Bana kalırsa oyuncuya öncelikle geçmişini yazdırmak ya da oynatmak en iyi çözümdür. Böylece hem karakterine alışmış hem de diğer karakterlerle biraraya gelmek için mazereti olmuş olur... Tabi burada, DM'in kurnaz olması ve saman altından tesisatlar kurarak, "sınırlı kader" anlayışını yerleştirmesi gerekir...
Ã?rnek olarak şunu düşündüm;
Ejderha mızrağı'nı bir oyun olarak düşünecek olursak, o karakterlerin hiç birinin pax tharkas'a gitmek için geçerli bir nedeni yok (nehiryeli ve altınay haricinde...) fakat başlarının belaya girmesi, onlara karşı yaşlı adamın yaptıkları ve yol göstermesi vs... bu şekilde çaktırmadan yönlendirilip, külli irade DM'de kalmak üzere oyunculara cüzi iradeyi bırakırsa, bu DM'in oyunlarına muhteşem denecektir... Hatta kitaba çevirildiğinde bestseller olacaktır...
Ama bir DM ayrıntılı bir dünya yaratmamış, her tür karakterin geleceğini sağlamasını düşünememiş ve oyunu bir paladinin üzerine kurmuşsa, oyuncu kötü bir ruhban olduğunda elbette en büyük sorunu yaşayacak olan, kendisi olacaktır...
Yukarıda belirttiğim sorunların yaşanmaması için önceden hazırlanmış bir "dünya" gerekir ve oyuncular karakterlerini hazırladıktan sonra küçük bir hikaye ile derinleşmeleri sağlanmalıdır. Karakterlerini ve Rollerini oturttuktan sonra da daha genel sorunlarla uğraşılmaya başlanabilir...
Yine küçük bir örnek vermek istiyorum;
Baldur's Gate oyununda, önce kim olduğunuzu bulmalı, hayatınızı ne yönde geçireceğinizi belirlemeli ve ondan sonra bhaal'ın gücünün peşine düşmelisiniz. (Baldur's Gate 1'den itibaren söylüyorum...) Yani, ana görevler gelmeden önce, karakterler kendilerini tanıyorlar...
Zaten dünyada profesyonel DM diye bir şey var ise, öncelikle karakterleri adam gibi hazırlatır ve bu karakterlerden "bağımsız" bir senaryo kurgular. Kurguladığı bu senaryoya, bu karakterleri ne kadar oturtabilirse, o kadar başarılı olur. Ayrıca, zaten dünyanın hiç bir yerinde "ben korucu olacam atıyom zarları" diye bir karakter yapma şekli yok... "Ben korucu olacam, benim geçmişim şu, davranışlarım bu. şu ana kadar şunu şunu yaptım, bundan sonra da şunları düşünüyorum. şimdi zarları atabilir miyim?" vardır...
Türkiye'deki oyuncular, DM'lerden fazla şey bekliyor. Mesela, "ben dünyanın en abuk ve garip ırkının, en asi bireyini oynayacam... O garip ırka bile ters düşecek kadar garip olacam!" gibi isteklerle gelinebiliyor... Daha eline oyuncunun el kitabını almamış adamlar gelip "ben psionic oynayacam" diyorlar... Ondan sonra da "DM'ler bizi kısıtlıyor!"... E adam ol da kısıtlanma, Allahım yarabbim...
DM'ler oyuncuya göre karakter, karaktere göre senaryo yapmak zorunda değildir. Aynı şekilde oyuncular DM'e ve onun senaryolarına göre karakter yapmak zorunda değildir. DM, uyumsuzlukları gidermekle yükümlüdür ve bunu da geniş çaplı, zekice senaryolarla becerebilir ancak...
Kısaca; iyi DM olmak büyük sorumluluk, zeka ve yetenek ister. Bu yüzden herkes iyi DM olamaz...
Saygılarımla...
Bana kalırsa oyuncuya öncelikle geçmişini yazdırmak ya da oynatmak en iyi çözümdür. Böylece hem karakterine alışmış hem de diğer karakterlerle biraraya gelmek için mazereti olmuş olur... Tabi burada, DM'in kurnaz olması ve saman altından tesisatlar kurarak, "sınırlı kader" anlayışını yerleştirmesi gerekir...
Ã?rnek olarak şunu düşündüm;
Ejderha mızrağı'nı bir oyun olarak düşünecek olursak, o karakterlerin hiç birinin pax tharkas'a gitmek için geçerli bir nedeni yok (nehiryeli ve altınay haricinde...) fakat başlarının belaya girmesi, onlara karşı yaşlı adamın yaptıkları ve yol göstermesi vs... bu şekilde çaktırmadan yönlendirilip, külli irade DM'de kalmak üzere oyunculara cüzi iradeyi bırakırsa, bu DM'in oyunlarına muhteşem denecektir... Hatta kitaba çevirildiğinde bestseller olacaktır...
Ama bir DM ayrıntılı bir dünya yaratmamış, her tür karakterin geleceğini sağlamasını düşünememiş ve oyunu bir paladinin üzerine kurmuşsa, oyuncu kötü bir ruhban olduğunda elbette en büyük sorunu yaşayacak olan, kendisi olacaktır...
Yukarıda belirttiğim sorunların yaşanmaması için önceden hazırlanmış bir "dünya" gerekir ve oyuncular karakterlerini hazırladıktan sonra küçük bir hikaye ile derinleşmeleri sağlanmalıdır. Karakterlerini ve Rollerini oturttuktan sonra da daha genel sorunlarla uğraşılmaya başlanabilir...
Yine küçük bir örnek vermek istiyorum;
Baldur's Gate oyununda, önce kim olduğunuzu bulmalı, hayatınızı ne yönde geçireceğinizi belirlemeli ve ondan sonra bhaal'ın gücünün peşine düşmelisiniz. (Baldur's Gate 1'den itibaren söylüyorum...) Yani, ana görevler gelmeden önce, karakterler kendilerini tanıyorlar...
Zaten dünyada profesyonel DM diye bir şey var ise, öncelikle karakterleri adam gibi hazırlatır ve bu karakterlerden "bağımsız" bir senaryo kurgular. Kurguladığı bu senaryoya, bu karakterleri ne kadar oturtabilirse, o kadar başarılı olur. Ayrıca, zaten dünyanın hiç bir yerinde "ben korucu olacam atıyom zarları" diye bir karakter yapma şekli yok... "Ben korucu olacam, benim geçmişim şu, davranışlarım bu. şu ana kadar şunu şunu yaptım, bundan sonra da şunları düşünüyorum. şimdi zarları atabilir miyim?" vardır...
Türkiye'deki oyuncular, DM'lerden fazla şey bekliyor. Mesela, "ben dünyanın en abuk ve garip ırkının, en asi bireyini oynayacam... O garip ırka bile ters düşecek kadar garip olacam!" gibi isteklerle gelinebiliyor... Daha eline oyuncunun el kitabını almamış adamlar gelip "ben psionic oynayacam" diyorlar... Ondan sonra da "DM'ler bizi kısıtlıyor!"... E adam ol da kısıtlanma, Allahım yarabbim... :)
DM'ler oyuncuya göre karakter, karaktere göre senaryo yapmak zorunda değildir. Aynı şekilde oyuncular DM'e ve onun senaryolarına göre karakter yapmak zorunda değildir. DM, uyumsuzlukları gidermekle yükümlüdür ve bunu da geniş çaplı, zekice senaryolarla becerebilir ancak...
Kısaca; iyi DM olmak büyük sorumluluk, zeka ve yetenek ister. Bu yüzden herkes iyi DM olamaz...
Saygılarımla...