Justisar'ın Yitik Kahramanları
Posted: Mon Jan 25, 2010 9:08 am
"Silahı iyi kullanmanın sırrı şudur evlat, onu kendi uzvun gibi göreceksin, onu koruyacak kendi parçanmış gibi onlunla beraber yaşayacaksın""
Sitihis"in Beyaz Kalkan Demircisi,
Dagnar Beyazkalkan
".Justisar Günlükleri"
-Yitik Kahramanlar-
-2- Kheldar Silken
4. Barani 1349
4. Ã?ağ
Tanışma
Sitihis sokakları kalabalıktı bugün, Batıngan Ã?arşısında, Kaçak Pazarı kurulmuştu. Etrafta bir sürü tezgah ve mallarını satmaya çalışan tüccarlar, Kalabalığın dükkanlarına uğramasına sevinen esnaflar ve kalabalıktan istifade edip dilenen dilencilerin mutlu günüydü. Tabi hırsızların ve üçkağıtçıların bol olduğu bir şehirde bu kadar kalabalık yerde her han cüzdanınızı kaybolmuş bulabilirdiniz, yanınıza yaklaşan dilenci her zaman sıradan dilenci olmayabiliyordu bu bozulmuş kentte.
Ama Kheldar bunu umursamıyordu, cüzdanı cebine iki zincirle bağlanmıştı, üstüne üstlük biri çalmaya çalışırsa o elinin kesileceğini biliyor olmalıydı. Ne de olsa burada yaşamasa da Kıllı Joe"nun hesabına bir müddet çalıştığı için burada namı biliniyordu. Orta boyluydu hatta biraz kısa sayılabilirdi, Saçları düzensizce kesilmişti bir tarafı kısa bir tarafı uzundu. Yüzünün sol yanını boydan boya çizip gözünün üzerinden geçen bir yara vardı. Neyse ki Hourin pençesi sol gözüne çok zarar vermemişti.
Özel deriden yapılma Kahverengi pelerinini omuzlarına doğru çekti. Başını yere eğdiğinde yere düşen damlarları gördü. Anlaşılan Pazar pek uzun sürmeyecekti. Zaten onun işi de Pazar değildi, kukuletasını kafasına çekip çarşının içlerine doğru yürümeye başladı. Güneydeki büyük bir tüccardan kervanını koruma görevi almıştı ama Silahlarının bakıma ihtiyacı vardı. Ã?nceden Brohen"de yaşayan demirci Falkiond"a gösterirdi silahlarını, ama bir çete kavgasına karışmıştı. Cesedi dükkanının kapısında asılı bulunmuştu.
Onun sürekli uğrayacağı yeni bir demirciye ihtiyacı vardı. Buraya da bunun için gelmişti, aldığı haberlere göre, Güney Bozkır savaşlarının birinde sol bacağını kaybetmiş yetenekli bir cüce buraya demirci dükkanı açmıştı. Uzun zamandırda bu şehirde yaşıyordu. Adını hatırlamak için pelerininin cebinden çıkardığı kağıda baktı. Kağıtta isim ve adres yazılıydı; "Dagnar Beyazkalkan, Batıngan Ã?arşısı / 22 Numara. "
Başını yukarı kaldırıp yanındaki dükkanın tabelasına baktı, Gizemli Magandus"un İksirleri, No: 18. Ã?arpık zevkleri olan büyücüler için iksir malzemesi satan tiksintici yerden biriydi. Büyücülerden pek hoşlanmazdı zaten, o yüzden pek umursamayarak dört dükkan daha ilerledi. Gördüğü Büyük Tahtalarla kapatılmış bir kapıydı Kapının Üzerinde "Beyaz"ın yeri" yazıyordu. Hızlı bir şekilde kapıyı itip içeriye girdi"
İçeride Gri Sakalları, is ve yanıklarla dolu bununun üzerinden geçen bir yara izine sahip olan Tahta bacaklı bir demirci ve ona bir şey gösteren, uzun boylu, kahverengi uzun siperlikle şapkasının içinden taşan uzun saçları olan Kahverengi pelerinli bir adam vardı. İçeriye girince adam ona başını çevirdi, şapkasının altından sadece tek mavi gözünü görebildi Kheldar, açık mavi göz ona şüpheyle baktıktan sonra kapıya yöneldi.
"Görüşürüz Dagnar, yardımın için teşekkürler." dedi Yanından geçerken adamın kahverengi pelerini arasına gizlediği iki gizli hançeri tuttuğunu fark etti. Bütün kasları gerildi Kheldar"ın botundaki mekanizmayı çalıştırması için bir topuk hareketi yeterdi ama bir olay olmadan adam kapıdan çıkıp gitti.
"Ne oldu genç adam ? İstediğin nedir ? " diye duydu, demircinin pes, sesini. Adamı düşünmeyi bırakarak, cüceye doğru yöneldi"
"Mekanizmadan anlar mısın cüce efendi ? " diye sordu Kheldar, Ellerini tezgahın üzerine koyarak cüceye tepeden bakıyordu.
Cüce kahkaha atarak elini tahta ayağına vurdu. "Bunu nasıl yaptım sanıyorsun, İnsan bozuntusu." Kendi gülüyor olsa bile kahverengi gözleri alevlenmişti.
"Pekala." Dedi Kheldar, önündeki tezgaha cebinden bir sürü eskimiş kağıtlar üzerine çizilmiş kağıt parçaları çıkardı. Cüce hafifçe metal ayağına doğru yopallayarak tezgahın yanına gelip planlara şöyle bir baktı.Vücuda yerleştirilecek arbalet mekanizmaları ve kol yeninden hızla hançer çekmesini sağlayan yaylı mekanizmalar, Gizli cepli göğüs zırhı tasarımı gibi şeyler vardı. Cüce etkilenmiş görünüyordu.
"Bu planları kim çizdi evlat ?" diye sordu Dagnar, uzun grileşen sakallarını çekiştirerek.
"Ben."
"Sen mi ? " dedi Dagnar gözleri yuvalarından uğrayarak geriye çekildi, Yüzünden şüphe okunuyordu. " Demircilikten anlamayan biri bunları çizemez, ya da kiralık katil olmayan biri."
"Raghr, Fenda Darkon.*" dedi Kheldar, sakin bir sesle. "Ben Harlin"in adamlarından biri değilim. Harlinin adamlarından hiç biri bu dili bilmezler."
"Cüce dilinde konuşuyorsun Evlat." Dedi Dagnar önceden şüpheyle baktığı adamı sevmeye başladığı gözlerinden anlaşılıyordu. " Dışkapılı mısın yoksa ?" diye sordu.
Dışkapılılar Hröldük adlı büyük cüce ticaret şehrindeki dış mahallelerde oturan göçebe insanlara verilen addı. Kheldar orayı ve insanları biliyordu çoğu bozkır kabilelerinden kovulmuş güçsüz adamlardı. Kheldar"ın onlarla alakası yoktu " ki kendisi Delenor"da doğmuştu.
"Hayır, ama oraya gitmiştim. Üç sene Kuvark madenlerinde çalıştım." dedi Kheldar o zor günlerini hiç de sevilmeyen bir adam olarak başlamışken yavaş yavaş sevilmeye başladığı günleri anımsadı bir an. "Oradan biliyorum dilinizi. şimdi bana söyle bu tip aletleri istediğim şekilde yapabilir misin ?"
Cüce planlara doğru kalın, fırça gibi kaşlarını çatarak baktı. "Tam olarak ne istiyorsun, Velgier ?
Cücece dost anlamına gelen bu kelimeyi duyunca Kheldar nadiren de olsa dudakları biraz kıvrıldı. "Ã?ncelikle kollara çift çelik yay sistemine oturtulmuş iki gizli hançer istiyorum bu sol koluma olacak. Sağ kolumun alt kısmına ise ufak bir arbalet üst kısmınada ufak bir nişangah istiyorum tabi bunlar gizil görünecek, bunun için özel insan derisi görünümünde bir elbise aldım her çıkarışımda bu elbiseleri yırtacak güçte olması için bu dediklerimin demir ve çelik mekanizmalar sisteminde kurulması lazım. Bunu yapabilir misin...
