Konstantinopolis Geceleri (Karanlıklar Dünyası)

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Post Reply
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Konstantinopolis Geceleri (Karanlıklar Dünyası)

Post by Eldarin_ »

M.S 312
Roma tahtı, Muhteşem Konstantin tarafından ele geçirilmeden bir hafta kadar önce...


" Efendimiz Konstantin. Bizans'ın içinde bulunduğu durumu sizde görüyorsunuz. Yönetimsel açıdan ciddi bir karmaşa var. Sizinde malumunuz şehir imparator Diolectian tarafından yeterince iyi idare edilmemekte. Kendisi özellikle sefil batılıların adeta bir kuklası durumunda ve onların kültürsüzlüklerini de bizim topraklarımıza taşıyor gün be gün. İşin acı olan tarafı ise bununla kalmıyor. Sizinde malumunuz, imparatorluk Hz. İsa'nın öğretilerine tamamiyle sırt çevirmiş durumda ve böyle giderse kendi cehalet bataklığının içinde boğulmaktan kurtulamayacak. Ve bu topraklarda yaşayan bizlerinde akibeti kuşkusuz bu imparatorluğun akibeti ile bir olacaktır.
Ayrı taraftan şu Maxentis isimli baldırıçıplak. Belli ki onun ve arkasındaki çapulcu sürüsününde imparatorluğun içine düşmüş olduğu bu zor durumdan bir çıkarı var. Kendisi Roma üzerinde hiçbir resmi hakka sahip olmaksızın taht üzerinde hakkı olduğunu iddia ediyor. Bu sizin için olduğu kadar bizim içinde katlanılamaz bir durumdur. Cezası neyse verilmelidir.

Ve siz, Muhteşem Konstantin, imparatorluğun halefi olan siz...

Siz bu topraklar üzerinde hak sahibisiniz ve bizce hakkınızı almalısınız. Danışmanlarınızda ordunuzda aynı fikir altında birleşmiş durumda. Hepimiz ağzınızdan çıkacak o kelamı bekliyoruz.

Baba, Oğul ve Kutsal ruh adına ,bu ülke kendi cehaletinin içinde sürünüp yokolmadan önce olanlara bir dur demeniz gerekiyor.

Diğer saygıdeğer danışmanlarımız Dracon ve Michael'inde size önermiş olduğu gibi;
Artık zırhınızı kuşanma zamanı efendimiz, ve bu ülkeyi kurtarmalıyız. eski çağın yobazlıklarından sıyrılmamız gerekmekte. Yeni bir çağa mührünüzü vurmanız ve kutsal bir doğumun ve yükselişin müjdecisi olmanız gerekmekte."


Konstantin oturduğu sandalyede gergin vaziyette durmaktaydı. Karşısındaki Antonius onu pür dikkat, kırpılmaksızın izleyen gözlerle takip etmekteydi.

Konstantin başını önce önüne eğdi. Gecenin geç bir vaktiydi ve imparatorluk halefinin yorgun görüntüsü Antonius'un gözlerinden kaçmıyordu.
Sonra Konstantin başını tekrar kaldırdı. Kaşlarını büzdü ve kararmış yüzünü Antonius'a çevirdi. Hemen sağında titremekte olan kandil ışığı yüzünün bir tarafını turuncunun tonlarına boyuyor, gözünün akını daha da parlaklaştırıyordu. Karşısındaki orta yaşlı Antonius ise kat kat cüppesinin içinde kıpırtısızca Konstantin'i izliyordu.

Ve Konstantin o gece Roma'nın kaderini değiştirecek kararını verdi.

"Roma kurtulmalı değerli Antonius, sizlerinde söylediğiniz üzere. İmparatorluk şerefi için bir kez daha mücadele vermeli, ki bizler bu mücadelenin öncüleri olacağız.
Roma için savaşacağız. Yeni Roma için..."


Yeni Roma için savaşacağız...

