Larek bebeği kucakladığı gibi, arkasına bakmadan kalabalığın arasından geçti ve nehrin kıyısındaki kayığına doğru seyirtti.Meraklı bakışlardan ve kalabalıktan mümkün olduğunca çabuk uzaklaşmak istiyordu ama koşarak gereğinden fazla dikkat çekmek de istemiyordu.O adımlarını hızlandırırken yağmurda hızını artırıyor,çakan şimşeklerin gürültüsü ile bebeğin kulakları sağır edercesine haykırışları birbirine karışıyordu....
Bir an bile duraksamadan yürüyor,bir yandan da bebeğe göz atmayı ihmal etmiyordu.Bebek sanki kötü kaderine isyan edercesine haykırıyordu,hiç durmadan.Bakışlarında kin ve güvensizlik vardı.Gücü olsa idi muhtemelen onun kollarından da kurtulmaya çalışırdı.
Larek bunları düşünürken,gözüne nehrin kıyısındaki kayığı ilişmişti.Lakin aynı anda da yalnız olmadığını hissetti.Larek bir keşişti,mevcut hislerini geliştirip onları kullanmayı öğrenebilmek için çok uzun ve zorlu eğitimlerden geçmişti.Hisleri şu an normal bir insanınkinden çok ileri düzeyde idi.Ã?oğu kez duymadan anlayabilir,bakmadan görebilirdi.Tıpkı şuanda da olduğu gibi.Hislerinden emindi;yalnız değildi.Bir yandan zihninden bunları geçirirken bir yandan da adımlarını hızlandırmıştı.Kayığa kalan az bir yolunu da bir çırpıda geçmeye niyetlendi ama koşmaya da hiç niyeti yoktu.Bebeği kaçırmıyordu sadece ait olmadığı bir yerden,ait olabiliceği başka bir yer aramak için kurtarmıştı.Hayır,bir hırsız gibi kaçmayacaktı...
Yoluna hızını koruyarak devam etti.Göle yaklaştıkça zemin bataklığa dönüşmüştü.Takipçisinin artık koştuğunu duymaya başladığında onun,yabayı elinden düşürdüğü gözü dönmüş adam olmadığını anladı.Başka biriydi...
Çok geçmeden adam arkasında bitmişti.Bakmasa da biliyordu.Nefesi ensesindeydi.Bir an için kıpırdamadı.Nefes bile almadı.Sadece tek bir hareket bekledi o an için.Adam aynen beklediği gibi,elini boynuna doğru sarmaya çalışarak keşişin beklediğini yaptı ama daha keşişe dokunamadan,bataklığın içinde buldu kendini....
Keşiş hemen eğilip adamın başını bataklıktan çıkardı ve yüzünü görebiliceği şekilde kendine çevirdi.Adamın yüzünü görür görmez zihninde bağzı resimler canlanmıştı.Gözü dönmüş adamın hemen arkasında durduğu bir resim de, bunların arasında idi.Genç bir yüzdü.Zamanın oluşturduğu çizgilerden henüz nasibini almamıştı.Kim bilir,belkide bebeğin annesinin,sevgilisi idi...
Zihninde bunlar dönüp dururken birden adamın konuşmaya çabaladığını fark etti ve onu ayağa kaldırdı.Bu arada adama karşı yan bir duruş alıp, bebeği korunaklı tarafına almıştı.Adam tükürükler saçarak haykırıyordu,sinirden haykırışları titrek bir tını almıştı.Keşişin bu tını içinden seçebildiği : "ver o piç kurusunu .......verde o ucubenin bağarsaklarını çıkarayım ....başka bir yolu yok bunun!......eğer beni engellemeye kalkarsan senide mıhlarım...umrumda da olmaz.." olmuştu.Bu sözler üzerine keşiş tek kelime bile etmedi.Sadece bakışlarını bataklıktan kaldırıp,adamın bakışları ile karşı karşıya gelicek şekilde tuttu.Bakışlarına normal bir insana ait olamıyıcak donuk bir karanlık hakimdi.Bu karanlığı göz bebeklerine yansıyan şimşekler bozuyordu sadece.şimşekler keşişin donuk göz bebeklerinden yansıyor ve ordan da fırlayarak kör edercesine adamınkilere saplanıyordu sanki...
Keşişin bakışlarında acıma yoktu.Aslına bakılırsa herhangi bir duygu belirtisi de yoktu.Tek bir tanesi dışında: "kararlılık".Adam da bu kararlılığı açıkça okuyabiliyordu keşişin gözlerinde.Ve bu derhal, zaten titremekte olan cesaretini tümüyle yok etti.Arkasından, zihnindeki kelimeler onu iğnelemeye başlarken, engel olamadığı bir titreme sarmıştı tüm vücudunu.Elindeki bıçak dahi avuçları içinden,bataklığın derinliklerine kaçarak cesareti ile birlikte onu terk etmişti.Sadece ruhunu iğneleyen kelimeler kalmıştı elinde.O an acizliği tüm benliğinde hissetti,kaçmalıydı,arkasına bile dönüp bakmadan koşmalıydı,ayaklarının onu götürebileceği tüm süratle hemde.Tek istediği onu sürekli yargılıyan ve yaralayan,geçmişin gölgesinde kalmış ne kadar günahı varsa yüzüne tekrar tekrar vuran bakışlardan kaçmaktı.O da öyle yaptı.İçinde bulunduğu kafesten ruhunu kurtarabildiği bir anda,döndü ve bir kere dahi arkasına bakmadan kaçtı.
Karşılaştığı mezarından çıkmış lanetli bir hortlak değildi.Onu vicdanı ile baş başa bırakan bakışlardı sadece.Lakin muhtemelen nefes alan yada almayan her varlığa,vicdanın yarattığı azaptan daha çok acı veren bir şey olamazdı"
Keşiş bi süre adamın arkasından bakarken,zihninde adamın gözlerinde gördüğü korku ve pişmanlıklar canlandı."Her insan_" diye fısıldayarak başladı.Artık ağlaması durmuş,başına ne geleceğinden habersiz,korkan bakışlarla onu izleyen bebeğe:"_pişmanlık taşıyan bir kalp taşır.Yeterki bu pişmanlığını hissedebiliceği,kaderin damarlı yollarından birine sapabilsin""diye bitirirken"
Keşiş bebeği cübbesine daha sıkı sararken,bir eli ile kayığı göle doğru iterek,kayığa bindi ve zaman kaybetmeden küreklere asılmaya başladı.Her kürek çekişinde,hayata gözlerini talihsiz bir kaderle açan bebek,bu talihin doğduğu yerden ve annesinden uzaklaşıyordu.Yavaşça ama onu ölümden çekip alan ve sahiplenen kişinin kendinden emin ruhuyla"..