004 10:12 pm

Arkadaşlar lütfen konuya dönün.. bu konuyla ilgili mesaj atıldıkça cevap gelecektir ve konu tanrı'nın varlığı değil... bu iş için MSN yada türevlerini kullanmanızı öneririm..

by SamWhiil » Sat Nov 20, 2004 12:46 am

sevgili shadow master oncelıkle dedıgın gıbı sanırım hıcbıyere varamayacagız sanırım cunku fıkırler degıl ınanclar uyusmuyor..

aslında ınanılan gerceklerı ve bılınen gerceklerı bırbırıne dusman eden bazı
ornekler var
İzledıgım bır belgeselde musa nın denızı yarmıs olmasının ımkansız oldugunu fıravundan kacarken denızın goc yolları uzerınde olmadıgını soyleyıp denız yardı dedıklerınde aslında hicbir gercek tarafının bulunmadıgına ınanmaya baslayacak kısıler yarattılar(kaynak discovery channel )denız goc yollarının yaklasık yuz kılometre dısında kalıyormus...
(burda anlatmak ıstedıgım aslında yardıgını kanıtlayamayabılırler ama yarmadıgını kanıtlayabılırler)

aslında belkıde tanrının varlıgını bılımsel bırkac seyle acıklama arzusu
burdan kaynaklanmıstır bence ınanıldıgı kadar bılınmesı gerektıgını dusunduler bence ve bu gereklıydı daha cok kısının ınanması ıcıın en azından...
saygılar...

by Shadowmaster » Fri Nov 19, 2004 10:52 pm

Samwhiil dostum,
Ayrıca tanrıya ınanıgını soleyıp onun varlıgını kanıtlayamacagını soluyosun
tanrıya ınanıyosan onun ısmının gectıgı bır kac kıtap okumussundur yada en basit haliyle eger orta okul veya lıse okuduysan (tahsilin hakkında bir bilgim olmadıgı ıcın konusuyorum) o sırada dın bilgisi ve ahlak kulturu ısmıyle bır ders ıslemıs olman gerekıyor. o derste dahi allahın varlıgını ıspatları dıye bır konu vardır.eger bır konuda kendın yetersız ısen baska kaynaklardan yararlanmanı tavsiye ederım shadow master ...
Sence de biraz abartmadın mı? :D Tanrının varlığını ne Kuran-ı Kerim, ne bilmem din kültürü bilgisi kitabı ne de başka bir şey kanıtlayabilir. Kanıt olsaydı, inanç olmasına gerek kalmazdı. Bir ile birin toplandığında iki olduğuna inanırım, demezsin, bilirim dersin. Ã?ünkü formeldir ve kanıtlanması mümkündür, ya da su 100 derecede ısındığını bilirim dersin, inanırım demezsin.

şimdi, Tanrı gerçekten var mı? Nasıl kanıtlanmış bu? Musa'nın denizi ikiye ayırdığını mı kanıt göstermişler? Peki, asıl soru şu, Musa'nın denizi ikiye yardığını kanıtlayabilirler mi? Açıkçası biraz uçtun. :D

Peki ben sana bugün odanın içinde uçtuğumu ve Tanrı'nın bana uçma göreviyle, dünyanın etrafında dönmemi söylediğini iddia etsem ben Tanrı'yı sana kanıtlayabilir miydim? Benim söylediklerimin gerçek olduğunu nasıl bilemezsen, Hz. Musa'nın ya da Hz. Muhammed'in mucizeleri nasıl elden gerçekleştirdiklerini de bilemezsin. İspatlayamazsın.

Ama inanabilirsin. ;)

Neyse, söylediklerimin konuyla uzaktan yakından bir alakası olmadığından birkaç şey daha ekleyeyim. (Damara göre şerbet).

