Malum başlığın devamı
Posted: Sat Sep 02, 2006 3:33 am
Özentilerden nefret ediyorum. Kendini bir poza, bir kişiliğe sokup mutlu olduğunu sananlardan.
Özülmemek için mutlu olmaktan vazgeçmekten nefret ediyorum.
Kafamın sürekli karışık olmasından nefret ediyorum.
Ölmek için çok geç olmasından nefret ediyorum. Ã?ünkü doğdum artık.
Gözümün önündeki şeyleri fark edememekten nefret ediyorum.
Paradokslardan nefret ediyorum. Ve kafam çok karışık olduğunda onları çözememekten.
Sorunun bir şeyi yapıp yapamamak değil, yapıp yapmama arasında kararsız kalmak olmasından nefret ediyorum.
Her işi aptalca hayra yormaktan nefret ediyorum. Eğer gerçekten hayırlıysa özür dilerim senden koruyucu meleğim.
Bazı şeyleri anlamsız bulmama ve yok saydığımı sanmama rağmen hâlâ yapmaya devam etmekten nefret ediyorum.
Hep bir kamera beni çekiyormuş ve bu bir filmmiş gibi davranmaktan nefret ediyorum.
Ã?nyargılarımdan ve onlardan bir çırpıda kurtulamamaktan nefret ediyorum.
İçgüdülerden bende olmadığı için değil düşünmeyi engellediği ve çözüm yolunu gizlediği için nefret ediyorum.
Neyin doğru neyin yanlış olduğunu merak etmeme rağmen sorgulamaya geçememekten ve buna sebep olan kafa karışıklığından nefret ediyorum.
şerefsizin teki olmamdan nefret ediyorum. Ayrıntısını yazamam ama.
Kendimi tanıyamamaktan nefret ediyorum. Bir gün kendimi kameraya çekeceğim 24 saat.
İstanbul'un beni değiştirmesinden nefret ediyorum. Saf ve bozulmamış hâlimi özlüyorum.
Sadece bir amacın peşinde koşturup kumdan kaleler yapmaktan ve bu kulelerin asla bitmez bir denizin dalgalarıyla her seferinde yıkılmasından nefret ediyorum. Ve her seferinde bıkmadan yıkılmasın diye farklı temeller atmaktan. Ve bunu yapmanın beni farklı yapacağını düşünmekten.
Kendime özel düşünceleri haketmeyenlerle paylaşmaktan nefret ediyorum.
Demagojiden nefret ediyorum. Ve insanların fikirleri değil kendilerini haklı çıkarmaya çalışmasından.
Suçsuz olduğumun yüzüme söylendiğini duymak içni kendimi suçlamaktan nefret ediyorum. Ve hep masum görünmekten.
Kendimi düzeltememekten nefret ediyorum. Ve düzeltmemin gerekip gerekmediğini görememekten.
Her zaman samimi olmaktan nefret ediyorum.
Kendimle çelişmekten nefret ediyorum.
Unutkanlığımdan nefret ediyoum.
Kendimi aptal gibi hissetmekten belki her şeyden daha fazla nefret ediyorum.
Kafamda bir şeyleri sıralayamamaktan nefret ediyorum. Gereği var mı onu da bilmiyorum.
Birilerinin benimle ilgilenmesini, hatırımı sormasını, fikrimi merak etmesini beklemekten nefret ediyorum.
Yanlış yerde yanlış davranmaktan, her şeyi bir kerede yıkmaktan nefret ediyorum.
İş nefret etmeye gelince her şeyden nefret etmekten nefret ediyorum.
Kendimle ilgili bu kadar şeyden bahsetmekten ama bunu burada kesememekten nefret ediyorum.
Fikirlerimin kolayca değişmesinden ve bu yüzden kafamın karışmasından, dolayısıyla delirmemden nefret ediyorum.
Santiago'nun da dediği gibi arkadaşların sinsice sizi kendilerine benzetmelerinden nefret ediyorum.
Saçmalamaktan nefret ediyorum.
Sürekli aynı şeyleri tekrar ettiğimi düşünmekten nefret ediyorum.
İletişim kurma özürlü olmaktan nefret ediyorum.
Aklıma nefret edecek bir şeyler getirmeye çalışmaktan nefret ediyorum.
Tüm sahte arkadaşlardan nefret ediyorum. Yani hepsinden.
Kör olmamdan nefret ediyorum.
İmansızlığımdan nefret ediyorum. Her şeyi sorgulamamdan.
Normal insanların üzüldüğü şeylere üzülmeyip sevindiği şeylere sevinememekten, yaptıkları bazı şeyleri anlamsız bulmaktan nefret etmiyorum; hatta bunu düşünmekten nefret ediyorum.
Kendimi bulunmaz ve eşsiz hissetmekten nefret ediyorum, işin kötüsü gerçekten öyleysem daha çok nefret edeceğim.
Eğer bu yazdıklarım bir şekilde giderse bilgisayardan, internetten, Firefox'tan nefret edeceğim.
Birden fazla şey düşünememkten, kafamın entrikaya basmamasından, art niyet arayamamaktan ve art niyetli olamamaktan nefret ediyorum.
Her şey bu kadar anlamsızken sürekli bir şeyleri nefret edecek kadar umursamaktan nefret ediyorum.
Yazacak daha binlerce şey varken aklıma bir şey gelmemesinden ve burada bitirmekten nefret ediyorum.
Sonuç olarak bunları açıklamaktan nefret ediyorum. Kendimden nefret ediyorum.
Özülmemek için mutlu olmaktan vazgeçmekten nefret ediyorum.
Kafamın sürekli karışık olmasından nefret ediyorum.
Ölmek için çok geç olmasından nefret ediyorum. Ã?ünkü doğdum artık.
Gözümün önündeki şeyleri fark edememekten nefret ediyorum.
Paradokslardan nefret ediyorum. Ve kafam çok karışık olduğunda onları çözememekten.
Sorunun bir şeyi yapıp yapamamak değil, yapıp yapmama arasında kararsız kalmak olmasından nefret ediyorum.
Her işi aptalca hayra yormaktan nefret ediyorum. Eğer gerçekten hayırlıysa özür dilerim senden koruyucu meleğim.
Bazı şeyleri anlamsız bulmama ve yok saydığımı sanmama rağmen hâlâ yapmaya devam etmekten nefret ediyorum.
Hep bir kamera beni çekiyormuş ve bu bir filmmiş gibi davranmaktan nefret ediyorum.
Ã?nyargılarımdan ve onlardan bir çırpıda kurtulamamaktan nefret ediyorum.
İçgüdülerden bende olmadığı için değil düşünmeyi engellediği ve çözüm yolunu gizlediği için nefret ediyorum.
Neyin doğru neyin yanlış olduğunu merak etmeme rağmen sorgulamaya geçememekten ve buna sebep olan kafa karışıklığından nefret ediyorum.
şerefsizin teki olmamdan nefret ediyorum. Ayrıntısını yazamam ama.
Kendimi tanıyamamaktan nefret ediyorum. Bir gün kendimi kameraya çekeceğim 24 saat.
İstanbul'un beni değiştirmesinden nefret ediyorum. Saf ve bozulmamış hâlimi özlüyorum.
Sadece bir amacın peşinde koşturup kumdan kaleler yapmaktan ve bu kulelerin asla bitmez bir denizin dalgalarıyla her seferinde yıkılmasından nefret ediyorum. Ve her seferinde bıkmadan yıkılmasın diye farklı temeller atmaktan. Ve bunu yapmanın beni farklı yapacağını düşünmekten.
Kendime özel düşünceleri haketmeyenlerle paylaşmaktan nefret ediyorum.
Demagojiden nefret ediyorum. Ve insanların fikirleri değil kendilerini haklı çıkarmaya çalışmasından.
Suçsuz olduğumun yüzüme söylendiğini duymak içni kendimi suçlamaktan nefret ediyorum. Ve hep masum görünmekten.
Kendimi düzeltememekten nefret ediyorum. Ve düzeltmemin gerekip gerekmediğini görememekten.
Her zaman samimi olmaktan nefret ediyorum.
Kendimle çelişmekten nefret ediyorum.
Unutkanlığımdan nefret ediyoum.
Kendimi aptal gibi hissetmekten belki her şeyden daha fazla nefret ediyorum.
Kafamda bir şeyleri sıralayamamaktan nefret ediyorum. Gereği var mı onu da bilmiyorum.
Birilerinin benimle ilgilenmesini, hatırımı sormasını, fikrimi merak etmesini beklemekten nefret ediyorum.
Yanlış yerde yanlış davranmaktan, her şeyi bir kerede yıkmaktan nefret ediyorum.
İş nefret etmeye gelince her şeyden nefret etmekten nefret ediyorum.
Kendimle ilgili bu kadar şeyden bahsetmekten ama bunu burada kesememekten nefret ediyorum.
Fikirlerimin kolayca değişmesinden ve bu yüzden kafamın karışmasından, dolayısıyla delirmemden nefret ediyorum.
Santiago'nun da dediği gibi arkadaşların sinsice sizi kendilerine benzetmelerinden nefret ediyorum.
Saçmalamaktan nefret ediyorum.
Sürekli aynı şeyleri tekrar ettiğimi düşünmekten nefret ediyorum.
İletişim kurma özürlü olmaktan nefret ediyorum.
Aklıma nefret edecek bir şeyler getirmeye çalışmaktan nefret ediyorum.
Tüm sahte arkadaşlardan nefret ediyorum. Yani hepsinden.
Kör olmamdan nefret ediyorum.
İmansızlığımdan nefret ediyorum. Her şeyi sorgulamamdan.
Normal insanların üzüldüğü şeylere üzülmeyip sevindiği şeylere sevinememekten, yaptıkları bazı şeyleri anlamsız bulmaktan nefret etmiyorum; hatta bunu düşünmekten nefret ediyorum.
Kendimi bulunmaz ve eşsiz hissetmekten nefret ediyorum, işin kötüsü gerçekten öyleysem daha çok nefret edeceğim.
Eğer bu yazdıklarım bir şekilde giderse bilgisayardan, internetten, Firefox'tan nefret edeceğim.
Birden fazla şey düşünememkten, kafamın entrikaya basmamasından, art niyet arayamamaktan ve art niyetli olamamaktan nefret ediyorum.
Her şey bu kadar anlamsızken sürekli bir şeyleri nefret edecek kadar umursamaktan nefret ediyorum.
Yazacak daha binlerce şey varken aklıma bir şey gelmemesinden ve burada bitirmekten nefret ediyorum.
Sonuç olarak bunları açıklamaktan nefret ediyorum. Kendimden nefret ediyorum.