dusunceler [hakkında]
Posted: Tue Aug 08, 2006 7:46 am
Aramızdaki küçük şeyler o kadar önemsizdir ki, bazen biz bile farkına varmayız. Olanlar yada fark etmek istemeyiz. Her şeyin bir nedeni vardır elbet. Bu küçük şeylerinde olduğu bir Pazar günü, balkonda oturmuş sakin ve huzurlu geçen günün ardından, yorgun düşmüş bedenimi biraz olsun dinlendirme fırsatı bulmuştum.
Etrafıma amaçsızca bakarken, karşı komşunun salonunda oturan iki genç dikkatimi çekti. Sanki kız evden ayrılmak istercesine hareketli ve telaşlı; oğlan ise kızı ikna etmek için uğraşmakta. Biraz zaman geçtikten sonra olaya oğlanın annesinin de devreye girmesiyle, olaya biraz hareketlilik ve şenlik havası geldi. Teyzenin iki gencin arasına kalmasına mı güleyim, yoksa oğlanın kıza döktüğü dile mi yanayım şaşırdım kaldım vallahi. Ortam akşam olunca sakinleşti. Teyze evden çıkmıştı, ses gelmiyordu. Ben de merak etmiyor değildim hani. Tam o anda bir şeyi fark ettim! Balkonun panjurundan içeri sızan akşam güneşini... O kadar sıcak ve masumdu ki; insana huzur veriyordu. Bundan mıdır bilinmez ama bizim iki genç az sonra birbirlerine sarılmış evden çıktılar. Bu da bize her şeyin eninde sonunda tatlıya bağlanacağını gösteriyor. Ve o an anladım ki, sevgi hayattaki en güzel olaydı. İnsanın sevmesi için illa bir sevgilisi mi olması gerekir, yoksa sevmemesi gerekir anlamış değilim hala. İnsan bazen susmak ister, sevdiğini haykırmak ister, konuşmak ister. Bazen sessizlik duygularımızı anlatmada konuşmaktan daha etkili olabilir. İşte ben hep o anları seçtim, o akşamın huzur verdiği gökyüzünde, yıldızlarla ayın dans ettiği anda, onları kıskanmamak elde değildi. Milyarlarca yıldan beri her gece bıkıp usanmadan, sevgiyle, tutkuyla beraber olmaları, her zaman yan yana... Bizler de böyle olabilir miyiz yoksa böyle olmaktan mı korkuyoruz? Kalabalık içinde yalnız yaşamak bu olsa gerek. Sevgiye, dostluğa, arkadaşlığa muhtaç. Bunun yanında kibir, nefret, açgözlülük, güvensizlik... bunlar ise bizim vazgeçilmez alışkanlıklarımız olsun. Artık ben ne için yaşadığımı unuttum. Benim dünyaya gelme ve yaşama amacımı unuttum, ben dünyaya bencillik, kötülük, nefret, bunlara sahip olmak için mi, yoksa sevgi, güzellik, iyilik, bunları yaşamak için mi? Kim bilir ne için? Ama bunu hiçbir zaman bilemeden, öğrenmeden yol alacağız hasret dolu bu yıllarda; gözümüzde yaşlarla, kalbimizde bitmez acılarla, keşke diyeceğimiz o günlere yaklaşırken, biraz çaba göstermek zor mu? Yoksa "Zaten değişen bir şey yok böyle gelmiş geçer" demek mi? Bunu da her şey gibi zaman gösterecek. Dedikleri gibi zaman her şeyin ilacı. Ama kimileri için sonun başlangıcı. Yitip giden zamanın arasında, kaybolup giden kendini yitirenler mi? Zaman ne büyük bir kavram! Her şeyin sonsuz bir mekanda var olma savaşında, zaman hep onlara yol gösterdi. Kimi için zaman her şeyin ilacı oldu ,kimileri içinse felaketten başka bir şey getirmedi. Eski zamanları andığımız şu günlerde her şeyin kıymeti daha iyi anlaşılıyor. Biz bile şu genç yaşımızda "Keşke" diyip "Daha başka olabilirdi şöyle yapsaydım" dediğimiz olmuyor mu? Eskiden ders alıp, geleceğe yön vermek, hatalara düşmemek. İnsan oğlu hep aynı hataları yapmakta ama bir türlü ders almamakta. Bunun en büyük nedeni bitmek bilmez hırsımız, aç gözlülüğümüz.
Bunları aştığımızda zaman sorununu da aşmış olacağız. Bütün bu düşünceler, penceremden içeri sızan ışık neden oldu. Bütün düşünceler, hayaller, arzular, pencereden içeri sızan ışık kadar parlak, keskin. Ve kolay değil. Ama bugün değil, belki yarın da değil. Ama bir gün mutlaka hayallerimiz gerçek olacak.
//Efla: Başlık değiştirildi
//Daeya: Mesajınız düzenlenmiştir. Lütfen yazım ve imla kurallarına dikkat ediniz.
Etrafıma amaçsızca bakarken, karşı komşunun salonunda oturan iki genç dikkatimi çekti. Sanki kız evden ayrılmak istercesine hareketli ve telaşlı; oğlan ise kızı ikna etmek için uğraşmakta. Biraz zaman geçtikten sonra olaya oğlanın annesinin de devreye girmesiyle, olaya biraz hareketlilik ve şenlik havası geldi. Teyzenin iki gencin arasına kalmasına mı güleyim, yoksa oğlanın kıza döktüğü dile mi yanayım şaşırdım kaldım vallahi. Ortam akşam olunca sakinleşti. Teyze evden çıkmıştı, ses gelmiyordu. Ben de merak etmiyor değildim hani. Tam o anda bir şeyi fark ettim! Balkonun panjurundan içeri sızan akşam güneşini... O kadar sıcak ve masumdu ki; insana huzur veriyordu. Bundan mıdır bilinmez ama bizim iki genç az sonra birbirlerine sarılmış evden çıktılar. Bu da bize her şeyin eninde sonunda tatlıya bağlanacağını gösteriyor. Ve o an anladım ki, sevgi hayattaki en güzel olaydı. İnsanın sevmesi için illa bir sevgilisi mi olması gerekir, yoksa sevmemesi gerekir anlamış değilim hala. İnsan bazen susmak ister, sevdiğini haykırmak ister, konuşmak ister. Bazen sessizlik duygularımızı anlatmada konuşmaktan daha etkili olabilir. İşte ben hep o anları seçtim, o akşamın huzur verdiği gökyüzünde, yıldızlarla ayın dans ettiği anda, onları kıskanmamak elde değildi. Milyarlarca yıldan beri her gece bıkıp usanmadan, sevgiyle, tutkuyla beraber olmaları, her zaman yan yana... Bizler de böyle olabilir miyiz yoksa böyle olmaktan mı korkuyoruz? Kalabalık içinde yalnız yaşamak bu olsa gerek. Sevgiye, dostluğa, arkadaşlığa muhtaç. Bunun yanında kibir, nefret, açgözlülük, güvensizlik... bunlar ise bizim vazgeçilmez alışkanlıklarımız olsun. Artık ben ne için yaşadığımı unuttum. Benim dünyaya gelme ve yaşama amacımı unuttum, ben dünyaya bencillik, kötülük, nefret, bunlara sahip olmak için mi, yoksa sevgi, güzellik, iyilik, bunları yaşamak için mi? Kim bilir ne için? Ama bunu hiçbir zaman bilemeden, öğrenmeden yol alacağız hasret dolu bu yıllarda; gözümüzde yaşlarla, kalbimizde bitmez acılarla, keşke diyeceğimiz o günlere yaklaşırken, biraz çaba göstermek zor mu? Yoksa "Zaten değişen bir şey yok böyle gelmiş geçer" demek mi? Bunu da her şey gibi zaman gösterecek. Dedikleri gibi zaman her şeyin ilacı. Ama kimileri için sonun başlangıcı. Yitip giden zamanın arasında, kaybolup giden kendini yitirenler mi? Zaman ne büyük bir kavram! Her şeyin sonsuz bir mekanda var olma savaşında, zaman hep onlara yol gösterdi. Kimi için zaman her şeyin ilacı oldu ,kimileri içinse felaketten başka bir şey getirmedi. Eski zamanları andığımız şu günlerde her şeyin kıymeti daha iyi anlaşılıyor. Biz bile şu genç yaşımızda "Keşke" diyip "Daha başka olabilirdi şöyle yapsaydım" dediğimiz olmuyor mu? Eskiden ders alıp, geleceğe yön vermek, hatalara düşmemek. İnsan oğlu hep aynı hataları yapmakta ama bir türlü ders almamakta. Bunun en büyük nedeni bitmek bilmez hırsımız, aç gözlülüğümüz.
Bunları aştığımızda zaman sorununu da aşmış olacağız. Bütün bu düşünceler, penceremden içeri sızan ışık neden oldu. Bütün düşünceler, hayaller, arzular, pencereden içeri sızan ışık kadar parlak, keskin. Ve kolay değil. Ama bugün değil, belki yarın da değil. Ama bir gün mutlaka hayallerimiz gerçek olacak.
//Efla: Başlık değiştirildi
//Daeya: Mesajınız düzenlenmiştir. Lütfen yazım ve imla kurallarına dikkat ediniz.