Yıldız Savaşları: Cumhuriyet'in Mirası!

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Yıldız Savaşları: Cumhuriyet'in Mirası!

by Breezella » Thu Sep 16, 2010 3:03 pm

Sena içinden " bu gerzek kendinini öldürtmese bari" derken Jix bir sipere atladı. Dikkatliydi, silahı küçüktü ve mermisi azdı. Boşa harcayamazdı. Klon'un yaralandığını fark etti. Siperden çıkıp klonun yanına gidemezdi. Tam bunları düşünürken Jix'in "Sena yardım et!" diyen sesini duydu ve o tarafa baktı.

by Bogus » Wed Sep 15, 2010 9:02 pm

"Aferin" i kapan Jix zafer sarhoşluğu ile poz vermeye devam ediyordu ki şakağının yanından vınlayarak geçen bir ışın huzmesi daha savaşın bitmediğini hatırlamasını sağladı. Arkasını verdiği Jedi'lar hoplayıp zıplıyor, kalabalığı perişan ediyorlardı ama çapulcu çetesi de aptal değildi, bir kısmı Jedi'lar ile kafa kafaya savaşmaktansa arkadaki daha kolay hedeflere saldırmayı akıl etmiş, böylece Jedi'ların bütün güçleriyle yüklenmelerini engellemeye çalışmışlardı.

Jix bir an klonu göremedi, eh Sena'da bir siperin arkasında olduğuna göre akıllı çapulcuların saldırdığı kolay hedef kendisi oluyordu. Bu yüzden Jix hemen kendisine bir siper bulup arkasına atladı.

Aslında Sena'nın siperine doğru da yönelebilirdi, hatta orada gerçek anlamda "ateşli" dakikalar da geçirebilirlerdi ama bu düpedüz aptallık olurdu ve Jix canını çapkınlıktan daha çok severdi. Aynı siperin arkasında iki kişi hem onları kolay hedef yapardı, hem de birbirlerini kollamalarını engellerdi. Bu yüzden Jix beş adım uzakta bir speeder enkazını kendisine siper yapmıştı, ama olduğu yerden ateş hattına kafasını uzatmadan Sena'nın siperini de görebiliyordu.

"Ah o da beni görebilse..." diye iç geçirdi Jix. Aslında istese görebilirdi ama onun yerine Sena dikkatini savaşa vermiş, fırsat buldukça siperinden uzanıp ateş ediyordu. Ã?yle ya da böyle kız savaşmayı biliyordu.

Kızın iyi durumda olduğunu gören Jix siperinde dönüp bir de öbür tarafına bakmaya karar verdi. Jedi'ların ışın kılıçlarının vızıltılarını duymaya devam ediyordu ve bu iyiye işaretti. Aslında şu saatten sonra Jix'in kafasını siperden dışarıya uzatmaya da hiç mi hiç niyeti yoktu. Ama siperinde dönüp de diğer tarafına baktığında yaralı klonu gördü. Kendinde değil gibiydi...

Üstelik daha da kötüsü Jedi'lardan kaçan bir grup klonun olduğu sipere doğru koşuyorlardı. Yol üstünde klonun da işini bitirebilirlerdi.

Jix önce hiç siperinden çıkmamayı düşündü. Klon'dan bol bir şey yoktu, hepsi de ufak tefek farklılıklar dışında birbirlerinin aynısıydı. Hem zaten droidlerle savaşmaları için üretilmişlerdi ve bu mantıkla aslında onlar da organik bir robot sayılırlardı. "Neden kendi hayatımı onun için tehlikeye atayım ki?" diye düşündü ama sonra içinde bir şey cız etti.

Az çok Jedi eğitimi görmüş olan Jix, Jedi'ların yöntemlerini benimsemese de, öğretisini büyük oranda benimsemişti. Klonu ölüme terk ederse bunun ilerde daha da kötü şeylere göz yummasını sağlayacağını biliyordu. Bu yüzden siperden uzanıp kaçan kalabalığa rast gele ateş etti.

Kimseyi vuramamıştı ama en azından şimdi kendisi klonun durumuna düşmeyi başarmıştı. Kaçanlar Jix'i kolay hedef görmüş, cesaretle onun siperine doğru koşmaya başlamışlardı.

Bu sırada Padawan''ın seslenişini duydu. Padawan yardım istiyordu.

Jix hemen sırtını verdiği siperinin arkasında diğer tarafa döndü ve Sena'ya seslendi. Elini otostop çekerkenki gibi yaoarak baş parmağı ile kafasının arkasını, siperinin ötesini gösteriyordu.

"Sena! Yardım et!"

Klon bir an önce kendisine gelip savaşa katılsa çok iyi olacaktı...

by CLiCKs » Wed Sep 15, 2010 2:12 am

Koşarak silahını ilk ateşleyene saldırmıştı. Adam tekrar ateşleyene kadar kılıcıyla silahı kesmiş adamın kolunuda beraber götürmüştü. Kolu kesilen adam şaşkın halde bakarken arkadasında duran adama güce başvurarak ittirdi ve arka arkaya duran üç yağmacının birbirlerine takılarak düşmesini sağladı.

Yukarıdan gelen Patlamayla irkildi ama oraya bakmadı. Yağmacıların neredeyse hepsi patlayan noktaya bakıyordu. Bazıları şaşırmış, bazıları korkmuş, bazıları da kızmıştı.

*****

Sirdar da şaşırmıştı bu patlamaya. Jix isimli insandan bunu beklemediği açıktı. Tekrar yağmacılara yoğunlaştı. Onlara saldırmıyor sadece ateş ettiklerinde kılıcıyla lazerleri onlara geri gönderiyordu. Öldürmemeye çalışarak.

*****

Bel bağladıkları gizli silahları patlayınca foyaları ortaya çıkmış, jedilara karşı pek bir umutları kalmamıştı. Bir kaçı kaçıyordu. Ama orada kalanlar onlardan daha fazlaydı. Bazılarıda kolu kopan liderlerine bakıyordu.

*****

Oheidon ustasından öğrendiklerini kullandı. Sakinleşmeye çalışarak daha az yağmacıyı öldürmeye çalışıyordu. İkisini öldürmüş, üçünü yaralamış ve liderin kolunu kesmişti. Artık yağmacıları etkisiz hale getirmeye uğraşıyordu. Bunun bedeli kopan bir el ya da kol olabiliyordu.

*****

Sirdar ışın kılıcıyla geri gönderdiği lazerle en fazla yağmacıların bir daha silah kullanamamasına neden olmuştu. Öldürmemek konusunda dikkatliydi. Bu arada ne kadar olursa padavanını ve gruptakileri korumaya çalışıyordu.

*****

Bir kaç yağmacı daha hayatını kaybetmişti. Gelen yağmacıların yarısı kalmıştı. Birazı daha canını kurtarmak için kaçıyordu. Bunlar genellikle yaralılardı. Ama daha yılmamışlardı. Kalanlar, hayatlarını kaybetmeden ganimet elde edebileceklerini düşünüyorlardı.

*****

Oheidon yoğun ateş altında zorlanmaya başlamıştı. Kendisini savunmaya çekmek zorunda kalmıştı. "Biraz yardım hiç fena olmaz." diye bağırdı arkasındaki gruba. Klonun ya da Jix'in bir, iki yağmacının dikkatini çekmesi onun için epey iyi olurdu.

by Breezella » Tue Sep 14, 2010 3:10 pm

Sena da pelerinin altından silahını çıkarmış. Kendinden beklenmeyen çabuklukla bir yıkıntıyı siper alarak ateş etmeye başladı. Ani bir patlama ile irkildi. Jix sırıtıyordu. Derin bir nefes verdi. Sessizce " bununla çok işimiz var" diye mırıldandı. Sonrada imalı bir ses tonuyla " Aferin!" dedi.

by Alenthas » Tue Sep 14, 2010 5:22 am

Sev tam çapulculardan birisine ateş etmek için blasterını kaldırmıştı ki bir patlamayla birlikte içgüdüsel olarak kafasını eğmiş, patlamanın geldiği yere bakmıştı. Sonra kendine gelip rastgele ateş ederek sipere doğru koşarken omzuna gelen bir blaster bolt ile yere yığıldı.

by Bogus » Mon Sep 13, 2010 3:39 pm

Jix bir ışın tabancasının ateşlendiğini duyduktan hemen sonra ışın kılıcının vızıltısını duyunca rahatladı. Gözüyle görememişti çünkü grubun arkasını kolluyordu. Jedi'ları kendisine siper ettiğine sevindi.

Diğer yandan da çapulcu grubunun ateş açmasına üzülmüştü. Jedi'lar Coruscant'da bilinmemiş görülmemiş şeyler değildi. Jedi Akademisi buradaydı ve bu şehrin aşağı katmanlarındaki insanlar bir Jedi ve Padawanını gördüklerinde tanır ve onların ne kadar usta dövüşçüler olduklarını gayet iyi bilirlerdi. Bir usta ve Padawan'ına ateş açıyorlarsa mutlaka işlerini biliyor olmalıydılar. Üstelik gemileri saldırıya uğramış ve tam da buraya düşüvermişti.

Jix bu grubun basit çapulcular olmadığına kanaat getirdi ve kendisini yavaşlatan cüppesini çıkartıp attı. Zincirin ucundaki ışın tabancasını çekmiş, kaşlarını çatmıştı.

Genç Padawan kılıcını açıp gruba doğru koşarken kendisi de bir nevi çapulcu olan Jix etrafındaki binaların camlarına bakıp "ben olsam nereden saldırırdım" diye düşündü. Nihayet bir binanın 5. katının camında korktuğu şeyi buldu. Bu kendilerine doğrultulmuş bir ışın topuydu! (Blaster Cannon) Jix bu silahı çok iyi biliyordu çünkü manevi babası Gant Luss bu silahın kaçakçılığından ufak çaplı bir servet kazanmıştı. Bir kaç sene önce çok nadir olan ışın topları Klon Savaşı'nın patlak vermesiyle Klon Ordusu tarafından peynir ekmek gibi kullanılır olmuştu. Eh tabi bazen bir tanesinin yanlışlıkla kaybolması olmadık şey değildi. Ã?oğu zaman da düşman tarafından ele geçiriliyorlardı. Dört ayağının üzerine kurulup ionize ve kriyojenik bir ışın kümesi fırlatan bu top düştüğü yerde canlı bırakmazdı. Bir Jedi sıçrayarak kendisini kurtarsa bile topun güçlü huzmesi ışın kılıcı tarafından geri püskürtülemezdi. Bu yüzden Jix çabuk davranması gerektiğini biliyordu.

Işın tabancasını top namlusunun ucuna doğrulttu ve güce odaklandı. Bir an için sanki etrafındaki her şey donuvermişti. Dikkatini dağıtan her şeyden arınmış, sanki bembeyaz bir tuvalin üstündeki kıpkırmızı bir noktaymış gibi zihnini camdan dışarıya uzatılmış namlunun ucuna odaklamıştı. Sonra tetiği çektiğinde yavaşlayan zaman sanki eski yerine yetişmek için bir anda hızlanıvermişti.

Işın tabancasının gönderdiği huzme deliğinde iğnenin peşinden gelen iplik gibi namludan içeri girmiş, silahın içindeki güç hücresine ulaşmıştı. Böylece Jix'in silahından çıkan minicik bir "cuv" sesinin ardından grubun arkasındaki binanın beşinci katında muazzam bir patlama olmuştu.

Işın topunun patlaması ile birlikte Jix'in egosu da patlamıştı. Işın tabancasının namlusunu ağzına yaklaştırıp tüten dumana artistik bir "püf" dedi. Ağzı kulaklarına kadar açılmıştı... Sonra da Sena'ya dönüp gözleriyke cayır cayır yanan beşinci katı göstererek "nasıl yaptım ama?" diyip şeytanca göz kırptı. Artık Jedi'lar koca bir orduyu yenseler de Jix gam yemezdi.

by CLiCKs » Sat Sep 11, 2010 5:01 am

catboy wrote:"Burası her açıdan yaşaması zor bir bölge, bu yüzden bu kişileri kötü olarak görmek ve onların canlarını almakta bir sakınca görmemek işte Jedi yolu bu değil, olmamalı. Empati kurmalıyız." dedi padavanına Sirdar.
"Ama bizde onlarla aynı yerdeyiz ve kimsenin canını eşyalarını almak için yakmıyoruz değil mi? İşte iyinin ve kötünün farkı bu usta." dedi.

Ustasına silahıyla ateş eden adamı gördükten sonra kendini de kaybetmişti. Bu sefer bu sinirli ifadeyi yüzünden silemiyordu. Ã?nce yavaş ama sonrasında hızlanan adımlarla ateş eden adama yöneldi. şimdi ışın kılıcını açıp adama doğru koşuyordu. Buradaki kimsenin zarar görmemesi için. Tabii yağmacılar dışında.

by catboy » Fri Sep 10, 2010 7:18 pm

Padavanının her sorunun çözümünü şiddet ile eş değerde tutmaması gerektiğini kaç defa anlatmıştı. Barış yolları düşük de olsa varsa ışın kılıçlarından önce tatlı dili kullanmaktan yanaydı.

"Burası her açıdan yaşaması zor bir bölge, bu yüzden bu kişileri kötü olarak görmek ve onların canlarını almakta bir sakınca görmemek işte Jedi yolu bu değil, olmamalı. Empati kurmalıyız." dedi padavanına Sirdar.

Ama yağmacıların diplomasi ile vakit kaybetmeye niyetleri yok gibiydi. Bir tanesi silahına davrandı ve son anda ışın kılıcını çıkartıp kendini koruyabildi Sirdar.

"Yine de bu kendimizi savunmamamız anlamına gelmiyor."

Sirdar'ın can almaya niyeti yoktu, ama padavanına ya da özellikle klonu bu konuda zorlayamazdı, en azından durum öyle görünüyordu. Tek düşüncesi umarım diğer ikisi de az da olsa savaşmayı biliyor umuduydu.

by Breezella » Fri Sep 10, 2010 6:54 pm

Grubun ortasında ilerliyordu. Belindeki ufak silahının sapına tutuyordu. Zaten yağmalacakları bir şeyi yoktu. Üzerinde değerli eşya yoktu. Sıradan bej renkli bir rob ve pelerin vardı. Pelerinin başlığını da başına geçirdi Güvenli bir yere varana dek çıkarmamak üzere. Üzerine bir soğukkanlılık gelmişti, etrafındakilerinin telaşına bir anlam veremiyordu. ağır ağır ilerliyorlardı.

by Bogus » Thu Sep 09, 2010 11:54 pm

Jix hanımefendinin sorusunu kibarca yanıtladı.

"Hayır hanımefendi. Politikacı değilim. Ama sanırım siz bir politikacısınız öyle değil mi?"

Tam o sırada klonun uzaktan gelen sesini duydu.

"Cık cık cık... Ne kadar kaba bir konuşma tarzı varmış bu klonun böyle... Bir hanımefendinin yanında olduğunu unutmuşa benziyor."

Bir yandan da marifetli bir şey yapınca sahibinden aferin bekleyen evcil bir hayvan gibi gözünün ucuyla Sera'ya bakıyordu.

Derken çapulcu çetesinin lideri ortaya çıkıverdi ve Jix istem dışı gardını aldı. Gözleri keskinleşti ve duruma hakim olmak için etrafındaki tehlikeyi analiz etmeye çalıştı. Burayı tanımıyordu ve bu çok büyük bir dezavantajdı. Etraftaki binalardan ateş açılırsa kaçacak bir yerleri olmayacaktı.

Vücudunu Sera'ya siper etti, bir yandan da eli cübbesinin altındaki blasterını yokluyordu.

"Aramızda kalsanız iyi olur hanımefendi. İşler birazdan kızışacak gibi."

Jedil'ları kendi haline bıraktı. Çok az da olsa ışın kılıcı eğitimi almıştı ve onlara ayak bağı olmaması gerektiğini biliyordu. Bir diğer bildiği şey de onları kendisine siper edebileceğiydi.

Jix daha sonra klonun atış açısına baktı ve onun koruduğu alanın tam tersini kendisine hedef olarak seçti. Bu korkaklar saldırırsa her yerden saldıracaklardı ve klonun daha bir kişiyi bile öldüremeden sırtından vurulmasını istemiyordu.

"Burada ölüp gidersek cesedimizi bile bulamazlar. Buradan çatışmadan çıkmanın bir yolu yok mu?" Soruyu Sirdar'a bakarak sormuştu.

by CLiCKs » Thu Sep 09, 2010 8:56 am

Ustasının sakince yanında beklemesi talimatına uymaya çalışıyordu. Eli ışın kılıcında, açmak için sabırsızlanıyor gibiydi. Yüzü ifadeden yoksundu. En azından duygularını yüzüne yansıtmama işini iyi yapıyordu.

"Usta, bu adamların bir kaçının zarar görmesi hepsini kaçırır. Ama bence kalanların başkalarına zarar vermesini de engellemeliyiz." dedi.

by Alenthas » Thu Sep 09, 2010 8:40 am

Sev adamların duyabileceği şekilde cevapladı "Madem fikrimi sordunuz efendim, benim için iyi bir hedef talimi olacağını düşünüyorum. Böyle giderse paslanacağım. Hatta siz Jedi'lardan daha fazlasını öldüreceğimi iddia ediyorum -- efendim." dedi ve kaskını kafasına geçirdi. Olabildiğince gözdağı vermeye çalışmıştı. Ama söylediklerinde de samimiydi.

by catboy » Thu Sep 09, 2010 7:22 am

Gemi enkazının yakınlarında fazla zaman geçirmek istemiyordu Sirdar, klon ile bu konuda hemfikirdi bu nedenle hemen ilerlemek taraftarıydı. Ama araya tanışma faslı girince geç kalmışlardı. Beklenilen olmuştu.

Coruscant'ın devasa gökdelenlerinin alt kısımları sefalet içindedir. Geceleri ışıl ışıl barlar ve gazinolarla çevrili olsa da, sanayi bölgelerinde her zaman dumanı tüten fabrikalara sahip olsa da gezegen suç konusunda pek iyimser bir halde değildi.

Ã?eşit çeşit ırklardan oluşmuş yağmacı bir grup etraflarındaydı. Sirdar yirmi kişi saymış olsa da en az elli kişinin daha yakınlarda olduğunu tahmin edebiliyordu. İyi giyimli bu kazazedelerin sadece siyasetçi ve zengin tüccardan oluşmadığını çoktan fark etmişlerdi. Bir klon askeri ve jediler yeteri kadar sorun çıkartabilirdi. Bu nedenle saldırıya geçmemişlerdi. Belki de amaçları en azından ayakbastı parası kopartabilmekti.

Liderleri gibi görünen adam kirli sakalını ne zaman kaşısa sakalın içinden sinekler fırlıyordu.

Sirdar durumu halletmesi için klona döndü: "Sence diplomasi denesek mi?"

Padavanına da sakince yanında beklemesi talimatını verdi.

by Alenthas » Thu Sep 09, 2010 6:48 am

Sev uzaktan seslendi "Temiz! Fakat çabuk olsak iyi olur efendim. Yerel halk birazdan üstümüze üşüşür. Eğer biraz daha burada kalırsak sürekli donumuzun çalınıp çalınmadığını ve sırtımızda blaster bolt yanığı olup olmadığını kontrol etmemiz gerekecek."

by Breezella » Thu Sep 09, 2010 3:36 am

Politkacı mısınız? Sorusunun ardından başını sallayıp diğer adama döndü.

Top