Page 1 of 1

Ruhlular Savaşı (Bilgi ve Yorum)

Posted: Thu Jul 26, 2007 12:06 am
by Bogus
Ruhlular'ın Monologlarını hatırlayanlar bilirler, devamını yazmayı düşündüğümü söylemiştim.

Bu hikaye dizisi Ruhlular'ın Monologlarında sizlere tanıttığım Gülşah, Vacheron, Hale ve Deniz'in (Zamanın Mumu) maceralarını anlatacak. Nasıl bir takım olduklarını ve İstanbul'un karanlık atmosferinde Ruhlular arasında süregelen savaşa nasıl dahil olduklarını öğreneceksiniz. Kısacası yaratma girişiminde bulunup üşendiğimiz Setting'i sizlere tanıtmaya devam edeceğim.

Hikayeler çizgi-roman, dizi mantığında kısa bölümler halinde olacak. Ama bir bütünün parçaları olacaklar elbette.

Daha önceki sefer sizleri sürekli bekletmiştim. Bu sefer hikayenin yayınlanma günleri belirli. Haftada 3 kere; Pazartesi, Ã?arşamba ve Cuma günleri yeni bölümü yayınlayacağım.

Elbette kendi kendime gelin güvey olduğumu hissedersem de başınızı ağrıtmam.

Yani beğensenizde beğenmesenizde lütfen yorum yapın, soru sormaktan çekinmeyin.

Not: Bölümler en fazla 2 A4 uzunluğunda olacak. Bu yüzden sıkılmazsınız diye umuyorum.

Posted: Thu Jul 26, 2007 3:14 am
by WizardOfQuarks
Sen başımızı ağrıtmazsan ben senin başını ağrıtırım. :schemes:

Bu arada çok iyi oldu bu hikaye dizisi. Çok da güzel başlamış bence. Devamını merakla bekliyorum. :)

Posted: Sat Jul 28, 2007 5:35 am
by Lord Necros
Gülşah tabiri caizse insanlığını epey kaybetmiş gibi görünüyor. :) Gülşah'ın karakteri bu seferki hikâyede öncekine nazaran çok daha ön plana çıkmış kanaatimce. Ayrıca kullandığı ortam, çevredeki etkiler gibi şeyler oldukça gerçekçi olmuş. Tasvirler deetkileyici.

Yanlız merak ettiğim bir şey var. şimdi vampirlerin de ruhlu olduklarını anladık. Ama onları ruhlu yapan bu ruh, onların ölümlerinin ardından bir süreliğine de olsa donan zihinleri sonucunda buldukları kendi ruhları mı? Yani o ruh nereden gelme? şu anda Gülşah'ın kişiliği hâlâ kendi kişiliği mi, yoksa bir yerden kime ait olduğu belirsiz bir başkasının vücut bulup girmesiyle başka birisinin kontrolü altında mı?

Posted: Sat Jul 28, 2007 6:22 am
by WizardOfQuarks
Evet bence de çok gerçekçi olmuş. Okurken tüylerim ürperdi resmen. :|

Posted: Sat Jul 28, 2007 6:39 am
by Lord Necros
Bir de ekleyeyim, o arabanın altına neden girdi bu oğlan? Yani Gülşah'ın bunu yaptırmasındaki amacı neydi?

Posted: Sat Jul 28, 2007 4:37 pm
by Bogus
Harika sorular... Hepsini cevaplayayım.

Ã?ncelikle arabanın altından başlamak istiyorum.

Dediğiniz gibi Gülşah insanlığını her geçen gün kaybediyor. Daha doğrusu bizim insan dediğimiz şeyden giderek uzaklaşıyor. Ama bunun sonucunda daha doğal bir yaratığa dönüşüyor.

İlk insanları, en doğal insanları düşünün. Biz bugün yavru tavşan çok sevimli diye onu yemeyiz, sempati duyarız. Halbuki eskiden boynunu kırıp çiğ çiğ yiyorduk. Zaten doğadaki bütün canlılar diğerinin düştüğü durum için üzülmez. Gülşah'da artık bu yolda. Elindeki yeşil sakız kutusu onun insanlığını aklında tutatn tek şey ama o bile git gide kızın hayatındaki işlevini ve önemini kaybediyor. İçine para atıldığında duraklaması, neydi bunlar diye düşünmesinin nedeni bu. Para da bildiğiniz gibi tamamen insanların anlayabileceği bir şey. Gülşah kan ile karşılaştırdığında artık paraya bir anlam veremiyor. Sadece hatıra.

