kamp ateşi rutinleri
Posted: Tue Mar 28, 2006 1:45 am
Yaktığı ateşin başında oturmuş piposunu içiyordu. Bir yandanda etrafı kontrol etmekteydi. İzleniyor muydu? Oturduğu yerden uzun uzun baktı etrafa ve uzun uzun dinledi.
Kıyafeti -çok olmasada- gösterişliydi. Üstündekiler temiz, saçları düzgün. Oturuşu tam bir soylu gibiydi.
Soğukkanlılıkla yaptıklarını düşünmeye başladı. Yüz hatları ne kadar ciddi olduğunu gösteriyordu. Neyin peşindeydi, sınav olarak gördüğü bu iş ne için gerekliydi? Planları vardı takiiki. Her zaman planları olurdu zaten.
Bu onda hastalık haline gelmişti. En ufak sorunu bile inceler, etüt eder, arkasında yatanları tesbit eder ve ona göre hareket ederdi. Bazen kendi bile farkında olmazdı bunun. Refleks gibi, kendi kendine. Bu onun için nefes almak gibiydi. Ayrıntıları severdi. Belki bu yüzden rogue olmayı seçmişti.
"Sınava kim girmeli" diye sordu kendi kendine."Enesra'mı yoksa Nilup'mu? Yoksa Demir'i mi sokmalıyım sınava." Demir aslında kısaltmaydı. Demir leblebi derlerdi karakterlerinden birine. Kısaca Demir... Enesra'da kara kıldı.
Piposunu ve tütün kesesini ateşin içine attı, gösterişli bir pipoydu. Yerine çantasından daha sadesini çıkardı.Yeni tütününün aroması farklıydı. Soyunmaya başladı sonra. Ã?antadan çıkardığı kıyafetlerin bazılarını üzerine geçirdi, eskilerini ve bazılarınıda yaktı. Yüzüklerini ve kolyesini çıkardı. Koluna basit, deri bir bileklik taktı. Ã?antasından çıkardığı çam sakızını attı ağzına. Aynasını eline aldı sonra. Ã?nce saçlarını dağıttı, ıslattı. Sonrada uçlarından kesmeye başladı. Sakallarını kısalttı sonra. Artık az öncesine nazaran daha genç ve daha basit görünüyordu. Yirmi altı yaşındaydı. İnsan ırkı için güzel bir yaş.
Artık bir çaylak gibi oturuyordu. Meraklı gözlerle etrafa baktı.Ateşin ve ateşe attıklarının sönmesini bekledi. Bitirici darbeyi yaparken aynı zamanda tuvalet ihtiyacını gideriyordu. Islık çalarak toparlanmaya başladı. Dudaklarının arasından çıkan melodiyi orta halli bir hanın kalabalık akşamlarında duymanız mümkündü.
"Gidelim bakalım" dedi. Konuşma tarzı değişmişti, artık varoş ağzıyla konuşuyordu. "Efendi tam olarak nereye gideceğimi ve neden beni seçtiğini söylemedi. Enesra'yı seçtiğine göre vardır bir bildiği." Yürümeye başladı.
Kıyafeti -çok olmasada- gösterişliydi. Üstündekiler temiz, saçları düzgün. Oturuşu tam bir soylu gibiydi.
Soğukkanlılıkla yaptıklarını düşünmeye başladı. Yüz hatları ne kadar ciddi olduğunu gösteriyordu. Neyin peşindeydi, sınav olarak gördüğü bu iş ne için gerekliydi? Planları vardı takiiki. Her zaman planları olurdu zaten.
Bu onda hastalık haline gelmişti. En ufak sorunu bile inceler, etüt eder, arkasında yatanları tesbit eder ve ona göre hareket ederdi. Bazen kendi bile farkında olmazdı bunun. Refleks gibi, kendi kendine. Bu onun için nefes almak gibiydi. Ayrıntıları severdi. Belki bu yüzden rogue olmayı seçmişti.
"Sınava kim girmeli" diye sordu kendi kendine."Enesra'mı yoksa Nilup'mu? Yoksa Demir'i mi sokmalıyım sınava." Demir aslında kısaltmaydı. Demir leblebi derlerdi karakterlerinden birine. Kısaca Demir... Enesra'da kara kıldı.
Piposunu ve tütün kesesini ateşin içine attı, gösterişli bir pipoydu. Yerine çantasından daha sadesini çıkardı.Yeni tütününün aroması farklıydı. Soyunmaya başladı sonra. Ã?antadan çıkardığı kıyafetlerin bazılarını üzerine geçirdi, eskilerini ve bazılarınıda yaktı. Yüzüklerini ve kolyesini çıkardı. Koluna basit, deri bir bileklik taktı. Ã?antasından çıkardığı çam sakızını attı ağzına. Aynasını eline aldı sonra. Ã?nce saçlarını dağıttı, ıslattı. Sonrada uçlarından kesmeye başladı. Sakallarını kısalttı sonra. Artık az öncesine nazaran daha genç ve daha basit görünüyordu. Yirmi altı yaşındaydı. İnsan ırkı için güzel bir yaş.
Artık bir çaylak gibi oturuyordu. Meraklı gözlerle etrafa baktı.Ateşin ve ateşe attıklarının sönmesini bekledi. Bitirici darbeyi yaparken aynı zamanda tuvalet ihtiyacını gideriyordu. Islık çalarak toparlanmaya başladı. Dudaklarının arasından çıkan melodiyi orta halli bir hanın kalabalık akşamlarında duymanız mümkündü.
"Gidelim bakalım" dedi. Konuşma tarzı değişmişti, artık varoş ağzıyla konuşuyordu. "Efendi tam olarak nereye gideceğimi ve neden beni seçtiğini söylemedi. Enesra'yı seçtiğine göre vardır bir bildiği." Yürümeye başladı.