Tavernanın kapısını yavaşça itti.Eski tahta kapının gıcırtısını bile özlemişti, o ses adeta bir melodi gibi geldi kulağına. Kapının önünde kısa bir süre durakladı önce, içeriye bir göz süzdü. Yeni yüzler vardı, tanıdıklar sanki biraz daha yorgundu bıraktığından. Gülümsedi...
Yavaş adımlarla, içeriye bakınmaya devam ederek, yürümeye başladı bara doğru. Herkesin keyfi yerindeydi besbelli.
Hancıya doğru yürüyüp, boş bir iskemleye oturdu.
Hatırlanmayı bekleyen umut dolu bir bakışla, biraz da gülümseyerek:
- Uzun zaman oldu ha?
Yeniden merhaba
Yeniden merhaba
-Fac fortia et patere-
Hancı elinde bir bardağı ovuşturup parlatıyordu. Tıknaz sayılabilecek bir adamdı. Artık tam olarak beyaz olmayan önlüğünde günlük işlerinin izleri belli oluyordu.
Gelen adama tek kaşını havaya kaldırarak kısa bir süre baktı. Daha sonra iki kaşı birden havaya kalktı. Sonra hafifçe bir gülümseme yerleştirdi yüzüne.
-Uzun zaman oldu ya... Gidenler her zaman geri dönmezler buralara bilirsin. Ondan birdaha hatırlamak gerekmeyecekmiş gibi geliyor. Ama öyle değilmiş ha?
Gülümsemesi iyiden iyiye belirgin olmuştu.
-Söyle bakalım nerelerdeydin haa tabi bir de ne içersin?
Gelen adama tek kaşını havaya kaldırarak kısa bir süre baktı. Daha sonra iki kaşı birden havaya kalktı. Sonra hafifçe bir gülümseme yerleştirdi yüzüne.
-Uzun zaman oldu ya... Gidenler her zaman geri dönmezler buralara bilirsin. Ondan birdaha hatırlamak gerekmeyecekmiş gibi geliyor. Ama öyle değilmiş ha?
Gülümsemesi iyiden iyiye belirgin olmuştu.
-Söyle bakalım nerelerdeydin haa tabi bir de ne içersin?
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest

