Tan Vakti ~
Posted: Thu Jul 20, 2006 10:53 am
Gözleri bakmaya alışkın olmayan manzaraya odaklandı. Karşısındaki ovada küçük bir şeyler dışında her şey normal görünüyordu. Kuşlar ötüyor otlar rüzgarın esiş yönüne doğru hareket ediyordu. Ovanın ortasında da kocaman bir meşe ağacı duruyordu. Dallarını dua eden insanların kolları gibi gökyüzüne kaldırmıştı. Belki yüz yıllıktı; ama şu an için ağacın yaşı önemli değildi. Aysa ovaya bakmaya devam etti. Aslında bakmaktan başka bir şey yapamıyordu. Meşe ağacının kenarlarında insanlar vardı. Kimisi yere kapaklanmış, kimisi de dua ediyordu. Hepsinin gözleri aynı yerdeydi. Dallardan birinin üzerinde sallanan bir kadın vardı. Kocaman ve kalın bir halatla boynundan bağlanmıştı. Dili dışarı çıkmış boynuna kan oturmuştu. Üzerindeki kırmızı ipekten elbise, otları savuran rüzgarın estiği yönde hareket ediyordu. Ağacın yaprakları sanki yas tutarmış gibi buruşmuştu. Aysa hala bakıyordu ve bedeninin uyuştuğunu bile hissetmedi. İstem dışı olarak yere diz çöktü. Aslında diz üstü toprağa düştü. Gözeri hala asılan kadındaydı ; ama bir fark vardı. şimdi göz yaşı bezleri harekete geçmişti ve hayatında hiç olmadığı kadar çok ağlıyordu. Mahvolmuş bir görüntüsü vardı. Ağzını araladığının farkında değildi. Bir insandan çıkması çok şaşırtıcı olan bir ses çıktı ağzından. Ağacın etrafında dua eden ve ağlayanlar bir anda Aysa' ya bakmaya başladılar. Kız sanki orda hiç kimse yokmuş gibi hala ağaçtaki kırmızı ipeğe bakıyordu.
'Bitti. Her şey bitti. Lanet olsun neden beni de asmadılar ?'
Tek aklından geçen bunlar olmuştu. Ve düşünceleri bir deniz kaplumbağasının suyun üzerine uzattığı kafası gibi havayı yararak ses tellerinde duyulur hale geldiler.
"Annecim. Lanet olası aşağılıklar. Bunu size ödeteceğim. Yemin ederim. Annee. Lütfen anne...!"
Kalan son gücüyle ağaca doğru koşmaya başladı. Onu gören, dua edip ağlayan kişiler, kaçıştılar. Delirmiş gibi bir hali vardı. Gözleri aşı derece büyümüştü ve ağlama ifadesi olmadığı halde gözlerinden yaşlar akıyordu. Annesine doğru koşturdu. Uzandı, yapabileceği hiçbir şey yoktu. Yüksekti çok yüksek. Annesinin ayak baş parmağını tutabildi ancak. Tutunca olanlar oldu. Ölü bedenin ağırlığı ile bağlandığı dal kırıldı ve kızı meşe ağacının gölgesinde yere serdi. Aysa, annesinin ölü bedeninin altından hiç kalkmaya çalışmadı. Sadece onu daha çok sardı, kollarını öptü, kokusunu içine çekti ne de olsa bir daha asla bu kokuyu duyamayacaktı...
---
devam ettiriyorum .. ama ne zaman gelir bilmiyorum
Mesajınız düzenlenmiştir.// Editör.
'Bitti. Her şey bitti. Lanet olsun neden beni de asmadılar ?'
Tek aklından geçen bunlar olmuştu. Ve düşünceleri bir deniz kaplumbağasının suyun üzerine uzattığı kafası gibi havayı yararak ses tellerinde duyulur hale geldiler.
"Annecim. Lanet olası aşağılıklar. Bunu size ödeteceğim. Yemin ederim. Annee. Lütfen anne...!"
Kalan son gücüyle ağaca doğru koşmaya başladı. Onu gören, dua edip ağlayan kişiler, kaçıştılar. Delirmiş gibi bir hali vardı. Gözleri aşı derece büyümüştü ve ağlama ifadesi olmadığı halde gözlerinden yaşlar akıyordu. Annesine doğru koşturdu. Uzandı, yapabileceği hiçbir şey yoktu. Yüksekti çok yüksek. Annesinin ayak baş parmağını tutabildi ancak. Tutunca olanlar oldu. Ölü bedenin ağırlığı ile bağlandığı dal kırıldı ve kızı meşe ağacının gölgesinde yere serdi. Aysa, annesinin ölü bedeninin altından hiç kalkmaya çalışmadı. Sadece onu daha çok sardı, kollarını öptü, kokusunu içine çekti ne de olsa bir daha asla bu kokuyu duyamayacaktı...
---
devam ettiriyorum .. ama ne zaman gelir bilmiyorum
Mesajınız düzenlenmiştir.// Editör.