Güneşe Uzak Ölüme Yakın...
Posted: Fri Jun 20, 2008 6:37 am
Buralarda bir gölgelik bulmam,hiç fena olmazdı aslında. Hem belki de bu sayede bu aptal kum havuzunda güneşle bir başıma terk edildiğim gerçeğini bana unuttururdu…
Aptal kum aralık bulduğu her yerden vücuduma yapışıyor. Zırhımla bedenim arasında bana acı veriyor. Bunlardan bir an önce kurtulmalıyım… Bir an önce oturup dinlenebileceğim bir gölge bulmalıyım…
Ne kadar yürüdüğüm yada ne yönde yürüdüğümü bilmiyorum,tek bildiğim şey olabildiğince düz yürümeye çalıştığım.Yüzlerce kum tepesi bıraktım ardımda ama önümde daha binlercesi var.Tanrı yardımcım olsun…
Yukarıda güneş gökyüzündeki tahtından inmek üzere ama bedevilere göre çöl gece daha tehlikeli olurmuş. Bence saçmalık; tepedeki azgın güneşin alamadığı canımı gece kim alabilir ki…
Bedevilerden öğrenilecek çok fazla bir şey yok.Zaten onlar biz olmadan kendi kıçlarını bile silemezlerdi. Yinede haklı oldukları birkaç konu olabilir mesela: başının tepesinde dönüp duran kuşların kötü bir şey olduğu; daha birkaç gün önce çölü atımın üzerinde geçerken bir cesedin başında gördüm onlardan birkaç tanesini… Lanet leş yiyiciler hepsinden nefret ediyorum.Aynı etrafımdaki insanlara benziyorlar sadece insanlar biraz daha kibar seni parçalayacaklarında önceden ötmüyorlar, onun yerine suratına sırıtıyorlar…
Bedevilerin dediğine göre bu kuşlar çölde en çok dua eden varlıklarmış, zaten, gelecek olan Azrailin daha çabuk gelmesi için dua ederlermiş tanrılara… Ve lanet olsun ama tepemde onlardan birkaç düzüne var. Belki de kolumdaki yaranın kokusunu aldıkları için buradadırlar ama sanmıyorum bu hayvanlar o kadar aptal duruyor ki bunu başarabilecek kadar zeki olduklarını düşünmüyorum… Dua işini bilmem ama Azrailin gelmesi kötü olurdu…
Güneş taht odasını terk etmek üzere, yavaş yavaş, güne hükmetme yetkisini devrediyor. Çok uzaklardan gelen rüzgar artık biraz daha serinletici… Bedevilerin ne söylediğini unutmamak gerek.Belki de gün biraz daha ölüme yaklaşıyordur kim bilebilir? Ama onlar değil miydi beni sırtımdan bıçaklayan belki de onlara güven konusunda biraz daha temkinli
olmalıydım. Ama artık çok geç…
“Güneş galiba bana küstü dostum, baksana.” Güneşin perdeleri yavaş yavaş kapanırken hava alaca karanlığa döndü ve yanımda yürüyen aptal adam hiç konuşmadı…
Hava güneşe biraz daha uzak,ölüme biraz daha yakın…
Aptal kum aralık bulduğu her yerden vücuduma yapışıyor. Zırhımla bedenim arasında bana acı veriyor. Bunlardan bir an önce kurtulmalıyım… Bir an önce oturup dinlenebileceğim bir gölge bulmalıyım…
Ne kadar yürüdüğüm yada ne yönde yürüdüğümü bilmiyorum,tek bildiğim şey olabildiğince düz yürümeye çalıştığım.Yüzlerce kum tepesi bıraktım ardımda ama önümde daha binlercesi var.Tanrı yardımcım olsun…
Yukarıda güneş gökyüzündeki tahtından inmek üzere ama bedevilere göre çöl gece daha tehlikeli olurmuş. Bence saçmalık; tepedeki azgın güneşin alamadığı canımı gece kim alabilir ki…
Bedevilerden öğrenilecek çok fazla bir şey yok.Zaten onlar biz olmadan kendi kıçlarını bile silemezlerdi. Yinede haklı oldukları birkaç konu olabilir mesela: başının tepesinde dönüp duran kuşların kötü bir şey olduğu; daha birkaç gün önce çölü atımın üzerinde geçerken bir cesedin başında gördüm onlardan birkaç tanesini… Lanet leş yiyiciler hepsinden nefret ediyorum.Aynı etrafımdaki insanlara benziyorlar sadece insanlar biraz daha kibar seni parçalayacaklarında önceden ötmüyorlar, onun yerine suratına sırıtıyorlar…
Bedevilerin dediğine göre bu kuşlar çölde en çok dua eden varlıklarmış, zaten, gelecek olan Azrailin daha çabuk gelmesi için dua ederlermiş tanrılara… Ve lanet olsun ama tepemde onlardan birkaç düzüne var. Belki de kolumdaki yaranın kokusunu aldıkları için buradadırlar ama sanmıyorum bu hayvanlar o kadar aptal duruyor ki bunu başarabilecek kadar zeki olduklarını düşünmüyorum… Dua işini bilmem ama Azrailin gelmesi kötü olurdu…
Güneş taht odasını terk etmek üzere, yavaş yavaş, güne hükmetme yetkisini devrediyor. Çok uzaklardan gelen rüzgar artık biraz daha serinletici… Bedevilerin ne söylediğini unutmamak gerek.Belki de gün biraz daha ölüme yaklaşıyordur kim bilebilir? Ama onlar değil miydi beni sırtımdan bıçaklayan belki de onlara güven konusunda biraz daha temkinli
olmalıydım. Ama artık çok geç…
“Güneş galiba bana küstü dostum, baksana.” Güneşin perdeleri yavaş yavaş kapanırken hava alaca karanlığa döndü ve yanımda yürüyen aptal adam hiç konuşmadı…
Hava güneşe biraz daha uzak,ölüme biraz daha yakın…