Büyük savaşın ardından...
Posted: Sat Apr 08, 2006 4:45 am
Kızgın bir günün gece yarısıydı.. Kızgın bir gün olmuştu çünkü ardında bir çok ölü ve bir çok da yetim bırakmıştı. Kızgın bir gün olmuştu çünkü ölülerin çoğu tanrılarının yanına emin adımlarla yürüyememişlerdi. Altın Ova savaşından sağ ayrılanlardan biri de Tearol'du. O genç yaşına rağmen bu savaşta ön saflarda yer almıştı. Kılıcını kalbinin üzerinde taşımış, onurunu dudaklarına almıştı. Babasının ona on dördünde armağan ettiği kılıç belki de bugün onu ölülerin tanrısının yanına gitmekten kurtarmıştı. Ama Altın Ova'da olan o savaşı gören biri olsaydı kudretin kılıçta değil de genç Tearol'da olduğunu rahatça söyleyebilirdi.
Tearol vücudundaki bir kaç derin kesikle iri bir meşe ağacının altında uyuyordu. Rüzgar tanrısı elleriyle onun suratını okşadığında, nefesini üzerine boşalttığında genç Taeron rahatsızca yerinde döndü. Ã?şümesine engel olmak için kollarını sıkıca birbirine doladı. Ama rüzgar tanrısı bu gece onu rahat bırakacakmış gibi görünmüyordu. Tekrar şiddetli bir esinti olduğunda Tearol da yerinden aniden fırladı. Ter içindeki vücudu hızlıca inip kalkıyordu. Ama önemli olan ter içinde kalan vücudu ya da derin yaraları değildi. Önemli olan karşısında onu izleyen garip figürdü...
Tearol vücudundaki bir kaç derin kesikle iri bir meşe ağacının altında uyuyordu. Rüzgar tanrısı elleriyle onun suratını okşadığında, nefesini üzerine boşalttığında genç Taeron rahatsızca yerinde döndü. Ã?şümesine engel olmak için kollarını sıkıca birbirine doladı. Ama rüzgar tanrısı bu gece onu rahat bırakacakmış gibi görünmüyordu. Tekrar şiddetli bir esinti olduğunda Tearol da yerinden aniden fırladı. Ter içindeki vücudu hızlıca inip kalkıyordu. Ama önemli olan ter içinde kalan vücudu ya da derin yaraları değildi. Önemli olan karşısında onu izleyen garip figürdü...