Antonius'un beklediği sözde buydu işte. Konstantin sözlerini bitirdiğinde

"İmparatorluk orduları tüm güçlerini biraraya getirerek savaşmalı. Ã?nce baldırıçıplak Maxentis ezilmeli, ardından başşehir ele geçirilmeli...
Ve sonrasında siz, Muhteşem Konstantin, tahta geçtiğinizi ilan edebilirsiniz efendimiz.
Vereceğimiz bu kutsal mücadelede Baba, oğul ve kutsal ruh'ta yanınızda olacaktır Muhteşem Konstantin. Bundan emin olabilirsiniz. "


Ardından ikili beraber ayağa kalktılar... Antonius ölüm kadar soğuk elini Konstantin'in omzuna yerleştirdi. Konstantin bozuntuya vermedi, sadece omzunun üzerindeki ele kısık gözlerle bakmakla yetindi.

Ve Antonius'un eli omzundan ayrıldı. Diğer eli ise önce bir omzuna, sonra diğer omzuna, ardından alnına ve göğsüne ufak darbelerle kısa vuruşlar yaptı. Bunu yaparkende ağzından şu sözler çıkıyordu.

"Baba, oğul ve kutsal ruh adına. Tanrı sizi kutsasın mücahit Konstantin"

Ve Muhteşem Konstantin, çenesini onurlu bir edayla yukarı kaldırdı. Muhteşem Konstantin'in gözlerinin içinde bitmek tükenmek bilmez bir ateş yanarken gözleri dik bir şekilde titremekte olan kandil ateşini izliyordu.

Bu gece Antonius'un da ilhamıyla Konstantin tarafından imparatorluğun kaderini değiştirecek bir karar alınmıştı ve bu yeni bir çağın doğuşunun habercisiydi.

Rüya gerçekleşiyordu... Konstantinopolis rüyası...

Image
Last edited by Eldarin_ on Thu Jun 22, 2006 8:52 pm, edited 1 time in total.
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Rüya... Michael'in Zaferi... Muhteşem Konstantin...

Kaz tüyünün kana bulanarak parşömenleri doldurduğu ve tarihe geçirdiği öykülerden biridir Konstantinopolis. Bir Rüya(i)'ydı Michael'in tabiriyle.
Anasının rahmini pençeleriyle yırtıp geçmiş Moğol Cengiz gibi bir doğuşu, bendini parçalayarak dalgalar halinde yükselen sular gibi bir yükselişi ve eski zamanlardan unutulmuş bir melodiyi hatırlatırcasına ağır ağır üflenen bir Ud'un çıkardığı ezgi gibi bir sonu olan şehir burası.

Burası Konstantinopolis. Caine'in çocuklarının kazandığı ve ardından kaybettiği diğer herşey gibi, tarih kitaplarının kanla yazılmış sayfalarına işlenmiş bir şehir.

Dinleyelim Altın şehrin öyküsünü.
Doğuşunu, yükselişini ve çöküşünü.
Antonius, Dracon ve Michael'in Rüyasını dinlerken,
Hatırımıza gelsin hüznün ezgileri...


----------o----------o----------o----------o----------


Roma, Hz. İsa'nın bırakmış olduğu dine, hristiyanlığa sırt çevirirken imparatorluk, gizli sahipleri Lasombra Ectoris, Cappadocian Byzar ve Toreador Michael tarafından yönetilmekteydi.

Roma'nın bu üç gizli efendisinin arasından kuşkusuz en güçlüsü Toreador Michael'di ve onun muhteşem bir hayali vardı;

Tanrının bize öbür dünyada vaadettiği cenneti bu dünyada kurmak.

Bu gerçekten bir rüyaydı. Ölümlüler içinde, lanetlenmişler içinde. Ama her ne olursa olsun, bu rüya yaşanmalıydı. Bu rüya gerçekleştirilmeliydi!

Ve aynı şekilde Michael bu rüyayı kendisine aşık olan Tzimisce Dracon ve Ventrue Antonius ile paylaşıyordu.
Ã?yle ki bir süre sonra bu rüyanın gerçekleşebileceğine inanmaya başladılar ve ortaklaşa çalışmaya başladılar. Bu rüyanın gerçekleşebilmesi için ellerinde güç ve olanaklar vardı ve bunlar içersinde en göze batanı elbetteki Roma'ydı. Üçlü burayı uygarlıkların ve kültürün beşiği haline getirmek istiyorlardı. Ölümlüler ile lanetlilerin beraber yaşayabilecekleri ve beraber güçlenebilecekleri bir yer istiyorlardı.