Dagnar, Kheldar"a baktı bir süre, sonra planlara doğru döndü. "Bak evlat, istediğin göğüs zırhı şu an elimde mevcut, planlarına benzer şekilde planlar, Harlin"in havarilerindeki ne benzer olduğu aşikar ama sen bunları kendi stilinde yapıyorsun. şimdi şu demir arbalet konusunda söz veremeyeceğim ama çalışacağım, Sağ kolu da bir şekilde hallederiz. Olur mu Evlat ?
"Olur Cüce Efendi."
Dagnar, tezgah"ın altına doğru eğildi. Homurdanarak oradan bölüm bölüm düğümlenmiş bir ip çıkardı. Ovkha denilen , Eoswoiv"li tüccarların bulup yaygınlaştırdığı bir uzunluk ölçüsüydü. Cücenin ona bakışından pelerinini çıkart manasını yakalayan Kheldar, pelerinini hızlı bir hareketle çıkardı ileri uçtaki askılığa doğru fırlattı.
Pelerin, tahta askılığın dengesini biraz bozsa da oradan düşmeyip asılı kaldı. Kheldar, pelerinini çıkardığında cüce ona şaşkınlıkla baktı. Çok güzel şeritlerle kesilmiş yarı metal yarı deri bir zırha sahipti bütün gövdesini kaplıyor sadece omuzlarını açıkta bırakıyordu. Açıkta bıraktığı omuzları kaslıydı ve yara doluydu, sağ omzunda garip rünlü bir dövme vardı. Sırtındaysa , üzerinde garip rünler bulununak kıvrımlı geniş bir pala vardı. Keskin kenarları çentik çentikti. Kollarını bilekten, dirseklerine kadar kahverengi beyaz bir kumaşla sarmıştı.
" Mekanizmaları bu sardığım kumaş bölgelerine uygun olarak kurmanı isteyeceğim." Dedi cücenin şaşkın suratına dik dik bakarak. "Ondan sora bu bölgenin üzerine eski bir büyü dükkanından tedarik ettiğim şekil değiştirici kremi kullanacağım normal bir kol gibi görünecek ben mekanizmayı çalıştırıncaya kadar."
Cüce yüksek sesle "hıh"ladı. "Pah, Sadece o kumaş üzerinde yarıyor demek ki o özel kremin. Ã?eki birisin evlat silahlarının bir an önce elinde belirmesini istiyorsun. İyi bir Savaşçısın, mesleğin bu mu ?"
"Genelde silahımı kullanabileceğim türlü türlü meslekler yaptım Cüce Efendi." Diye cevapladı onu Kheldar, bu arada cüce onun kollarını ölçmekle meşguldü ama anlaşılan kulağı onunlaydı. "Mesleğim bu diyebilirim ve kendimi daha da geliştirmek için uğraşıyorum. Bu mekanizmalar daha hızlı olabilmeme olanak sağlıyor. Bence savaşta güç değil hız önemlidir."
"Savaş evlat." dedi Dagnar gözleri dalıp gitmişti Ovkha"yı elinden bırakmış sadece ocakta yanan ateşe bakıyordu. "Pis bir iştir. Her pis iş gibi de değildir üstelik, Kanının kaynadığını hisseder, çılgınca saldırırsın, düşmanını öldürürsün sertçe,acımasızca gerkirse kalleşçe o an bundan haz alırsın ama sonra arkanda bıraktığın şeyler son derece pistir evlat son derece kötüdür."
"Öldürdüğün adamlar eminim ki o pisliği hak edenlerdir Dagnar Efendi." dedi Kheldar, cücenin geniş omzuna elini koyarak. "Bu yüzden geçmişin hayaletleri kovalamasın o yüzden seni. Ben, her ne kadar Paralı asker de olsam ölümü hak edenleri öldürdüm."
"Kimin ölümü hak edip hak etmeyeceğine yalnız Tanrılar karar verir evlat." dedi Dagnar. Onlar ki senin kılıcına yön verenlerdir. Silahı iyi kullanmanın sırlarından biri, inanmaktır evlat. İnandığın şeyler için dövüşürsün onlardan güç alırsın bu manevi olarak seni güçlü yapar. Fiziken de silahı iyi kullanmanın sırrı şudur evlat, onu kendi uzvun gibi göreceksin, onu koruyacak kendi parçanmış gibi onlunla beraber yaşayacaksın."