Turkleader'ın verdiği örneğin bir başkası da ben ZB'lik yaparken başıma geçti. Oyuncularımdan biri hücreye hapsedilmişti. Dışarı çıkmaya çalışıyordu. Bir arkadaşı gelip anahtar getirdi ve kapının kilidini açtı. Dikkat, kapıyı açtı demiyorum. Daha sonra diğer arkadaş geldi ve kapıyı açıyorum dedi. Kapıyı itti. Kapı açılmadı. Sonra iki saat uğraştılar. Kapıya Knock attılar, başka anahtarlar denediler, hatta demirleri eritmeyi denediler.

Tek yapmaları gereken kapıyı itmek değil, geri çekmek olmalıydı. ;)

by SamWhiil » Fri Nov 19, 2004 10:31 pm

senin guzel tartısmak dedıgın kısının arap mı fransız mı yoksa sadece olaya fransız mı oldugunu tahmın etmek oldugu surece ben ve sen arasında tartısmanın cok guzel olacagı konusunda suphelerım var...



Ayrıca tanrıya ınanıgını soleyıp onun varlıgını kanıtlayamacagını soluyosun
tanrıya ınanıyosan onun ısmının gectıgı bır kac kıtap okumussundur yada en basit haliyle eger orta okul veya lıse okuduysan (tahsilin hakkında bir bilgim olmadıgı ıcın konusuyorum) o sırada dın bilgisi ve ahlak kulturu ısmıyle bır ders ıslemıs olman gerekıyor. o derste dahi allahın varlıgını ıspatları dıye bır konu vardır.eger bır konuda kendın yetersız ısen baska kaynaklardan yararlanmanı tavsiye ederım shadow master ...



benım changes ısımlı kısıyı neden kattıgım konusunu yeterınce acıklamıstım ama bır daha soyleyeyım sana benım soyledıklerımın changes ısımlı kısının ıma ettıgı seylerın hane derler hıcbır baskı altında kalmadan soylenmıs seylerdir...

verdigin orneklerın tamamı aynı seye gosterılen tepkı gosterıyomus gıbı geldı bana yada tepkıden zıyada soyledıgım sadece bır paragraf ıcın ornek gosterıldıgını goruyorum...

neyse konuyu carpıtmadan klavyemı degırmem gerektıgı konusunda bır kac kere daha uyarıldıgımı soylemek isterim :D tuslar bırıbırıne fazla yakında bu yüzden libya vatanşlıgına gecmem gerektıgını dusunmuyorum :D
neyse geyıgı bırakalım

nasıl yane ınancların yerını fıkırler aldıgında: bır ınanc olsaydı senın tanrıya ınanıpta onu kanıtlayamaman gıbı bu kadar fazla fikir beyan edememem gerekırdı

saygılar

by hoptirik » Fri Nov 19, 2004 9:27 pm

senaryo uygundur..!!

by Türklider » Fri Nov 19, 2004 7:03 pm

Yok abi, en iyi denilen ZB bile doğaçlama oyunda eninde sonunda bir yerde tıkanacaktır... Bence en azından her görevde bir kaç kontrol noktası şart. Gerisi ise doğaç gidebilir. Fakat bu noktalar olmazsa olmaz şeklinde olmalı...

Mesela oyuncular her görevi başaracak diye bir şart yok. Bu yüzden oyuncular saçma sapan bir şekilde ölebilir, oyun bitebilir ve ne kadar saçma olursa olsun bu da bir sondur. Fakat illa ki istediği olsun diyen adamlar, hep oyunda ne bileyim şöyle her görevimizi başaralım mantığı ile yaklaşanlar bence "tamamen doğaçlama" oyunlardan yana olurlar...

Halbuki DM'in senaryo notları vs. vs. olmalı. Bir kere doğaçlama oyunda yapboz, labirent vs. olmuyor. Böyle oyunda ancak zar atılır. Fakat karakter kadar oyuncuları da kasmak ve zevk almalarını sağlamak gerekir...

