Sevgililer Günü Sendromu
Posted: Wed Feb 14, 2007 7:34 pm
Çok klışe evet.. ama biri yapmalı.
Hayatım boyunca (15+ yaş) bir tane iyi geçen sevgililer gününü anımsamıyorum. Çok bariz nedenleri var. Bu 14 şubatlarda içinde bulunulabilecek ana üç tane durum olabilir.
- Sevgiliniz vardır.
Hatta belki aşıksınızdır. Sevgililer günü tam sizin içindir. Kendinizi iyi bir gün geçirmek zorundaymış gibi hissedersiniz. Hangi hediye alınacak, ne plan yapılacak, okul veya iş güç nasıl ayarlanacak, maddi durumunuz ne, hangi çiçek... Bir sürü değişken vardır. Bu iyi gün geçirme zorunluluğu garip bir stres yaratır, garip bir tedirginlik çünkü sevgililer günü için yaptığınız hazırlık sanki karşınızdakine ne kadar aşık olduğunuz, ne kadar önemsediğinizle doğru orantılı gibi lanse edilir. Hatta gereksiz kavgalar bile yaratabilir.
- Sevgiliniz yoktur.
Bütün medyada, gördüğünüz her köşe de her resimde sevgililer vardır. Kendinizi yalnız hissetmenize yol açar. Bu sahnelerin ne kadar pazarlama olduğunu bilseniz bile, sizi rahatsız eden bir şeyler vardır. Eski ilişkiler uzun metrajlı, bozuk dublajlı, kötü yönetmenli filmler olarak gözünüzden geçer.
- Sevgiliden ayrılalı çok olmamış, kalbinizin sağ alt kapakçığı zor açılmaktadır.
Hala canınız yanmaktadır. Resimlerden, TV'den gördüğünüz tüm aşk, meşkle ilgi şeyler sizin için hala canlı olan anıları bir kez daha yaşatır. Zaten zor günler geçirmektesinizdir, bir de dış etkenler eklenince iyiden iyiye ilişkilerinizdeki kendinizde ve sevgililerinizdeki hataları düşünerek geçirirsiniz bu günü. İş/Okul kötü gider. Arkadaşlarla toplanıp oyun falan da oynanmaz çünkü mutlaka arkadaşlardan birilerinin sevgilileri vardır ve onlarla zaman geçirmek zorundadırlar.
Geçmiş olsun dilekleriyle,
Anchorite-Sevgililer Günü yerine bu günü penguenleri sevelim, papağanlarla dostluk, goblinlere saygı, Jediları anma yada Klingonları onurlandırma gibi eksik olan günlerden biri olarak kutlanmasını istiyor.
Hayatım boyunca (15+ yaş) bir tane iyi geçen sevgililer gününü anımsamıyorum. Çok bariz nedenleri var. Bu 14 şubatlarda içinde bulunulabilecek ana üç tane durum olabilir.
- Sevgiliniz vardır.
Hatta belki aşıksınızdır. Sevgililer günü tam sizin içindir. Kendinizi iyi bir gün geçirmek zorundaymış gibi hissedersiniz. Hangi hediye alınacak, ne plan yapılacak, okul veya iş güç nasıl ayarlanacak, maddi durumunuz ne, hangi çiçek... Bir sürü değişken vardır. Bu iyi gün geçirme zorunluluğu garip bir stres yaratır, garip bir tedirginlik çünkü sevgililer günü için yaptığınız hazırlık sanki karşınızdakine ne kadar aşık olduğunuz, ne kadar önemsediğinizle doğru orantılı gibi lanse edilir. Hatta gereksiz kavgalar bile yaratabilir.
- Sevgiliniz yoktur.
Bütün medyada, gördüğünüz her köşe de her resimde sevgililer vardır. Kendinizi yalnız hissetmenize yol açar. Bu sahnelerin ne kadar pazarlama olduğunu bilseniz bile, sizi rahatsız eden bir şeyler vardır. Eski ilişkiler uzun metrajlı, bozuk dublajlı, kötü yönetmenli filmler olarak gözünüzden geçer.
- Sevgiliden ayrılalı çok olmamış, kalbinizin sağ alt kapakçığı zor açılmaktadır.
Hala canınız yanmaktadır. Resimlerden, TV'den gördüğünüz tüm aşk, meşkle ilgi şeyler sizin için hala canlı olan anıları bir kez daha yaşatır. Zaten zor günler geçirmektesinizdir, bir de dış etkenler eklenince iyiden iyiye ilişkilerinizdeki kendinizde ve sevgililerinizdeki hataları düşünerek geçirirsiniz bu günü. İş/Okul kötü gider. Arkadaşlarla toplanıp oyun falan da oynanmaz çünkü mutlaka arkadaşlardan birilerinin sevgilileri vardır ve onlarla zaman geçirmek zorundadırlar.
Geçmiş olsun dilekleriyle,
Anchorite-Sevgililer Günü yerine bu günü penguenleri sevelim, papağanlarla dostluk, goblinlere saygı, Jediları anma yada Klingonları onurlandırma gibi eksik olan günlerden biri olarak kutlanmasını istiyor.