by Bunises » Fri Dec 01, 2006 7:31 pm
Anlatıcının görevi olanı anlatmaktır.
Burada anlatılamak istenen şudur.Eğer ki bir kişi Dm'lik yapmak istiyorsa, öncelikle çok çabuk toplanabilir bir "odaklanma" yetisine sahip olabilmelidir. Odaklanacağı şey diğer dünya, anlatacağı şey "o" dünyanın gerçekleridir. Bu bilinci yakaladığını zannetmekten ziyade, yakalayamadığını farkeden kişi gerçek "Anlatıcı", bu bilinci yakalamak için çabalayan kişi gerçek "anlatıcı adayı", bu bilinci yakaladığını zannedip sürekli bunun vurgusu, kaygısı ve şekli yapısı içerisinde olan kişi "ben'cil" bir kişi ve son olarak bu kurguyu içerisinde hisseden kişi "gerçek anlatıcıdır".
Sorgular elbet uzayacaktır;ama özde ki "ayna" olma bilinci asla değişmemelidir. Egoist, bencillik, kendi kurgusunu oluşturarak anlatılan şeye zarar vermek vb. her durum, anlatıcı-dünya ilişkisin de anlatıcının misyonunu zedeleyecektir. Oyunculara karşı "ayna" görevinde olan anlatıcı, bu noktadan sonra o dünyanın renklerini, seslerini, yaşantısını anlatmaktan ziyade, kendi kurgusu içerisinde yok olarak, "gerçek oyundan" ziyade anlamsız bir şey ortaya koyacaktır.
Bu noktada oyuncu var olanda değil, var edilende yaşamak istiyorsa, koyun gibi "meee" diye uyacak, eğer bunu dilemiyorsa, saygılıca oyun sonunu bekleyip, oynamamayı bilecek biri olmaktır.
Anlatıcılık, bir noktadan sonra sanattır. Sanat ise var olan kalitesiyle değerlendirilir. Saygısı olan, yapamıyorsa uğraşmaz... saygısı olan, yapabiliyorsa emek verir.
Son söz olarak;
Bakınız kitapları şu şekilde ayırırız.
1-Yazarın kendi kurgusuyla yazdığı, şekillendirdiği ve sebebi sonuca bağladığı
2-Yazarın kendi kurgusu dışında bir patlamayla yazdığı, kendi kapasitesinin ilerisinde şeyler. (örnek: Karakule destanı-king, Büyücüler Kralı-Wilbur Smith)
Anlatıcılıkta işte budur.
Ne yaptığını bilerek, kontrol ederek, baş ile sonu bağlayarak yapılan değil;
Neler anlatacağını bilip, hissedip, o kurguyu "o" diyardan çekerek oyunculara yansıtmaktır.
Yakarışlar bölümü
Yolda bekleyen haydutlar istemiyoruz.
Yolda sanki yıllardır pusu kurmuş goblinlen istemiyoruz.
Yolda pusu kuran herhangi birşey istemiyoruz!...
Prensesin (dııtttt..rtük), kim kurtarırsa kurtarsın.
Handa otururken, kafasında "!" olan insanlar istemiyoruz...
QUEST istemiyoruz...
Yaşamak istiyoruz.
gibi... :king:
Anlatıcının görevi olanı anlatmaktır.
Burada anlatılamak istenen şudur.Eğer ki bir kişi Dm'lik yapmak istiyorsa, öncelikle çok çabuk toplanabilir bir "odaklanma" yetisine sahip olabilmelidir. Odaklanacağı şey diğer dünya, anlatacağı şey "o" dünyanın gerçekleridir. Bu bilinci yakaladığını zannetmekten ziyade, yakalayamadığını farkeden kişi gerçek "Anlatıcı", bu bilinci yakalamak için çabalayan kişi gerçek "anlatıcı adayı", bu bilinci yakaladığını zannedip sürekli bunun vurgusu, kaygısı ve şekli yapısı içerisinde olan kişi "ben'cil" bir kişi ve son olarak bu kurguyu içerisinde hisseden kişi "gerçek anlatıcıdır".
Sorgular elbet uzayacaktır;ama özde ki "ayna" olma bilinci asla değişmemelidir. Egoist, bencillik, kendi kurgusunu oluşturarak anlatılan şeye zarar vermek vb. her durum, anlatıcı-dünya ilişkisin de anlatıcının misyonunu zedeleyecektir. Oyunculara karşı "ayna" görevinde olan anlatıcı, bu noktadan sonra o dünyanın renklerini, seslerini, yaşantısını anlatmaktan ziyade, kendi kurgusu içerisinde yok olarak, "gerçek oyundan" ziyade anlamsız bir şey ortaya koyacaktır.
Bu noktada oyuncu var olanda değil, var edilende yaşamak istiyorsa, koyun gibi "meee" diye uyacak, eğer bunu dilemiyorsa, saygılıca oyun sonunu bekleyip, oynamamayı bilecek biri olmaktır.
Anlatıcılık, bir noktadan sonra sanattır. Sanat ise var olan kalitesiyle değerlendirilir. Saygısı olan, yapamıyorsa uğraşmaz... saygısı olan, yapabiliyorsa emek verir.
Son söz olarak;
Bakınız kitapları şu şekilde ayırırız.
1-Yazarın kendi kurgusuyla yazdığı, şekillendirdiği ve sebebi sonuca bağladığı
2-Yazarın kendi kurgusu dışında bir patlamayla yazdığı, kendi kapasitesinin ilerisinde şeyler. (örnek: Karakule destanı-king, Büyücüler Kralı-Wilbur Smith)
Anlatıcılıkta işte budur.
Ne yaptığını bilerek, kontrol ederek, baş ile sonu bağlayarak yapılan değil;
Neler anlatacağını bilip, hissedip, o kurguyu "o" diyardan çekerek oyunculara yansıtmaktır.
Yakarışlar bölümü
Yolda bekleyen haydutlar istemiyoruz.
Yolda sanki yıllardır pusu kurmuş goblinlen istemiyoruz.
Yolda pusu kuran herhangi birşey istemiyoruz!...
Prensesin (dııtttt..rtük), kim kurtarırsa kurtarsın.
Handa otururken, kafasında "!" olan insanlar istemiyoruz...
QUEST istemiyoruz...
Yaşamak istiyoruz.
gibi... :king: