by Dura » Tue Feb 02, 2010 11:37 pm
zaman: 1999 sonları..
yaş: 18..
mekan: evden uzakta gurbette bir şantiye..
yüzüklerin efendisi 3lemesi bir arkadaştan ödünç alınmış.. FRP ile tanışalı 2-3 yıl olmuş.. kitap da neredeyse bitmek üzere.. bir solukta okunmuş.. ne cumartesi ne de pazar tatili olan bir mesai düzeninde sadece akşamları uykudan çalınan saatlerde okunmakta 3leme..
son kitabın sonları artık..
Gondor düşmüş, surların kapısı parçalanmış..
etraf kan içinde..
umutlar tükenmiş..
yüzük tayflarının şefi kara atının üzerinde kapının önüne gelir.. yapacak hiçbir şey kalmamıştır.. tam kapıdan içeri girecekken Gandalf çıkar karşısına.. Ak Gandalf..
filmde biraz hafife alınmış gibi görünse de kitapta Tolkien üstadım Nazgûlleri çok kuvvetli tasvir eder.. Gandalf'ın herhangi bir etki sağlayabilme şansı yoktur o an için.. ama yine de kapının önünde atının üzerinde karşısına çıkar Nazgûl'un..
öyle umutsuz bir sahnedir ki, tarif etmem mümkünsüz..
benim gözlerimden yaşlar boşanmaktadır gecenin karanlığında küçük okuma lambasının ışığında..
o sırada kim bilir istanbul nasıldır..?
aklıma bile gelmez..
gönlüm Gandalf'ladır çünkü..
bir kaç paragraf sonra gelen ve umut dolu kurtuluşu müjdeleyen horoz ötüşünün akabinde attığım gözü yaşlı çılgın kahkahaları ise hiç anlatmayayım..
o başka bir maceranın konusudur..
zaman: 1999 sonları..
yaş: 18..
mekan: evden uzakta gurbette bir şantiye..
yüzüklerin efendisi 3lemesi bir arkadaştan ödünç alınmış.. FRP ile tanışalı 2-3 yıl olmuş.. kitap da neredeyse bitmek üzere.. bir solukta okunmuş.. ne cumartesi ne de pazar tatili olan bir mesai düzeninde sadece akşamları uykudan çalınan saatlerde okunmakta 3leme..
son kitabın sonları artık..
Gondor düşmüş, surların kapısı parçalanmış..
etraf kan içinde..
umutlar tükenmiş..
yüzük tayflarının şefi kara atının üzerinde kapının önüne gelir.. yapacak hiçbir şey kalmamıştır.. tam kapıdan içeri girecekken Gandalf çıkar karşısına.. Ak Gandalf..
filmde biraz hafife alınmış gibi görünse de kitapta Tolkien üstadım Nazgûlleri çok kuvvetli tasvir eder.. Gandalf'ın herhangi bir etki sağlayabilme şansı yoktur o an için.. ama yine de kapının önünde atının üzerinde karşısına çıkar Nazgûl'un..
öyle umutsuz bir sahnedir ki, tarif etmem mümkünsüz..
benim gözlerimden yaşlar boşanmaktadır gecenin karanlığında küçük okuma lambasının ışığında..
o sırada kim bilir istanbul nasıldır..?
aklıma bile gelmez..
gönlüm Gandalf'ladır çünkü..
bir kaç paragraf sonra gelen ve umut dolu kurtuluşu müjdeleyen horoz ötüşünün akabinde attığım gözü yaşlı çılgın kahkahaları ise hiç anlatmayayım..
o başka bir maceranın konusudur..