"KİMİN Ã?LÃ?MÃ? HAK EDİP HAK ETMEYECEğİNE TANRILAR KARAR VERMEZ. " diye bağırdı Kheldar, cüce bir iki adım geri çekildi yüzünde şaşkınlığın ifadesi vardı. Kheldar"ın içindeki için için öfke, Gri gözlerine yansımıştı. "Tanrılar, yarattıkları canlılar üzerine kumar oynayan güç budalası aptallardır. Onlarca ölümü hak etmek iyilik ya da kötülüğe bakmaz hizmete bakar. Benim Karımı orklar öldürdüğünde o ölümü hak ediyor muydu Cüce Efendi ? HAKEDİYOR MUYDU ? "
Kheldar sinirle titriyordu, O acı günün hatırası hemen gözlerinin önünde belirmişti. Dagnar, elinden geldiğince hızlı adımlar tezgahın altında gidip bir şeyler ararken, kheldar kendini zor bela tezgahın kenarındaki bir sandalyeye bıraktı.
"Özür dilerim Cüce Efendi." dedi Kheldar, bir yandan da ellerine bakıyordu elleri kontrolsüzce titriyordu. "Bazen böyle oluyor Dagnar Efendi kusura bakma rahatsız olduysan""
Dagnar elindeki metal bir şişeyi Yorgun Savaşçıya uzattı. "Ã?ncelikle bana efendi demeyi kes, evlat. Anlaşılan ağır bir travma geçirmişsin, bazı şeyleri silmen gerek kafandan al şunu iç."
"Bu nedir böyle ?" dedi Kheldar şüpheyle şişeyi eline alırken. "İksir falan mı ?"
"İksir." Dedi Cüce kahkahalarla göbeğini tutup gülerek. "İç Kheldar o iksirin adı konyak gayet de güzel tesirlidir..."
Kheldar şişeye baktı bir süre Konyak, sert bir içkiydi ama göğsündeki o acı onu rahatsız ediyordu. Metal şişeye şöyle bir baktı, sonra da hızla kafasına dikti, tekrar çektiğinde şişenin yarısı boşalmıştı ve bu ona iyi gelmişti, İlerde Prens lakabı ile anılacak olan adam Konyağa işte böyle başladı".
* Değilim, Cüce Efendi
Sitihis"in Beyaz Kalkan Demircisi,
Dagnar Beyazkalkan
".Justisar Günlükleri"
-Yitik Kahramanlar-
-2- Kheldar Silken
4. Barani 1349
4. Ã?ağ
Tanışma
Sitihis sokakları kalabalıktı bugün, Batıngan Ã?arşısında, Kaçak Pazarı kurulmuştu. Etrafta bir sürü tezgah ve mallarını satmaya çalışan tüccarlar, Kalabalığın dükkanlarına uğramasına sevinen esnaflar ve kalabalıktan istifade edip dilenen dilencilerin mutlu günüydü. Tabi hırsızların ve üçkağıtçıların bol olduğu bir şehirde bu kadar kalabalık yerde her han cüzdanınızı kaybolmuş bulabilirdiniz, yanınıza yaklaşan dilenci her zaman sıradan dilenci olmayabiliyordu bu bozulmuş kentte.
Ama Kheldar bunu umursamıyordu, cüzdanı cebine iki zincirle bağlanmıştı, üstüne üstlük biri çalmaya çalışırsa o elinin kesileceğini biliyor olmalıydı. Ne de olsa burada yaşamasa da Kıllı Joe"nun hesabına bir müddet çalıştığı için burada namı biliniyordu. Orta boyluydu hatta biraz kısa sayılabilirdi, Saçları düzensizce kesilmişti bir tarafı kısa bir tarafı uzundu. Yüzünün sol yanını boydan boya çizip gözünün üzerinden geçen bir yara vardı. Neyse ki Hourin pençesi sol gözüne çok zarar vermemişti.
Özel deriden yapılma Kahverengi pelerinini omuzlarına doğru çekti. Başını yere eğdiğinde yere düşen damlarları gördü. Anlaşılan Pazar pek uzun sürmeyecekti. Zaten onun işi de Pazar değildi, kukuletasını kafasına çekip çarşının içlerine doğru yürümeye başladı. Güneydeki büyük bir tüccardan kervanını koruma görevi almıştı ama Silahlarının bakıma ihtiyacı vardı. Ã?nceden Brohen"de yaşayan demirci Falkiond"a gösterirdi silahlarını, ama bir çete kavgasına karışmıştı. Cesedi dükkanının kapısında asılı bulunmuştu.
Onun sürekli uğrayacağı yeni bir demirciye ihtiyacı vardı. Buraya da bunun için gelmişti, aldığı haberlere göre, Güney Bozkır savaşlarının birinde sol bacağını kaybetmiş yetenekli bir cüce buraya demirci dükkanı açmıştı. Uzun zamandırda bu şehirde yaşıyordu. Adını hatırlamak için pelerininin cebinden çıkardığı kağıda baktı. Kağıtta isim ve adres yazılıydı; "Dagnar Beyazkalkan, Batıngan Ã?arşısı / 22 Numara. "
Başını yukarı kaldırıp yanındaki dükkanın tabelasına baktı, Gizemli Magandus"un İksirleri, No: 18. Ã?arpık zevkleri olan büyücüler için iksir malzemesi satan tiksintici yerden biriydi. Büyücülerden pek hoşlanmazdı zaten, o yüzden pek umursamayarak dört dükkan daha ilerledi. Gördüğü Büyük Tahtalarla kapatılmış bir kapıydı Kapının Üzerinde "Beyaz"ın yeri" yazıyordu. Hızlı bir şekilde kapıyı itip içeriye girdi"
İçeride Gri Sakalları, is ve yanıklarla dolu bununun üzerinden geçen bir yara izine sahip olan Tahta bacaklı bir demirci ve ona bir şey gösteren, uzun boylu, kahverengi uzun siperlikle şapkasının içinden taşan uzun saçları olan Kahverengi pelerinli bir adam vardı. İçeriye girince adam ona başını çevirdi, şapkasının altından sadece tek mavi gözünü görebildi Kheldar, açık mavi göz ona şüpheyle baktıktan sonra kapıya yöneldi.
"Görüşürüz Dagnar, yardımın için teşekkürler." dedi Yanından geçerken adamın kahverengi pelerini arasına gizlediği iki gizli hançeri tuttuğunu fark etti. Bütün kasları gerildi Kheldar"ın botundaki mekanizmayı çalıştırması için bir topuk hareketi yeterdi ama bir olay olmadan adam kapıdan çıkıp gitti.
"Ne oldu genç adam ? İstediğin nedir ? " diye duydu, demircinin pes, sesini. Adamı düşünmeyi bırakarak, cüceye doğru yöneldi"
"Mekanizmadan anlar mısın cüce efendi ? " diye sordu Kheldar, Ellerini tezgahın üzerine koyarak cüceye tepeden bakıyordu.
Cüce kahkaha atarak elini tahta ayağına vurdu. "Bunu nasıl yaptım sanıyorsun, İnsan bozuntusu." Kendi gülüyor olsa bile kahverengi gözleri alevlenmişti.
"Pekala." Dedi Kheldar, önündeki tezgaha cebinden bir sürü eskimiş kağıtlar üzerine çizilmiş kağıt parçaları çıkardı. Cüce hafifçe metal ayağına doğru yopallayarak tezgahın yanına gelip planlara şöyle bir baktı.Vücuda yerleştirilecek arbalet mekanizmaları ve kol yeninden hızla hançer çekmesini sağlayan yaylı mekanizmalar, Gizli cepli göğüs zırhı tasarımı gibi şeyler vardı. Cüce etkilenmiş görünüyordu.
"Bu planları kim çizdi evlat ?" diye sordu Dagnar, uzun grileşen sakallarını çekiştirerek.
"Ben."
"Sen mi ? " dedi Dagnar gözleri yuvalarından uğrayarak geriye çekildi, Yüzünden şüphe okunuyordu. " Demircilikten anlamayan biri bunları çizemez, ya da kiralık katil olmayan biri."
"Raghr, Fenda Darkon.*" dedi Kheldar, sakin bir sesle. "Ben Harlin"in adamlarından biri değilim. Harlinin adamlarından hiç biri bu dili bilmezler."
"Cüce dilinde konuşuyorsun Evlat." Dedi Dagnar önceden şüpheyle baktığı adamı sevmeye başladığı gözlerinden anlaşılıyordu. " Dışkapılı mısın yoksa ?" diye sordu.
Dışkapılılar Hröldük adlı büyük cüce ticaret şehrindeki dış mahallelerde oturan göçebe insanlara verilen addı. Kheldar orayı ve insanları biliyordu çoğu bozkır kabilelerinden kovulmuş güçsüz adamlardı. Kheldar"ın onlarla alakası yoktu " ki kendisi Delenor"da doğmuştu.
"Hayır, ama oraya gitmiştim. Üç sene Kuvark madenlerinde çalıştım." dedi Kheldar o zor günlerini hiç de sevilmeyen bir adam olarak başlamışken yavaş yavaş sevilmeye başladığı günleri anımsadı bir an. "Oradan biliyorum dilinizi. şimdi bana söyle bu tip aletleri istediğim şekilde yapabilir misin ?"
Cüce planlara doğru kalın, fırça gibi kaşlarını çatarak baktı. "Tam olarak ne istiyorsun, Velgier ?
Cücece dost anlamına gelen bu kelimeyi duyunca Kheldar nadiren de olsa dudakları biraz kıvrıldı. "Ã?ncelikle kollara çift çelik yay sistemine oturtulmuş iki gizli hançer istiyorum bu sol koluma olacak. Sağ kolumun alt kısmına ise ufak bir arbalet üst kısmınada ufak bir nişangah istiyorum tabi bunlar gizil görünecek, bunun için özel insan derisi görünümünde bir elbise aldım her çıkarışımda bu elbiseleri yırtacak güçte olması için bu dediklerimin demir ve çelik mekanizmalar sisteminde kurulması lazım. Bunu yapabilir misin...
Dagnar, Kheldar"a baktı bir süre, sonra planlara doğru döndü. "Bak evlat, istediğin göğüs zırhı şu an elimde mevcut, planlarına benzer şekilde planlar, Harlin"in havarilerindeki ne benzer olduğu aşikar ama sen bunları kendi stilinde yapıyorsun. şimdi şu demir arbalet konusunda söz veremeyeceğim ama çalışacağım, Sağ kolu da bir şekilde hallederiz. Olur mu Evlat ?
"Olur Cüce Efendi."
Dagnar, tezgah"ın altına doğru eğildi. Homurdanarak oradan bölüm bölüm düğümlenmiş bir ip çıkardı. Ovkha denilen , Eoswoiv"li tüccarların bulup yaygınlaştırdığı bir uzunluk ölçüsüydü. Cücenin ona bakışından pelerinini çıkart manasını yakalayan Kheldar, pelerinini hızlı bir hareketle çıkardı ileri uçtaki askılığa doğru fırlattı.
Pelerin, tahta askılığın dengesini biraz bozsa da oradan düşmeyip asılı kaldı. Kheldar, pelerinini çıkardığında cüce ona şaşkınlıkla baktı. Çok güzel şeritlerle kesilmiş yarı metal yarı deri bir zırha sahipti bütün gövdesini kaplıyor sadece omuzlarını açıkta bırakıyordu. Açıkta bıraktığı omuzları kaslıydı ve yara doluydu, sağ omzunda garip rünlü bir dövme vardı. Sırtındaysa , üzerinde garip rünler bulununak kıvrımlı geniş bir pala vardı. Keskin kenarları çentik çentikti. Kollarını bilekten, dirseklerine kadar kahverengi beyaz bir kumaşla sarmıştı.
" Mekanizmaları bu sardığım kumaş bölgelerine uygun olarak kurmanı isteyeceğim." Dedi cücenin şaşkın suratına dik dik bakarak. "Ondan sora bu bölgenin üzerine eski bir büyü dükkanından tedarik ettiğim şekil değiştirici kremi kullanacağım normal bir kol gibi görünecek ben mekanizmayı çalıştırıncaya kadar."
Cüce yüksek sesle "hıh"ladı. "Pah, Sadece o kumaş üzerinde yarıyor demek ki o özel kremin. Ã?eki birisin evlat silahlarının bir an önce elinde belirmesini istiyorsun. İyi bir Savaşçısın, mesleğin bu mu ?"
"Genelde silahımı kullanabileceğim türlü türlü meslekler yaptım Cüce Efendi." Diye cevapladı onu Kheldar, bu arada cüce onun kollarını ölçmekle meşguldü ama anlaşılan kulağı onunlaydı. "Mesleğim bu diyebilirim ve kendimi daha da geliştirmek için uğraşıyorum. Bu mekanizmalar daha hızlı olabilmeme olanak sağlıyor. Bence savaşta güç değil hız önemlidir."
"Savaş evlat." dedi Dagnar gözleri dalıp gitmişti Ovkha"yı elinden bırakmış sadece ocakta yanan ateşe bakıyordu. "Pis bir iştir. Her pis iş gibi de değildir üstelik, Kanının kaynadığını hisseder, çılgınca saldırırsın, düşmanını öldürürsün sertçe,acımasızca gerkirse kalleşçe o an bundan haz alırsın ama sonra arkanda bıraktığın şeyler son derece pistir evlat son derece kötüdür."
"Öldürdüğün adamlar eminim ki o pisliği hak edenlerdir Dagnar Efendi." dedi Kheldar, cücenin geniş omzuna elini koyarak. "Bu yüzden geçmişin hayaletleri kovalamasın o yüzden seni. Ben, her ne kadar Paralı asker de olsam ölümü hak edenleri öldürdüm."
"Kimin ölümü hak edip hak etmeyeceğine yalnız Tanrılar karar verir evlat." dedi Dagnar. Onlar ki senin kılıcına yön verenlerdir. Silahı iyi kullanmanın sırlarından biri, inanmaktır evlat. İnandığın şeyler için dövüşürsün onlardan güç alırsın bu manevi olarak seni güçlü yapar. Fiziken de silahı iyi kullanmanın sırrı şudur evlat, onu kendi uzvun gibi göreceksin, onu koruyacak kendi parçanmış gibi onlunla beraber yaşayacaksın."
"KİMİN Ã?LÃ?MÃ? HAK EDİP HAK ETMEYECEğİNE TANRILAR KARAR VERMEZ. " diye bağırdı Kheldar, cüce bir iki adım geri çekildi yüzünde şaşkınlığın ifadesi vardı. Kheldar"ın içindeki için için öfke, Gri gözlerine yansımıştı. "Tanrılar, yarattıkları canlılar üzerine kumar oynayan güç budalası aptallardır. Onlarca ölümü hak etmek iyilik ya da kötülüğe bakmaz hizmete bakar. Benim Karımı orklar öldürdüğünde o ölümü hak ediyor muydu Cüce Efendi ? HAKEDİYOR MUYDU ? "
Kheldar sinirle titriyordu, O acı günün hatırası hemen gözlerinin önünde belirmişti. Dagnar, elinden geldiğince hızlı adımlar tezgahın altında gidip bir şeyler ararken, kheldar kendini zor bela tezgahın kenarındaki bir sandalyeye bıraktı.
"Özür dilerim Cüce Efendi." dedi Kheldar, bir yandan da ellerine bakıyordu elleri kontrolsüzce titriyordu. "Bazen böyle oluyor Dagnar Efendi kusura bakma rahatsız olduysan""
Dagnar elindeki metal bir şişeyi Yorgun Savaşçıya uzattı. "Ã?ncelikle bana efendi demeyi kes, evlat. Anlaşılan ağır bir travma geçirmişsin, bazı şeyleri silmen gerek kafandan al şunu iç."
"Bu nedir böyle ?" dedi Kheldar şüpheyle şişeyi eline alırken. "İksir falan mı ?"
"İksir." Dedi Cüce kahkahalarla göbeğini tutup gülerek. "İç Kheldar o iksirin adı konyak gayet de güzel tesirlidir..."
Kheldar şişeye baktı bir süre Konyak, sert bir içkiydi ama göğsündeki o acı onu rahatsız ediyordu. Metal şişeye şöyle bir baktı, sonra da hızla kafasına dikti, tekrar çektiğinde şişenin yarısı boşalmıştı ve bu ona iyi gelmişti, İlerde Prens lakabı ile anılacak olan adam Konyağa işte böyle başladı".
* Değilim, Cüce Efendi