Gülşah tıpkı bir hayvan gibi avını alıp yuvasına götürüyor. Avını kimsenin görmesini istemediği, ve rahatsız edilmek istemediği köşe bu. Belgeselde izlerken kaplanların üşenmeden koskoca antilopları ağaçların tepesine çıkardıklarını gördüğümde fark ettim bu davranışı. Arabanın altına sokmasının nedeni avını herkesten uzak tutmak.

Zaten dikkat ederseniz avın saklanması hissini evsiz adam ve viyaklayan köpeklerle de vermeye çalıştım. Hikayede onların işlevi Taksim'de insanların gözünün gezmediği her zifiri karanlık noktada tıpkı bir ormanda olduğu gibi güçlü güçsüzü bastırıyor ve onu öldürüp besleniyor. Sokakların kanunu.


Gelelim Ruh olayına.

Vampirler de ruhlu.

Sistemi şöyle açıklayayım. Doğduğumuz günden beri zihnimiz beynimizi, düşünce tarzımızı ve hayatımızı ele geçiriyor. Bize kurallar söylüyor ve bizi kurallara uymaya zorluyor. Ancak bunun karşılığında bize güç veriyor, insan olarak hızlı bir şekilde öğrenmemizi sağlıyor. Ã?ünkü gördüklerimizi kurallara açıklayabiliyoruz. Bir hayvan baktığında ise ne olup bittiğini anlamıyor.

Daha önceki hikayelerde de biraz ima etmiştim. İnsanlar bir şekilde ruhlarından kopmuş. Artık zihinleri tarafından yönetiliyorlar. Bu kopuş yüzünden de Ruhlar dünyasında binlerce başıboş insan ruhu var. Bu ruhların hiç bir bedeni yok.

İnsan ruhlarının en büyük istekleri tekrar bir bedene sahip olmak. Ancak zihin artık o kadar güçlü bir hal almışki, insan ruhunun tekrardan zihni yenip bu bedenlere girmesi neredeyse imkansız.

Zihin ruhlar dünyasından bakıldığında kafatasının içinde yaşayan, sürekli ağlar ören bir örümceğe benziyor. Bu ağlar insan ruhunun bedene hükmetmesini engelliyor. Ã?ünkü örülen her bir ağ aslında bir açıklama.

Mesela biz çocuklarımızı "Hayalet diye bir şey yoktur. İnanma öyle şeylere.." diye şartladığımızda zihindeki örümcek bir ağ örüyor ve artık çocuk hayaletlere daha fazla inanmıyor. Zihnin en büyük hedefi Ruhlar dünyası ve Materyal dünyayı sonuna kadar ayırmak ve insanları materyal dünyada izole etmek. Ã?ünkü zihin orada daha güçlü.

Ancak işte bu yüzden de zihnin ruhlar dünyasında hiç bir gücü yok. Tamamen materyal dünyaya bağlı.

Bir insan bedeni öldüğünde zihin, örümcek de ölüyor ve beden bir insan ruhu için savunmasız kalıyor.

İşte tam bu anda bir insan ruhu varsa bedene yerleşiyor ve oluyor size vampir. Beden aslında ölü, ama ruh bedene hükmederek, enerjisini onunla paylaşarak onu ayakta tutuyor.

Peki neden o zaman her ölenin vücuduna bir insan ruhu girmiyor? Neden her yer vampir değil?

Sebebi şu:

1. Bir kere tam ölüm anında ruhun orada olması gerekiyor. Ruh tam öldüğü anda girmek zorunda. Bu çok sık olmuyor.
2. İnsan ruhu tıpkı bir kurt, sincap, tavlan ruhu gibi doğaya ait. Doğanın bir parçası ve doğada olması gerektiği sayıda. Yani 7 milyar tane insan ruhu yok. 7 milyar sayısını zihin başarmış. Materyal dünyayı fethetmiş. Ve tek amacı da bunu daha da çok arttırmak. Yaklaşık 40.000 tane insan ruhu olduğu var sayılıyor. Onlar da her tarafa yayılmış vaziyette. Bazıları beden bulmuş, bazıları başıboş. İşte o anda ölen birine denk gelirlerse...

şu anda Gülşah'ın ikilemi de bu. Bir zamanlar insanken olduğu şeyleri hatırlıyor çünkü örümceğin ördüğü ağların bir kısmı hala orada.

Ruhların bir kişiliği yok. Bir isimleri yok, bir benlikleri yok. Onlar saf iç güdü. Doğada olması gerektiği gibi olmaya çalışıyorlar.

Ben!, özel isim, benlik, karakter, bilinç gibi şeyleri hep zihin icat etmiş...

Bu arada bu dünya ile ilgili bir şeyi daha hatırlatayım. Asıl gerçek olan Ruhlar alemi. Materyal dünya ruhlar aleminin bir yansıması sadece. Bu yüzden ruhlar aleminde olmadan materyal dünyada hiç bir şey olamaz.Buna kavramlar da dahil.

İnsan zihni parayı bulduğunda materyal dünyada bir kavram bulmuş oluyor. Bu yüzden Para'nın Ruhlar aleminde doğaya dengeye aykırı çarpık bir ruhu oluşuyor.

Aynı şekilde insan bedenini içgüdülerinden kopardığı için zihin bunların yerine bir şeyler bulmak zorunda. Bunun için içgdüsel hareketleri taklit edip onları bir kurala bağlıyor. Ã?fke, nefret, merhamet, aşk, sevgi gibi şeyler buluyor. Bu kavramlar 7 mlyar insan tarafından öğrenilince yine ruhlar dünyasında bu kavramların çarpık ruhları oluşuyor.

Zihnin ruhlar dünysında hiç bir gücü olmadığını söylemiştim. Ama çok hırslı. Sürekli tanrılar yaratarak Ruhlar dünyasını da ele geçirmeye, doğal olan her şeye savaş açmaya çalışıyor...

Ruhlular ise bu olayı gören ve buna karşı bir cephe alan insanlar.

Daha sonrasını hikayelerden daha güzel öğreneceksiniz, şimdilik bu kadar açıklama yeter...

Ama soru sormak serbest.

Posted: Sat Jul 28, 2007 7:13 pm
by Lord Necros
Ã?oğu şey açıklığa kavuştu, ama son cümlede bir şey dikkatimi çekti.
Bogus wrote:Sürekli tanrılar yaratarak Ruhlar dünyasını da ele geçirmeye, doğal olan her şeye savaş açmaya çalışıyor...
şimdi burada kastedilen tanrılar gerek ilahi gerekse mitolojik tanrılar mı, yoksa Ruhların Monologları'nda gördüğümüz intikam tanrısı gibi tanrılar mı? Yani aslında avatarların tanrıları gerçekte zihnin, Ruhlar Dünyası'nı ele geçirmek üzere yaptığı bir şey mi?

Posted: Sun Jul 29, 2007 5:18 am
by Bogus
Ruhlular'ın Monologlarında ihanet tanrısını görmüştük.

şimdi 9 tane iyilerin tarafında, 9 tane de kötülerin tarafında olan Ana Tanrı var. Bunları ana tanrı diye adlandıranlar da Katip'ler bu arada...

İnsanların yarattığı bütün kavramların ruhlar dünyasında bir yansıması, bir ruhu oluşuyor. Ã?ünkü gerçek olan boyut ruhlar dünyası, materyal dünya bir yansıma.

Tanrı kavramını iyi anlamak gerek. KAtip'lerin tanrı dediği şeyler insanların yarattığı şeylerin ruhları...

Neler mi?

World of warcraft, para, kredi kartı, televizyon, otoban, buzdolabı vs...

Eskiden şimşeğin, dağların, lavın, ağaçların ruhllarını insanlar tanrı olarak adlandırıyordu. Ama zihin güçlendikçe insan da güçlendi ve zihin bize onların tanrı olmadığını söyledi ve kendi tanrılarını yarattı.

şimdi bütün zihinlerin ortak bir amacı var mı bu bilinmiyor. Ancak bir şey kesin. Zihin çok acımasız ve sürekli daha da güçlenmek isteyen bir varlık. Ruhlar Dünyasını fethetmek gibi tasvir edilecek, betimlenebilecek bir amacı yok, ama şu anda yaptığı şeyler yüzünden onun yarattığı "tanrılar" giderek doğal olan ruhları domine etmeye başlıyorlar.

Bu soruların cevabını seri ilerledikçe daha iyi ve daha güzel bir dille anlayacaksınız.

şimdilik size 8+8+1 ana tanrının ne olduğunu söyleyeyim...

Katip'lere göre bütün dünyayı yöneten 17 tane tanrı var.

Bunlardan 8 tanesi iyi, 8 tanesi kötü tarfta. Bir tanesi de her iki tarafın pantheonu tarafından tanınıyor. Yani 9+9.

İyiler Tarafında Olanlar:

1) Sadakat
2 )Merhamet
3) Sevgi
4) Masumiyet
5) Mutluluk
6) Cesaret
7) Tatminiyet
8) Sağduyu
9) Aşk

Kötüler Tarafında Olanlar

1) İhanet
2) Zulüm
3) Nefret
4) Sapkınlık
5) Özüntü
6) Korku
7) Hırs
8) Ã?fke
9) Aşk

Posted: Wed Aug 01, 2007 7:38 pm
by Bogus
Hikaye giderek sertleşiyor... Rahatsız olmaya başlarsanız lütfen söyleyin. Belki yaş sınırı koyarız ya da burada yayınlamayı keserim.

Söz verdiğim gibi okuyan oldukça Pazartesi, Ã?arşamba ve Cuma günleri yayınlamaya devam edeceğim.

Eğer okuyup neden bahsedildiğini anlamayanlar varsa onlara bu hikaye serisinin başı olan ve buradaki karakterleri bir kurgu altında tanıtan Ruhlular'ın Monologları hikaye serisini okumalarını öneriyorum.

Ã?şenmeyenlerden de en azından ben okuyorum demelerini bekliyorum. Yorumdan da vaz geçtim artık... :roll: (şimdiye kadar okuduğunu bildiğim 3 kişi var. :w00t: )

Posted: Thu Aug 02, 2007 10:47 am
by aransayes
Neden sertlikten rahatsız olalım erkek adam sert olmalı :D devam devam eline sağlık çok güzel gidiyor. En yakın zamanda daha geniş bir yorum yapacam.

Posted: Thu Aug 02, 2007 6:43 pm
by Lydronk
inanılmaz olmuşş sadece onu söylemek istiyorum :D film yapsak?ya da dizi?yani kurgusuyla falanı ve filaınyla okduğum en mutheşem hikayelerden diyebilirim ellerine sğlık :D

Posted: Fri Aug 03, 2007 10:21 pm
by Bogus
5. bölümü koydum... Anlatım tarzında ufak değişiklikler fark edeceksiniz. Her karakterin kendine özgü, küçük farklılıkları olan anlatım tarzları var. Tıpkı Ruhlular'ın Monologlarında olduğu gibi... Umarım hoşunuza gider.

Hafta sonu internete giremeyeceğim, o yüzden sorularınız olursa en erken Pazartesi günü cevap verebilirim. Okuyan ve vaktim olunca okuyacağım diyen herkese teşekkürler. :wink:

Posted: Mon Aug 06, 2007 11:55 pm
by Bogus
6. Bölüm'ü bu güne yetiştiremedim. Yarın okuyabileceksiniz. Kusura bakmayın. (Tabi bakıyorsanız... hehe...)

Posted: Tue Aug 07, 2007 12:03 am
by Efla
Bekliyoruz beliyoruz :D

Gerçi ben 5. bölümü okumuş değilim daha da gerideyim ama finalleri bi atlatiyim okuyup yorumlayacam gerçekten çok hoşuma gitti...

Posted: Fri Aug 10, 2007 12:01 am
by Bogus
Bu hafta biraz programdan saptım. Dünün hikayesini bu gün koyuyorum. Eğer aklınıza takılan sorular varsa lütfen sorun, bu bölümde hikayede konseptin dayandığı sistem ile ilgili daha çok bilgi var.

Yeni bölümü seveceğinizi umuyorum, hikaye buradan sonra giderek daha da akıcı bir tempo kazanacak.

Sekizinci bölümde görüşmek üzere. (Ki umarım Cumaya yetişir.)