Tanrılar'ın dansı(Kuzey Işıkları)
Posted: Sun Nov 04, 2007 9:17 pm
TANRILARIN DANSI
(Kuzey Işıkları)
Karanlık ormanlarda dolaştım
Kurtlarla birlikte uludum,
Sislerin içerisinde soluk alıp verdim
Güneşte yaktım tenimi
Yağmurla yıkadım bedenimi
Uykudan önce karla örttüm üzerimi....
Meşe köklerinin arasında uzanmıştım
Ay'ı seyrederken bir Türkü çağırdım.
Karanlık ormanın uykusunu böldüm
Koca Kuzgunda bana eşlik etti
Ağaçlar hışırdadı karanlıkta
Rüzgar bile ıslık çaldı...
Ayın önünde bir siyah nokta belirdi
Büyüdü de büyüdü
Tam bana çarpacağını düşündüğüm bir anda
Ortadan kayboldu garip şey.
Birden arkamda beliriverdi
Deminki korkum sona erdi.
Ã?ünkü siyah garip şey
Az önceki Koca Kuzguncukmuş...
Koca gagasında
Gagasındanda büyük bir dal taşıyordu.
Gözlerine baktım Koca Kuzgunun
"Al" diye bağırdı.
Dalı aldım büyük bir korkuyla
Ne yaptığımı bilmez halde
Kırıverdim birden dalı.
Koca Kuzgunda şarkı söylemeye başladı bir anda.
Belli ki dalı kırdığıma sevinmişti oda.
Son bir kez bana baktı ve dediki;
"Sakın korkuya kapılma bu ormanda"
Gece daha da bir renklenmişti şimdi.
Bu soğuk kuzey ormanında.
şarkılar hala devam ediyordu
Ağaçlar,çimenler ve çiçeklerle
Karanlık ve huzurlu geç saatlarde.
Elimdeki dala baktım yeniden
Ã?antamın içine attım parçalarını
Nereden geldiğini anlayamadığım
Bir ses duydum aniden.
Olduğum yerde diz çöktüm,
Karşımda bir çift göz gördüm
Bana doğru yaklaştı
Ve yanaklarımı yaladı
şimdi daha iyi anlamıştım ne olduğunu
Bu beraber uluduğum Kurttu.
Bana baktı mavi gözleriyle
"Gel" diye emretti
Koşturmaya başladı hızlıca ve doğuya doğru
Takip ettim beyaz Kurdu.
Kurt o kadar hızlıydı ki
Kaybettiğimi sandım bir an
Sonra tekrar yakaladım genç gözlerimle
Ak bedenli mavi gözlü kurt dostumu...
"Etrafına bakın" dedi
Ve geniş bir açıklıkta buluverdim kendimi.
Açıkllığın tam ortasında
Dev bir meşe dans ediyordu,kökleri ve yapraklarıyla,
Ay'ın elindeyse bir flüt
Türkü yakıyordu Meşeye.
Yıldızlar bile yere inmişti sanki
Sisler garip bir bedene bürünmüştü
Tıpkı ölülerin ruhları gibi...
Eşlik ediyorladı Meşe,Ay ve Yıldızların dansına...
Çok neşeliydi ormanın ruhları
Sanki Dünyaya eğlenmek için gelmişlerdi.
Ne önemi vardı ki?
şimdi sadece dost ruhlarla eğlenme vaktiydi.
Ay elindeki flütü bıraktı
Meşeler,Yıldızlar ve Sisler sustu bir anda.
şaşırmış bir halde Kurt dostuma baktım,
Oysa çoktan ulumaya başlamıştı...
Ay gökten yanıma indi
YAklaşıp dedi ki;
"Dal parçalarını ver"
şüpheyle Ay'a baktım
Ve dalları çıkarmaya başladım.
Ay soluk renkli elleriyle dalları aldı
Korkuya kapılmış yüzüme baktı.
Gülümsedi.
Dalların yarısını bir elinde,diğer yarısını diğerinde tuttu
Açtı avuçlarını gökyüzüne!
Ve büyülü sözler haykırdı,sonsuz karanlığa...
Her sözün ardından dal parçaları duman olup kuzey göğüne yükseliyordu,
Dehşete kapılmış bir halde Ayı seyretmeye devam ettim.
Sonunda garip ayin bitmişti!
Ay kanatlanıp eski yerine geri döndü
Yıldızlarda onu takip etti,
Meşe yeniden kök saldı toprağa
Kurtsa ulumayı bırakıp inine geri döndü.
Yere bıraktım kendimi
Meşe köklerinin yanına
Ne oldu diye düşünürken,
Kuzey göğünde ışıklar parıldamaya başladı,
Garip ayinin sonu buydu işte!
Ay,Meşe ve Yıldızlar bunun için şarkı söylemişti
Tabiki Kurt,Kuzgun ve Karanlık ormanda...
Göğe Ay'a doğru baktım
Ay ise göz kırpmakla yetindi...
Sonra Meşe yapraklarını hışırdattı ve dedi ki;
"İşte genç dostum
Orada ki o ışıklara Kuzey ışıkları derler
'Tanrıların Dansı' dır gerçek adı.
Her çeşit rengi görebilirsin Tanrılarda
Ã?ünkü onlardır bizi bugünlere getiren ve doğaya renk veren...
Her renk farklı bir anlam taşır
Kırmızı Tanrı Thrfereous'un liderliğini
Yeşil Tanrıça Skyln'in dostluğunu ve barışını
Mavi ise Fork'un bilgeliğini simgeler.
Ve daha bir çok renk bir çok Tanrıyı anlatır bizlere..
Her yılın bu zamanında Göklerde dans ederler
Huzur,barış ve sevgi için.
Onlara iyi bak evlat ve anla
Tanrılar'da dans eder..."
(Kuzey Işıkları)
Karanlık ormanlarda dolaştım
Kurtlarla birlikte uludum,
Sislerin içerisinde soluk alıp verdim
Güneşte yaktım tenimi
Yağmurla yıkadım bedenimi
Uykudan önce karla örttüm üzerimi....
Meşe köklerinin arasında uzanmıştım
Ay'ı seyrederken bir Türkü çağırdım.
Karanlık ormanın uykusunu böldüm
Koca Kuzgunda bana eşlik etti
Ağaçlar hışırdadı karanlıkta
Rüzgar bile ıslık çaldı...
Ayın önünde bir siyah nokta belirdi
Büyüdü de büyüdü
Tam bana çarpacağını düşündüğüm bir anda
Ortadan kayboldu garip şey.
Birden arkamda beliriverdi
Deminki korkum sona erdi.
Ã?ünkü siyah garip şey
Az önceki Koca Kuzguncukmuş...
Koca gagasında
Gagasındanda büyük bir dal taşıyordu.
Gözlerine baktım Koca Kuzgunun
"Al" diye bağırdı.
Dalı aldım büyük bir korkuyla
Ne yaptığımı bilmez halde
Kırıverdim birden dalı.
Koca Kuzgunda şarkı söylemeye başladı bir anda.
Belli ki dalı kırdığıma sevinmişti oda.
Son bir kez bana baktı ve dediki;
"Sakın korkuya kapılma bu ormanda"
Gece daha da bir renklenmişti şimdi.
Bu soğuk kuzey ormanında.
şarkılar hala devam ediyordu
Ağaçlar,çimenler ve çiçeklerle
Karanlık ve huzurlu geç saatlarde.
Elimdeki dala baktım yeniden
Ã?antamın içine attım parçalarını
Nereden geldiğini anlayamadığım
Bir ses duydum aniden.
Olduğum yerde diz çöktüm,
Karşımda bir çift göz gördüm
Bana doğru yaklaştı
Ve yanaklarımı yaladı
şimdi daha iyi anlamıştım ne olduğunu
Bu beraber uluduğum Kurttu.
Bana baktı mavi gözleriyle
"Gel" diye emretti
Koşturmaya başladı hızlıca ve doğuya doğru
Takip ettim beyaz Kurdu.
Kurt o kadar hızlıydı ki
Kaybettiğimi sandım bir an
Sonra tekrar yakaladım genç gözlerimle
Ak bedenli mavi gözlü kurt dostumu...
"Etrafına bakın" dedi
Ve geniş bir açıklıkta buluverdim kendimi.
Açıkllığın tam ortasında
Dev bir meşe dans ediyordu,kökleri ve yapraklarıyla,
Ay'ın elindeyse bir flüt
Türkü yakıyordu Meşeye.
Yıldızlar bile yere inmişti sanki
Sisler garip bir bedene bürünmüştü
Tıpkı ölülerin ruhları gibi...
Eşlik ediyorladı Meşe,Ay ve Yıldızların dansına...
Çok neşeliydi ormanın ruhları
Sanki Dünyaya eğlenmek için gelmişlerdi.
Ne önemi vardı ki?
şimdi sadece dost ruhlarla eğlenme vaktiydi.
Ay elindeki flütü bıraktı
Meşeler,Yıldızlar ve Sisler sustu bir anda.
şaşırmış bir halde Kurt dostuma baktım,
Oysa çoktan ulumaya başlamıştı...
Ay gökten yanıma indi
YAklaşıp dedi ki;
"Dal parçalarını ver"
şüpheyle Ay'a baktım
Ve dalları çıkarmaya başladım.
Ay soluk renkli elleriyle dalları aldı
Korkuya kapılmış yüzüme baktı.
Gülümsedi.
Dalların yarısını bir elinde,diğer yarısını diğerinde tuttu
Açtı avuçlarını gökyüzüne!
Ve büyülü sözler haykırdı,sonsuz karanlığa...
Her sözün ardından dal parçaları duman olup kuzey göğüne yükseliyordu,
Dehşete kapılmış bir halde Ayı seyretmeye devam ettim.
Sonunda garip ayin bitmişti!
Ay kanatlanıp eski yerine geri döndü
Yıldızlarda onu takip etti,
Meşe yeniden kök saldı toprağa
Kurtsa ulumayı bırakıp inine geri döndü.
Yere bıraktım kendimi
Meşe köklerinin yanına
Ne oldu diye düşünürken,
Kuzey göğünde ışıklar parıldamaya başladı,
Garip ayinin sonu buydu işte!
Ay,Meşe ve Yıldızlar bunun için şarkı söylemişti
Tabiki Kurt,Kuzgun ve Karanlık ormanda...
Göğe Ay'a doğru baktım
Ay ise göz kırpmakla yetindi...
Sonra Meşe yapraklarını hışırdattı ve dedi ki;
"İşte genç dostum
Orada ki o ışıklara Kuzey ışıkları derler
'Tanrıların Dansı' dır gerçek adı.
Her çeşit rengi görebilirsin Tanrılarda
Ã?ünkü onlardır bizi bugünlere getiren ve doğaya renk veren...
Her renk farklı bir anlam taşır
Kırmızı Tanrı Thrfereous'un liderliğini
Yeşil Tanrıça Skyln'in dostluğunu ve barışını
Mavi ise Fork'un bilgeliğini simgeler.
Ve daha bir çok renk bir çok Tanrıyı anlatır bizlere..
Her yılın bu zamanında Göklerde dans ederler
Huzur,barış ve sevgi için.
Onlara iyi bak evlat ve anla
Tanrılar'da dans eder..."
