by dekotta » Tue Jan 09, 2007 4:41 am
Etrafını bir karanlık kaplamıştı, onu diğerlerinden ayıran birşeydi bu sis perdesi. Onu bu koca saraydaki herşeyden, herkesden farklı kılıyordu.
Bu yalanı binlerce kez benliği kendisine tekrarlayıp durmuştu ve hatta başlarda kendisi bile inanırdı buna ama şimdi doğru olmadığını biliyordu bay kötü.
Evet bir sis perdesi, bir karanlık vardı ama bunun onu başkalarından ayırmadığını, aksine diğer herkesle aynı yaptığını öğrenmişti erkenden.
Ben aslında kötü falan değilim, hiç bakmayın öyle bana sinirli sinirli ! Ben sizden biriyim dedi içten içe bay kötü yanından kendisini saygıyla selamlayarak, arada bir durup iki kelam ederek ya da pek önemsemeden basit bir baş hareketi ile selamlayıp geçen diğer kötülere hitaben. Ama bunu sessizce, kendi kendine söylemişti. Yüzünde sık sık taktığı ama herzaman da orada bulunmamasına özen gösterdiği sevecen ve mutlu maskesi yoktu bu gün. Bu maskenin kullanımını ayrıntıları ile bilmek saray üslubunun en önemli maddelerindendi. Hep huzursuz ya da mutlu olma lüksü olan sadece bir kişi vardı, o da kral hazretleri... Mazallah haşmetmahap hastayken o maskeyi takmaya cürret edecek gaflette bulunanın vay haline...
O mertebeye kadar bu cürretkarlığı yapamazsınız, yaparsanız hemen kötü adam olursunuz. Her zaman rol yapmalı, sarayın kaosunu yönetiyor gibi değil de ona takılmış sürükleniyor gibi görünmeli. Yoksaaa... Yoksa olacak olan basit: merhametli ve adil gibi görünen, ama aslında koltuğundan başkasını düşünmeyen ve işin trajik tarafı bunun böyle olduğuna kendisini bile inandırmış kral hazretleri alıverirdi güzelim kafanızı o beyaz, narin boynunuzun üzerinden bir emirle ki o emrin adilliği, yerindeliği sizin bile gözlerinizi yaşartırken beyniniz haksız olmadığım halde nasıl oluyor da ben bile bu emri bu kadar yerinde bulabiliyorum sorusunu cevaplamaya çalışırken koparıverirdi kafanızı cellat efendi sadist soğuk bir balta vuruşuyla.
Bu son olaylar benim eserim dedi gururla içten içe. Aslında kendisi de biliyordu, bu olaylar tamamen onun eseri olamayacak kadar kusursuz ilerliyor, planına uygun gidiyordu.
şehzadelere hala ulaşamadılar, şifacılardan da bir haber yok ! Az biraz daha zaman lazım, çok az daha. şu kral bir ölsün, gör kıyameti
Etrafını bir karanlık kaplamıştı, onu diğerlerinden ayıran birşeydi bu sis perdesi. Onu bu koca saraydaki herşeyden, herkesden farklı kılıyordu.
Bu yalanı binlerce kez benliği kendisine tekrarlayıp durmuştu ve hatta başlarda kendisi bile inanırdı buna ama şimdi doğru olmadığını biliyordu bay kötü.
Evet bir sis perdesi, bir karanlık vardı ama bunun onu başkalarından ayırmadığını, aksine diğer herkesle aynı yaptığını öğrenmişti erkenden.
Ben aslında kötü falan değilim, hiç bakmayın öyle bana sinirli sinirli ! Ben sizden biriyim dedi içten içe bay kötü yanından kendisini saygıyla selamlayarak, arada bir durup iki kelam ederek ya da pek önemsemeden basit bir baş hareketi ile selamlayıp geçen diğer kötülere hitaben. Ama bunu sessizce, kendi kendine söylemişti. Yüzünde sık sık taktığı ama herzaman da orada bulunmamasına özen gösterdiği sevecen ve mutlu maskesi yoktu bu gün. Bu maskenin kullanımını ayrıntıları ile bilmek saray üslubunun en önemli maddelerindendi. Hep huzursuz ya da mutlu olma lüksü olan sadece bir kişi vardı, o da kral hazretleri... Mazallah haşmetmahap hastayken o maskeyi takmaya cürret edecek gaflette bulunanın vay haline...
O mertebeye kadar bu cürretkarlığı yapamazsınız, yaparsanız hemen kötü adam olursunuz. Her zaman rol yapmalı, sarayın kaosunu yönetiyor gibi değil de ona takılmış sürükleniyor gibi görünmeli. Yoksaaa... Yoksa olacak olan basit: merhametli ve adil gibi görünen, ama aslında koltuğundan başkasını düşünmeyen ve işin trajik tarafı bunun böyle olduğuna kendisini bile inandırmış kral hazretleri alıverirdi güzelim kafanızı o beyaz, narin boynunuzun üzerinden bir emirle ki o emrin adilliği, yerindeliği sizin bile gözlerinizi yaşartırken beyniniz haksız olmadığım halde nasıl oluyor da ben bile bu emri bu kadar yerinde bulabiliyorum sorusunu cevaplamaya çalışırken koparıverirdi kafanızı cellat efendi sadist soğuk bir balta vuruşuyla.
Bu son olaylar benim eserim dedi gururla içten içe. Aslında kendisi de biliyordu, bu olaylar tamamen onun eseri olamayacak kadar kusursuz ilerliyor, planına uygun gidiyordu.
şehzadelere hala ulaşamadılar, şifacılardan da bir haber yok ! Az biraz daha zaman lazım, çok az daha. şu kral bir ölsün, gör kıyameti