Yukarıda bahsettiklerim konusunda size iki örnek vereceğim:

1-) Modern DnD oyunumuzda 1.5 saat karakter hazırladık ve gece vakti kafamız allak bullak olduğundan ve ev ortamının rahatlığından dolayı bunlar saçmalamaya başladı ve ben de oyunu şu şekilde bitirdim; Terörist olan bomba yaparken patladı, gerizekalı bir mutant olanı hastaneye kapadılar, iki serseriyi de hapse attılar ve böylece oyun 20 dakikada bitmek zorunda kaldı... Kısacası; karakterlerin başına her şey gelebilir. Fakat bu "senaryodan uzaklaşıldığı için" değil; "oyuncuların her istediğinin olmadığı" içindir.

2-) İki kişi; az önce grubun diğer elemanları tarafından basılmış olan taht odası boşaldığında (arkadaşlarının peşinden gitti herkes) tahtın oralarda bir yerde olan hazine odasının girişini bulmalıdır.

Uzun uğraşlardan sonra tahtın arkasında bir çevirmeli düğme olduğunu fark ederler. Bunu sağa çevirdiklerinde taht 2 parmak kadar havaya kalkmakta ve altındaki 50x65 boyutlarındaki kuyu ağzı ortaya çıkmaktadır. Fakat üzerindeki taht nasıl kalkacak onu bulmaları lazım.

Sağa, sola, ileri, geri, saat yönünde ve tersinde ilerletmeyi denediler; oynamadı. Üzerine oturdular; kapandı. Ã?evirmeli düğmeyi denediler, ancak tahtı azıcık kaldırdı. Açılan boşluğa parmaklarını vs. soktular, bir şey olmadı. Tahtın arkasında, içine saklandıkları perdeleri, duvarları, odadaki kolonları, sütunları, kapıyı, tavanı, yeri, tahtın önündeki basamakları vs. vs. her yeri aradılar... Sonuç negatifti.

Son olarak kılıcı tahtın altındaki aralığa sokup oynattılar, olmadı... Kanırtarak kaldırdıklarında tahtın çok hafif olduğunu ve ön tarafındaki menteşeler sayesinde öne doğru devrilerek altındaki girişi ortaya çıkardığını fark ettiler...

İşte bu tarz cevabı basit fakat oyuncunun kasıp da bulamayacağı (Vaz geçmek üzereydiler) ya da zor bulacağı bilmecelerde; doğaçlama oyun oynuyorsanız; (BİR) o girişin nerede olduğu en başta belli değildir. (İKİ) Bunlar bulamayınca sütunlarda vs. bir yerde bunu kaldıracak bir şey çıkardı çünkü nasıl kaldırılacağı belli değildir. (Ã?Ã?) Girişin şekli ve bilmecenin içeriği bir kere aşırı basit ve bulunması kolay olurdu çünkü içeriği belli olmazdı...

Kısacası bazı şeylerin önceden belli olması gerekir. Fakat vaz geçtiklerinde neler olacağını da belirlemeniz gerekir. Bunda da doğaçlama gidebilir neler olacağı mesela... Genel hatlar belli olmalı diyorum hala...

Saygılarımla...

by Azalin » Fri Nov 19, 2004 9:12 am

bütün bu dedikleriniz dm e ve ve oyun konseptine göre değişir. ben burda erethana sonunakadar katılıyorum.

eğer dm yada st denen zat hazırlığı ii ve kalemi güçlü birisi ise doğaçda oynatsa hazır senaryoda oynatsa hikayeyi, hikayesini yada o anda oluşmakta olan hikayeyi istediği gibi eğip bükebiliir.yeterki o ve PC ler oyundan zevk alsın. bunu için bence biraz birikim ve bol kitap okumak yeterli olur.

haa yetenek olmazmı elbette olur ama , ikinci plandadır.

saygılarımla

by findor » Fri Nov 19, 2004 6:52 am

kentaky +1

abicim olay oyuncuda bitiyor

by FalcoN » Fri Nov 19, 2004 6:43 am

Shadowmaster wrote:dikkatli oyuncu, DM'in açıklarını kolayca yakalar ve oyundan zevk alamaz duruma geldiğinde DM'in kötü olduğunu iddia edecektir, ki haklıdır.

Dikkatsiz oyuncuysa hiçbir açığı görmeden, derin kaos çukurunda anlamsızca savrulduğunun farkına varmadan yoluna devam edeceğinden ve arada oyunun genel hazzını alacağından DM'in iyi olduğunu iddia edecektir.

Tabii oyuncular ne kadar dikkatsiz olursa, DM de o kadar yüce, iyi, seksi olmaya devam edecektir.
+1 :wink:

Bunlara eklemek istediğim bir şey daha var. Oyun senaryolu ve ya senaryosuz olsun hiç önemli değil eğer oyuncu gerçekten bu işi biliyorsa DM'e tasvirden başka fazla bir iş düşyecektir. :)

by Shadowmaster » Fri Nov 19, 2004 6:15 am

sevgili shadow master kısılerın uyrukları konusunda yaptıgın yorumlar bır yana benım lafımın sana olmadıgını soylemek ısterım...
senın sozlerıne herhangı bır savunma ınankı bende goremıyorum...
dıger forumalr da gecen sozleredır bu lafım...
ayrıca kımseden fazla bır beklentım yok dail kimseye rencide edecek cumlelerde bulunmaması...
changes isimli arkadasın bahsettıgı konu beni bahsettıgım konunun daha bır ımalı olanıdır...
Madem lafın bana değildi, neden alıntı yaptın? Madem alıntı yaptın, neden lafın bana değildi? (Baba kaputu açmışlar motoru da çalmışlar. Madem motoru açtınız, niye kaputu çalıyorsunuz?! Hani kaputu açacaktınız, niye motoru çalıyorsunuz?! :lol: ).

Her neyse, geyik bir yana, devam edelim. Sen Türk müydün? Kusura bakma, öyle bir dilde mesaj yazmışsın ki bir an Türk olduğuna inanasım gelmedi, esasında yazdıklarının Türkçe'ye benzetebilmek için gözlerimi biraz yormak zorunda kaldım :).

Bu arada changesi bir anda konuya niye soktuğun ise şaşırtıcı. şimdi ben kimin ne dediğini anlamak için altı üstü bir FRP forumunda, bir oyun tartışmasında oturup innuendo, detect motive falan mı kasmam gerekiyor? (Baba duvarı yıkmışlar piketleri de kırmışlar. Madem duvarı yıkacaktınız niye piketleri kırdınız. Madem piketleri kıracaktınız niye duvarı yıktınız?! :lol: )

Neyse, bu hırpalamaları bir tarafa bırakalım da argümana geçelim.
ben hala herseyın ıyısı ve kotusu oldugu gıbı dm ınde ıyısı ve kotusu olduguna ınanıyorum...
Ben de mesela Tanrı'ya inanıyorum ama Tanrı'nın varolduğunu kanıtlayamam. Bu yüzden Tanrı'nın varlığı üzerine yapılan bir tartışma her zaman mantıksız olmuştur- yapılmaya devam edilirse de olacaktır. Demek istediğim, inançların yerini fikirler aldığında karşılıklı tartışalım, ben formel konuşmayı tercih ederim.

Bu arada seni herhangi bir şekilde rencide ettiysem ya da kalbini kırdıysam (ki bence çok güzel tartışıyoruz öyle olmadığını umuyorum) özür dilerim. :)

by SamWhiil » Fri Nov 19, 2004 4:57 am

sevgili shadow master kısılerın uyrukları konusunda yaptıgın yorumlar bır yana benım lafımın sana olmadıgını soylemek ısterım...
senın sozlerıne herhangı bır savunma ınankı bende goremıyorum...
dıger forumalr da gecen sozleredır bu lafım...
ayrıca kımseden fazla bır beklentım yok dail kimseye rencide edecek cumlelerde bulunmaması...
changes isimli arkadasın bahsettıgı konu beni bahsettıgım konunun daha bır ımalı olanıdır...
ayrıca herseyın olcutunun ınsan olması ıkı ınsan arasında kıyas yapılması ıhtıyacını dogurur...
ben hala herseyın ıyısı ve kotusu oldugu gıbı dm ınde ıyısı ve kotusu olduguna ınanıyorum...
en ıyı dm en dıkkatlı oyuncuyu bıle oynatabılen dm dır...

saygılar

by CHANGES » Thu Nov 18, 2004 1:43 am

Oynadığımız her ne kadar zarlar yardımıyla oynanan bir oyun olsa da genelde kendi kendimize bazen de başkalarına da sergilenen bir tiyatrodur aslında.Burada önemli olan rol yapma ve o karakteri o an için yaşayabilmektir.Kurallar bellidir ama bunu iyi yapabilmek için size bulunduğunuz ortamı iyi tasvir eden ve olay örgüsünü iyi hissettirebilen bir DM gereklidir.Oyuncu olarak senaryo gereği değil canlandırdığınız karakter oraya gitmek istediği ya da zorunda olduğu için gitmelisiniz.İşte bir Dm in başarısı burada göz önüne çıkar.Elbette ki oyunda hata arayan oyunculara oyun oynatırsanız mutlaka sizin hatalarınızı bulacaktır.Zaten böyle bir durumda ne oyuncu oyundan zevk alır ne dm.Dm in başarısı oyuncuların istediklerini verebilmekle de ölçülebilir.Combat ve rol dengesini iyi kuran iyi tasvirlerle oyunu süsleyen ve akıcı bir oyun oynatabilen Dm iyi bir dm dir.Aksi şekilde oyunda akıcılığı sağlayamayan oyun dengesini tutturamayan ve oyuncuların beklentilerini karşılayamayan Dm kötü olacaktır.Ama şunu unutmayalım ki DM lik tecrübe ve yaratıcılıkla ilgilidir.Zamanla gelişir tabi içinizde ışık varsa.

by Shadowmaster » Thu Nov 18, 2004 1:02 am

Bu forumda kullanılan dil Türkçe değil miydi? Herhalde world kelimesi kullanıldığı için yabancı uyruklu kardeşlerimiz de ziyaret etmeye başladı burayı. :)

Samwill kardeşim,

Ben kendimi savunma gereği duymadım, sadece fikir belirttim. Özellikle de neden senin buna bir cevap yazdığını hiç anlayamadım. Bu konuyu açan findordu, ben yalnızca onun mesajını okudum ve diğerlerini atlayarak buraya bir cevap yazayım dedim. Bu kadar alıngan olmana gerek yok. :)

şimdi, iyi ya da kötü DM vardır demişsin. Biraz münzevi olan Spinoza üstadımızın bir sözünü anımsatarak (tabii duyduysanız :) ) ''Her şeyin ölçütü insandır,'' diyorum. Yani, başarılı ya da başarısız kavramı insandan insana değişir. Bu yüzden iyi DM yoktur, dikkatli ya da dikkatsiz oyuncu vardır dedim. Başarılı ya da başarısız politikacı da yoktur... Bütün bunları tek kelimeyle açıklamak gerekirse: Görecelilik. Herkesin değer yargısı birbirinden farklı olacaktır, çünkü her bireyin çıtası farklıdır, her bireyin çıtası farklıdır, çünkü her birey farklıdır.

Tabii Weisler Hickmanlar Salvatorelar okuya okuya böyle basit şeyleri düşünemez hale geldik, size de hak vermemek elde değil.

Haydi kal sağlıcakla. :)

by SamWhiil » Wed Nov 17, 2004 10:20 pm

Shadowmaster wrote:Kötü DM diye bir şey yoktur.

Dikkatli ve dikkatsiz oyuncu vardır sadece.
oncelıkle ıyı dm kotu dm neden omadıgını anlamıyorum bır turlu...
bazı arkadasların net ıthama verdıklerı tepkı cok yogun herseyın ıyısı ve kotusu oldugu gıbı dm ın de ıyısı ve kotusu vardır...
ornegın dm oyun ıcı gereksız espırılere ızın vermemelıdır aksı halde kendını oyunu ufak capta bir stand up icinde bulur...
ayrıca kımse yanlıs anlamasın ama yarası olan gocunur ben kımsenın dm lıgıne en ufak bı ıthamda bulunmadım kı kısıler kendılerını savunma geregı duyuyolar...

by Shadowmaster » Wed Nov 17, 2004 4:13 am

Kötü DM diye bir şey yoktur.

Dikkatli ve dikkatsiz oyuncu vardır sadece.

şöyle ki, dikkatli oyuncu, DM'in açıklarını kolayca yakalar ve oyundan zevk alamaz duruma geldiğinde DM'in kötü olduğunu iddia edecektir, ki haklıdır.

Dikkatsiz oyuncuysa hiçbir açığı görmeden, derin kaos çukurunda anlamsızca savrulduğunun farkına varmadan yoluna devam edeceğinden ve arada oyunun genel hazzını alacağından DM'in iyi olduğunu iddia edecektir.

(Kapıdan itilme olayına hiç değinmiyorum, senaryolu oyun mantığıyla bunun ilgisi yok, zira bunun, FRP ile değil, Coin-up Arcade Machinelerle (Bkz. Punisher, Teenage Mutant Ninja Turtles ya da Metal Slug) ilgisi var. :) Amacım o DM her kimse, ona laf sokmaktı, yanlış anlaşılmasın.)

şimdi senaryosuz DM'in oynattığı bir oyun şöyledir.

I
/ \
I I
/ \ / \
I I I I

Bu döngü öfkeyle böyle gidecektir ve dikkatsiz oyuncu bu oyunun harika olduğunu, çünkü oyunda özgür olduğünü düşünecektir. Başlangıçta bu his gerçekten de harikadır, sanki önünüzde gerçekten milyonlarca yol vardır ama hangisinden gideceğinize karar vermektesinizdir. Lakin, bir yolu çevirdiğinizde yenilerini açarsınız, ve matematikteki üçgen piramidi şeklinde yollar büyümektedir ve DM'in kafası artık bu yolları almamaktadır. Ã?ünkü görünüşte yakışıklı, gözlüklü, saçları taralı, kendisine özgüveni olan ve karizmayla tek kaşını kaldırıp ''beğendiniz mi?'' diye sormaya gerek bile duymayan DM'in içinde, aslında, korkak, elleri titreyen, gözleri bir oraya bir buraya çevrilen, ağzını Gollum gibi açıp ''kıymetlimisssss'' diye tıslayan bir yaratık vardır.

Tabii oyuncular ne kadar dikkatsiz olursa, DM de o kadar yüce, iyi, seksi olmaya devam edecektir.

Bu konu başlığını açan arkadaşımızın gözünün korktuğu, aklına Sokrates'in soğuk bakışlı heykelini getiren senaryolu FRP oyunu ise şuna benzemiş, yani yukarda da dediğim gibi Coin-up. Yaratıkları öldürüp sağa gidersiniz, kapıları açıp sağa gidersiniz, eşyaları toplayıp sağa gidersiniz vs.

------------------------------------------------------------>

İşte gerçek senaryolu oyun şudur.

--------------------------------------------------------------->

(Farkı gördünüz mü? Diğerinden iki çizgi boyuyla daha uzun). :lol: Neyse, şaka bir yana, işte senaryolu oyun.

-------------------I
/ \
----- --------------------I--Yolun sonu.
\ /
-------------------I

İşte, DM'in yeteneği budur. DM, dikkatli oyuncudan on kat daha dikkatli olmalı ve onlara bütün numaraları yedirip, araya gerçekten farklı yollar koyup, hep aynı şekilde ya da alternatif bir şekilde sona ulaştırmalıdır. Oyuncuya çürüğü değil, dolgunun üstündeki cilayı göstermelidir.

şimdilik bu kadar.

Top