Vampir toplumu içersinde bu fikri asla kabul etmeyecek olanlarda vardı elbette, onları ise ölümlü gözler ardında yenik düşürmek gerekliydi.

Ve Muhteşem Konstantin Roma tahtını ele geçirmek için harekete geçtiğinde bu üçlü imparatorluk halefine adeta ilham verdiler. Ve böylece Roma üzerine oynanacak büyük savaş başladı.

Konstantin ve askerleri Maxentus(ii)'a karşı Roma önlerinde amansız bir mücadeleye girmişken tüm orduların gözleri önünde daha önce hiç görülmemiş birşey oluverdi. Altında savaştıkları güneş bulutları dört bir yana yararak Konstantin'in tepesinde bir haç oluşturdu ve ilahi sesler Konstantin'e bu savaşı ve Roma tahtını kazanacağını müjdeledi(iii).
Ve bu muhteşem olayın yarattığı etki de kendisi gibi inanılmaz oldu. Konstantin kendisine ilham veren bu ilahi güç ile bir kez daha düşmanlarına hücum etti.

Maxentus ve askerleri Konstantin'in ayakları altında ezilirken o, Roma tahtının yeni sahibi olduğunu ilan ederek 'Muhteşem' lakabını alarak imparatorluğun yeni efendisi oldu.

Ve rüya gerçekleşiyordu işte. Artık Muhteşem Konstantin'in önünde kimse duramazdı!
şimdi bir dizi harekat daha başlayacaktı.

Yükseliş için,
şeref için,
Rüya için.

Image

i--->Rüya: Michael, Konstantinopolis'in kendisi için taşıdığı anlamların bütününe 'Rüya' diyordu. Sonradan Konstantinopolis için kullanılan idol kelimelerden biri haline gelmiştir 'Rüya' sözcüğü.
ii--->Maxentus: Roma tahtı üzerinde hak iddia eden fakat aslında Roma üzerinde resmi hiçbir hakkı bulunmayan birisidir kendisi. Muhtemelen Roma'nın gizli sahiplerinin üyesi olduğu Inconnu'nun, eski üyesi Michael'in güçlenmesini önlemek için öne sürdüğü piyonlardan biridir.
iii--->Lanetliler arasında bu olay Michael'in bir oyunu olarak gösterilmektedir. Yine de Michael'e her soruluşunda o bu tezi reddetmiştir.
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Inconnu'nun Tarihi Boyunca Almış Olduğu En Ağır Yenilgi... Ve Ardından...

"... Ashkali... Roma düştü ve sizin planınız hiçbir işe yaramadı. Artık Roma tahtının sahibi Konstantin ve Roma'da Michael ve aşıklarının elinde. Topluluğumuz bununla büyük bir darbe aldı. Ã?yle ki imparatorluk üzerindeki hakimiyetimiz daha ilk günlerde zayıflamaya başladı..."

Ashkali pekte ciddiye almayan gözlerle etrafındakileri izlemekteydi. Roma'nın kaybedilişinden sonra unutulmuş bir katakombsta zorlukla toplanmış bu konseyde büyük ihtimalle onun yokedilmesi kararı çıkacaktı. Maxentus'u Konstantin'in karşısına çıkaran ve yeterince destek sağlayamayarak Roma'nın kaybedilmesine sebebiyet verenin o olduğunu düşünüyorlardı. Malkavian acıyla gülümseyerek etrafındakilere baktı önce, sonra konuşmayı dinlemeye devam etti...

"...Emrimiz altında savaşan güçler ya kılıçtan geçirildiler, ya da kaçtılar. Aynı şekilde Roma'yı elimizde tutmamıza yarayan iktidar sahipleri de ardarda idam edildiler ve bu şekilde elimizdeki tüm kozlar birer birer yitip gitmekte. Tüm bunların kaynağı ise şüphesiz ki konseyin kendisine fazla güvenen tavrı ve konuyu yeterince ciddiye almamasında yatmaktadır. Bir kaçığın bu işi üstlenmesini onaylamakla yönetimin başıboş tavrı ortaya konmuştur. "

'Heh! Kendi olsa fazla birşey gelecekti elinden sanki!' diye içinden geçirdi Ashkali. 'Ã?özüm yolu bulamayan muhalefet muhalefet değildir.' diye düşündü ardısıra. Ashkali 'ben kendi fikrini sunarak yetki almadan evvel o ve yandaşları suspus oturuyordu kenarda. şimdi başarısızlığın faturasını bize çıkarıyor kendisi. Lanetolasıca iktidar düşkünleri ve lanetolasıca kulisleri'...


"...Tüm bunları birarada toparlayacak olursak, Inconnu iç güçlerinde yardımıyla eski bir Inconnu üyesi olan Michael tarafından tarihinin en büyük yenilgisini almıştır ve gücü neredeyse tükenmiştir.
Bundan sonra yapılması gereken ise konseyin ciddi radikal kararlar almalarıdır. Bazılarımız sonsuz yokoluşa mahkum edilmelidir ve Inconnu'ya verdikleri zararın bedeli her kim olursa olsun onlara ödetilmelidir..."


'Başta seni götürsek nasıl olur adi Lasombra?' diye iç geçirdi Ashkali. Bunca konuşma ve suçlama onu ilgilendirmiyor gibi bir görüntüsü vardı ve bu ortamdan oldukça sıkılmışa benziyordu. Sadede gelselerdi iyi olacaktı. Ölecekse ölsündü. Bu kadar basitti. Bu yüzden kendisini savunma ihtiyacı da hissetmiyordu.

"...Daha fazla konuşmayacağım. Malkavian Ashkali ve yardakçıları oldğu gibi yokedilmeli. Kendilerinin Inconnu'ya vermiş oldukları zarar karşılanamaz boyuttadır.
Ve artık herkesin daha bilinçli kararlar vereceğini umuyorum.
Etarius ailesi adına saygılar sunarım..."


'Sonunda, susmayı biliyor olması da iyi bir gelişme. En azından erdemlilikten nasibini almış'

----------o----------o----------o----------

Ve konseyin sonunda radikal kararlar alınmıştı. Inconnu'nun monitörleri birer birer sorguya çekildi ve suçlular belirlendi. Ardından Inconnu'nun 12 lideri ortak bir ritüel ile başta Malkavian Ashkali olmak üzere tam 10 yaşlı vampiri yokettiler, ki bu Inconnu için adeta bir kıyım demek oluyordu.

Ama olanlar bunlarla sınırlı kalmadı. Konseyin bu toplantısından kısa zaman sonra 12ler konseyinin kendi içinde de yokoluş gerçekleşmeye devam etti. Konsey liderlerinden Kreahas ve Nectius diablerie edildi ve yerlerine Lasombra Ghinatos Etarius ve Setit Mahmud Kemenwati geçti.

Herşey olup bittiğinde artık Inconnu ne kadar başarılı olacaktı bilinmez ama artık hiçbirşeyin eskisi gibi olamayacağı kesindi. Malkavian Ashkali Ikoniar Heiras'ın yokedilmeden önceki son sözleri ise yüzyıllarda yankı bulacaktı...

----------o----------o----------o----------

Niceleri vardır, rüyalarını yaşatmak isteyen. Onlar rüyalarının içinde boğulup gideceklerini asla görememektedirler. Ã?ünkü rüyalarındaki parlak ışığa gözlerini kırpmaksızın bakarlar. Halbuki gözlerini ovuşturup ışıktan ayırmayı deneseler göreceklerdir ki baktıkları ışık onları pür karanlığın içine gömmüştür.
Niceleri vardır, yüzlerine gölgelerden yapılma kapkaranlık birer maske geçirmişlerdir ve bu maske öyle aldatıcıdır ki dışarıdan bakanlar onları ak yüzlü bilgeler sanarlar. Bilmezler ki beyaz, siyahtanda daha siyahtır.




*Arkadaşlar, bu mesajda geçen Inconnu toplantısı tamamiyle benim kurgulamamdır. Bu konuda tam olarak nelerin olup bittiğini araştıramadım, WoD sistem yaratıcıları bu konuda bilgilendirme vermiş mi vermemiş mi bilemiyorum. Kendimce birşeyler yazmaya çalıştım sadece. Bu yüzden eleştirel gözle okumanızda fayda vardır. Kabul edip etmemek size kalmıştır.

NOT: Devamı gelebilir. Ama gelmeyedebilir...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

ROMA'NIN DEV HAÃ?I BİZANS KAPILARINA DAYANIYOR!...
BABA OğUL VE KUTSAL RUH'UN İMPARATOR KONSTANTİN'E YARDIMI VE KUSURSUZ DEğİşİM...
BİZANS... YENİ ROMA... KONSTANTİNOPOLİS...


Gök diye birşey yoktu...

Sadece Boşluk... Kapkaranlık, tarifsiz bir boşluk...

Ve hiçliğin boşluğundan, inancın topraklarına yağan sağanak yağmur.

Muhteşem Konstantin'in savaşçıları, Byzantion kapılarında üstlerine boşalan sağanak yağmura, sırtlarına vuran kırbaç gibi rüzgara, göğüslerine vuran acımasız kılıçlara karşı amansız bir mücadele veriyordu. Savaş naraları göğün acımasız gürlemelerine bir o kadar acı bir şekilde eşlik ederken zaman zaman Bizantion surlarına vuran acımasız dalgalar kaotik savaş ortamının korkutucu havasına gümbürdeyen kuvvetli sesiyle eşlik ediyordu.

"Generalim! Ordumuz havaya rağmen müthiş çarpışıyorlar. Haç'ın ilahi kudreti adeta onların üzerinde. Marmora'dan kıyılara bir çıkarma yapmayı düşünüyoruz. Bunun için karadan da destek istiyoruz. Eleiteirus Limanına gireceğiz. Başka bir grupta Kontoskalion limanına baskın düzenleyecek. Kıyıda düşmanı savuşturduktan sonra surları aşmaya çalışacağız. Bizlere uygun kara desteği sağlanırsa Byzantion'un Büyük Saray'ına kadar kimse bizi durduramaz!"

"Levent! şimdilik Efendi Konstantin'in emirlerini bekliyoruz. Söylediklerinizi kendisine bildireceğiz, fakat şimdilik gemileriniz demirli bekleyin. Zamanı geldiğinde harekete geçeceksiniz!"

"Emirlerinizi bekliyoruz! Emredersiniz Generalim!"

Kara ordusu surlara dalga dalga vururken savaş tüm şiddetiyle devam etmekteydi. Yüksekten bakıldığında yere dev bir göktaşı inmiş gibi kapkara bir leke ve bu lekenin üzerinde oynaşan siyah beyaz nokacıklar göze çarpıyordu. Surların tepesine kalın denizci halatları geriliyor, dev merdivenler dayandırılıyor, kaıplar zorlanıyordu. Tüm bu savaş meydanının gerisinde ise dev bir sembol büyüleyici güzelliğiyle etrafa merhamet saçıyordu.

Roma'nın dev haçı!

Altıni süslemelerle bezenmiş haç onlarca asker tarafınan bir platformun üzerinden taşınırken haçın ilahi kudreti adeta kendini hissetiriyor, savaşçıların azimle savaşmasına, memnuniyetle şehit olmasına şevk veriyordu.

O devasa haçın yakınlarında ise Muhteşem Konstantin danışmanları ile birlikte dört bir yana emirler dağıtıyor, önündeki haritalar ve bilgiler doğrultusunda uygun stratejileri hazırlıyordu. Galibiyet Muhteşem Konstantin'in önüne serilmişt, bunu o da çok iyi biliyordu. Sadece elindeki güçleri en iyi biçimde kullanmalıydı.

...

"Yedikule'ye 7500 asker. Kamplardan!" yazıyı önündeki askere verdi. Aynı anda fırlayan asker atına atlayarak görev bölgesine dönmek üzere hareketlendi.
"Xylokerkos Kapısına saldırıyı güçlendirin, 2500 asker takviye edilsin."
"Bizans asker çıkış kapısına yüklenilsin. Kuzeyden gelen tüm atlılar o tarafa yönelsin!"
"Marmora'dan deniz çıkarması yapılsın. 800 atlı ve 800 piyade ve 2000 kuzeyli destek için gizlice güneye hareketlensin. Yedikule'yi alan askerlerin bir ksımı daha sonra içerden o bölgeye destek çıkacak!"

...

Konstantin'in emirleri bitmek bilmiyordu. Onun yazdığı fermanlar birer birer görevlilere teslim edilirken askerler arsında kuzey ordusunun güneye yöneldiği ve buradan destek alarak şehre girmeyi deneyeceği söylentileri dönmekteydi.

"Muhteşem Konstantin niçin böyle bir taktiksel değişiklik yapıyor Krimen?Söylentileri sende duymuşsundur herhalde. Ordu Bizans'ın güneybatısına yüklenmeye başlayacakmış."

"Bunu bende anlamış değilim Andrea. Roma ele geçirildiğinde de oradayım, ondan önce de Roma ordusunda pek çok muharebede yer aldım, ama Muhteşem Konstantin'in bu yaptığında herhangi bir taktiksel manevra göremiyorum."

"Nasıl yani Krimen?"

"Bak Andrea. Bence bunun bilinen herhangi bir kuşatma taktiği ile alakalı bir noktası yok. Kuşatan ağır yüklü orduları bir noktadan asker ve mühimmatları başka bir noktaya sürmesi hem zaman ve hemde asker kaybıdır. Düşmanın kendi saflarını kuvvetlemesi ve daha diri mücadele vermesi bir yana tabi . Orduların ulaşması gereken noktaya vardıktan sonra yeniden karşısındaki surları dövmeye çabalaması da cabası. Asker sezilerim bana bu manevranın pekte doğru olmadığını söylüyor."

"Doğru söylüyor olabilirsin Krimen. Ama o Konstantin. Muhteşem Konstantin. Roma'yı ele geçirirken onu görmedi mi. Ismael'in elindeki haça uzanışını... O gün ne kutlu bir gündü. Bizans'a da bunun için geldik. Belki de ona böyle bir tatik izlemesini de yine kudretli melekler fısıldamıştır ha ne dersin?"

"Hmmrrhhh... belki de... Kimbilir... Konstantin'in yüceliğine sığınıyoruz hepimiz..."

"Bak Krimen"gerilerinde bıraktıkları dev haçı gösterdi Andrea;
"Tanrının bizlere lütfu, bu büyük haç bizim saflarımızda ilerlerken hiçbir düşmana kaybetme ihtimalimiz yok."

"Tanrı Romalıları korusun ve yüceltsin!"


Image

NOT:
i--->Konstantin'in Bizans'ın ele geçirilmesi sırasında yapmış olduğu ani taktiksel değişiklik, kuzeyden gelen kuşatma ordusunu hızla en güneye çekmesi vampir topluu araasında kendilerinin Romalılara sunduğu büyük bir zafer olarak öngörülür. Denirki güneyden gelen deniz ordusu Toreadorların yardımıyla çıkarmayı başarıyla tamamlamış ve Ventruelerin askeri birlikleri içerden kışkırtmasıyla düşmanın adaptasyonu bozulmuştu. Bizans askerleri kendi saflarında bulunan kuvvetlerin düşman saflarına geçerek Bizans'a karşı savaştığını görmüşler fakat bunu bir başkasına anlatacak kadar yaşama fırsatını bulamamışlardı. Bizans askerleri güneyde tümden kıyılırken, güneybatıdaki devasa kara ordusu Bizans'ın muhteşem Akoimetai keşişlerinin Tzimisce Dracon idaresi altında içerden yardımıyla bu bölgeyi ele geçirmeyi başarmış ve güneyden hızla ve beraber hareket ederek şehre girmişlerdi.
Böylece Muhteşem Konstantin'in orduları Ã?sküdarda dahil olmak üzere bütün Bizans Konstantin'in mutlak zaferine boyu eğdi. Konstantin'in Bizans'a sığınan kardeşi licius burada tekrar yakalandı. Bizans yönetimi sona erdirildi...

ii--->7 sayısı. Muhteşem Konstantin'in uğruna inandığı sayıdır. "Bana etrafında yedi gezegenin dolaştığı bir güneş gibi bakın" der.
Muhteşem Konstantin şehrin kara tarafında yaptırdığı surda yedi kapı açmış ve Roma ileri gelenlerinden yedi kişiyi buraya getirtmiş, Yedi Kandil denilen divanhanesinde yedi bölüklük bir hassa kuvveti teşkil etmiştir. Ve bu yedi tepe üzerinde büyük ve mamur Konstantinopolis'i kurmuştur. Toreador Mchael'in gözünde 7 sayısı gizli bir kuvvete haizdir. Rüya'nın fikir babsı Michael bu gizemli rakamın Konstantinopolis'in geleceği ve aynı zamanda vampir toplumununda geleceği ile derin alakası olduğunu savunur.

