Yasal Uyarı: Okumakta olduğunuz bölümün amacı FRPWORLD"de isimleri altın harflerle anılan arkadaşlarla geçmiş günleri anmak, onları daha iyi tanımak ve en önemlisi edebiyat ve frp konuları hakkında görüşlerini almaktır. Bu bölümdeki eserlerin tamamı bölümde onur konuğu olarak yer alan arkadaşımıza aittir ve ondan izin alınarak bu bölümümüzde yer verilmiştir. Ayrıca bu bölümümüzde yer alan hem onur konuğumuzun hem de diğer arkadaşlarımızın görüşleri FRPWORLD"ün görüşlerini yansıtmamaktadır. İzin alınmaksızın buradan bir materyali kullanmak çok ağır suç olup yere düşmüş tebeşirleri toplama cezası istemiyle yargılanırsınız. Savaşa hayır!
"Ocakbaşı Nostaljileri"nin geçen haftaki bölümünde:
İlk bölümümüzün onur konuğu Firble idi. Onunla "Ozan" nedirden başladık sohbetimize, sonra bize New York"tan haberler getirdi, kardeşçe yaşamamız için yüreğimize barış tohumlarından ekti ve toprağın derinliklerinden gelen anlamlı sesleri duymamız için yapmamız gereken şeyleri anlattı. Efla, Aegron, Bogus ve Edmond"un da katılımcı olarak yer aldığı ilk bölümümüz şiir gibi yüreğimize işledi.
Catboy ile FRPWORLD NOSTALJİLERİ
2. Bölüm:
Hoşgeldiniz diyar sakinleri, yine güzide bir onur konuğumuzla gerçekleştireceğimiz bir Nostalji bölümüyle sizlerle birlikteyiz.
İlk bölümü okumadan bu bölüme geçmiş olanlar için ufak bir bilgilendirme verelim, bu köşenin amacı Ocakbaşı"nda eserlerini yayınlanmış olan arkadaşlarımızla yaptığımız röportajla onu daha iyi tanımaya çalışmak. Ã?yle büyük bir iddiamız yok, bu bölümü okuduktan sonra konuğumuzun tüm özel hayatının sırlarını bileceksiniz diye söz veremem. Daha fazla uzatmadan konuya giriş yapayım yavaşça diyorum artık.
Galaksinin en uzak yerinden yıldız tozlarını toplarken buldum onu, yüzünde beliren ifadeden anladım ki o da beni gördüğüne memnundu. Ricamı kırmayıp beni kendi diyarına götürdü, Beyaz ışıklar saçan kutsal bir meleğin kulağıma fısıldamasıyla fark ettim ki karşımda duran kişi insanın hayal dünyasının gücünü ortaya döken biriydi. Her bir öyküsünde farklı bir tat bulduğum o kişinin karşısında heyecanlanmadan duramadım ve arada sorduğum sorular size saçma geldiyse şimdiden affola...
Kim olduğunu sadece bir öyküsü bile size açık edecektir, bu nedenle en severek okuduğum öykülerinden biriyle sizi başbaşa bırakıyorum hemen:
Bu gece cümbüş var yine. Bir sürü insan ve cüceler, elfler, gnomlar, savaşçı, kolcu, büyücü, rahip, maceraperest, tüccar, belki de hırsız, katil, düzenbaz. Birkaçı yerli halk, gerisi de yolcu. Bir de kütür kütür yanan şömineye rağmen başlıklarını çıkarmayan esrarengiz tipler.
Kuru Döşek Hanı, şöhretinin bir kısmını da bu esnek müşteri profiline borçluydu. şimdi şu kapıdan bir goblin bile girse pek yadırganmaz -tamam belki biraz- muhakkak servis yapılırdı. Parasını ödediği ve olay çıkarmadığı sürece müşterinin kim olduğu önemli değildi. Önemli olan müşteri memnuniyetiydi ve herkes -her zamanki gibi- hayatından memnundu. Güzel sesli buçukluğun söylediği neşeli şarkılar kalabalığın uğultusu ile karışıyor, garsonlar nam salmış bira ve şarapları müşteriye yetiştirmek için koşturuyorlardı. Mutfakta çevrilen geyiğin kokusu, fosur fosur içilen tütünü bastırmıştı. Üstelik hoş hanımefendiler -çimdiklere rağmen- müşterilere karşı çok canayakındı. Mavitaş Ormanı'ndan geçiyorsan, gece vakti ve üstelik yağmur yağıyorsa, bu han cennet değil de neydi?
Han sahibi Bergun (posbıyık) Pastacı, eserini gururlanarak seyretti. Bu hanı bugünkü durumuna o getirmişti. Tam onbeş odası vardı hanın. Tam onbeş! Hepsi de konforlu, düzgün. Ã?oğunda dörder yatak vardı. Siz hesap edin artık gerisini. Auntrin şehrinde bile yoktu böylesi.
"
Gerald, ince kıl bıyıkları, lacivert kadife ceketi, uyumlu şapkası ve taktığı birsürü mücevher ile rüküşlüğün doruğundaydı. Yanındaki karanlık tipli iki koruma, taburelerin ucuna oturmuş gibi tedirgindi. Bergun onların Gerald'ı korumak yerine ilk fırsatta keseceklerini düşündü.
"Buyrun şarabınız sayın Gerald. Keyifler nasıl?"
"Sağol Bergun'cuğum, herzamanki gibi güzel. Yemek de, şarap ta mükemmeldi. Ellerine sağlık."
"Afiyet olsun sayın Gerald. Üç gündür Mavipınar'da kalmanızı şaraba mı borçluyuz?"
Tüccarın yüzündeki gülümseme kaybolur gibi olduysa da hemen kendini topladı. "Evet, bu sefer uzun kaldım değil mi?"
"Efendim burada kalmanız şeref verir. Keşke hep kalsanız. Ama sizin gibi bir tüccar için zamanı burada harcamak..."
...
Elana hoş bir kahkaha ile cevap verdi. "Büyülemek benim işim, sizinki de tatlı dil."
"İş değil zevktir size hizmet, görmek sizi ilhamdır."
Dwax araya girdi. "Zevzekliği kısa kesin! Açım ben, susadım. Biralar nerde kaldı?"
"Ah efendi cüce, biralar en kalitelisi. şu masaya buyrun." İki garson yamağı hızlıca Bergun'un işaret ettiği masanın tozunu aldı. Bergun elfe döndü, mesafeliydi. "Hoş geldiniz Zal."
"Hoş bulduk."
Alek'e ise elini uzattı, tokalaştılar. "Özlemiştik sizi" dedi Bergun.
"
Alek'in gözleri, kızın sol kolundaki morluklara takıldı. Bileğinin üstünde, yanyana dört çürük vardı. Sanki biri kızın bileğini tutup, mengene gibi sıkmıştı. "Koluna ne oldu, Sophia? Akşam yoktu bu izler"
"Kapıya çarptım."
"Ben de elf kraliçesiyim," dedi Fitt, mırıldanarak.
Alek, Sophia'ya derinlemesine baktı. Kızcağızın gözleri yaşarmış, çenesi hafifçe titriyordu.
"Soracaklarınız bitmedi mi? Kızım zaten üzüldü," dedi Bergun.
"Bitti," dedi Alek. "Gidebilirsin Sophia, ancak şimdilik kimseye bahsetme bu olaydan."
Sophia, birşey söylemeden, kaçar gibi çıktı odadan.
(Kuru Döşek Hanında Cinayet isimli eserinden bir parça)
Tamamını okumak için:
http://www.frpworld.com/modules.php?nam ... ht=#147730
Ben kendimde onur konuğumuzu çağıracak cesareti bulamıyorum, neyse ki Firble beni yalnız bırakmadı bu bölümde de, kendisi onur konuğumuzu çağıracaktır.
Firble (Serbest Kürsü Moderatörü ve Saray üyesi): Kendisi benim rol yapma oyunlarını bırakma kararı aldığım zamandan sonra sitede daha fazla etkin olmaya başlamış kişilerden birisi. Rol Yapma Oyunlarının sitede ihmal edildiği bir dönemde bu konuda insiyatif aldı. Frpworld de özellikle son yıllarda bu oyunların devam ettirilmesinde kesinlikle en etkili kişi. Arada bazı oyunları beni bile çekti. Mesela Vahşi Batıda geçen oyun. Neredeyse yeminimi bana bozduruyordu. Açıkçası siteye de şu aralar en değişik renklerinden birini katan üyelerden birisi bence, Dwaxer...
Dwaxer beni kırmadığın için defalarca sana teşekkür ederim ve tabi Firble"ye çünkü ben onur konuğumuzu nasıl çağırmam gerektiğini düşünedururken bölümün sonuna varacaktık.
Catboy (Ocakbaşı Hikayeleri ile Klavyeüstü RYO Moderatörü ve Saray Ã?yesi): Dwaxer isminin anlamı nedir? (Wikipedia'da araştırdım, ingilizcede bir karşılığı var mı diye de baktım ama bulamadım ve gerçekten de çok merak ediyorum bu ismin anlamını.)
Dwaxer (Büyük Üstat): Dwarf-X"in kısaltması. Bazı yabancılar The Waxer zannediyor; cilalayıcı gibi bir şey. Aslında bir anlamı yok. Kuru Döşek Hanı öykümdeki kahramanlarda biri olan cüce karakterin ismi Dwax"tır, benim nikim de dwaxer oldu, (dwax yapan anlamında) öyle de kaldı.
Catboy: Frp'nin ülkemizde ticari yönden de bir başarı sağlaması için neler yapılabilir? (Sanırım bu tür konularla ticari yönden de uğraşıyorsun, o yüzden fikirlerini almak istedim.)
Dwaxer: Kendim çok oynadığımdan değil ama FRP"yi konsept olarak sevdiğim için ülkede yaygınlaşmasını istiyorum. Ancak ticari olarak başarı sağlaması zor biraz (imkansız değil ama) Ölkemizin durumu ortada; bir Avrupa ya da Amerika"dakinin çeyreği kadar bile doyurucu pazar bulmak mümkün olmadığından, yatırım yapan da kolay kolay bulunmuyor. Üstelik bizim kültürümüz genelde fantastik yapıda oluşumlara karşı soğuktur ve sevenleri bile mümkün olduğu kadar, eğer yerli üretimse Türkçeleşmiş, Türkleşmiş olsun eğilimindedir. Ã?rneğin FRP oyunlarına kaynak olan çeşitli fantastik romanları ülkemize getirip satan bir yayıncı bana, yabancı çevirileri sattıklarını ama yerli yazarların yazdığı elfli cüceli romanların tutmadığını söyledi. Nitekim başka sağlam edebi oluşumların birkaç üyesinden de "fantezi yazacaksan bırak elfi cüceyi de özgün, bize ait, içinde Ahmet, Mehmet olan bir diyar konsepti oluştur!" diye bana eleştiriler geldi. Sonuç olarak ülkemizde FRP"nin daha fazla yaygınlaşmasını istiyorsak, bazı oyun sistemlerini modifiye ederek Türkçeleştirmeli, Türkleştirmeliyiz. Ã?rneğin SIFRP"nin sistemi, Anadolu Beyliklerini konu alan bir tarihi RYO haline getirilebilir kolaylıkla. Ancak bu tip girişimlerde kılavuz kitap basılması lazım, vs; adamlar bir kere D&D handbook çevirip basmışlar ve pişman olmuşlar. Aslında Türkiye"de FRP"yi patlatmak için bir takım "büyük" fikirlerim var ama sözü çok uzattım, reklam gerekli diyerek bitireyim.
Catboy: Yarattığın oyun sistemlerinde genelde neye dikkat ediyorsun?
Dwaxer: Valla sen böyle sorunca kendimi bir şey sandım haha. FRP ile tanışan hemen herkes gibi ben de kendi hayalimde birkaç diyar konsepti, sistem vs kurma hevesine kapıldım. İlk başlarda hiçbir şeye dikkat etmeden sallapati karaladım tabii ki. Ancak yavaş yavaş piyasada olan oyun sistemlerini tanıyınca Amerika"yı yeniden keşfetmeye gerek olmadığını düşünmeye başladım. Bir sürü oyun sistemi var ve hepsi de profesyonel kişiler tarafından hazırlanmış. Bunları göz ardı edip yeni bir dizayn oluşturmak, ancak özgün ve henüz karşılanmamış bir ihtiyaca yönelik fikirleriniz varsa mantıklıdır. Üstelik henüz inceleyemediğim çok oyun sistemi var ve bazen aklıma bir şey gelip paylaştığımda, "aa o zaten felanca sistemde vardı!" gibi bir reaksiyon almam da gayet olası. Yani özetle bir oyun sistemi dizayn edeceksem, bir özgünlüğü ya da bir ihtiyacı karşılamaya yönelik sebebi olmalı. Ã?rneğin şu sıralarda zar kullanılmayan "Stratejik FRP" diye bir sistem tasarlıyorum; özgünlüğü, zar atma yani şans faktörü olmaması!
FRPWORLD diyarında Dwaxer Usta"mızın paylaşmış olduğu özgün sistemlerinden ve oyunlarından bazı örnekler verelim bu sorunun üzerine ve tamamı Dwaxer'in bizzat kendi ağzından olan tanıtımlardır:
1- Böcükozmoz: Hayatında böceklere eziyet etmiş kimseler, öldükten sonra cennete gitmeden evvel Böcük Kozmosu (Böcükozmos) denilen bir boyuta gönderilir ve yaptıkları kötülüğü telafi edene kadar burada kalırlar.
Ruhların tehlikesizce transfer oldukları bu evrendeki başlangıç noktaları ve dönüp dolaşıp tekrar tekrar geldikleri sihirli yerin (binanın) adı "Kubbe"dir. (Kubbe, beyaz mermerden yapılmış bir devekuşu yumurtasına benzer) Buranın kahyası olan büyük yeşil bir çekirge (Kethüda) onları sihirle istedikleri böcük formuna sokar. Ayrıca kişilere çeşitli görevleri vermek, ve başarılan görevlere ödül olarak tecrübe puanı vermek de Kethüda"nın işlerinden biridir. Sadece dolaylı ya da dolaysız yapılan iyilik, yardım ve suçlulara karşı savaşmak, artı tecrübe kazandırır; yapılan her kötülük eylemi, ceza olarak eksi tecrübe yazılır.
Bu evrendeki her şey tecrübe puanı (tp) ile ölçülür. Karakterler buldukları ganimetleri Kethüda"ya getirip karşılığında para yerine tecrübe puanı alırlar ve yine tecrübe puanlarını para gibi harcayarak karşılığında silah, eşya, büyü malzemesi, vs alabilirler. Ayrıca tecrübe puanlarını kullanarak daha güçlü ya da yetenekli böcük formlarına (Kethüda"nın yardımıyla) dönüşebilirler. Bedavaya dönüşecekleri böcük formları sınırlıdır.
Ã?rneğin karınca olmak bedavadır ama sinek olmak (uçabilme özelliği) için belli bir tecrübe puanı harcamak lazımdır. Böcük formunda ölen karakter otomatikman Kubbe"ye geri döner ve istediği uygun bir formda maceraya tekrar başlar. Tabii örneğin örümcük mertebesine yükselmiş birisinin öldüğünde hazırda hiç tecrübe puanı yoksa, kariyerine hamamböceği (kakalak) ya da karınca olarak baştan başlaması gerekebilir. En sonunda başardığı görevlerle yeterince tecrübe puanı biriktirebilen birisi, affedilerek Böcük Kozmosu"ndan gönderilebilir.
http://www.frpworld.com/modules.php?nam ... 01&start=0
2- Wahşi Batı: Barda bir kovboy diğerinin yanına gelip pis pis bakar ve "ayağıma basıyorsun!" der. Diğeri şaşırır ve "hayır, basmıyorum," der. Ã?bürü de bu sefer, "sen bana yalancı mı diyorsun?" der; düello kaçınılmazdır!
Western konseptinde konular genelde -klasik- banka, tren ya da posta arabası soygunu ve çaldıkları paralarla Meksika sınırını geçmeye çalışan haydut çeteleri ile onları yakalamaya çalışan kanun adamı, şerif arasında geçer. Bol vurdulu kırdılı, düellolu, vs ve tek kurşunda işinin bitebildiği zor bir oyundur Wahşi Batı!
Tabii çatışmalar ve bazı eylemler için bir takım formüller olmak zorunda; biraz D&Dden esinlenilmişse de daha değişik ve basit bir sistemdir. Ama oyuncu sadece şöyle bir okusa yeter; teknik ayrıntılara fazla kafa takmadan kendinizi bir western filmindeki karakterin yerine koyup rol yapmanız da yeterlidir aslında.
http://www.frpworld.com/modules.php?nam ... pic&t=7606
3- İslanda Macerası: Kasaba valisi Karl, diplomatik ve ticari bağlantıları tazelemek ve geliştirmek amacıyla Hipos kasabasına yaptığı ziyaretten döneli birkaç gün olmuştur. Tabii yanında "Lonca"dan yüksek mevkili bir memur büyücü de vardı. Vali, rutin memleket meselelerini görüşmüş ve ticaret yollarının iyileştirilmesi, korsan ve haydutlara karşı alınması gereken tedbirlerle ilgili birkaç toplantı yapmıştı. Ama şimdi tek hatırında kalan Hipos valisinin, -fisnot sporu hakkındaki- laf sokuşturmalarıydı.
Kendi kasabalarında eğlence olsun diye oynanan "Fisnot" oyununu anlaşılan Hipos ahalisi oldukça ciddiye alıyordu, hatta adam misafirperverlikten uzak bir üslupla, bu milli ata sporunun Oswinlilerce becerilip becerilemediğini bile sormaya cüret etmişti. Birkaç laf geçirmeceden sonra Vali Karl, en kısa zamanda Fisnot takımını Hipos"a göndereceğini söyler. Hiposlulara bir ders vermek gereklidir artık. Döner dönmez ilk iş kasabadaki en iyi fisnot oyuncularını tespit etmeye başladılar. Aslında pek fazla seçenekleri olmadığını görünce, Vali Karl strese girmişti biraz.
http://www.frpworld.com/modules.php?nam ... 01&start=0
4- Hakmarun: Diğer kıtalardan çok uzakta olan bu kıta-ada, çoğu kayıt altına alınmamış, unutulmuş, efsanelerle karışmış binlerce yıllık tarihe sahiptir. Yıkık dökük, terk edilmiş sayısız kadim şehir harabesi bunun ispatıdır adeta. Hakmarun diğer diyarlardan oldukça ayrık olmasına rağmen muazzam yaşamsal çeşitliliği vardır. Bunun sebebi; kıtanın her tarafındaki binlerce görünmez boyut kapılarıdır. Kimi havada, kimi yer seviyesine yakın, hatta kimi de yerin altında olan bu sayısız boyut kapıları sadece tek yönde çalışır. Sayısız bilinmedik diyardan emdikleri her şeyi Hakmarun"a doğru gönderirler. Bunlara boyut girdaplarının çıkışları demek daha doğru olur. Yolda yürürken birden havadaki bir delikten su, taş, toprak döküldüğünü görerek hatta değişik bir boyuttan gelen mistik bir yaratıkla burun buruna gelerek şaşırabilirsiniz. Eski bilgeler, "Hakmarun Evrenin çöplüğüdür!" demişler. Bu boyut kapıları çıplak gözle görülemez, ancak bu konuda altıncı hissi ve büyüsel yetenekleri olanlar yerlerini farkedebilir. Gerçi yerleri tespit edilen kapıların hiçbirini aksi yöne çevirebilmek mümkün olmamıştır.
Hakmarun normalde sıcak iklime sahip bir kıtadır ama kuzeyde "Soğuk Vadi" denilen muazzam genişlikteki arazide, binlerce boyut kapısından, aralıksız şekilde kar yağar. Bu kapılardan kar, fırtına şeklinde adeta fışkırmaktadır. Soğuk Vadi"de bu yüzden hiç durmadan devam eden bir kar fırtınası durumu vardır. Soğuk ve sıcak havanın temas etmesi sonucu, Soğuk vadinin etrafında daima geniş bir sis çemberi bulunur. Eriyen karların beslediği coşkun nehirler kıtanın batı tarafını çok verimli bir yapıya dönüştürmüştür ancak nehirlerin uğramadığı doğuı tarafı çorak ve verimsiz topraklarla kaplıdır.
Tam da bütün Hakmarun barış havasının zevkine varmaya başlamışken, son aylarda çıkan bazı karanlık dedikodular duyanların tüylerini ürpertmeye başladı. Sisli vadinin soğuk bataklığında garip şeyler döndüğünden bahsediliyordu. Geceleri, namevtlerin, yaşayan ölülerin korkunç çığlıkları duyuluyordu. Kimine göre savaşta ölen binlerce asker "undead" namevte dönüştürülmüştü ve dönüştürülmeye devam ediyordu. Hatta kadim zamanlardan kalma Necrotox şehrinin harabelerinde uğursuz bir gücün palazlandığı, Ghoul Kral Doresain"in (level-27 elite undead) ve namevtlerin iblis prensi Orcus"un (level-33 gargantuan elemantal demon) Hakmarun"a dehşetli kıyameti getirmek üzere hazırlandığına dair korkunç hikâyeler kulaktan kulağa yayılıyordu.
http://www.frpworld.com/modules.php?nam ... pic&t=7742
5- Hakmarun Reloaded: İyilik Tapınağı"nın görevlendirdiği serüvencilerin başarısızlığından bu yana 4 yıl daha geçti. Artık, gerçekten de sislerin arasındaki Necrotox harabelerinin tamamen bir yaşayan ölüler şehrine dönüştüğünü, Demon Prince Orcus ve Ghoul King Doresain"ın şehri ele geçirdiğini ve kötülüğün merkezi olarak kullandıklarını, bütün Hakmarun resmen öğrenmişti. Necrotox"taki kötü güçler iyice güçlenmişler, günden güne yakaladıkları bütün canlıları undead yapmakta yani namevte dönüştürmekte, lanetli bir hastalık gibi kokuşmuşluk ve korkuyu Hakmarun kıtasına yaymaktaydılar.
İşte bu karanlık günlerde cılız bir umut ışığı gibi "Van Helsing" örgütü doğdu. Bir takım iyilik taraflısı zenginlerin ve "Işık Tapınağı"nın desteklediği bu gizli örgüt, nerede undead, vampir, kurtadam, vesaire evil bir aktivite oluşsa, hemen haberini alıyor ve söz konusu bölgeye seçilmiş elit adamlarından oluşan bir grup göndererek, kötülüğün kökünü kazıyordu!
http://www.frpworld.com/modules.php?nam ... 55&start=0
6- Zindan Satrancı: Hayranı olduğum iki oyundan ilham alarak yeni ve değişik bir savaş stratejisi oyunu dizayn ettim. Beta testini yapacak, her türlü yorum ve eleştirilerini eksik etmeyecek arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim. Fikrin arkasında ticari bir düşüncem yok; aksine iyi haber: kolayca temin edebileceğiniz, hatta bazılarınızın evinde hazır bulunan malzemeleri kullanarak bu oyunu çabucak oynamaya başlayabileceksiniz.
http://www.frpworld.com/modules.php?nam ... 47&start=0
7- Psionic Savaş: Kral yıllardan beri hiç bu kadar öfkelenmemişti. Ellisini çoktan aşmış adamın yüzü kararmış, boyun damarları öfkeden patlayacakmış gibi oluyordu. "Nasıl olur nasıl! Kim ta saraya kadar gelip, hazine odasına girebilir! Bu ne cüret, bu ne terbiyesizlik! Sizin de, sizi nöbetçi diye buraya koyan subayların da kellesini istiyorum derhal!"
Nitekim kralın isteği hemen yerine getirildi. 15 nöbetçi muhafız ve 3 subay, kralın öfkesini biraz olsun yatıştırabilmek amacıyla çabucak idam edildiler. Bir ya da birkaç hırsız çok iyi korunan sarayın hazine odasına girmişler, hepsini değil ama herhalde taşıyabildikleri kadar hazineyi çalmışlardı. Nöbetçiler bir şekilde bayıltılmıştı ama başlarına ne geldiğini kendileri de bilmiyordu. Hazine odasının tuzakları ve koruyucu büyüleri de etkisiz hale getirilmiş ya da bir şekilde atlatılmıştı. Çalınan hazineler oldukça değerliyse de kralı asıl üzen, atalarından kalma çok çok çok değerli, paha biçilemez bir (warhammer) silahtı: Hammer of Thunderbolts
Başlı başına bir hazine olan bu kutsal emaneti sadece krallar savaşa gittiklerinde kullanırlardı ve nesillerdir sarayda korunuyordu. Birisi bu silahı çalmıştı!
Kral başyardımcısı yaşlı büyücü Theodor"a parmağını tehditkârca sallayarak, "dedelerimin mirası en kısa zamanda bana getirilmezse daha pek çok kelle gidecek!" diye bağırdı.
"Merak etmeyin efendim, başka boyutlara bile kaçsalar o aşağılık hırsızları bulacağız!" dedi Theodor, kralı yatıştırma çabasıyla. "Bakın efendim ilk ipucunu bırakmışlar bile!" diyerek elindeki bir kristal parçasını gösterdi. "Bu bir psionic eşyası; bunu hazine odasında düşürmüş, demek ki hırsızımız bir psionic!" diye ekledi.
"Psionic mi?"
http://www.frpworld.com/modules.php?nam ... 24&start=0
Belli başlı oyunlarından örnekler verdikten sonra bir de oyunlarında yer almış bir arkadaşımızın görüşünü almak istedim:
Alenthas (Sitemizin genç üyelerinden): "Ailecek severiz... de avatarını hiç beğenmedim (birinin söylemesi lazımdı artık). Oyunlarında ise D&D öğrenemeyecek kadar üşengeç olduğum için karakterimi hep başkasına hazırlatır, ölen ilk kişi de ben olurdum.
Edebiyatla uğraştığından hiç haberim yoktu. Eh, nostalji köşesinin de amacı bu değil mi zaten."
Sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz:
Catboy: D&D mi GURPS mu yoksa daha başka bir sistem mi?
Dwaxer: D&D zaten konsept olarak benim baş tacımdır. GURPS detay ve esnekliği açısından çok takdir ettiğim ama biraz yorucu bulduğum bir sistem. Aslında, "bu kötü yahu, bu sistemde asla oynamam!" diyebileceğim bir konsept yok. Ancak vampirli, iblisli, ruhlu filan karanlık sistemleri pek incelemiyorum; korkmak istemiyorum çünkü, hehe.
Catboy: Bir insanı oyunda tutmak için neler yaparsın? (En uzun süren oyunlar seninkiler oluyordu da belki oyun başlatmak isteyen arkadaşlara tavsiyelerin vardır.)
Dwaxer: Oyuncuyu serbest bırakırım, dönerse senindir, dönmezse zaten asla sevmemiştir! Hehehe. şaka bir yana benim bu konuda büyük bir etkim olduğuna emin değilim. Ama elimden geldiğince senaryoya dikkat etmeye çalışıyorum, fotoşopla filan görsel olarak desteklemeye dikkat ederim, oyuncuların tehlikeli durumlarında bir çözüm yanısıra bir de yedek B planı koyarım ölüp kalmasınlar diye, fazla zorlamam. Forumdan başka DM"lik yapmadım, ama yapsaydım da aynı şeyleri uygulardım. Bir de her karaktere özel bir takım durumları oyuna katmak lazım; sadece onun çözebileceği bir bonus senaryo, sadece ona yarayacak bir ödül vs.
Böylece FRP dendi mi ilk akla gelen kişi olan Dwaxer"e FRP ile ilgili merak ettiğim tüm soruları sordum, ama sohbetimiz bitmemişti çünkü Dwaxer"in daha yazarlık yönünü ele almadık ve edebiyat üzerine sormak istediğim daha sorularım vardı.
Catboy: En çok beğendiğin fantastik evren hangisi oldu?
Dwaxer: Hakmarun. Hehe böyle biraz ayıp oldu kendini beğenmişler gibi ama daha fantastik bir diyar varsa da "Ölüm Kapısı" romanlarında bulunur herhalde. Çok da fazla diyar tanımadığımı itiraf etmeliyim ama beğenimi kazanması için fantastik olması yeterli.
Catboy: Çok kitap okur musun?
Dwaxer: İtiraf edeyim çok değil ama az da değil.
Catboy: Kuru Döşek Hanı'nda geçecek olan başka öykülerini görecek miyiz? (Kuru Döşek Hanı'nın bir öyküsü var mı, nereden böyle akılda kalıcı bir isim geldi aklına?)
Dwaxer: Kuru Döşek Hanı ilk yazdığım öyküdür. Bir öykü yarışmasına heves edip yazarken aslında sanırım beni çok etkileyen Yüzüklerin Efendisi serisinden etkilendim. Hatırlarsan Frodo ve arkadaşları (filmde) bir hana gidiyorlardı. Hanın ismi Sıçrayan Midilli"ydi; demek ki dedim han ismi verilirken âdet böyle. Sonra o yağmurlu sahneyi düşündüm. Her yer çamur içinde ve gecenin karanlığında bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken, ıslanmış ve üşürken hana geldiğinizi düşünün, içerde gürül gürül yanan bir şömine, şarkılar söyleyen bir kalabalık, yemek ve içini ısıtacak içkiler! İşte bu yüzden Kuru Döşek Hanı.
Başka Kuru Döşek Hanı öyküleri olur mu, inşallah olur; aklıma özgün bir şeyler ya da okunması zevkli bir olay gelirse yazarım. Son yazdıklarımdan İrfan Kulesi istediğim kaliteyi bulmadı, o yüzden dikkatli olmam lazım. Bir de pek kimse bilmiyor herhalde ama ben aslında Mavitaş Yöresi diye bir seri romanın ilkini yazalı bir seneyi geçti. Gerçi cep boyutunda bile 170 sayfa filan tutar, yani ince bir şey. Henüz pek kimseye göndermedim ama zaten elfli cüceli romanları basmazlar; şimdilik saklıyorum, önce başka Türkiş romanlarla ünlü olayım da ileride aradan çıkaracağım bunu da. Romanın konusu Titan Beşlisi"nin ilk tanışmaları.
Gecikmiş bir özürü kabul etmesini istiyorum Dwaxer"den. Geçen sene yapmaya çalıştığım Ã?ykü yarışmasına bir tek Dwaxer öyküsünü göndermişti, ben de mecburen ona bile haber vermeden iptal etmiştim yarışmayı. Tek bir kişi bile olsa yarışmanın sürdürülmesi gerekiyordu, doğru olan buydu ama ben pek bir olgunluk davranışı gösterememiş ve Dwaxer"in yazdığı öyküsüne saygısızlık etmiştim. Dwaxer"den buradan özürlerimi bildirmek ve yarışmaya gönderdiği öyküden ufak bir parça göstermek istiyorum.
Yaşlı büyücü Tiq Otally de her hafta sonu yaptığı gibi pazarı dolaşıyordu. Özellikle uzak diyarlardan gelmiş tüccarların tezgahlarına dikkat kesiliyor; iksir yapmak ve büyü ritüellerinde kullanmak üzere karışım malzemesi, baharatlar, otlar, bitki kökleri, canlı cansız organik maddeler, kurutulmuş bitki ve hayvancıklar, gübre, salya, öd, mide, bağırsak, sülfür, fosfat, karbonat, piramit tozu, minator boynuzu, gargoyle kafatası, basilisk gözü gibi sayısız, az bulunan, daha da az kişinin varlıklarından haberdar olduğu ve pek az kişinin ne işe yaradıklarını bildiği bu ıvır zıvır malzemeleri arıyor, bakınıyor, tezgahın altında zulada olabilir diye her tüccarın kendi dilinde sorup soruşturuyordu. Çok da sıkı pazarlık ediyordu Otally.
Tiq Otally, klasik insan büyücülerdendi. Bembeyaz saçı ve sakalı göbeğine doğru uzanıyor, suratı ise kırış kırıştı. Görünüşte çok yaşlıydı ama kimbilir hangi kadim sanatlarla ömrünü uzatıyorsa, bir genç gibi dinç hareket ediyor, keskin zekası kristal berraklığında çalışıyordu. Yerleri süpüren buruşuk cübbesi, kukuletalı kocaman şapkası, değişmez kıyafetleriydi.
Yaşlı büyücü tam bir tezgahtaki kurutulmuş kertenkele kuyruklarını inceliyordu ki, öteden kalabalığı yara yara, bağıra çağıra kütüphane görevlisi 3.yardımcı Sebastian"ın geldiğini farketti. "Usta Otally! Usta Otally! Yetişin, kurtarın!" diye bağırıyordu. Nefes nefese kalmış bir hâlde büyücünün yanına vardı. Tiq Otally Sebastian"ın bu hâlini görünce hemen kafasını kaldırıp tepelerinde dikilen kuleye baktı. Adamın telaşı kütüphanede bir sorun olduğunu gösteriyordu.
"
Tiq Otally adamları nazikçe ittirerek çıkış kapısına doğru yönlendirirken aralarında durmaya özen gösterdi. "Sorabilir miyim aranızdaki husumetin sebebi nedir?" dedi.
Zubin açıkladı: "Bu haddini bilmez adam, "Namevt Büyüleri Ekolü"nün, "İllüzyon Büyüleri Ekolü"nden daha üstün olduğunu iddia etti!" dedi.
Toxilius alaycı bir kahkaha attı. "Gerçekler acıdır! İllüzyon ise... sadece illüzyondur!"
"Demek mesele buymuş!" dedi Usta Otally kafasını sallayarak, "gerçekten de çetrefilli bir konu!" Bu sırada kapının önüne gelmişlerdi. Tiq Otally iki adamı hafifçe öne doğru iterken kapı açıldı ve dışarıdaki platformun üzerindeki bir iblis ile iki taş golemin akılalmaz mücadelesi gözler önüne serildi. İblisin yaraları kanıyor, golemlerden birinin de bir kolu yoktu. Zubin ve Toxilius manzaranın dehşetiyle bir an donakaldılar.
Ã?ykünün tamamı için:
http://www.frpworld.com/modules.php?nam ... pic&t=8191
Ã?ykü yarışmalarından konu açılmışken beni de ilgilendiren bir mesele olduğu için aynen Firble"ye ortak hikayelerden son bir soru yönettiğim gibi Dwaxer"e de tavsiyelerini almak için son bir soru yöneltiyorum.
Catboy: Ã?ykü yarışmalarının vazgeçilmezlerinden olarak bu tarz etkinliklere katılmak isteyen arkadaşlara ufak da olsa tavsiyelerin var mı?
Dwaxer: Valla ben kimim ki tavsiye vereyim? Söyleyebileceğim bir faydalı bilgi (ben de başkalarından duydum ama işe yarıyor) öykülerini yazıp bitirdikten sonra yüksek sesle okumaları; böylece içinden okurken farkedemediği bazı ses uyumsuzluklarını ve hataları farketmek daha kolay olur.
Bölümümüz son ermeden bir kişiden daha görüşlerini alıyoruz:
Illyra (Sitemizin Günışığı): Dwaxer, değerli arkadaşlarımdan birisidir. Gerek sistemler hakkında yaptığı yeni tanıtımlar, gerek aklına gelen yeni fikirler ile, forumumuzda çok renkli bir yelpaze oluşturmaktadır, ve bu yelpazede kesinlikle herkesin severek oynadığı oyunlar vardır. Özellikle D&D 4th edt. hakkında yaptığı mükemmel çeviriler sayesinde, bir çok kişiye 4th edt. sevdirmiştir.
Kesinlikle fpworld forumlarında sevilen bir sima, iyi bir arkadaştır.
Dwaxer"e çok teşekkür ediyorum tekrardan, böylece Nostalji köşemizin ikinci bölümünün sonuna vardık. Lütfen ikinci bölümle ilgili yorumlarınızı eksik etmeyin, Dwaxer hakkında bahsetmeyi unuttuğum şeyler ya da sormayı unuttuğum sorular olabilir. Bu yüzden yorumlar kısmını es geçmeyin lütfen.
2. Bölümün Sonu!
Geçen bölümün şifresinin yanıtı: 6 " 4x " 2w => 6 harfli bir sözcüğün 4. harfi x iken 2. harfi w imiş. Bu duruma uygun tek bir kişi var, o da bu bölümün onur konuğu olan DWAXER, tabi ki de...
Gelecek bölümde: KCAB => TERS ise; THGILYAD => ?
Not: Hala mı bir hafta beklemekten yanasın, çözsene şifreyi, öğrensene kaderini ne duruyorsun?
[color=red]Yasal Uyarı:[/color] Okumakta olduğunuz bölümün amacı FRPWORLD"de isimleri altın harflerle anılan arkadaşlarla geçmiş günleri anmak, onları daha iyi tanımak ve en önemlisi edebiyat ve frp konuları hakkında görüşlerini almaktır. Bu bölümdeki eserlerin tamamı bölümde onur konuğu olarak yer alan arkadaşımıza aittir ve ondan izin alınarak bu bölümümüzde yer verilmiştir. Ayrıca bu bölümümüzde yer alan hem onur konuğumuzun hem de diğer arkadaşlarımızın görüşleri FRPWORLD"ün görüşlerini yansıtmamaktadır. İzin alınmaksızın buradan bir materyali kullanmak çok ağır suç olup yere düşmüş tebeşirleri toplama cezası istemiyle yargılanırsınız. Savaşa hayır!
[i]"Ocakbaşı Nostaljileri"nin geçen haftaki bölümünde:[/i]
İlk bölümümüzün onur konuğu Firble idi. Onunla "Ozan" nedirden başladık sohbetimize, sonra bize New York"tan haberler getirdi, kardeşçe yaşamamız için yüreğimize barış tohumlarından ekti ve toprağın derinliklerinden gelen anlamlı sesleri duymamız için yapmamız gereken şeyleri anlattı. Efla, Aegron, Bogus ve Edmond"un da katılımcı olarak yer aldığı ilk bölümümüz şiir gibi yüreğimize işledi.
[b]Catboy ile FRPWORLD NOSTALJİLERİ [/b]
2. Bölüm:
Hoşgeldiniz diyar sakinleri, yine güzide bir onur konuğumuzla gerçekleştireceğimiz bir Nostalji bölümüyle sizlerle birlikteyiz.
İlk bölümü okumadan bu bölüme geçmiş olanlar için ufak bir bilgilendirme verelim, bu köşenin amacı Ocakbaşı"nda eserlerini yayınlanmış olan arkadaşlarımızla yaptığımız röportajla onu daha iyi tanımaya çalışmak. Ã?yle büyük bir iddiamız yok, bu bölümü okuduktan sonra konuğumuzun tüm özel hayatının sırlarını bileceksiniz diye söz veremem. Daha fazla uzatmadan konuya giriş yapayım yavaşça diyorum artık.
Galaksinin en uzak yerinden yıldız tozlarını toplarken buldum onu, yüzünde beliren ifadeden anladım ki o da beni gördüğüne memnundu. Ricamı kırmayıp beni kendi diyarına götürdü, Beyaz ışıklar saçan kutsal bir meleğin kulağıma fısıldamasıyla fark ettim ki karşımda duran kişi insanın hayal dünyasının gücünü ortaya döken biriydi. Her bir öyküsünde farklı bir tat bulduğum o kişinin karşısında heyecanlanmadan duramadım ve arada sorduğum sorular size saçma geldiyse şimdiden affola...
Kim olduğunu sadece bir öyküsü bile size açık edecektir, bu nedenle en severek okuduğum öykülerinden biriyle sizi başbaşa bırakıyorum hemen:
Bu gece cümbüş var yine. Bir sürü insan ve cüceler, elfler, gnomlar, savaşçı, kolcu, büyücü, rahip, maceraperest, tüccar, belki de hırsız, katil, düzenbaz. Birkaçı yerli halk, gerisi de yolcu. Bir de kütür kütür yanan şömineye rağmen başlıklarını çıkarmayan esrarengiz tipler.
Kuru Döşek Hanı, şöhretinin bir kısmını da bu esnek müşteri profiline borçluydu. şimdi şu kapıdan bir goblin bile girse pek yadırganmaz -tamam belki biraz- muhakkak servis yapılırdı. Parasını ödediği ve olay çıkarmadığı sürece müşterinin kim olduğu önemli değildi. Önemli olan müşteri memnuniyetiydi ve herkes -her zamanki gibi- hayatından memnundu. Güzel sesli buçukluğun söylediği neşeli şarkılar kalabalığın uğultusu ile karışıyor, garsonlar nam salmış bira ve şarapları müşteriye yetiştirmek için koşturuyorlardı. Mutfakta çevrilen geyiğin kokusu, fosur fosur içilen tütünü bastırmıştı. Üstelik hoş hanımefendiler -çimdiklere rağmen- müşterilere karşı çok canayakındı. Mavitaş Ormanı'ndan geçiyorsan, gece vakti ve üstelik yağmur yağıyorsa, bu han cennet değil de neydi?
Han sahibi Bergun (posbıyık) Pastacı, eserini gururlanarak seyretti. Bu hanı bugünkü durumuna o getirmişti. Tam onbeş odası vardı hanın. Tam onbeş! Hepsi de konforlu, düzgün. Ã?oğunda dörder yatak vardı. Siz hesap edin artık gerisini. Auntrin şehrinde bile yoktu böylesi.
"
Gerald, ince kıl bıyıkları, lacivert kadife ceketi, uyumlu şapkası ve taktığı birsürü mücevher ile rüküşlüğün doruğundaydı. Yanındaki karanlık tipli iki koruma, taburelerin ucuna oturmuş gibi tedirgindi. Bergun onların Gerald'ı korumak yerine ilk fırsatta keseceklerini düşündü.
"Buyrun şarabınız sayın Gerald. Keyifler nasıl?"
"Sağol Bergun'cuğum, herzamanki gibi güzel. Yemek de, şarap ta mükemmeldi. Ellerine sağlık."
"Afiyet olsun sayın Gerald. Üç gündür Mavipınar'da kalmanızı şaraba mı borçluyuz?"
Tüccarın yüzündeki gülümseme kaybolur gibi olduysa da hemen kendini topladı. "Evet, bu sefer uzun kaldım değil mi?"
"Efendim burada kalmanız şeref verir. Keşke hep kalsanız. Ama sizin gibi bir tüccar için zamanı burada harcamak..."
...
Elana hoş bir kahkaha ile cevap verdi. "Büyülemek benim işim, sizinki de tatlı dil."
"İş değil zevktir size hizmet, görmek sizi ilhamdır."
Dwax araya girdi. "Zevzekliği kısa kesin! Açım ben, susadım. Biralar nerde kaldı?"
"Ah efendi cüce, biralar en kalitelisi. şu masaya buyrun." İki garson yamağı hızlıca Bergun'un işaret ettiği masanın tozunu aldı. Bergun elfe döndü, mesafeliydi. "Hoş geldiniz Zal."
"Hoş bulduk."
Alek'e ise elini uzattı, tokalaştılar. "Özlemiştik sizi" dedi Bergun.
"
Alek'in gözleri, kızın sol kolundaki morluklara takıldı. Bileğinin üstünde, yanyana dört çürük vardı. Sanki biri kızın bileğini tutup, mengene gibi sıkmıştı. "Koluna ne oldu, Sophia? Akşam yoktu bu izler"
"Kapıya çarptım."
"Ben de elf kraliçesiyim," dedi Fitt, mırıldanarak.
Alek, Sophia'ya derinlemesine baktı. Kızcağızın gözleri yaşarmış, çenesi hafifçe titriyordu.
"Soracaklarınız bitmedi mi? Kızım zaten üzüldü," dedi Bergun.
"Bitti," dedi Alek. "Gidebilirsin Sophia, ancak şimdilik kimseye bahsetme bu olaydan."
Sophia, birşey söylemeden, kaçar gibi çıktı odadan.
(Kuru Döşek Hanında Cinayet isimli eserinden bir parça)
Tamamını okumak için:
http://www.frpworld.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&p=147730&highlight=#147730
Ben kendimde onur konuğumuzu çağıracak cesareti bulamıyorum, neyse ki Firble beni yalnız bırakmadı bu bölümde de, kendisi onur konuğumuzu çağıracaktır.
[b][color=green]Firble (Serbest Kürsü Moderatörü ve Saray üyesi):[/color][/b] Kendisi benim rol yapma oyunlarını bırakma kararı aldığım zamandan sonra sitede daha fazla etkin olmaya başlamış kişilerden birisi. Rol Yapma Oyunlarının sitede ihmal edildiği bir dönemde bu konuda insiyatif aldı. Frpworld de özellikle son yıllarda bu oyunların devam ettirilmesinde kesinlikle en etkili kişi. Arada bazı oyunları beni bile çekti. Mesela Vahşi Batıda geçen oyun. Neredeyse yeminimi bana bozduruyordu. Açıkçası siteye de şu aralar en değişik renklerinden birini katan üyelerden birisi bence, Dwaxer...
[img]http://yeeeah.com/wp-content/uploads/2007/04/obi-wan-kenobi.jpg[/img]
Dwaxer beni kırmadığın için defalarca sana teşekkür ederim ve tabi Firble"ye çünkü ben onur konuğumuzu nasıl çağırmam gerektiğini düşünedururken bölümün sonuna varacaktık.
[b][color=blue]Catboy (Ocakbaşı Hikayeleri ile Klavyeüstü RYO Moderatörü ve Saray Ã?yesi): [/color][/b]Dwaxer isminin anlamı nedir? (Wikipedia'da araştırdım, ingilizcede bir karşılığı var mı diye de baktım ama bulamadım ve gerçekten de çok merak ediyorum bu ismin anlamını.)
[b][color=orange]Dwaxer (Büyük Üstat):[/color][/b] Dwarf-X"in kısaltması. Bazı yabancılar The Waxer zannediyor; cilalayıcı gibi bir şey. Aslında bir anlamı yok. Kuru Döşek Hanı öykümdeki kahramanlarda biri olan cüce karakterin ismi Dwax"tır, benim nikim de dwaxer oldu, (dwax yapan anlamında) öyle de kaldı.
[b][color=blue]Catboy:[/color][/b] Frp'nin ülkemizde ticari yönden de bir başarı sağlaması için neler yapılabilir? (Sanırım bu tür konularla ticari yönden de uğraşıyorsun, o yüzden fikirlerini almak istedim.)
[b][color=orange]Dwaxer:[/color][/b] Kendim çok oynadığımdan değil ama FRP"yi konsept olarak sevdiğim için ülkede yaygınlaşmasını istiyorum. Ancak ticari olarak başarı sağlaması zor biraz (imkansız değil ama) Ölkemizin durumu ortada; bir Avrupa ya da Amerika"dakinin çeyreği kadar bile doyurucu pazar bulmak mümkün olmadığından, yatırım yapan da kolay kolay bulunmuyor. Üstelik bizim kültürümüz genelde fantastik yapıda oluşumlara karşı soğuktur ve sevenleri bile mümkün olduğu kadar, eğer yerli üretimse Türkçeleşmiş, Türkleşmiş olsun eğilimindedir. Ã?rneğin FRP oyunlarına kaynak olan çeşitli fantastik romanları ülkemize getirip satan bir yayıncı bana, yabancı çevirileri sattıklarını ama yerli yazarların yazdığı elfli cüceli romanların tutmadığını söyledi. Nitekim başka sağlam edebi oluşumların birkaç üyesinden de "fantezi yazacaksan bırak elfi cüceyi de özgün, bize ait, içinde Ahmet, Mehmet olan bir diyar konsepti oluştur!" diye bana eleştiriler geldi. Sonuç olarak ülkemizde FRP"nin daha fazla yaygınlaşmasını istiyorsak, bazı oyun sistemlerini modifiye ederek Türkçeleştirmeli, Türkleştirmeliyiz. Ã?rneğin SIFRP"nin sistemi, Anadolu Beyliklerini konu alan bir tarihi RYO haline getirilebilir kolaylıkla. Ancak bu tip girişimlerde kılavuz kitap basılması lazım, vs; adamlar bir kere D&D handbook çevirip basmışlar ve pişman olmuşlar. Aslında Türkiye"de FRP"yi patlatmak için bir takım "büyük" fikirlerim var ama sözü çok uzattım, reklam gerekli diyerek bitireyim.
[b][color=blue]Catboy:[/color][/b] Yarattığın oyun sistemlerinde genelde neye dikkat ediyorsun?
[b][color=orange]Dwaxer:[/color][/b] Valla sen böyle sorunca kendimi bir şey sandım haha. FRP ile tanışan hemen herkes gibi ben de kendi hayalimde birkaç diyar konsepti, sistem vs kurma hevesine kapıldım. İlk başlarda hiçbir şeye dikkat etmeden sallapati karaladım tabii ki. Ancak yavaş yavaş piyasada olan oyun sistemlerini tanıyınca Amerika"yı yeniden keşfetmeye gerek olmadığını düşünmeye başladım. Bir sürü oyun sistemi var ve hepsi de profesyonel kişiler tarafından hazırlanmış. Bunları göz ardı edip yeni bir dizayn oluşturmak, ancak özgün ve henüz karşılanmamış bir ihtiyaca yönelik fikirleriniz varsa mantıklıdır. Üstelik henüz inceleyemediğim çok oyun sistemi var ve bazen aklıma bir şey gelip paylaştığımda, "aa o zaten felanca sistemde vardı!" gibi bir reaksiyon almam da gayet olası. Yani özetle bir oyun sistemi dizayn edeceksem, bir özgünlüğü ya da bir ihtiyacı karşılamaya yönelik sebebi olmalı. Ã?rneğin şu sıralarda zar kullanılmayan "Stratejik FRP" diye bir sistem tasarlıyorum; özgünlüğü, zar atma yani şans faktörü olmaması!
FRPWORLD diyarında Dwaxer Usta"mızın paylaşmış olduğu özgün sistemlerinden ve oyunlarından bazı örnekler verelim bu sorunun üzerine ve tamamı Dwaxer'in bizzat kendi ağzından olan tanıtımlardır:
[b]1- Böcükozmoz:[/b] Hayatında böceklere eziyet etmiş kimseler, öldükten sonra cennete gitmeden evvel Böcük Kozmosu (Böcükozmos) denilen bir boyuta gönderilir ve yaptıkları kötülüğü telafi edene kadar burada kalırlar.
Ruhların tehlikesizce transfer oldukları bu evrendeki başlangıç noktaları ve dönüp dolaşıp tekrar tekrar geldikleri sihirli yerin (binanın) adı "Kubbe"dir. (Kubbe, beyaz mermerden yapılmış bir devekuşu yumurtasına benzer) Buranın kahyası olan büyük yeşil bir çekirge (Kethüda) onları sihirle istedikleri böcük formuna sokar. Ayrıca kişilere çeşitli görevleri vermek, ve başarılan görevlere ödül olarak tecrübe puanı vermek de Kethüda"nın işlerinden biridir. Sadece dolaylı ya da dolaysız yapılan iyilik, yardım ve suçlulara karşı savaşmak, artı tecrübe kazandırır; yapılan her kötülük eylemi, ceza olarak eksi tecrübe yazılır.
Bu evrendeki her şey tecrübe puanı (tp) ile ölçülür. Karakterler buldukları ganimetleri Kethüda"ya getirip karşılığında para yerine tecrübe puanı alırlar ve yine tecrübe puanlarını para gibi harcayarak karşılığında silah, eşya, büyü malzemesi, vs alabilirler. Ayrıca tecrübe puanlarını kullanarak daha güçlü ya da yetenekli böcük formlarına (Kethüda"nın yardımıyla) dönüşebilirler. Bedavaya dönüşecekleri böcük formları sınırlıdır.
Ã?rneğin karınca olmak bedavadır ama sinek olmak (uçabilme özelliği) için belli bir tecrübe puanı harcamak lazımdır. Böcük formunda ölen karakter otomatikman Kubbe"ye geri döner ve istediği uygun bir formda maceraya tekrar başlar. Tabii örneğin örümcük mertebesine yükselmiş birisinin öldüğünde hazırda hiç tecrübe puanı yoksa, kariyerine hamamböceği (kakalak) ya da karınca olarak baştan başlaması gerekebilir. En sonunda başardığı görevlerle yeterince tecrübe puanı biriktirebilen birisi, affedilerek Böcük Kozmosu"ndan gönderilebilir. http://www.frpworld.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=7401&start=0
[b]2- Wahşi Batı: [/b]Barda bir kovboy diğerinin yanına gelip pis pis bakar ve "ayağıma basıyorsun!" der. Diğeri şaşırır ve "hayır, basmıyorum," der. Ã?bürü de bu sefer, "sen bana yalancı mı diyorsun?" der; düello kaçınılmazdır!
Western konseptinde konular genelde -klasik- banka, tren ya da posta arabası soygunu ve çaldıkları paralarla Meksika sınırını geçmeye çalışan haydut çeteleri ile onları yakalamaya çalışan kanun adamı, şerif arasında geçer. Bol vurdulu kırdılı, düellolu, vs ve tek kurşunda işinin bitebildiği zor bir oyundur Wahşi Batı!
Tabii çatışmalar ve bazı eylemler için bir takım formüller olmak zorunda; biraz D&Dden esinlenilmişse de daha değişik ve basit bir sistemdir. Ama oyuncu sadece şöyle bir okusa yeter; teknik ayrıntılara fazla kafa takmadan kendinizi bir western filmindeki karakterin yerine koyup rol yapmanız da yeterlidir aslında. http://www.frpworld.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=7606
[b]3- İslanda Macerası: [/b]Kasaba valisi Karl, diplomatik ve ticari bağlantıları tazelemek ve geliştirmek amacıyla Hipos kasabasına yaptığı ziyaretten döneli birkaç gün olmuştur. Tabii yanında "Lonca"dan yüksek mevkili bir memur büyücü de vardı. Vali, rutin memleket meselelerini görüşmüş ve ticaret yollarının iyileştirilmesi, korsan ve haydutlara karşı alınması gereken tedbirlerle ilgili birkaç toplantı yapmıştı. Ama şimdi tek hatırında kalan Hipos valisinin, -fisnot sporu hakkındaki- laf sokuşturmalarıydı.
Kendi kasabalarında eğlence olsun diye oynanan "Fisnot" oyununu anlaşılan Hipos ahalisi oldukça ciddiye alıyordu, hatta adam misafirperverlikten uzak bir üslupla, bu milli ata sporunun Oswinlilerce becerilip becerilemediğini bile sormaya cüret etmişti. Birkaç laf geçirmeceden sonra Vali Karl, en kısa zamanda Fisnot takımını Hipos"a göndereceğini söyler. Hiposlulara bir ders vermek gereklidir artık. Döner dönmez ilk iş kasabadaki en iyi fisnot oyuncularını tespit etmeye başladılar. Aslında pek fazla seçenekleri olmadığını görünce, Vali Karl strese girmişti biraz. http://www.frpworld.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=7801&start=0
[b]4- Hakmarun:[/b] Diğer kıtalardan çok uzakta olan bu kıta-ada, çoğu kayıt altına alınmamış, unutulmuş, efsanelerle karışmış binlerce yıllık tarihe sahiptir. Yıkık dökük, terk edilmiş sayısız kadim şehir harabesi bunun ispatıdır adeta. Hakmarun diğer diyarlardan oldukça ayrık olmasına rağmen muazzam yaşamsal çeşitliliği vardır. Bunun sebebi; kıtanın her tarafındaki binlerce görünmez boyut kapılarıdır. Kimi havada, kimi yer seviyesine yakın, hatta kimi de yerin altında olan bu sayısız boyut kapıları sadece tek yönde çalışır. Sayısız bilinmedik diyardan emdikleri her şeyi Hakmarun"a doğru gönderirler. Bunlara boyut girdaplarının çıkışları demek daha doğru olur. Yolda yürürken birden havadaki bir delikten su, taş, toprak döküldüğünü görerek hatta değişik bir boyuttan gelen mistik bir yaratıkla burun buruna gelerek şaşırabilirsiniz. Eski bilgeler, "Hakmarun Evrenin çöplüğüdür!" demişler. Bu boyut kapıları çıplak gözle görülemez, ancak bu konuda altıncı hissi ve büyüsel yetenekleri olanlar yerlerini farkedebilir. Gerçi yerleri tespit edilen kapıların hiçbirini aksi yöne çevirebilmek mümkün olmamıştır.
Hakmarun normalde sıcak iklime sahip bir kıtadır ama kuzeyde "Soğuk Vadi" denilen muazzam genişlikteki arazide, binlerce boyut kapısından, aralıksız şekilde kar yağar. Bu kapılardan kar, fırtına şeklinde adeta fışkırmaktadır. Soğuk Vadi"de bu yüzden hiç durmadan devam eden bir kar fırtınası durumu vardır. Soğuk ve sıcak havanın temas etmesi sonucu, Soğuk vadinin etrafında daima geniş bir sis çemberi bulunur. Eriyen karların beslediği coşkun nehirler kıtanın batı tarafını çok verimli bir yapıya dönüştürmüştür ancak nehirlerin uğramadığı doğuı tarafı çorak ve verimsiz topraklarla kaplıdır.
Tam da bütün Hakmarun barış havasının zevkine varmaya başlamışken, son aylarda çıkan bazı karanlık dedikodular duyanların tüylerini ürpertmeye başladı. Sisli vadinin soğuk bataklığında garip şeyler döndüğünden bahsediliyordu. Geceleri, namevtlerin, yaşayan ölülerin korkunç çığlıkları duyuluyordu. Kimine göre savaşta ölen binlerce asker "undead" namevte dönüştürülmüştü ve dönüştürülmeye devam ediyordu. Hatta kadim zamanlardan kalma Necrotox şehrinin harabelerinde uğursuz bir gücün palazlandığı, Ghoul Kral Doresain"in (level-27 elite undead) ve namevtlerin iblis prensi Orcus"un (level-33 gargantuan elemantal demon) Hakmarun"a dehşetli kıyameti getirmek üzere hazırlandığına dair korkunç hikâyeler kulaktan kulağa yayılıyordu. http://www.frpworld.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=7742
[b]5- Hakmarun Reloaded:[/b] İyilik Tapınağı"nın görevlendirdiği serüvencilerin başarısızlığından bu yana 4 yıl daha geçti. Artık, gerçekten de sislerin arasındaki Necrotox harabelerinin tamamen bir yaşayan ölüler şehrine dönüştüğünü, Demon Prince Orcus ve Ghoul King Doresain"ın şehri ele geçirdiğini ve kötülüğün merkezi olarak kullandıklarını, bütün Hakmarun resmen öğrenmişti. Necrotox"taki kötü güçler iyice güçlenmişler, günden güne yakaladıkları bütün canlıları undead yapmakta yani namevte dönüştürmekte, lanetli bir hastalık gibi kokuşmuşluk ve korkuyu Hakmarun kıtasına yaymaktaydılar.
İşte bu karanlık günlerde cılız bir umut ışığı gibi "Van Helsing" örgütü doğdu. Bir takım iyilik taraflısı zenginlerin ve "Işık Tapınağı"nın desteklediği bu gizli örgüt, nerede undead, vampir, kurtadam, vesaire evil bir aktivite oluşsa, hemen haberini alıyor ve söz konusu bölgeye seçilmiş elit adamlarından oluşan bir grup göndererek, kötülüğün kökünü kazıyordu! http://www.frpworld.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=8055&start=0
[b]6- Zindan Satrancı:[/b] Hayranı olduğum iki oyundan ilham alarak yeni ve değişik bir savaş stratejisi oyunu dizayn ettim. Beta testini yapacak, her türlü yorum ve eleştirilerini eksik etmeyecek arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim. Fikrin arkasında ticari bir düşüncem yok; aksine iyi haber: kolayca temin edebileceğiniz, hatta bazılarınızın evinde hazır bulunan malzemeleri kullanarak bu oyunu çabucak oynamaya başlayabileceksiniz. http://www.frpworld.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=8247&start=0
[b]7- Psionic Savaş:[/b] Kral yıllardan beri hiç bu kadar öfkelenmemişti. Ellisini çoktan aşmış adamın yüzü kararmış, boyun damarları öfkeden patlayacakmış gibi oluyordu. "Nasıl olur nasıl! Kim ta saraya kadar gelip, hazine odasına girebilir! Bu ne cüret, bu ne terbiyesizlik! Sizin de, sizi nöbetçi diye buraya koyan subayların da kellesini istiyorum derhal!"
Nitekim kralın isteği hemen yerine getirildi. 15 nöbetçi muhafız ve 3 subay, kralın öfkesini biraz olsun yatıştırabilmek amacıyla çabucak idam edildiler. Bir ya da birkaç hırsız çok iyi korunan sarayın hazine odasına girmişler, hepsini değil ama herhalde taşıyabildikleri kadar hazineyi çalmışlardı. Nöbetçiler bir şekilde bayıltılmıştı ama başlarına ne geldiğini kendileri de bilmiyordu. Hazine odasının tuzakları ve koruyucu büyüleri de etkisiz hale getirilmiş ya da bir şekilde atlatılmıştı. Çalınan hazineler oldukça değerliyse de kralı asıl üzen, atalarından kalma çok çok çok değerli, paha biçilemez bir (warhammer) silahtı: Hammer of Thunderbolts
Başlı başına bir hazine olan bu kutsal emaneti sadece krallar savaşa gittiklerinde kullanırlardı ve nesillerdir sarayda korunuyordu. Birisi bu silahı çalmıştı!
Kral başyardımcısı yaşlı büyücü Theodor"a parmağını tehditkârca sallayarak, "dedelerimin mirası en kısa zamanda bana getirilmezse daha pek çok kelle gidecek!" diye bağırdı.
"Merak etmeyin efendim, başka boyutlara bile kaçsalar o aşağılık hırsızları bulacağız!" dedi Theodor, kralı yatıştırma çabasıyla. "Bakın efendim ilk ipucunu bırakmışlar bile!" diyerek elindeki bir kristal parçasını gösterdi. "Bu bir psionic eşyası; bunu hazine odasında düşürmüş, demek ki hırsızımız bir psionic!" diye ekledi.
"Psionic mi?" http://www.frpworld.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=8224&start=0
Belli başlı oyunlarından örnekler verdikten sonra bir de oyunlarında yer almış bir arkadaşımızın görüşünü almak istedim:
[b][color=indigo]Alenthas (Sitemizin genç üyelerinden): [/color][/b]"Ailecek severiz... de avatarını hiç beğenmedim (birinin söylemesi lazımdı artık). Oyunlarında ise D&D öğrenemeyecek kadar üşengeç olduğum için karakterimi hep başkasına hazırlatır, ölen ilk kişi de ben olurdum.
Edebiyatla uğraştığından hiç haberim yoktu. Eh, nostalji köşesinin de amacı bu değil mi zaten."
Sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz:
[b][color=blue]Catboy:[/color][/b] D&D mi GURPS mu yoksa daha başka bir sistem mi?
[b][color=orange]Dwaxer:[/color][/b] D&D zaten konsept olarak benim baş tacımdır. GURPS detay ve esnekliği açısından çok takdir ettiğim ama biraz yorucu bulduğum bir sistem. Aslında, "bu kötü yahu, bu sistemde asla oynamam!" diyebileceğim bir konsept yok. Ancak vampirli, iblisli, ruhlu filan karanlık sistemleri pek incelemiyorum; korkmak istemiyorum çünkü, hehe.
[b][color=blue]Catboy:[/color][/b] Bir insanı oyunda tutmak için neler yaparsın? (En uzun süren oyunlar seninkiler oluyordu da belki oyun başlatmak isteyen arkadaşlara tavsiyelerin vardır.)
[b][color=orange]Dwaxer:[/color][/b] Oyuncuyu serbest bırakırım, dönerse senindir, dönmezse zaten asla sevmemiştir! Hehehe. şaka bir yana benim bu konuda büyük bir etkim olduğuna emin değilim. Ama elimden geldiğince senaryoya dikkat etmeye çalışıyorum, fotoşopla filan görsel olarak desteklemeye dikkat ederim, oyuncuların tehlikeli durumlarında bir çözüm yanısıra bir de yedek B planı koyarım ölüp kalmasınlar diye, fazla zorlamam. Forumdan başka DM"lik yapmadım, ama yapsaydım da aynı şeyleri uygulardım. Bir de her karaktere özel bir takım durumları oyuna katmak lazım; sadece onun çözebileceği bir bonus senaryo, sadece ona yarayacak bir ödül vs.
Böylece FRP dendi mi ilk akla gelen kişi olan Dwaxer"e FRP ile ilgili merak ettiğim tüm soruları sordum, ama sohbetimiz bitmemişti çünkü Dwaxer"in daha yazarlık yönünü ele almadık ve edebiyat üzerine sormak istediğim daha sorularım vardı.
[b][color=blue]Catboy:[/color][/b] En çok beğendiğin fantastik evren hangisi oldu?
[b][color=orange]Dwaxer:[/color][/b] Hakmarun. Hehe böyle biraz ayıp oldu kendini beğenmişler gibi ama daha fantastik bir diyar varsa da "Ölüm Kapısı" romanlarında bulunur herhalde. Çok da fazla diyar tanımadığımı itiraf etmeliyim ama beğenimi kazanması için fantastik olması yeterli.
[b][color=blue]Catboy:[/color][/b] Çok kitap okur musun?
[b][color=orange]Dwaxer:[/color][/b] İtiraf edeyim çok değil ama az da değil.
[b][color=blue]Catboy:[/color][/b] Kuru Döşek Hanı'nda geçecek olan başka öykülerini görecek miyiz? (Kuru Döşek Hanı'nın bir öyküsü var mı, nereden böyle akılda kalıcı bir isim geldi aklına?)
[b][color=orange]Dwaxer:[/color][/b] Kuru Döşek Hanı ilk yazdığım öyküdür. Bir öykü yarışmasına heves edip yazarken aslında sanırım beni çok etkileyen Yüzüklerin Efendisi serisinden etkilendim. Hatırlarsan Frodo ve arkadaşları (filmde) bir hana gidiyorlardı. Hanın ismi Sıçrayan Midilli"ydi; demek ki dedim han ismi verilirken âdet böyle. Sonra o yağmurlu sahneyi düşündüm. Her yer çamur içinde ve gecenin karanlığında bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken, ıslanmış ve üşürken hana geldiğinizi düşünün, içerde gürül gürül yanan bir şömine, şarkılar söyleyen bir kalabalık, yemek ve içini ısıtacak içkiler! İşte bu yüzden Kuru Döşek Hanı.
Başka Kuru Döşek Hanı öyküleri olur mu, inşallah olur; aklıma özgün bir şeyler ya da okunması zevkli bir olay gelirse yazarım. Son yazdıklarımdan İrfan Kulesi istediğim kaliteyi bulmadı, o yüzden dikkatli olmam lazım. Bir de pek kimse bilmiyor herhalde ama ben aslında Mavitaş Yöresi diye bir seri romanın ilkini yazalı bir seneyi geçti. Gerçi cep boyutunda bile 170 sayfa filan tutar, yani ince bir şey. Henüz pek kimseye göndermedim ama zaten elfli cüceli romanları basmazlar; şimdilik saklıyorum, önce başka Türkiş romanlarla ünlü olayım da ileride aradan çıkaracağım bunu da. Romanın konusu Titan Beşlisi"nin ilk tanışmaları.
Gecikmiş bir özürü kabul etmesini istiyorum Dwaxer"den. Geçen sene yapmaya çalıştığım Ã?ykü yarışmasına bir tek Dwaxer öyküsünü göndermişti, ben de mecburen ona bile haber vermeden iptal etmiştim yarışmayı. Tek bir kişi bile olsa yarışmanın sürdürülmesi gerekiyordu, doğru olan buydu ama ben pek bir olgunluk davranışı gösterememiş ve Dwaxer"in yazdığı öyküsüne saygısızlık etmiştim. Dwaxer"den buradan özürlerimi bildirmek ve yarışmaya gönderdiği öyküden ufak bir parça göstermek istiyorum.
Yaşlı büyücü Tiq Otally de her hafta sonu yaptığı gibi pazarı dolaşıyordu. Özellikle uzak diyarlardan gelmiş tüccarların tezgahlarına dikkat kesiliyor; iksir yapmak ve büyü ritüellerinde kullanmak üzere karışım malzemesi, baharatlar, otlar, bitki kökleri, canlı cansız organik maddeler, kurutulmuş bitki ve hayvancıklar, gübre, salya, öd, mide, bağırsak, sülfür, fosfat, karbonat, piramit tozu, minator boynuzu, gargoyle kafatası, basilisk gözü gibi sayısız, az bulunan, daha da az kişinin varlıklarından haberdar olduğu ve pek az kişinin ne işe yaradıklarını bildiği bu ıvır zıvır malzemeleri arıyor, bakınıyor, tezgahın altında zulada olabilir diye her tüccarın kendi dilinde sorup soruşturuyordu. Çok da sıkı pazarlık ediyordu Otally.
Tiq Otally, klasik insan büyücülerdendi. Bembeyaz saçı ve sakalı göbeğine doğru uzanıyor, suratı ise kırış kırıştı. Görünüşte çok yaşlıydı ama kimbilir hangi kadim sanatlarla ömrünü uzatıyorsa, bir genç gibi dinç hareket ediyor, keskin zekası kristal berraklığında çalışıyordu. Yerleri süpüren buruşuk cübbesi, kukuletalı kocaman şapkası, değişmez kıyafetleriydi.
Yaşlı büyücü tam bir tezgahtaki kurutulmuş kertenkele kuyruklarını inceliyordu ki, öteden kalabalığı yara yara, bağıra çağıra kütüphane görevlisi 3.yardımcı Sebastian"ın geldiğini farketti. "Usta Otally! Usta Otally! Yetişin, kurtarın!" diye bağırıyordu. Nefes nefese kalmış bir hâlde büyücünün yanına vardı. Tiq Otally Sebastian"ın bu hâlini görünce hemen kafasını kaldırıp tepelerinde dikilen kuleye baktı. Adamın telaşı kütüphanede bir sorun olduğunu gösteriyordu.
"
Tiq Otally adamları nazikçe ittirerek çıkış kapısına doğru yönlendirirken aralarında durmaya özen gösterdi. "Sorabilir miyim aranızdaki husumetin sebebi nedir?" dedi.
Zubin açıkladı: "Bu haddini bilmez adam, "Namevt Büyüleri Ekolü"nün, "İllüzyon Büyüleri Ekolü"nden daha üstün olduğunu iddia etti!" dedi.
Toxilius alaycı bir kahkaha attı. "Gerçekler acıdır! İllüzyon ise... sadece illüzyondur!"
"Demek mesele buymuş!" dedi Usta Otally kafasını sallayarak, "gerçekten de çetrefilli bir konu!" Bu sırada kapının önüne gelmişlerdi. Tiq Otally iki adamı hafifçe öne doğru iterken kapı açıldı ve dışarıdaki platformun üzerindeki bir iblis ile iki taş golemin akılalmaz mücadelesi gözler önüne serildi. İblisin yaraları kanıyor, golemlerden birinin de bir kolu yoktu. Zubin ve Toxilius manzaranın dehşetiyle bir an donakaldılar.
Ã?ykünün tamamı için: http://www.frpworld.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=8191
Ã?ykü yarışmalarından konu açılmışken beni de ilgilendiren bir mesele olduğu için aynen Firble"ye ortak hikayelerden son bir soru yönettiğim gibi Dwaxer"e de tavsiyelerini almak için son bir soru yöneltiyorum.
[b][color=blue]Catboy:[/color][/b] Ã?ykü yarışmalarının vazgeçilmezlerinden olarak bu tarz etkinliklere katılmak isteyen arkadaşlara ufak da olsa tavsiyelerin var mı?
[b][color=orange]Dwaxer:[/color][/b] Valla ben kimim ki tavsiye vereyim? Söyleyebileceğim bir faydalı bilgi (ben de başkalarından duydum ama işe yarıyor) öykülerini yazıp bitirdikten sonra yüksek sesle okumaları; böylece içinden okurken farkedemediği bazı ses uyumsuzluklarını ve hataları farketmek daha kolay olur.
Bölümümüz son ermeden bir kişiden daha görüşlerini alıyoruz:
[b][color=violet]Illyra (Sitemizin Günışığı): [/color][/b]Dwaxer, değerli arkadaşlarımdan birisidir. Gerek sistemler hakkında yaptığı yeni tanıtımlar, gerek aklına gelen yeni fikirler ile, forumumuzda çok renkli bir yelpaze oluşturmaktadır, ve bu yelpazede kesinlikle herkesin severek oynadığı oyunlar vardır. Özellikle D&D 4th edt. hakkında yaptığı mükemmel çeviriler sayesinde, bir çok kişiye 4th edt. sevdirmiştir.
Kesinlikle fpworld forumlarında sevilen bir sima, iyi bir arkadaştır.
Dwaxer"e çok teşekkür ediyorum tekrardan, böylece Nostalji köşemizin ikinci bölümünün sonuna vardık. Lütfen ikinci bölümle ilgili yorumlarınızı eksik etmeyin, Dwaxer hakkında bahsetmeyi unuttuğum şeyler ya da sormayı unuttuğum sorular olabilir. Bu yüzden yorumlar kısmını es geçmeyin lütfen.
2. Bölümün Sonu!
[b]Geçen bölümün şifresinin yanıtı: [/b]6 " 4x " 2w => 6 harfli bir sözcüğün 4. harfi x iken 2. harfi w imiş. Bu duruma uygun tek bir kişi var, o da bu bölümün onur konuğu olan DWAXER, tabi ki de...
[b]Gelecek bölümde: KCAB => TERS ise; THGILYAD => ? [/b]
Not: Hala mı bir hafta beklemekten yanasın, çözsene şifreyi, öğrensene kaderini ne duruyorsun?