by Dura » Fri Jul 09, 2004 11:20 pm
yavaşça açıldı han kapısı... ağır ağır... ardında bekleyen adam içeri girmeden önce şöyle bir süzdü etrafı... en son girdiği handa yaşadıkları, ona bu şehirdeki hanlara dikkat etmesi gerektiğini öğretmişti... bir kaç saniyelik bekleyişten sonra ağır adımlarla ilerledi... ağır, yumuşak fakat kararlı adımlarla... tüm vücudunu ayaklarına kadar kapatan cloak oldukça yıpranmıştı... boş bulduğu bir mindere oturdu ve şu dizeleri mırıldandı cloak'ının başlığını çıkarırken:
yollar, yıllar kadar uzaktır evim.
bir ömrü yola verip şehrinize geldim.
evimi, ailemi, ülkemi, yitirdim.
kalbimde burukluk, acı ve hüzün,
biraz olsun ferahlamaktır dileğim.
diyerek arkasına yaslandı... derin bir of çekerek, sırtındaki yayı, sadağı ve kılıcını yanına koydu... elindeki uzun sopayı yanına duvara dayadı sessizce... sonra hancıya doğru seslenerek: "güzel hanım, ılık ve tatlı bir şarap istiyorum, sadece bir kadeh..." dedi çok yüksek olmayan ama kendini duyurabileceği bir sesle... sesinde garip bir dinginlik vardı...
yavaşça açıldı han kapısı... ağır ağır... ardında bekleyen adam içeri girmeden önce şöyle bir süzdü etrafı... en son girdiği handa yaşadıkları, ona bu şehirdeki hanlara dikkat etmesi gerektiğini öğretmişti... bir kaç saniyelik bekleyişten sonra ağır adımlarla ilerledi... ağır, yumuşak fakat kararlı adımlarla... tüm vücudunu ayaklarına kadar kapatan cloak oldukça yıpranmıştı... boş bulduğu bir mindere oturdu ve şu dizeleri mırıldandı cloak'ının başlığını çıkarırken:
yollar, yıllar kadar uzaktır evim.
bir ömrü yola verip şehrinize geldim.
evimi, ailemi, ülkemi, yitirdim.
kalbimde burukluk, acı ve hüzün,
biraz olsun ferahlamaktır dileğim.
diyerek arkasına yaslandı... derin bir of çekerek, sırtındaki yayı, sadağı ve kılıcını yanına koydu... elindeki uzun sopayı yanına duvara dayadı sessizce... sonra hancıya doğru seslenerek: "güzel hanım, ılık ve tatlı bir şarap istiyorum, sadece bir kadeh..." dedi çok yüksek olmayan ama kendini duyurabileceği bir sesle... sesinde garip bir dinginlik vardı...