iii--->NOT: Devamı gelebilir. Ama gelmeyedebilir...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Özgünüm arkadaşlar. Daha uzunca bir süre daha bu yazı dizisinin devamını getiremeyeceğim. Nedeni benim üşengeçliğim ve giriştiğim işlerdeki yoğunluğum.

Yine de bu başlığın Constantinople by Night üzerine bir bilgilendirme başlığı olmasını istediğimden ötürü Konstantinopolis ve Roma'nın ele geçirilmesinden sonra gelişen olayları buraya ekleyeceğim.

Bunun dışında, Constantinople by Night üzerine sorularınız olursa bana özel mesaj veya e-mail yolu ile ulaşabilirsiniz. Olabildiğince yardımcı olmaya çalışırım...

********************

Inconnu, tarihinin en büyük yenilgisini birkaç yüzyıl öncesine kadar en güçlü üyelerinden biri olarak bildiği Michael’den almıştı. O, Antonius ve Dracon kısa sürede Konstantinopolis gecelerinde daha önce hiçbir şehirde görülmemiş bir yönetim kurdular. Hristiyanlıktaki baba, oğul ve kutsal ruh üçlemesini kendilerine uyarladılar. ”Baba” Michael ailenin ve “rüyanın” yöneticisiydi. “Oğul” Antonius ev evlatları askeri kuvveti ellerinde bulunduruyorlardı. “Kutsal Ruh” Dracon ise şehrin ruhani yöneticisi ve Konstantinopolis’e özgü Akoimetai keşişler düzeninin sahibiydi.

Her aile başka aileleri diğerininde onayı ile koruması altına alabilirdi. Bu aileler imtiyazlı aileler olarak adlandırılıyordu ve şehirde üçleme dışında tek söz sahibi bunlardı. Herhangi bir yönetici veya imtiyazlı aileye mensup olmayanlar ise hemen hemen hiçbir hakka sahip olmayan yabancılardı ve kaderleri üçlemenin elleriyle dilleri arasındaydı.

İlk başlarda, daha şehrin gece gece nüfusu fazla kalabalık değilken çok ciddiye alınmayan bu aileler sisteminin gerekliliği Batı Roma yıkıldıktan sonra ortaya çıktı. Odoacer’in Vandal sürülerinin istila ettiği Roma’dan kaçan vampirler Konstantinopolis’e akın ettiler ancak şehir bu göçü kaldıramayacağını görüp kapılarını kapattı. Pek çok vampir Konstantinopolis surlarının önünde şafağı bekledi ve acilen toplanan konsülde ilk imtiyazlı aileler seçildi. Üçlemenin şehre ilk gelişinde onlara babası Ectoris’in kalbine kazık saplanmış bedenini veren Lasombra Magnus Michael tarafından tarafından, şehrin kurucusu Cappadocian Byzar’ın kızı Alexia Theusa ve hukukla ilgilenen Brujah ailesi Hexor ise Antonius tarafından imtiyaz sahibi yapıldı. Ölümlü yıllarda Alexia hem Antonius’a hemde ölümlü imparatorların çoğuna danışman oldu. Lexor ailesi tüm üçlemeye tavsiyeler sunan bir senato yerini aldı, Magnus ise klanının batıda yürüdüğü yolda yürüyüp. Ortodoksluk doktrininin gelişmesine önayak oldu. Bu konsülden on yıl kadar sonra Michael diğer iki ailenin şaşkın itirazlarına rağmen Khay’tall isimli bu tartışmanın Setite’a imtiyaz ve aile kurma izni verdi verdi. Bu ikili daha Konstantinopolis kurulmadan yüzyıllar önce karşılaşmış ve Michael’in cennet rüyasını tartışmışlardı. Khay’tall bu tartışmanın sonunda Michael’i her cennetin içersinde bir yılanın olması gerektiğine ikna etmişti. Ve bu sayede de şehrin yılanı olmaya hak kazanmıştı.

Konstantinopolis bu şekilde 325 senesindeki kurtuluşundan İmparator Justinian’ın yönetiminin sonuna kadar tam bir altın çağ yaşadı. Üçlemenin kurduğu düzen kususrsuz işliyordu ve âşıklar( Michael, Antonius, Dracon) kurdukları cennet hayaline kavuşmuş gibiydiler. Michael artık Ayasofya Kilisesinde barınıyordu, tüm şehir baştan başa birbirinden güzel mimari eserlerle bezenmiş, hatat imparatorluk sarayı tam bir harikalar labirentine dönüşmüştü.

Ancak Justinian’ın ölümünü takip eden yıllar ölüm ölüm ve karanlığı beraberinde getirdi. Salgınlar, savaş tehdidi ve imparator Phocas’ın kanlı idaresi imparatorluğu da, üçlemenin arasındaki bağları da zayıflatmaya başlamıştı. Sonunda 689 senesinde Michael iki sevgilisinin arasındaki uzaklığı kapatmak için birbirinden güzel iki kardeşi onlara hediye etti. İsimleri Symeon ve Gesu olan bu kardeşler uygun yaşa geldiklerine embrace edilecekler ve ailelerin örnek evlatları olarak yetiştirileceklerdi.

Ancak olaylar Michael’in istediği gibi yürümedi. Büyük kardeş Gesu embrace edildikten sonra torpora girdi ve Dracon’un ailesinde üyük bir üzüntü yaşandı. Gesu bir süre sonra ölüm uykusundan kurtuldu ancak uyandığı andaki açlığı ile Symeon’un tüm kanını emdi ve onu embrace etti. Söz verilmiş evladının elinden alınmasından sonra deliye dönen Antonius manipülasyonlarıyla İkona Kırıcılık dönemine başladı. Gerek halk gerekse Ventrue emrindeki pek çok vampir Tzimisce manastırlarını tahrip etti ve pek çok keşişi öldürdü.
796 senesinde Rüya’nın kaderini etkileyecek olan konsül kararı Antonius’tan habersiz yapıldı. Antonius’un evlatları Caius ve Septima babalarının idamını eteklif ettiler. Michael ve Dracon bu teklifi kabul etmek zorunda kaldı. Ertesi akşam Antonius öldürüldü ve Caius onun yerini aldı.

Bu yıkıcı karar imparatorluğa uzun yıllar sürecek bir istikrar sağladıysa da trajik sonun başlangıcı oldu. Olayların omuzlarına yüklediği suçluluğu artık kaldıramayan Dracon ailesinin yönetimini Gesu’ya devredip bir daha dönmemek üzere şehri terk etti. Bir aşığın ölümüne, ötekinin ise sonsuza dek onu terk etmesine sebep olan Michael iseyavaş yavaş çıldırmaya başladı. İlerleyen yıllarda deliliği kendini Başmelek Mikail ilan etmeye kadar geldi, ancak o denli kudretli ve güzeldi ki bu delilik onun yokolmasına değil evlatlarının tamamının ve pek çok başka vampirin onu idolleştiren bir tarikat kurmasına sebep oldu.

Michael’in yerini onun deliliğinden etkilenmeyen tek evladı Petronius aldı, ancak yeni konsül asla eskisi kadar güçlü olamadı. Zamanla Venedik piskoposu Lasombra Narses şehirde önce Venedikliler, sonra tüm Latinler için imtiyazlı bir bölge ele geçirdi. Avrupadan gelen pek çok soysuz vampir bu yöreye doluştu. Sonuçta sürekli haydutluk ve korsanlıkla gerilen Venedik-Konstantinopolis ilişkisi Venediğin Papa III. Innocentus’u IV. Haçlı Seferine ikna etmesiyle son buldu.

Haçlı ordusu Kudüs’e asla varmadı, ancak Konstantinopolis’i yağmaladılar. Rüyalar şehri Yeni Roma yedi gün boyunca yandı, yağmalandı ve şehrin vampirlerinin hemen hepsi, Michael’de dâhil olmak üzere, yok oldu...

Evrim "Monachus" Ã?nal
FRP&Magic
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest